İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5966 E. 2024/2584 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme devri↗ işletme devri↗ ticari defter incelemesi↗ ticari işletme↗ ticari defter kayıtları↗ basiretli tacir↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ istirdat↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/189 E., 2019/734 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş ticari defterlerinin incelendiğini ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi kaydına rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ... isimli üçüncü kişi, ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacının devraldığı özel okulun kullanmış olduğu ticari krediye ipotek veren olarak kefil olduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle bankanın uyarısı üzerine taşınmazın ipotek sebebiyle satılmasından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra ticari işletmenin tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir işletme devrinin söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmesinin gerekli olduğunu, ticari işletmenin davacı tarafından devir sözleşmesi ile devralındığını, davacının işletmeye ait tüm borçları üstlendiğini ve kabullendiğini, davacının iddiası ve muhatap olarak görmesi gereken kişinin işletmeyi devir eden kişi olan ... olduğunu, işletmeden kaynaklanan ve devir sebebiyle ödemek zorunda kaldığı borcu davalıdan istemesinin yasal olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi sözleşmesinde "... Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin ticari işletmenin kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri ticari defterlerine kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, ticari defterlere kayıtlı olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya istirdatı gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacının iddiası dışında bir sebeple borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, krediyi kullananın açıkça şahıs işletmesi olan "... Özel-Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" olduğunu, bu kredinin işletmeye ait kayıtlara geçirilmemiş olması kredinin işletme adına kullanılmadığı sonucunu doğurmayacağını, bankaya yazılan müzekkere cevabında, müvekkilinin, dava dışı "... - Özel Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" kullandığı krediye istinaden kendi taşınmazını ipotek verdiğini, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmaması sonucunda, kredi ödemesinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle kredinin kapatıldığı ve müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin banka tarafından 03.03.2014 tarihli ipotek fek yazısı ile kaldırıldığını, ticari işletmenin devrine dair sözleşmeye göre davacının, dava dışı kişiden Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini tüm aktif ve pasifi ile birlikte devraldığını, bu durumda, davacının basiretli bir tacir olarak davranarak işletmenin herhangi bir bankaya borcunun olup olmadığını araştırması gerektiğini, davacının böyle bir araştırma yapmaksızın tüm aktif ve pasifi ile birlikte ticari işletmeyi devir almasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde işletmedeki borçlarının tamamının kayıtlarda bulunması gerektiği yönünde yasal bir düzenleme olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının devraldığı işletmenin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun davalı ipotek veren tarafından ödendiği iddiasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10662 E. 2012/2274 K.
Ortak:istirdat
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «istirdat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı «kredi sözleşmesinde» «kefil» olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş «ticari defterlerinin incelendiğini» ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi «kaydına» rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ... isimli «üçüncü kişi», ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte «istirdatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin «ticari işletmenin» kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri «ticari defterlerine» kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, «ticari defterlere kayıtlı» olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya «istirdatı» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki düzenlenen sözleşmede rehabilitasyon merkezi açılışı ve iç donanımında kullanmak ve bu okulun işletme hissesinin %20'sine karşılık gelmek üzere davacının davalıya 20.000 TL verdiği belirtilmiş olup, davacı da bu davada verdiği paranın «istirdatını» talep ettiğine göre icra takibine konu edilen meblağ likittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:likit alacak · yazılı delil · ikrar · hisse devir sözleşmesi · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davalının takip konusu 20.000,-TL'nin 19.000,-TL'sini verdiği, «ikrarı» ile bunu kabul ettiği, bakiye 1.000,-TL’sinin sonradan kendisine ödenmediğini iddia etmekte ise de bu iddiasını tarafların geçerliğine itiraz edilmeyen imzalarını içeren tutanak içeriğinin aksini kabule götürecek nitelikte HUMK 288-290.m. gereğince «yazılı delil» ile kanıtlayamadığı, bu durumda davacının davalıya aralarındaki anlaşma gereğince 20.000,-TL para verdiği, bu miktarın Özürlüler Rehabilitasyon Merkezinin % 20 Hissesine karşılık gelmek üzere verildiği ve okulun gelir-giderinde davacının %20 paya sahip olacağının açıkça belirtildiği bu hissenin davacıya verilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 20.000,-TL üzerinden kısmen iptaline, takip konusu faiz alacağına yönelik itirazın Davalının takip tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğü kanıtlanamadığından reddine, alacak «likit alacak» olmadığı için «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «hisse devir sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Bu nedenle, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmetmek gerekirken bu istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2300 E. 2017/4543 K.
Ortak:ticari defter kayıtları · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaÖzel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin «ticari işletmenin» kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri «ticari defterlerine» kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, «ticari defterlere kayıtlı» olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya «istirdatı» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı «kredi sözleşmesinde» «kefil» olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş «ticari defterlerinin incelendiğini» ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi «kaydına» rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ... isimli «üçüncü kişi», ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte «istirdatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin kâr «kaybına» uğradığını iddia ettiğinden davacının mal varlığında doğrudan bir azalma oluşmadığı, şirketin kâr kaybına uğraması dolayısıyla zarar gördüğü iddiasında bulunduğu ancak şirketin kâr «dağıtımının» belirli koşulların oluşmasının ve belirli kararların alınmasına bağlı olduğu ve istenecek tazminatın «dolaylı zararın» tazminine ilişkin olması gerektiği, bu kaybın ne kadar olduğuna ilişkin olduğunun ıspat yükünün davacı üzerinde olduğu ancak şirketin tüm «ticari defter» ve kayıtlarına ulaşılamadığı için zarar hesabı yapılamadığı, böyle bir zararın mevcudiyeti halinde şirketin kamuya ve üçüncü kişilere olan borçları ödendikten sonr …
Mahkemece dosya kapsamında bilirkişi raporu alınarak sonuca varılmış ise de, davalı şirketin tüm «ticari defter» ve kayıtları dosyaya sunulmamış ve bilirkişi raporu «eksik incelemeye» ve varsayıma dayalı olarak düzenlenmiştir.
Bu durumda öncelikle davalılara usulüne uygun «muhtıra» çıkartılması ve davalı şirkete ait tüm «ticari defter kayıt» ve bilançoların istenmesi, gereği yerine getirildikten sonra da ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak şirkete bağlı Özel Beydağı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin faaliyeti süresince kâr ve zararının ne durumda olduğu, Merkezin kapatılma «sebebi» ve kapatıldığı tarih itibariyle borç ve alacaklarının tespiti ile davacının ve davalı şirketin bu işletmenin kapatılması nedeniyle bir zararının doğup doğmadığı, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesine göre şirket yöneticisinin bu hususta sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · dolaylı zarar · yönetici sorumluluğu · muhtıra · ticari defter ve kayıtlar · ortaklar kurulu kararı · kâr kaybı · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin kâr «kaybına» uğradığını iddia ettiğinden davacının mal varlığında doğrudan bir azalma oluşmadığı, şirketin kâr kaybına uğraması dolayısıyla zarar gördüğü iddiasında bulunduğu ancak şirketin kâr «dağıtımının» belirli koşulların oluşmasının ve belirli kararların alınmasına bağlı olduğu ve istenecek tazminatın «dolaylı zararın» tazminine ilişkin olması gerektiği, bu kaybın ne kadar olduğuna ilişkin olduğunun ıspat yükünün davacı üzerinde olduğu ancak şirketin tüm «ticari defter» ve kayıtlarına ulaşılamadığı için zarar hesabı yapılamadığı, böyle bir zararın mevcudiyeti halinde şirketin kamuya ve üçüncü kişilere olan borçları ödendikten sonr …
2- Davacı, 2008-2012 yıllarına ilişkin olarak da «şirket yöneticisinin sorumluluğundan» bahisle, okul faaliyette olsaydı muhtemel kârın tespiti ile şirkete ödenmesini talep etmiştir.
Bu durumda öncelikle davalılara usulüne uygun «muhtıra» çıkartılması ve davalı şirkete ait tüm «ticari defter kayıt» ve bilançoların istenmesi, gereği yerine getirildikten sonra da ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak şirkete bağlı Özel Beydağı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin faaliyeti süresince kâr ve zararının ne durumda olduğu, Merkezin kapatılma «sebebi» ve kapatıldığı tarih itibariyle borç ve alacaklarının tespiti ile davacının ve davalı şirketin bu işletmenin kapatılması nedeniyle bir zararının doğup doğmadığı, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesine göre şirket yöneticisinin bu hususta sorumluluğunun bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılması gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1- Davacı okulun faaliyette olduğu 2006-2008 yıllarına ilişkin kâr «payının» tahsilini de talep etmiş olup, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kâr payına ilişkin alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı olmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/132 E. 2014/8276 K.
Ortak:işletme devri
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacının devraldığı özel okulun kullanmış olduğu ticari krediye «ipotek» veren olarak «kefil» olduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle bankanın uyarısı üzerine taşınmazın ipotek sebebiyle satılmasından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra «ticari işletmenin» tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir «işletme devrinin» söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmesinin gerekli olduğunu, ticari işletmenin davacı tarafından devir sözleşmesi ile de …
… mayacağını, bankaya yazılan müzekkere cevabında, müvekkilinin, dava dışı "... - Özel Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" kullandığı krediye istinaden kendi taşınmazını «ipotek» verdiğini, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmaması sonucunda, kredi ödemesinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle kredinin kapatıldığı ve müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin banka tarafından 03.03.2014 tarihli ipotek fek yazısı ile kaldırıldığını, «ticari işletmenin devrine» dair sözleşmeye göre davacının, dava dışı kişiden Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini tüm aktif ve pasifi ile birlikte devraldığını, bu durumda, davacının basiretli bir «tacir» olarak davranarak işletmenin herhangi bir bankaya borcunun olup olmadığını araştırması gerektiğini, davacının böyle bir araştırma yapmaksızın tüm aktif ve pasifi i …
Benzer bu karardaDava, «işletme devri» karşılığında verilen «bedelin iadesi» istemine ilişkin olup; davacı vekili işletme devir vaadi sözleşmesinin yerine getirilmediğini ve geçerli bir devrin gerçekleşmediğini ileri sürerek verdiği bedelin iadesini talep etmiştir.
Geçerli bir «işletme devri» sözleşmesi gerçekleşmediğine göre taraflar birbirlerine verdiklerini iade ile yükümlüdürler.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · bedel iadesi · davanın konusu · iyiniyet · eş rızası · terkin · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «dava konusu» paranın ve iki adet minibüsün davacı tarafından verildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı herne kadar rehabilitasyon merkezinin davacıya devrini sağlayamamış ise de bu merkezin müdürlüğünün davacının «rızası» doğrultusunda davacının kardeşi M..
… len ödenekleri bankadan çekmeye yetkili olduğu, rehabilitasyon merkezinin resmiyetteki sahibi davalı görünse de davalı tüm yetkilerini davacı ve davacının kardeşine «terk» ettiğinden fiiliyatta bir «yetkisinin» kalmadığı, sözleşmenin kimin tarafından haksız olarak feshedildiğinin anlaşılamadığı, tarafların aldığını vermekle yükümlü olduğu, bilirkişi raporlarına göre kurum …
Mülga BK 61. maddesi gereğince davacının devrin gerçekleşeceği inancıyla «iyiniyetli» olarak elde ettiği karı iade ile yükümlü olup olmadığı ayrı bir «davanın konusu» olup, sonuçta işletme davalıda kaldığından davacı verdiği bedeli isteyebilir.
Dava, «işletme devri» karşılığında verilen «bedelin iadesi» istemine ilişkin olup; davacı vekili işletme devir vaadi sözleşmesinin yerine getirilmediğini ve geçerli bir devrin gerçekleşmediğini ileri sürerek verdiği bedelin iadesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5966 E. , 2024/2584 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1771 Esas, 2022/574 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/189 E., 2019/734 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş ticari defterlerinin incelendiğini ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi kaydına rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ...
isimli üçüncü kişi, ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacının devraldığı özel okulun kullanmış olduğu ticari krediye ipotek veren olarak kefil olduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle bankanın uyarısı üzerine taşınmazın ipotek sebebiyle satılmasından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra ticari işletmenin tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir işletme devrinin söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmesinin gerekli olduğunu, ticari işletmenin davacı tarafından devir sözleşmesi ile devralındığını, davacının işletmeye ait tüm borçları üstlendiğini ve kabullendiğini, davacının iddiası ve muhatap olarak görmesi gereken kişinin işletmeyi devir eden kişi olan ...
olduğunu, işletmeden kaynaklanan ve devir sebebiyle ödemek zorunda kaldığı borcu davalıdan istemesinin yasal olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi sözleşmesinde "... Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin ticari işletmenin kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri ticari defterlerine kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, ticari defterlere kayıtlı olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya istirdatı gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacının iddiası dışında bir sebeple borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, krediyi kullananın açıkça şahıs işletmesi olan "... Özel-Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" olduğunu, bu kredinin işletmeye ait kayıtlara geçirilmemiş olması kredinin işletme adına kullanılmadığı sonucunu doğurmayacağını, bankaya yazılan müzekkere cevabında, müvekkilinin, dava dışı "... - Özel Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" kullandığı krediye istinaden kendi taşınmazını ipotek verdiğini, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmaması sonucunda, kredi ödemesinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle kredinin kapatıldığı ve müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin banka tarafından 03.03.2014 tarihli ipotek fek yazısı ile kaldırıldığını, ticari işletmenin devrine dair sözleşmeye göre davacının, dava dışı kişiden Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini tüm aktif ve pasifi ile birlikte devraldığını, bu durumda, davacının basiretli bir tacir olarak davranarak işletmenin herhangi bir bankaya borcunun olup olmadığını araştırması gerektiğini, davacının böyle bir araştırma yapmaksızın tüm aktif ve pasifi ile birlikte ticari işletmeyi devir almasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde işletmedeki borçlarının tamamının kayıtlarda bulunması gerektiği yönünde yasal bir düzenleme olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının devraldığı işletmenin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun davalı ipotek veren tarafından ödendiği iddiasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051560400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz