6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali | Kararın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6438 E. 2024/3938 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azlık hakları objektif iyi niyet kuralı kar dağıtımı huzur hakkı delil niteliği kesin delil kar payı tasdik kararı olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali davadan feragat maddi hata iş bölümü anonim şirket kâr dağıtımı feragat kâr payı yönetim kurulu kararı dava sebebi yükleten (shipper) karar verilmesine yer olmadığına kesin hüküm e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 333

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

dava, anonim şirket genel kurulunda bir kısım gündem maddeleriyle alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davalı şirketin 28.05.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesi ile “yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ücretlerinin aylık net 19.500,00 TL olarak, denetçi ücretinin de 4.500,00 TL olarak belirlenmesi” konusunda karar alınmıştır. Birleşen davada davacılar vekili, anılan ücretlerin fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın iptalini talep etmiştir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Asıl ve birleşen dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 333. maddesinde, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemiş ise umumi heyetçe tayin olunacağı hükmü düzenlenmiştir. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulu ve denetçilerin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında şirketin defter ve kayıtları ile mali yapısı hakkında bu yönde ayrıntılı bir incelenme bulunmamaktadır. Yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulu ve denetçilerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin defter ve kayıtları celp edilip açıklanan şekilde araştırma ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.05.2010 tarihli genel kurulunun 10 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu huzur hakkı ücretleri ile denetçi ücretlerinin tespitine ilişkin karar alındığı, kararın yönetim kurulu üyeleri ile ilgili bölümü yönünden davalı şirketin geçmiş dönemlerde de yönetim kurulu üyelerine yüksek ücretler ödediği ve söz konusu yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile ilgili davalar açıldığı ve iptal kararları alındığı, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/746 E. 2013/144 K. sayılı dosyasında davalı şirketin 2009 yılına ilişkin yapılan 27.06.2010 tarihli genel kurulda 10 uncu madde olarak alınan ve yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin 19.500,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin kararın iptaline karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, eldeki davaya konu edilen genel kurulun ise davalı şirketin 2008 yılına ilişkin genel kurul olduğu, 2009 yılı için objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, yönetim kurulu dışında kalan pay sahiplerinin zararına olarak kar payı haklarını zayıflattığı gerekçesiyle iptal edilen rakamın bir yıl öncesi olan 2008 yılı için evleviyetle fahiş, objektif iyi niyet kurallarına aykırı ve yönetim kurulu dışında kalan pay sahiplerinin zararına olarak kar payı haklarını zayıflatan nitelikte bir rakam olduğu ve bu hususlarda Mahkemenin dosyası yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu bu hususlar göz önüne alındığında 28.05.2010 tarihli genel kurulun 10 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyeleri için takdir edilen aylık net 19.500,00 TL tutarındaki ücretin iptaline karar verilmesi gerektiği, kararın denetim kurulu üyeleri ile ilgili bölümü yönünden denetçi olarak görev yapan kişiye başlangıçta daha az ücret ödenmesine rağmen daha sonra bu ücretin yüksek bir miktara ulaşmış olmasının şirketin büyüyen iş kapasitesi içinde denetçinin üstlendiği işin de artması sebebiyle makul olduğu ve iptalini gerektiren bir sebebin bulunmadığının tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı, asıl dava dosyası yönünden verilen 10.12.2015 tarihli davanın vaki feragate binaen reddine dair verilen karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden asıl dava ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosya yönünden ise davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.05.2010 tarihinde yapılan 2008 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ücreti ile ilgili bölümünün iptaline, denetim kurulu üyelerinin ücreti ile bölümün iptali talebinin ve davacının fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; asıl dava dosyası ile ilgili 10.12.2015 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden asıl dava dosyası ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava ile ilgili; davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.05.2010 tarihinde yapılan 2008 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ücreti ile ilgili bölümünün iptaline, denetim kurulu üyelerinin ücreti ile bölümün iptali talebinin reddine, fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında belirtilen kararın kesin delil olamayacağını, iki dava arasında ilinti olmadığını, ilk karar öncesi kararlaştırılan ücretin şirket işleyişine, şirketin geçmişten gelen uygulamalarına uygun olduğunun değerlendirildiğini, salt önceki yılın ücretinin iptal edilmiş olmasının kararın iptalini gerektirmediğini, dosyada yer alan başka şirket yönetim kurulu ücretlerine, geçmiş uygulamalara ve şirketin mali durumuna göre genel kurul kararının makul ve yerinde olduğunu, belirlenen ücretin azlık haklarını ihlal edici veya fahiş olmadığını, nitekim davalardan ...'in 2005 yılı için yönetim kurulu başkan ve yardımcısı için takdir edilen 15.000,00 TL'yi o dönem kendisi yönetim kurulundayken savunduğunu, şirketin kaynaklarının korunduğunun, bu kaynaklarla sağlanan karın yıllar içinde artış gösterdiğinin, şirketin 5 farklı işletmede 41 çalışanı olduğunun, yöneticilerin şirketle yoğun şekilde ilgilenmek durumunda olduğunun, yönetim kurulu ücretinin tüm ücret ödemelerinin %27'sine; tüm gelirlerin %4,67'sine tekabül ettiğinin, müvekkili şirkette yönetim kurulu üyelerine başkaca ücret verilmediğinin de dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, önceki karar, bu kararı temyiz edenin sıfatı ve temyizinin içeriği ile Dairemizin bozma ilamı gözetilerek gelinen noktada, davacıların ortağı olduğu davalı şirketin 2009 yılına ilişkin 28.05.2010 tarihli genel kurulunda alınan 10 nolu kararın iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 381 inci maddesi,

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali | Kararın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2292 E. 2019/1682 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali, Kararın iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Genel kurul kararının iptali | Kararın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18093 E. 2015/12978 K.

    Ortak: · Genel kurul kararının iptali, Kararın iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17485 E. 2015/12140 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3253 E. 2017/7015 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/336 E. 2019/8055 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6119 E. 2022/3174 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6438 E.  ,  2024/3938 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/858 Esas, 2023/644 Karar

HÜKÜM

Asıl davada yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada genel kurul kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, birleşen dava yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL ve BİRLEŞEN DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı anonim şirketin ortaklarından olup 28.05.2010 tarihli 2008 yılı şirket genel kurulunda alınan kararların kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 28.05.2010 tarihli genel kurulunda 5,6,7,8,9 ve 10 maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı anonim şirketin ortakları olduklarını 28.05.2010 tarihli 2008 yılı şirket genel kurulunda alınan kararların kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 28.05.2010 tarihli genel kurulunda 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 maddeleri ile alınan kararların iptalini talep etmiştir.

II. ASIL ve BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirir bir hususun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 10.12.2015 tarih, 2010/499 E. ve 2015/1088 K. sayılı kararı ile asıl dava dosyası yönünden davacı ... vekillerinin davadan feragat ettiklerine dair dilekçe sundukları, davadan feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, davalı şirketin 28.05.2010 tarihli genel kurulunda 5 numaralı gündem maddesiyle alınan bilanço ve gelir gider tablosunun tasdikine ilişkin kararın, 6 numaralı gündem maddesiyle alınan yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın, 7 numaralı gündem maddesiyle alınan denetçinin ibrasına ilişkin kararın, 8 numaralı gündem maddesiyle alınan kar dağıtımına ilişkin kararın, 10 numaralı gündem maddesiyle alınan yönetim kurulu huzur hakkı ile denetçi ücretlerinin tespitine ilişkin kararların iptalini gerekli kılacak herhangi bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle vaki feragate binaen asıl davanın reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiş, karar birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 28.02.2019 tarih, 2017/2292 E. ve 2019/1682 K. sayılı kararıyla;

" 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına asıl ve birleşen davada davalı “... İnşaat Turizm Tarım Gıda Hayvancılık San. Ve Tic. A.Ş.”nin ünvanının karar başlığında “... İnşaat” şeklinde gösterilmesinin maddi hata niteliğinde bulunup mahallinde her zaman düzeltilebilecek olmasına göre, birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Asıl ve birleşen dava, anonim şirket genel kurulunda bir kısım gündem maddeleriyle alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davalı şirketin 28.05.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesi ile “yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ücretlerinin aylık net 19.500,00 TL olarak, denetçi ücretinin de 4.500,00 TL olarak belirlenmesi” konusunda karar alınmıştır. Birleşen davada davacılar vekili, anılan ücretlerin fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın iptalini talep etmiştir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Asıl ve birleşen dava konusu genel kurul ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 333. maddesinde, aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas mukavelede tayin edilmemiş ise umumi heyetçe tayin olunacağı hükmü düzenlenmiştir. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulu ve denetçilerin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında şirketin defter ve kayıtları ile mali yapısı hakkında bu yönde ayrıntılı bir incelenme bulunmamaktadır.

Yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulu ve denetçilerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin defter ve kayıtları celp edilip açıklanan şekilde araştırma ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.05.2010 tarihli genel kurulunun 10 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu huzur hakkı ücretleri ile denetçi ücretlerinin tespitine ilişkin karar alındığı, kararın yönetim kurulu üyeleri ile ilgili bölümü yönünden davalı şirketin geçmiş dönemlerde de yönetim kurulu üyelerine yüksek ücretler ödediği ve söz konusu yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile ilgili davalar açıldığı ve iptal kararları alındığı, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/746 E. 2013/144 K. sayılı dosyasında davalı şirketin 2009 yılına ilişkin yapılan 27.06.2010 tarihli genel kurulda 10 uncu madde olarak alınan ve yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin 19.500,00 TL olarak belirlenmesine ilişkin kararın iptaline karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, eldeki davaya konu edilen genel kurulun ise davalı şirketin 2008 yılına ilişkin genel kurul olduğu, 2009 yılı için objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, yönetim kurulu dışında kalan pay sahiplerinin zararına olarak kar payı haklarını zayıflattığı gerekçesiyle iptal edilen rakamın bir yıl öncesi olan 2008 yılı için evleviyetle fahiş, objektif iyi niyet kurallarına aykırı ve yönetim kurulu dışında kalan pay sahiplerinin zararına olarak kar payı haklarını zayıflatan nitelikte bir rakam olduğu ve bu hususlarda Mahkemenin dosyası yönünden kesin delil niteliğinde bulunduğu bu hususlar göz önüne alındığında 28.05.2010 tarihli genel kurulun 10 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyeleri için takdir edilen aylık net 19.500,00 TL tutarındaki ücretin iptaline karar verilmesi gerektiği, kararın denetim kurulu üyeleri ile ilgili bölümü yönünden denetçi olarak görev yapan kişiye başlangıçta daha az ücret ödenmesine rağmen daha sonra bu ücretin yüksek bir miktara ulaşmış olmasının şirketin büyüyen iş kapasitesi içinde denetçinin üstlendiği işin de artması sebebiyle makul olduğu ve iptalini gerektiren bir sebebin bulunmadığının tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı, asıl dava dosyası yönünden verilen 10.12.2015 tarihli davanın vaki feragate binaen reddine dair verilen karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden asıl dava ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosya yönünden ise davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.05.2010 tarihinde yapılan 2008 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ücreti ile ilgili bölümünün iptaline, denetim kurulu üyelerinin ücreti ile bölümün iptali talebinin ve davacının fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle;

asıl dava dosyası ile ilgili 10.12.2015 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden asıl dava dosyası ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava ile ilgili; davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.05.2010 tarihinde yapılan 2008 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın yönetim kurulu üyelerinin ücreti ile ilgili bölümünün iptaline, denetim kurulu üyelerinin ücreti ile bölümün iptali talebinin reddine, fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında belirtilen kararın kesin delil olamayacağını, iki dava arasında ilinti olmadığını, ilk karar öncesi kararlaştırılan ücretin şirket işleyişine, şirketin geçmişten gelen uygulamalarına uygun olduğunun değerlendirildiğini, salt önceki yılın ücretinin iptal edilmiş olmasının kararın iptalini gerektirmediğini, dosyada yer alan başka şirket yönetim kurulu ücretlerine, geçmiş uygulamalara ve şirketin mali durumuna göre genel kurul kararının makul ve yerinde olduğunu, belirlenen ücretin azlık haklarını ihlal edici veya fahiş olmadığını, nitekim davalardan ...'in 2005 yılı için yönetim kurulu başkan ve yardımcısı için takdir edilen 15.000,00 TL'yi o dönem kendisi yönetim kurulundayken savunduğunu, şirketin kaynaklarının korunduğunun, bu kaynaklarla sağlanan karın yıllar içinde artış gösterdiğinin, şirketin 5 farklı işletmede 41 çalışanı olduğunun, yöneticilerin şirketle yoğun şekilde ilgilenmek durumunda olduğunun, yönetim kurulu ücretinin tüm ücret ödemelerinin %27'sine;

tüm gelirlerin %4,67'sine tekabül ettiğinin, müvekkili şirkette yönetim kurulu üyelerine başkaca ücret verilmediğinin de dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, önceki karar, bu kararı temyiz edenin sıfatı ve temyizinin içeriği ile Dairemizin bozma ilamı gözetilerek gelinen noktada, davacıların ortağı olduğu davalı şirketin 2009 yılına ilişkin 28.05.2010 tarihli genel kurulunda alınan 10 nolu kararın iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 381 inci maddesi,

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054266100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.