Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/106 E. 2024/3828 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azlık hakları↗ pay sahipliği hakları↗ azlık hakkı↗ azınlık hakları↗ haklılık durumu↗ rüçhan hakkı↗ toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ pay sahipliği↗ ticaret sicili tescili↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ kısıtlılık↗ genel kurul kararının iptali↗ cy/cy şerhi↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ kâr payı↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda da belirtildiği, tarafların da kabulünde olduğu üzere, dava konusu 12.09.2019 tarihli genel kurulda alınan kararların ticaret sicile tescil edilmediği, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasına göre dava konusu genel kurul kararı ticaret sicile tescil edilmediğinden, 12.12.2019 tarihi itibari ile (dava açıldıktan sonra) geçersiz hale geldiği, buna göre açılan dava yargılama sırasında konusuz hale geldiğinden karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik dava tarihi itibari ile haklılık durumu değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere esas itibari ile sermaye arttırımı şirket için gerekli olsa da, sermaye arttırımının öncelikle iç kaynaklardan karşılanabileceği, sermayenin 5.000.000 TL'den 23.000.000 TL'ye yükseltilmesinin azınlık haklarının kaybolmasına yol açabileceği, dava konusu yapılmayan sonraki 19.12.2019 tarihli olağanüstü genel kurulda yapılan sermaye artışının çoğunluk hisse sahibi ortak tarafından ödenen 1/4'lük kısmının, 3 gün sonra bu ortağa iade edildiği, kalan 3/4'lük kısmın hiç ödenmediği, böylelikle sermaye artışında amacın dışına çıkıldığı anlaşılmakla, dava tarihi itibari ile davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının yargılama gideri yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın azınlık hakların kullandırılmaması amacıyla sermaye artırımı kararı alındığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davalı şirketin Ar-Ge çalışmaları üreten ve ilaç üretimi yapan ve bu sebeple yeni kaynaklara ihtiyaç duyan bir şirket olması nedeniyle sermaye artırımına ihtiyaç duyduğunu, bilirkişi tarafından mali değerlendirmelerin usulüne uygun yapılmadığını, eksik inceleme yapıldığını, sermaye artırımının gerekip gerekmediği hususunda bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmadığını, raporun bu yönüyle hatalı olduğunu, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.09.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacının 6 no'lu gündem maddesine karşı ret oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiğine ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddialarını yazılı bilgi belgelerle ispatlayamadığından davacı vekilinin buna yönelik iddiaları da yerinde görülmediğinden ve sermaye artırımına ilişkin kararın alınmasından yokluk, butlan gibi hukuki durumları bulunmadığı, finansal tabloların görüşülmelerinin ertelenmesi istenilmediğinden bu yönüyle iptal koşullarının bulunmadığı, anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, bu nedenlerle davacının genel kurul kararının iptaline yönelik dava açabilmesi için ön şart olan davacı ortakların ilgili gündem maddesinin oylamasında ret oyu verip ardından muhalefet şerhi yazdırmış olma şartına uyulmaması nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin muhalefet şerhinin usul ve yasaya aykırı olarak oturum başkanı tarafından genel kurul toplantı tutanağına yazılmadığını, buna dair yazılı belgelerin İlk Derece Mahkemesi dosyasına sunulduğunu, şirket genel kurul kararlarının bakanlık temsilcisinin katılımıyla gerçekleştiğini, temsilci tarafından usulsüz tutulan tutanağın imza altına alınmasının hatalı olduğunu, ekli tutanak değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken genel kurul toplantı tutanağının esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, anılan toplantıda müvekkil ve dava dışı 3 üncü kişi olan ...'i pasif hale getirmek amaçlı taraflar aleyhine kararlar alındığını, elzem bir durum olmamasına rağmen şirket sermayesinin müvekkil paylarını düşürecek şeklinde arttırılmasına karar verildiğini, alınan bu karar itiraz edilmesine rağmen tutanağa ''alınan kararlara itiraz eden olmadığının anlaşılmasına'' şeklinde ibare geçildiğini, alınan bilirkişi raporundan sermaye arttırımının şirket için gerekli olmadığının net olarak belirtildiğini, raporda 3 ay içerisinde tescil edilmediği için geçersiz hale geldiğinin de sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Muhalefet şerhi bulunmayan pay sahibinin genel kurul kararının iptalini isteyememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18887 E. 2015/13122 K.
Ortak:muhalefet şerhi · genel kurul kararının iptali · dava şartı
İncelediğiniz kararda… arih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.09.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacının 6 no'lu gündem maddesine karşı ret oyu vermesine rağmen «toplantı tutanağında» herhangi bir «muhalefet şerhi» bulunmadığından ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiğine ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddialarını yazılı bilgi belgelerle ispatlayamadığından davacı vekilinin buna yönelik iddiaları da yerinde görülmediğinden ve «sermaye artırımına» ilişkin kararın alınmasından «yokluk», «butlan» gibi hukuki durumları bulunmadığı, finansal tabloların görüşülmelerinin ertelenmesi istenilmediğinden bu yönüyle iptal koşullarının bulunmadığı, anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, bu nedenlerle davacının «genel kurul kararının iptaline» yönelik dava açabilmesi için ön şart olan davacı ortakların ilgili gündem maddesinin oylamasında ret oyu verip ardından muhalefet şerhi yazdırmış olma şartına uyulmaması nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «muhalefet şerhinin» usul ve yasaya aykırı olarak oturum başkanı tarafından genel kurul «toplantı tutanağına» yazılmadığını, buna dair yazılı belgelerin İlk Derece Mahkemesi dosyasına sunulduğunu, şirket genel kurul kararlarının bakanlık «temsilcisinin» katılımıyla gerçekleştiğini, temsilci tarafından usulsüz tutulan tutanağın imza altına alınmasının hatalı olduğunu, ekli tutanak değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken genel kurul toplantı tutanağının esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, anılan toplantıda müvekkil ve dava dışı 3 üncü kişi olan ...'i pasif hale getirmek amaçlı taraflar aleyhine kararlar alındığını, elzem bir durum olmamasına rağmen şirket sermayesinin müvekkil paylarını düşürecek şeklinde arttırılmasına karar verildiğini, alınan bu karar itiraz edilmesine rağmen tutanağa ''alınan kararlara itiraz eden olmadığının anlaşılmasına'' şeklinde ibare geçildiğini, alınan bilirkişi raporundan sermaye arttırımının şirket için gerekli olmadığının net olarak belirtildiğini, raporda 3 ay içerisinde tescil edilmediği için «geçersiz» hale geldiğinin de sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacının iptali istenilen genel kurul kararları yönünden açıklanan biçimde bir «muhalefet şerhinin» bulunmamasına, bu durumda 25.03.2013 tarihli genel kurulda alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlar yönünden davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken esasa ilişkin nedenl …
3-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin olup mahkemece, «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin 5 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.
Ancak, söz konusu karar yönünden davacının usulüne uygun biçimde bir «muhalefet şerhi» bulunmayıp yukarıda açıklandığı üzere oylama öncesi muhalefetin de kabul edilmesinin mümkün bulunmaması ve iptal davasının ancak karara muhalif kalıp bu keyfiyeti …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet · özel denetçi
Benzer bu kararda… irkete ortak olduğu, şirket ortakları arasında kişisel çekişmelerin bulunduğu ve bunun da genel kurul toplantılarına yansıdığı, davacının makul bir gerekçe sunmadan «peşin muhalefette» bulunmasının «objektif iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı, davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenilen 1,2,3 ve 4. nolu kararların «azlık hakkını» ihlal edici nitelikte olmadıkları, toplantının «kar dağıtılmamasına» ilişkin 5. nolu kararının ise haksız görüldüğü, davacının bu karara karşı muhalefetini tutanağa geçirttiği, kaldı ki «kar payı dağıtılmamasına» ilişkin karara karşı önceden veya oylama sonrası karşı çıkılmasının da farklı sonuç doğurmayacağı, feshi istenilen davalı şirketin ekonomik sıkıntı yaşamamasına rağmen daha fazla yatırım amacıyla kar payı dağıtmamasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gibi azlık hakkını da ihlal edeceği, dolayısıyla bu maddeye yönelik iptal talebinin yerinde bulunduğu, davacının şirket «defter» ve bilançolarını yeterince inceleme fırsatı bulduğu, Manavgat 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile uzman muhasebeci eliyle «defterleri» incelediği, «özel denetçi» atanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönalik iptal talebi ile özel denetçi atanması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.
1- 6102 sayılı TTK'nın 440/2 maddesi uyarınca, mahkemece şirkete «özel denetçi» atanması talepleri hakkında verilen kararlar kesindir.
HUMK’nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin «özel denetçi» atanması talebinin reddine ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8830 E. 2017/1771 K.
