6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5838 E. 2024/3869 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak direnme kararı istinaf incelemesi kazanılmış hak ticaret unvanı uyuşmazlık konusu kötü niyet ortalama tüketici ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/447 E., 2018/262 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına karşı direnilmiş, direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizce bozma ilamının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucunda, direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen “Macro” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2016/30217 sayılı “MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil” ibareli marka başvurusuna önceki tarihli markaya ve ticaret unvanına iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edildiğini ve 35. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvurunun kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden reddedilmesi için bu karara yaptıkları itirazın ise dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline, davalı şirkete ait markanın tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; öncelikle YİDK kararı aşamasında sunulanlar dışındaki markaların nazara alınamayacağını, davacının itirazına mesnet markaları ile müvekkili başvurusu arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduklarını, müvekkili adına 35. sınıfta tescilli "MACRO" ibareli markası bulunduğundan başvurudaki ibare üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu, davacı markalarının tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığını, ayrıca davacının markasının tanınmış marka olsa bile bu tanınmışlığın doğrudan farklı sınıflardaki marka başvurularına engel olmayacağını, “Makro” ve “Macro” ibarelerinin ayırt edici niteliklerinin düşük olduğunu, kötü niyet iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2017/447 E., 2018/262 K. sayılı kararı ile; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler yönünden de markaların benzer bulundukları, dolayısıyla 35. sınıf hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, ancak anılan hizmetler yönünden davalı şirketin adına tescilli önceki bir kısım markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğu, 35. sınıf dışında başvuru kapsamındaki mallarla davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında ise benzerlik olmadığı, davacı markalarının gıda ve ihtiyaç maddeleri perakende sektöründe tanınmış marka olduğu ancak başvuru kapsamındaki farklı mallar bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2018/1698 E., 2019/1216 K. sayılı kararı ile; davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının "MACRO/MAKRO" ibarelerinden oluştuğu ve bu ibarenin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, bu ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, dava konusu başvuruda da "MAKRO" ibaresinin yanında "TEKNİK PROFILE" ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği dikkate alındığında dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "MAKRO/MACRO" asıl unsurlu markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca başvurunun tesciline engel olunamayacağı, başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın açıklanan değişik gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1119 E., 2021/520 K. sayılı kararı ile “…Dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının yaptığı itirazın kısmen reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece davalının 2016/30217 sayılı “MAKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli başvuru markası ile davacının itirazına mesnet gösterdiği “MAKRO/MACRO” esas unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK.nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu ancak başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler için davalının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince “makro” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalının başvurusuna “teknik profil” ve şekil unsuru ekleyerek ayırt ediciliği sağladığı ve bu nedenle benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın bu değişik gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu “MAKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli marka ile davacının itirazına gerekçe gösterdiği “MAKRO/MACRO” markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzer olmadığı ve iltibas tehlikesi bulunmadığı kabul edilmişse de, iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “MAKRO” ve “MACRO” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise “MAKRO TEKNİK PROFILE + Şekil” ibaresidir. Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli ve 2021/662 E., 2021/753 K. sayılı kararı ile markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin daha düşük olduğu, başka bir ifadeyle tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanının daha dar olduğu, böyle durumlarda küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, "MAKRO" ibaresi Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına gelmekte olup bu anlamı ile ülkemizde yaygın olarak bilinmekte ve birçok sektörde de sıklıkla kullanılmakta olduğu, bu markaların zayıf marka olarak kabulünün gerektiği, aksinin kabulü hâlinde tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibarelerin bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunu doğuracağı, Özel Dairenin benzer ibareyi içeren markalar hakkında verilen bir kısım kararları onadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

C. Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarihli, 2021/11-929 E., 2022/1749 K. sayılı kararı ile davalı şirkete ait “MAKRO TEKNİK PROFİLE+Şekil” ibareli marka ile davacıya ait “Makro” ve “Macro” esas unsurlu markalar arasında aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğu, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf marka işaretleri arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunduğu, taraf markalarının kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 6,7,11 ve 17. sınıf mallarla bu malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıf hizmetler ve 35/01-04. sınıf hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin tamamının, davacının itirazına mesnet 2012/06560, 2013/13864 ve 2016/18267 sayılı markaların kapsamlarında aynen yer aldığı, öte yandan, davacının anılan markalarının kapsamlarındaki 6,7,11 ve 17. sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile başvuru kapsamındaki 6,7,11 ve 17. sınıf malların da benzer olduğu, zira, 35. sınıftaki mağazacılık/perakendecilik hizmetleri, farklı malların bir araya getirilerek satışına ilişkin olup, bu kapsamda, belli malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile o mallar arasında benzerlik bulunduğunun kabulü gerektiği, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşulun da somut olayda gerçekleştiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davalı Şirketin dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.01.2020 tarih, 2019/2269 E., 2020/16 K. sayılı kararında açıklandığı üzere önceki markanın müktesep hakka dayanak teşkil edebilmesi için fiilen kullanılması gerektiği, öte yandan, 3. kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşılması yoluyla iltibas tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açılması halinde de müktesep haktan söz edilemeyeceği, somut olayda, davalı tarafça önceki tarihli markaların, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler üzerinde uzun süredir kullanıldığı ispat edilemediği gibi esasen önceki markalardan farklı olarak dava konusu başvuruda yer verilen renk kompozisyonu ile de davacı markalarına yanaşıldığından, davacının başvuru üzerinde müktesep hakka sahip olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki kararda isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen kararın taraflar arasında görülen emsal davada verilen onama kararıyla ve başkaca davalar hakkında yine Yargıtayca verilen kararlarla çeliştiğini, mesnet markalarda yer alan Macro/ Makro ibareleri ayırt ediciliği oldukça düşük bir ibare olup müvekkili markasının yapılan eklerle iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde yeterince farklılaştırıldığını zira müvekkili markasının esas unsurunun "makro" değil "makro teknik" ibaresi olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli markalarının başvuru markası bakımından müktesep hak teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkilinin önceki tarihli markalarının uyuşmazlık konusu mallarda ciddi bir şekilde kullanılmadığı belirtilmiş ise de ciddi kullanımı ispat eden delilleri dosyaya sunduklarını, keza Bölge Adliye Mahkemesinin, başvuru markasının davacının markalarına yanaşma niyeti taşıdığına ilişkin gerekçesinde de isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkralarıyla aynı KHK'nın 35 inci maddesi

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1119 E. 2021/520 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7041 E. 2022/1724 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3700 E. 2023/7419 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

1 benzer karar daha
  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/132 E. 2023/3625 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5838 E.  ,  2024/3869 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/381 E., 2023/883 K.

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2017/447 E., 2018/262 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına karşı direnilmiş, direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizce bozma ilamının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucunda, direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen “Macro” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2016/30217 sayılı “MAKRO TEKNİK PROFILE+Şekil” ibareli marka başvurusuna önceki tarihli markaya ve ticaret unvanına iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edildiğini ve 35. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvurunun kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden reddedilmesi için bu karara yaptıkları itirazın ise dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline, davalı şirkete ait markanın tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; öncelikle YİDK kararı aşamasında sunulanlar dışındaki markaların nazara alınamayacağını, davacının itirazına mesnet markaları ile müvekkili başvurusu arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduklarını, müvekkili adına 35. sınıfta tescilli "MACRO" ibareli markası bulunduğundan başvurudaki ibare üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu, davacı markalarının tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığını, ayrıca davacının markasının tanınmış marka olsa bile bu tanınmışlığın doğrudan farklı sınıflardaki marka başvurularına engel olmayacağını, “Makro” ve “Macro” ibarelerinin ayırt edici niteliklerinin düşük olduğunu, kötü niyet iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2017/447 E., 2018/262 K. sayılı kararı ile; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler yönünden de markaların benzer bulundukları, dolayısıyla 35. sınıf hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, ancak anılan hizmetler yönünden davalı şirketin adına tescilli önceki bir kısım markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğu, 35. sınıf dışında başvuru kapsamındaki mallarla davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında ise benzerlik olmadığı, davacı markalarının gıda ve ihtiyaç maddeleri perakende sektöründe tanınmış marka olduğu ancak başvuru kapsamındaki farklı mallar bakımından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2018/1698 E., 2019/1216 K. sayılı kararı ile; davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının "MACRO/MAKRO" ibarelerinden oluştuğu ve bu ibarenin Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, bu ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, dava konusu başvuruda da "MAKRO" ibaresinin yanında "TEKNİK PROFILE" ibaresi ile renk ve şekil unsurlarına yer verildiği dikkate alındığında dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "MAKRO/MACRO" asıl unsurlu markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca başvurunun tesciline engel olunamayacağı, başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın açıklanan değişik gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1119 E., 2021/520 K. sayılı kararı ile “…Dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının yaptığı itirazın kısmen reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece davalının 2016/30217 sayılı “MAKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli başvuru markası ile davacının itirazına mesnet gösterdiği “MAKRO/MACRO” esas unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK.nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu ancak başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler için davalının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince “makro” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalının başvurusuna “teknik profil” ve şekil unsuru ekleyerek ayırt ediciliği sağladığı ve bu nedenle benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın bu değişik gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru konusu “MAKRO TEKNİK PROFILE+ŞEKİL” ibareli marka ile davacının itirazına gerekçe gösterdiği “MAKRO/MACRO” markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzer olmadığı ve iltibas tehlikesi bulunmadığı kabul edilmişse de, iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “MAKRO” ve “MACRO” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise “MAKRO TEKNİK PROFILE + Şekil” ibaresidir.

Bu durumda, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. Şu halde, aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırma ihtimali bulunduğu gözetilip bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli ve 2021/662 E., 2021/753 K. sayılı kararı ile markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin daha düşük olduğu, başka bir ifadeyle tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanının daha dar olduğu, böyle durumlarda küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, "MAKRO" ibaresi Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına gelmekte olup bu anlamı ile ülkemizde yaygın olarak bilinmekte ve birçok sektörde de sıklıkla kullanılmakta olduğu, bu markaların zayıf marka olarak kabulünün gerektiği, aksinin kabulü hâlinde tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibarelerin bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunu doğuracağı, Özel Dairenin benzer ibareyi içeren markalar hakkında verilen bir kısım kararları onadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

C. Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarihli, 2021/11-929 E., 2022/1749 K. sayılı kararı ile davalı şirkete ait “MAKRO TEKNİK PROFİLE+Şekil” ibareli marka ile davacıya ait “Makro” ve “Macro” esas unsurlu markalar arasında aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğu, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf marka işaretleri arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunduğu, taraf markalarının kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 6,7,11 ve 17. sınıf mallarla bu malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıf hizmetler ve 35/01-04. sınıf hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin tamamının, davacının itirazına mesnet 2012/06560, 2013/13864 ve 2016/18267 sayılı markaların kapsamlarında aynen yer aldığı, öte yandan, davacının anılan markalarının kapsamlarındaki 6,7,11 ve 17. sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile başvuru kapsamındaki 6,7,11 ve 17.

sınıf malların da benzer olduğu, zira, 35. sınıftaki mağazacılık/perakendecilik hizmetleri, farklı malların bir araya getirilerek satışına ilişkin olup, bu kapsamda, belli malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile o mallar arasında benzerlik bulunduğunun kabulü gerektiği, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşulun da somut olayda gerçekleştiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davalı Şirketin dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.01.2020 tarih, 2019/2269 E., 2020/16 K. sayılı kararında açıklandığı üzere önceki markanın müktesep hakka dayanak teşkil edebilmesi için fiilen kullanılması gerektiği, öte yandan, 3.

kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşılması yoluyla iltibas tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açılması halinde de müktesep haktan söz edilemeyeceği, somut olayda, davalı tarafça önceki tarihli markaların, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler üzerinde uzun süredir kullanıldığı ispat edilemediği gibi esasen önceki markalardan farklı olarak dava konusu başvuruda yer verilen renk kompozisyonu ile de davacı markalarına yanaşıldığından, davacının başvuru üzerinde müktesep hakka sahip olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki kararda isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen kararın taraflar arasında görülen emsal davada verilen onama kararıyla ve başkaca davalar hakkında yine Yargıtayca verilen kararlarla çeliştiğini, mesnet markalarda yer alan Macro/ Makro ibareleri ayırt ediciliği oldukça düşük bir ibare olup müvekkili markasının yapılan eklerle iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde yeterince farklılaştırıldığını zira müvekkili markasının esas unsurunun "makro" değil "makro teknik" ibaresi olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli markalarının başvuru markası bakımından müktesep hak teşkil ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkilinin önceki tarihli markalarının uyuşmazlık konusu mallarda ciddi bir şekilde kullanılmadığı belirtilmiş ise de ciddi kullanımı ispat eden delilleri dosyaya sunduklarını, keza Bölge Adliye Mahkemesinin, başvuru markasının davacının markalarına yanaşma niyeti taşıdığına ilişkin gerekçesinde de isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkralarıyla aynı KHK'nın 35 inci maddesi

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1053514600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.