Ortak:sermaye artırımı · azınlık hakları
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının «yargılama gideri» yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın «azınlık hakların» kullandırılmaması amacıyla «sermaye artırımı» kararı alındığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davalı şirketin Ar-Ge çalışmaları üreten ve ilaç üretimi yapan ve bu sebeple yeni kaynaklara ihtiyaç duyan bir şirket olması nedeniyle sermaye artırımına ihtiyaç duyduğunu, bilirkişi tarafından mali değerlendirmelerin usulüne uygun yapılmadığını, «eksik inceleme» yapıldığını, sermaye artırımının gerekip gerekmediği hususunda bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmadığını, raporun bu yönüyle hatalı olduğunu, davanın reddi ile yargılama gideri ve «vekalet ücretinin» davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… yısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda da belirtildiği, tarafların da kabulünde olduğu üzere, dava konusu 12.09.2019 tarihli genel kurulda alınan kararların «ticaret sicile tescil» edilmediği, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasına göre dava konusu genel kurul kararı ticaret sicile tescil edilmediğinden, 12.12.2019 tarihi itibari ile (dava açıldıktan sonra) «geçersiz» hale geldiği, buna göre açılan dava yargılama sırasında konusuz hale geldiğinden karar «verilmesine yer olmadığına», «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» yönelik dava tarihi itibari ile «haklılık durumu» değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere esas itibari ile sermaye arttırımı şirket için gerekli olsa da, sermaye arttırımının öncelikle iç kaynaklardan karşılanabileceği, sermayenin 5.000.000 TL'den 23.000.000 TL'ye yükseltilmesinin «azınlık haklarının» kaybolmasına yol açabileceği, dava konusu yapılmayan sonraki 19.12.2019 tarihli «olağanüstü genel kurulda» yapılan sermaye artışının çoğunluk hisse sahibi ortak tarafından ödenen 1/4'lük kısmının, 3 gün sonra bu ortağa iade edildiği, kalan 3/4'lük kısmın hiç ödenmediği, …
… arih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.09.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacının 6 no'lu gündem maddesine karşı ret oyu vermesine rağmen «toplantı tutanağında» herhangi bir «muhalefet şerhi» bulunmadığından ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiğine ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddialarını yazılı bilgi belgelerle ispatlayamadığından davacı vekilinin buna yönelik iddiaları da yerinde görülmediğinden ve «sermaye artırımına» ilişkin kararın alınmasından «yokluk», «butlan» gibi hukuki durumları bulunmadığı, finansal tabloların görüşülmelerinin ertelenmesi istenilmediğinden bu yönüyle iptal koşullarının bulunmadığı, anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, bu nedenlerle davacının «genel kurul kararının iptaline» yönelik dava açabilmesi için ön şart olan davacı ortakların ilgili gündem maddesinin oylamasında ret oyu verip ardından muhalefet şerhi yazdırmış olma şartına uyulmaması nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYapılan açıklamaya göre 207 TL bilançodaki enflasyon düzeltmesi olumlu farklarından 2.299,793 TL bilançodaki geçmiş yıllar karlarından karşılanacağı bilgisi ... tarafından verildi...Yapılan oylamada 36.504 payın red oyuna karşılık 663.496 payın kabul oyu ile oyçokluğu ile esas sermayenin 7.000.000 TL'siden 9.300.000 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiştir.'' şeklinde olup, «kar dağıtıp» dağıtılmaması ve «sermaye artırımına» ilişkindir.
Önceki genel kurul toplantısında alınan «sermaye artırımı» kararına muhalefet edilmeyip, davaya konu genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının iptalinin talep edilmesi «iyiniyet kurallarına» aykırı olup, bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/106 E. , 2024/3828 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1732 Esas, 2022/1279 Karar
HÜKÜM
Kararın kaldırılması
İLK DERECE
MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/552 E., 2021/508 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkette 11.000/50.000 payı bulunduğunu, davalı şirketin 12.09.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 5.000.000,00 TL olan sermayenin 23.000.000,00 TL'ye artırılmasına ilişkin 6 numaralı gündem maddesinin görüşüldüğünü, müvekkilinin ve ...’in sermaye artırımına ilişkin karara olumsuz oy vererek muhalefetlerini tutanağa geçirttiklerini, çoğunluk pay sahibi Ali Aksu’nun olumlu oyuyla sermaye artırım kararının kabul edildiğini, söz konusu sermaye artırım kararı ile müvekkili ve diğer azlık pay sahibi ...’in azlık pay sahipliği haklarının ellerinden dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde alınmasının amaçlandığını, davalı şirketin sermayesinin 23.000.000,00 TL'ye çıkarılması halinde müvekkilinin ve diğer pay sahibi ...’in sermaye artışına katılamamasıyla birlikte %22 oranındaki paylarının % 4,78’e ineceğini, müvekkili ve diğer pay sahibinin hiçbir azlık hakkını tek başına kullanamayacağı gibi bir araya gelseler dahi payları toplamı %9,56 olacağından ve %10 olmadığından birlikte de azlık haklarını kullanamayacaklarını, müvekkili ve diğer pay sahibinin azlık hakkı sahipleriyken dahi azlık haklarını kullandırmama yönünde birçok tutum ve davranış sergilediğini, davalı şirketin Ar-Ge çalışması yürüten ve ilaç üretimi yapan bir şirket olup, halihazırda faaliyetlerin yürütülebilmesi için 23.000.000,00 TL'lik bir sermayeye ihtiyacı bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile 12.09.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı sermaye arttımı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas sözleşmede taahhüt edilmiş olan rakamın iç ve dış kaynaklarla yükseltilmesinin sermaye artırımı olarak nitelendirildiğini, her pay sahibinin rüçhan hakkına sahip olduğunu, sermaye artırımı halinde yeni çıkarılan paylar üzerinde her pay sahibinin mevcut payları oranına göre pay alma hakkı bulunduğunu, davacının bu hakkının müvekkili şirket tarafından hiçbir şekilde kısıtlanmadığı veya bu hakkın kullanılması engellenmeye çalışılmadığı halde kanuni haklarını kullanmayıp huzurdaki davanın açılmış olmasının davacının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, sermaye artırımının azlık pay sahipliği haklarını ellerinden almak olmadığını, talep edilen belgelerin gösterilmediği hususunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının azlık haklarını kaybedeceği iddiası ile müvekkili şirketin sermaye artırımına engel olmaya çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda da belirtildiği, tarafların da kabulünde olduğu üzere, dava konusu 12.09.2019 tarihli genel kurulda alınan kararların ticaret sicile tescil edilmediği, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 456 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasına göre dava konusu genel kurul kararı ticaret sicile tescil edilmediğinden, 12.12.2019 tarihi itibari ile (dava açıldıktan sonra) geçersiz hale geldiği, buna göre açılan dava yargılama sırasında konusuz hale geldiğinden karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik dava tarihi itibari ile haklılık durumu değerlendirildiğinde;
bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere esas itibari ile sermaye arttırımı şirket için gerekli olsa da, sermaye arttırımının öncelikle iç kaynaklardan karşılanabileceği, sermayenin 5.000.000 TL'den 23.000.000 TL'ye yükseltilmesinin azınlık haklarının kaybolmasına yol açabileceği, dava konusu yapılmayan sonraki 19.12.2019 tarihli olağanüstü genel kurulda yapılan sermaye artışının çoğunluk hisse sahibi ortak tarafından ödenen 1/4'lük kısmının, 3 gün sonra bu ortağa iade edildiği, kalan 3/4'lük kısmın hiç ödenmediği, böylelikle sermaye artışında amacın dışına çıkıldığı anlaşılmakla, dava tarihi itibari ile davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının yargılama gideri yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın azınlık hakların kullandırılmaması amacıyla sermaye artırımı kararı alındığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davalı şirketin Ar-Ge çalışmaları üreten ve ilaç üretimi yapan ve bu sebeple yeni kaynaklara ihtiyaç duyan bir şirket olması nedeniyle sermaye artırımına ihtiyaç duyduğunu, bilirkişi tarafından mali değerlendirmelerin usulüne uygun yapılmadığını, eksik inceleme yapıldığını, sermaye artırımının gerekip gerekmediği hususunda bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmadığını, raporun bu yönüyle hatalı olduğunu, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.09.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında davacının 6 no'lu gündem maddesine karşı ret oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiğine ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddialarını yazılı bilgi belgelerle ispatlayamadığından davacı vekilinin buna yönelik iddiaları da yerinde görülmediğinden ve sermaye artırımına ilişkin kararın alınmasından yokluk, butlan gibi hukuki durumları bulunmadığı, finansal tabloların görüşülmelerinin ertelenmesi istenilmediğinden bu yönüyle iptal koşullarının bulunmadığı, anılan kararın iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiği, bu nedenlerle davacının genel kurul kararının iptaline yönelik dava açabilmesi için ön şart olan davacı ortakların ilgili gündem maddesinin oylamasında ret oyu verip ardından muhalefet şerhi yazdırmış olma şartına uyulmaması nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin muhalefet şerhinin usul ve yasaya aykırı olarak oturum başkanı tarafından genel kurul toplantı tutanağına yazılmadığını, buna dair yazılı belgelerin İlk Derece Mahkemesi dosyasına sunulduğunu, şirket genel kurul kararlarının bakanlık temsilcisinin katılımıyla gerçekleştiğini, temsilci tarafından usulsüz tutulan tutanağın imza altına alınmasının hatalı olduğunu, ekli tutanak değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken genel kurul toplantı tutanağının esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, anılan toplantıda müvekkil ve dava dışı 3 üncü kişi olan ...'i pasif hale getirmek amaçlı taraflar aleyhine kararlar alındığını, elzem bir durum olmamasına rağmen şirket sermayesinin müvekkil paylarını düşürecek şeklinde arttırılmasına karar verildiğini, alınan bu karar itiraz edilmesine rağmen tutanağa ''alınan kararlara itiraz eden olmadığının anlaşılmasına'' şeklinde ibare geçildiğini, alınan bilirkişi raporundan sermaye arttırımının şirket için gerekli olmadığının net olarak belirtildiğini, raporda 3 ay içerisinde tescil edilmediği için geçersiz hale geldiğinin de sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1053462900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz