YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6047 E. 2024/2492 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uyuşmazlık konusu mal↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ müktesep hak↗ davanın konusu↗ derdestlik↗ kazanılmış hak↗ iptal davası↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/355 E., 2022/74 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2015/33079 sayılı ‘CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND’ ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "FOSSİL" ibareli markalarına dayanarak yaptığı itirazının önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, sonra bu karara karşı davalı şirketin itirazı üzerine başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden YİDK tarafından reddine karar verildiğini oysa müvekkili şirketin 1978 yılından itibaren faaliyette bulunduğunu, 1998 yılından itibaren cüzdan kemer, valiz ve çanta imalatı, ithalatı, toptan ve perakende satışı hizmetlerini Boyner, YKM, Ayakkabı Dünyası, Gencallar, Özdilek vb. gibi markalaşmış seçkin firmalar ile internet üzerinden satış yapan Markafoni, Trendyol, Limango ve Morhipo gibi işlem hacmi yüksek sitelere satış yapan köklü bir firma olduğunu, müvekkili adına, davaya konu marka başvurusuna dayanak ve müktesep hak teşkil eden 2001/16567 sayılı “FOSSİL” markasının 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli bulunduğunu, taraf markaları benzemediği gibi davalı şirketin uyuşmazlık konusu sınıflarda tescilli bir markasının da olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ileri sürerek YİDK’in 07.03.2018 tarih ve 2018/M-1879 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar için tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı husumet bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı kazanılmış hak iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu dahil birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine derdest hükümsüzlük davasının bulunduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/33079 sayılı ve "CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND" ibareli marka başvurusu ile davalının 2013/23247 sayılı, 2008/42649 sayılı, 91/002860 sayılı, 2013/23245 sayılı, 2013/99301 sayılı, 2005/27498 sayılı, 2008/42650 sayılı ve 2013/99298 sayılı markaları arasında, başvuru kapsamında 18 inci sınıfta yer alan "Çantalar.” emtiası ve 35 inci sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için“Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının dava konusu marka için müktesep hak oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı iade ettiği ilk kararının gerekçeleri ile ilgili bir işlem yapılmadan, önceki karardan farklı olarak bu kez müvekkilinin kötü niyetli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun aynı taraflar arasında görülen davalarda verilen Mahkeme kararlarına, Yargıtay ilamlarına ve delillere aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle görülen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 E. sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, bozma ilamında müvekkilinin marka tescilinin kötü niyetli olmadığının kabul edildiğini, davalının uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde marka tescilinin bulunmadığını, davalı taraf markasının tanınmış olmadığını, "fossil" ibareli birçok marka tescilinin bulunduğunu, herkesin kullanımına açık olan bu ibarenin davalının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu 14 üncü sınıf dışında farklı mal ve hizmetlerde tescili talebinin reddedilmesinin maddi gerçekliğe ve mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından beri olan kullanımları ile markalarına, tescil oldukları ve tescil talebinde bulunan mallar yönünden ayırt edicilik kattığını ve maruf hale getirdiğini, taraf markalarının barındırdıkları şekil unsuru itibariyle de farklılaştıklarını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, diğer taraftan Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/82 E. ve 2021/338 K. sayılı ilamıyla davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/33079 sayılı marka başvurusu ile davalının 2013/23247, 2008/42649, 91/002860, 2013/23245, 2013/99301, 2005/27498, 2008/42650 ve 2013/99298 sayılı markaları arasında “18 inci sınıf: Çantalar.”, ve “35 inci sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır husumet içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile kazanılmış hak oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun müktesep hak iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiğini ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesinin esas olduğu, belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, ayrıca davacının istinaf itirazında ileri sürdüğü 2017/72293 sayılı davalı markasının, dava konusu başvuru tarihinden sonraki tarihli olup işbu davada bu markaya dayanılmadığından 2017/72293 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin işbu dava açısından ulaşılan sonuca etkili bulunmadığı, öte yandan İlk Derece Mahkemesince verilen 2018/175 E., 2019/508 K. sayılı ilk kararda, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de bu kararın davacı ve davalı şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın hüküm kısmı ile gerekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılan ilk kararla bağlı olmadığından bu defa davanın dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının delillerinin hükme esas alınabilir gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, bu yöndeki iddianın ispatlanamadığı gibi müvekkilinin tescilli "Fossil" markası olduğundan aynı ayırt edici unsuru ihtiva eden yeni başvurusunun müvekkilinin marka üzerindeki kullanımı da gözetildiğinde kötü niyetli sayılamayacağını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkı olduğunu, davalının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispatının gerektiğini ve ispatlanamadığını, davalının 18 nci sınıf emtilarında tescilli markası olmadığını, müvekkilinin 18 ve 35 inci sınıf emtialarında müktesep hakkı bulunduğunu, davalı markasının 25 inci sınıfta sadece baş giysileri emtiasında sınırlı tescili olduğunu ve müvekkilinin başvurusunu etkilemeyeceğini, müvekkilinin 25 inci sınıfta kemerler emtiasında öncelik hakkı olduğunu, müvekkilinin markaya ayırt edicilik sağlayı tanınır hale getirdiğini, davalının tanınmış olmadığı gibi saat emtiasında tanınmışlığı kabul edilse dahi bunun diğer emtia ve hizmetlere sirayet edip etmeyeceğinin tartışılmadığını, davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını, "fosil" kelimesinin bir çok dilde aynı şekilde yazıldığını, müvekkilinin kullanım alanlarında davalının üretim ve satışının olmadığını, marka işaretleri arasında iltibas tehlikesi de olmadığını, aynı emtia ve hizmetler üzerinde tescil talebinde bulunulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8903 E. 2023/2999 K.
Ortak:müktesep hak · derdestlik · kazanılmış hak · kötü niyet · dahili dava · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ğlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının «dava konusu» marka için «müktesep hak» oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… kalarının ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin olduğu, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzun yıllara dayalı bir «husumetin» bulunduğunu, müvekkili şirketin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkili şirketin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların ve türevi markaları «taşıyan» başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünler, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerin uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi görmekte olduğunu, müvekkili Şirketin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda 2001 yılında tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” kelime markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin, Türk tüketicilerden başta deri ürünler olmak üzere yoğun ilgi görmesine rağmen 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda faaliyet gösterememekte olduğundan bahsi geçen marka aleyhine “kullanmama nedeniyle hükümsüzlük” davası ikame ettiğini ve bu davanın sonucunda davacı şirketin markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıf ve 18 inci sınıfta ise 18.2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkilinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının, müvekkili şirketin ve tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkili şirketin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşayan huzurdaki davaya konu 2015/76875 nolu marka tescil başurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının mevcut olduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkili şirketin kendisinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosundan ayırt edilemeyece …
… ğinde, her ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması, her iki markada da şekli unsurlarının birbirine oldukça yakınlaşması nedeniyle taraf markalarında «ortalama tüketici» gözünden görsel açıdan benzerlik teşkil edebileceği, işitsel benzerliğin de bulunduğu, kavramsal açıdan da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin olduğu, her ne kadar davalının markalarının “saatler” emtiasında belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı görülmüşse de söz konusu tanınmışlığın dava konusu markanın mal ve hizmet sınıflarında yer alan 18 inci sınıfa sirayet ettiğini gösterir yeterli delilin dosyada bulunmadığı, dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden, tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması; bununla birlikte, davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalı muterizin önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» teşkil edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · taşıyan
Benzer bu karardaDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzun yıllara dayalı bir «husumetin» bulunduğunu, müvekkili şirketin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkili şirketin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların ve türevi markaları «taşıyan» başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünler, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerin uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi görmekte olduğunu, müvekkili Şirketin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda 2001 yılında tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” kelime markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin, Türk tüketicilerden başta deri ürünler olmak üzere yoğun ilgi görmesine rağmen 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda faaliyet gösterememekte olduğundan bahsi geçen marka aleyhine “kullanmama nedeniyle hükümsüzlük” davası ikame ettiğini ve bu davanın sonucunda davacı şirketin markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıf ve 18 inci sınıfta ise 18.2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkilinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının, müvekkili şirketin ve tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkili şirketin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşayan huzurdaki davaya konu 2015/76875 nolu marka tescil başurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının mevcut olduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkili şirketin kendisinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosundan ayırt edilemeyece …
… ğinde, her ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması, her iki markada da şekli unsurlarının birbirine oldukça yakınlaşması nedeniyle taraf markalarında «ortalama tüketici» gözünden görsel açıdan benzerlik teşkil edebileceği, işitsel benzerliğin de bulunduğu, kavramsal açıdan da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin olduğu, her ne kadar davalının markalarının “saatler” emtiasında belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı görülmüşse de söz konusu tanınmışlığın dava konusu markanın mal ve hizmet sınıflarında yer alan 18 inci sınıfa sirayet ettiğini gösterir yeterli delilin dosyada bulunmadığı, dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden, tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması; bununla birlikte, davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalı muterizin önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» teşkil edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2210 E. 2024/5795 K.
Ortak:müktesep hak · davanın konusu · kazanılmış hak · kötü niyet · ayırt edicilik · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ğlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının «dava konusu» marka için «müktesep hak» oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti’nin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve Dairemizce yapılan «istinaf incelemesinde» davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği; davalı-birleşen davacının 2015/76875 sayılı "CASUAL VINTAGE FOSSİL SINCE 2001-EUROPE BRAND" ibareli marka başvurusunun da reddedildiği ve YİDK karar iptali talebiyle açılan davada davalı-birleşen davacı kötü niyetli bulunarak davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunun da esastan reddedilmiş olduğu, te yandan, taraflar arasında marka benzerliği nedeniyle uzun zamandır devam eden «husumetin» bulunduğu, bu husumet nedeniyle taraflar arasında görülen ve devam eden birçok davanın da mevcut olduğu dikkate alındığında, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalının markasını tescil talep edilen sınıflarda yurt dışında kullandığını bilecek durumda olduğu, buna rağmen davacının markası ile karıştırılabilecek «dava konusu» markayı tescil ettirmek istemesinin iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötü niyete» delil teşkil etmeyeceği yönündeki yerleşmiş içtihatın somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, dosya arasında bulunan 06.02.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda da “…gerek ülkemizde gerekse de dünyada tescilli, bilinen ve tanınmış marka düzeyinde korunmaya haiz, özgün, yaratılmış ve ayırt edici vasfı yüksek “FOSSIL” ibaresini, davacı-birleşen davalının marka emtiaları ile pek çok yönden ilişkili olduğu tüketici kitlesine, birbirine yakın satış kanallarına, benzer «dağıtım» ve sunum yöntemlerine sahip olan ve dolaylı bir şekilde aralarında ilişki kurulması mümkün olan emtialarda aynen tercih etmesinin davacı-birleşen davalının önceki markasından haksız bir yarar elde etme, markanın ün ve şöhretinden yararlanarak kolay yoldan haksız menfaat sağlama amacını taşıdığı şeklinde değerlendirilebileceğinin mümkün olduğu, markaların birbirine yanaştığı, iki firma arasında çekişme olduğunun görüldüğü..” şeklinde değerlendirmeye yer verildiği, davacı-birleşen davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı-birleşen davacının 2001/16567 sayıl …
… dinin gerektiğini, müvekkili şirketin dünyaca tanınmış ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, «dava konusu» YİDK kararında «kötü niyete» ilişkin detaylı bir araştırma yapılmadığını ve kararda müvekkili tarafından kullanım ispatına dair sunulan delillerin yalnızca saatlere ilişkin olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin markalarının takılar ve gözlükler üzerinde de aktif olarak kullanıldığını, taraf markaları arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-4318 sayılı kararının iptaline ve 2017/107764 numaralı “FOSSIL” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmes …
… ı, bu markayı davacı-birleşen davalının markasından habersiz bir şekilde tescil ettirdiğini, 2001/16567 ve 2014/05894 numaralı markalarının 18 ve 35. sınıf yönünden «müktesep hak» teşkil ettiğini, markayı deri ürünleri ve aksesuarları, çantalar, valizler, cüzdanlar ve kemerler bakımından maruf hale getirdiğini, müvekkilinin marka logosunu güncellemek amacıyla «dava konusu» marka başvurusunu yaptığını, başvuru kapsamından önce Markalar Dairesi tarafından 25. sınıfta “kemerler”in, davacı-birleşen davalının bu karar itirazı üzerine de davalı Kurum tarafından 35. sınıftaki bir kısım hizmetlerin çıkartıldığını, davaya konu kararın davacı-birleşen davalının itirazının reddedilen kısımları bakımından hukuka uygun olduğunu, taraf markalarının tescil sınıflarının farklı olduğunu, davacı-birleşen davalı şirketin 2005 yılı sonrasında başlamak üzere yalnızca gözlük ve saat imalatı ve satışının bulunduğunu, müvekkilinin markaları ile davacı-birleşen davalı şirket markalarının görsel ve işitsel olarak farklı olduğunu, davacı-birleşen davalının markalarının 14. sınıfta “saatler” ve 25. sınıfta “baş giysisi” yönünden tescilli olduğunu, müvekkilinin markaya «ayırt edicilik» kazandırması nedeniyle taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · kâr dağıtımı · ortalama tüketici · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaŞti’nin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve Dairemizce yapılan «istinaf incelemesinde» davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği; davalı-birleşen davacının 2015/76875 sayılı "CASUAL VINTAGE FOSSİL SINCE 2001-EUROPE BRAND" ibareli marka başvurusunun da reddedildiği ve YİDK karar iptali talebiyle açılan davada davalı-birleşen davacı kötü niyetli bulunarak davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunun da esastan reddedilmiş olduğu, te yandan, taraflar arasında marka benzerliği nedeniyle uzun zamandır devam eden «husumetin» bulunduğu, bu husumet nedeniyle taraflar arasında görülen ve devam eden birçok davanın da mevcut olduğu dikkate alındığında, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalının markasını tescil talep edilen sınıflarda yurt dışında kullandığını bilecek durumda olduğu, buna rağmen davacının markası ile karıştırılabilecek «dava konusu» markayı tescil ettirmek istemesinin iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceği, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötü niyete» delil teşkil etmeyeceği yönündeki yerleşmiş içtihatın somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, dosya arasında bulunan 06.02.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda da “…gerek ülkemizde gerekse de dünyada tescilli, bilinen ve tanınmış marka düzeyinde korunmaya haiz, özgün, yaratılmış ve ayırt edici vasfı yüksek “FOSSIL” ibaresini, davacı-birleşen davalının marka emtiaları ile pek çok yönden ilişkili olduğu tüketici kitlesine, birbirine yakın satış kanallarına, benzer «dağıtım» ve sunum yöntemlerine sahip olan ve dolaylı bir şekilde aralarında ilişki kurulması mümkün olan emtialarda aynen tercih etmesinin davacı-birleşen davalının önceki markasından haksız bir yarar elde etme, markanın ün ve şöhretinden yararlanarak kolay yoldan haksız menfaat sağlama amacını taşıdığı şeklinde değerlendirilebileceğinin mümkün olduğu, markaların birbirine yanaştığı, iki firma arasında çekişme olduğunun görüldüğü..” şeklinde değerlendirmeye yer verildiği, davacı-birleşen davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı-birleşen davacının 2001/16567 sayıl …
… kapsamında 18 ve 35. sınıf, davacı-birleşen davalının itiraza mesnet markalarının kapsamında ise 03, 04, 09, 10, 14, 25 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, «dava konusu» marka kapsamında yer alan “35. sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
… azılım içeren bir hizmet olarak yazılımlar.” hizmetlerinin, benzer amaca hizmet eden, aynı sektöre yönelik, benzer tüketici kesimine hitap eden hizmetler oldukları, «dava konusu» marka kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetlerin, davacı-birleşen davalının markalarında yer almadığı, taraf markalarının “FOSSIL” ibaresini ortak olarak içerdikleri gerçeği karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunun kabulünün gerektiği, başvuruda yer alan dikdörtgen şekli ve “SS” harflerinin karakterize yazılış şeklinin işitsel, görsel, kavramsal ve «ortalama tüketicide» bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu redde dayanak gösterilen markalardan ayırt etmeye yetmediği, başvurunun itiraza mesnet tescilli seri markalar arasına sı …
Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3736 E. 2024/6195 K.
Ortak:bilirkişi raporuna itiraz · müktesep hak · derdestlik · kötü niyet · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ğlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının «dava konusu» marka için «müktesep hak» oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… in "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun «kötü niyet» gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ta …
… tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda «müktesep hak» teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi «iltibası» kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişti …
Değerlendirme 1.Dava, marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 308/b · ticaret unvanı · kâr dağıtımı · kötüniyet · eksik inceleme
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/123 E., 2020/«308» K.
… in "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun «kötü niyet» gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ta …
… sında görsel, sescil ve anlamsal benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından (emtialar aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette görülmediğinden) «iltibas»-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacıya ait saatler açısından tanınmış olduğu belirtilen markadan saatler dışında aynı, benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette olamayan mal/hizmetlerde davalı başvurusunun yapılmasından davacının tanınmış markasından "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği" hususları kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusundaki mal/hizmetler farklı olduğundan aynı KHK hükmünün beşinci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, dava konusu marka açısından «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… üvekkilinin ürettiğini düşündüğünü, davalının müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için tescil ettirmeye çalıştığını, taraflar arasındaki «husumet» de dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu, davalının kötü niyetli tescilleri nedeniyle müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda faaliyet gösteremediğini, müvekkilinin tüm moda sektöründe tanınmış olduğunu, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da kapsadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5692 E. 2023/5559 K.
Ortak:müktesep hak · kazanılmış hak · iptal davası · kötü niyet · dahili dava · iltibas · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ğlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının «dava konusu» marka için «müktesep hak» oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… hli ve TPMK Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesine göre 14. sınıfta yer alan "saatler" emtiasında tescilli olan "FOSSIL" ibareli ve 128408 sayılı markasına dayanarak «iltibas» ve tanınmış marka iddiasıyla yapılan itirazın YİDK tarafından, itiraza mesnet markanın farklı sınıfta tescilli olduğu ve tanınmışlığın ispat edilemediği gerekçeleriyle reddedilmesini müteakip davalı markasının tescil ve «ilan» olunduğu, ancak davacı tarafından bu tarihten dava tarihi olan 27.12.2017 tarihine kadar «kötü niyet» ve tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davası açılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın işbu davayı açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceği, mülga 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bende uyarınca, tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olup, davalının kendisine ait internet sitesinde markasını tescil olduğundan farklı kullanması halinde, sadece bu kullanımının somut olayın özelliğine göre «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerektiği, marka hakkının doğal sonucu olan alan adının terkinine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafça markanın yanıltıcı olarak kullanıldığı iddiasıyla «iptal davası» da açılmadığına göre, sadece «kötüniyet» iddiasıyla açılmış olan davada, davalının dava tarihine yakın tarihlerde internet sitesinde "FOSSİL TURKEY" şeklindeki kullanımlarının ve gerçekte olmadığı halde ABD'de dükkanlarının olduğu iddialarının da 20.08.2001 tarihinde başvuru konusu yapılan davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine emare teşkil etmeyeceği, davalının 2001/16567 sayılı markasının hala 18. sınıfta bir kısım mallar ile 35. sınıftaki genel perakendecilik hizmetleri yönünden tescilli olduğu dikkate alındığında, 2014/05894 sayılı markaya konu aynı ayırt edici işaretin, aynı mal ve hizmetler yönünden tescil ettirilmesi hukuka uygun olduğu, 2014/05894 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerden hangilerinin müktesep hakkın kapsamında kaldığı, hangilerinin ise bu markanın başvuru tarihi itibariyle davacının tanınmış markasına yanaşma niteliğinde olduğu «denetime elverişli bilirkişi raporu» vasıtasıyla tespit edilip, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sadece yanaşma niteliğinde olan emtia ve hizmetler ile aynı KHK'nın 8 inci …
… arak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamına göre hükümsüzlüğü istenen 2001/16567 marka yönünden «hak düşürücü sürede» dava açılmadığı, kötü niyetli tescil kanıtlanmadığı, sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» söz konusu olduğu için davalı adına tescilli 2001/16567 sayılı markanın hükümsüzlük isteminin reddine karar verildiği, mülga 556 sayılı 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bendi uyarınca uyarınca tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olduğundan davalının tescilli markasına dayanarak alan adı kullanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, internet sitesinde «haksız rekabet» içeren eylemler bulunduğu ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti ve meni talep edilebilir ise de eldeki davada dava dilekçesiyle açıkça haksız rekabetin meni ve tespiti yönünde bir talepte bulunulmayıp sadece alan adının iptalinin talep edildiği, haksız rekabetin tespiti yönünde bir talepte bulunulmadığı için haksı rekabet yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmayıp, davalının internet alan adını kullanması meşru bir hak kapsamında kaldığından internet alan adının iptali isteminin reddi gerektiği, hükümsüzlük istemine konu diğer 2014/05894 sayılı marka yönünden yapılan incelemede ise bilirkişi raporları alındığı, 27.12.2021 tarihli raporun Yargıtay bozma ilamına uygun, ayrıntılı ve tanınmış marka ilkelerine özgü ayrıntılı sınıf incelemesi içermesi nedeniyle bu rapora itibar edildiği, davacının markasının saat emtiası yönünden 1991 yılında tescil edildikten 23 yıl sonra davalının 2014/05894 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, bu markanın tescil başvuru tarihi itibariyle saat emtiası yönünden tanınmış marka olduğu, bozma ilamında tanınmış marka yönünden inceleme yapılması gerektiği açıkca belirtildiğinden davacı markasının dava konusu 2014/05894 sayılı marka tescil başvurusu tarihi itibariyle tanınmış kabul edildiği, bilirkişi raporunda davalıya ait «müktesep hak» oluşturan 2001 tarihli markanın 18/2 alt sınıfta ve 35. sınıfta genel parekendecilik sınıfında tescilli olup, bu markanın tescil edildiği tarihte 35. sınıftaki hangi hizmet yönünden tescilli olduğu açıklanmadığı için 35. sınıftaki tüm parekendecilik sınıfı yönünden tescilli kabul edilmemesinin doğru bulunduğu, bilirkişi tarafından davacının markasının saat emtiası yönünden tanınmış olduğu kabul edilerek davalının markasının tescilli olduğu 35. sınıf yönünden tanınmış markaya yanaşılan mal ve hizmetlerin belirlendiği, saat emtiasının marka tescil başvuru tarihinde sadece saatçiler tarafından satılmayıp ürün yelpazesi geniş AVM'lerde giyim, kişisel bakım, küçük ev aletleri gibi birden çok ürünle birlikte satışa sunulduğu, bu durumun tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, tanınmış markaya yanaşma niteliğinde olacağı, tanınmış marka için risk doğuracağı, davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı markadaki 35. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı markanın 35. sınıfta: “Tıraş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa «dahil» alet ve cihazlar (saç düzleştirici ve kıvırıcı cihazlar, makaslar dahil).
… vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, davalının marka tescilinden sonra da kötü niyetli eylemlerine devam ettiğini, Yargıtay'ın «kötü niyete» ilişkin değerlendirmesinin yerindelik denetimi olması nedeniyle kanuna aykırı olduğunu, davalının ilk tescil başvurusunda bulunduğu 2001 yılında müvekkiline ait "fossıl" markasının ülkemizde 10 yıldır tescilli kullanılmakta olduğunu, müvekkili şirketin 1984 yılından beri "fossıl" markasını kullanmakta olduğunu, davalının sadece müvekkiline ait markayı değil dünyaca tanınmış bir çok markayı taklit ederek kendi adına tescil ettirdiğini, davalının 2001 tescil tarihli markasına karşı açılan kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası sonucunda bu marka kapsamındaki bir kısım emtiaların hükümsüzlüğüne karar verildiği, davalının marka başvurusunda bulunmaya devam ettiğini ve müvekkili markasında yer alan logoyu dahi taklit etmeye başladığını, «iltibas» derecesinde markalrın benzer olduğunu, davalının internet sitesinin tasarımının müvekkiline ait internet sitesi ile birebir aynı olduğunu, sitede ABD de 4 dükkanı olduğunu ve merkezinin Avustralya olduğunun belirtildiğini, tüm bunların davalının kötü niyetini gösterdiğini, taraflar arasında süregen bir çok YİDK kararının iptali davaları olduğunu, kötü niyetli tescilde sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» olamayacağını, kaldı ki müvekkilinin sessiz kalmadığını, daha öncesinde belirtildiği üzere kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası açıldığını, markanın tescil tarihinin değil davalının kullanımının sürede dikkate alınması gerektiğini, davalının markayı ciddi kullanımlarının 2012 yılında başladığını dolayısıyla süresinde dava açıldığını, müvekkili şirketin 2001 yılında hem dünyada hem Türkiye'de tanındığına dair dosyaya deliller sunulduğunu, zaten kötü niyetin varlığı halde tanınmış olup olmadığının da önem arz etmeyeceğini, 2014 yılında tescil edilen markanın ise tamamen müvekilinin tanınmışlığından yararlanmak amacıyla tescil edildiğini, davalıya ait internet sitesinin iltibas yarattığını bu nedenle iptal edilmesi gerektiğini, davalının internet sitesinin hem «haksız rekabet» yarattığını hem de «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · eksik araştırma · kısmi kabul · istinaf başvurusunun reddi · denetime elverişlilik · ticaret unvanı · ispat yükü · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2018/640 E., 2018/1583 K. sayılı kararıyla; davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı marka yönünden dava 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmış ise de, 2001/16567 sayılı marka yönünden hak düşürücü sürede dava açılmadığı, ancak «kötüniyetli» tescillerde hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davacı tarafın da tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasına dayanmış olduğu, davacının dayandığı 1991/002860 sayılı "FOSSIL" markası ile hükümsüzlüğü istenen davalıya ait 2001/16567 sayılı "FOSSİL" ve 2014/05894 sayılı "FOSSİL" markalarındaki işaretlerin 556 sayılı markaların Korunması hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, davacının tescilde önceliğinin bulunduğu, öte yandan markanın davacının «ticaret unvanı» da olduğu, davalının ilk marka başvurusunu yaptığı 2001 yılı itibariyle davacının Türkiye'de 1991 tarihli sadece 14. sınıfta "saatler" emtiası yönünden tescili bulunmaktaysa da yurtdışında deri çanta, cüzdan gibi emtialar yönünden 100'e yakın tescilleri bulunup dünyaca tanınır hale geldiği, 1996 yılında Türkiye pazarına da saat emtiası yönünden girerek Türkiye'de belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı, marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü gözetildiğinde davalının, davacı tarafından oluşturulmuş ve içinde Türkçe kullanımdaki "Fosil" sözcüğünde bulunmayan ikinci bir "s" harfi de barındıran Türkiye'de belli bir tanınmışlığa ulaşmış özgün markayı davacının tescilli önceki markasıyla da ilişkilendirilebilecek sınıflarda birebir tescil ettirmesinin davacının markasından yararlanma amacı taşıdığı ve bu nedenlerle kötü niyetli tescil olarak nitelendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta sesiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği; davalının 2001/16567 tarihli ilk marka başvurusuna karşı davacının TPMK nezdinde yaptığı itirazların YİDK kararıyla reddedilmesiyle davaya konu markanın 11.03.2004 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın da marka tescil tarihinden itibaren 12 yıl sonra açıldığı, davacı vekili dava konusu 2001/16567 sayılı markayla ilgili olarak tescili aşamasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali için dava açmamışsa da sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşması için marka tescilinin tek başına yeterli olmayıp markanın kullanılmasının da aranacağı, bu itibarla davacı tarafından 08.07.2013 tarihinde İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/103 E. sayılı mezkur markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada mahkemece de 18/2. ve alt sınıflar dışında hükümsüzlük kararı verildiği, kararın 35. sınıf yönünden «eksik araştırma» nedeniyle davalı yararına bozulduğu, bu davada davanın niteliği gereği «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu ve davalının markayı ciddi kullandığına dair delillerini «ibraz» ettiği tarih itibariyle davacının markanın fiilen kullanıldığından haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, eş anlatımla kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının dava tarihinin 2013 olduğu dikkate alındığında bu dava sonuçlanmadan davacının eldeki davayı 2016 tarihinde yaklaşık 3-4 yıllık süre içinde açmakla sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, davalının 2014/05894 sayılı markasının 2001/16567 sayılı markasına dayanmakta olup 2001/16567 sayılı marka tescili kötü niyetle yapıldığından davalının her iki markasının da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük talebinin reddi kararının yerinde görülmediği, öte yandan mahkemenin 2014 tarihinde tescil önceliği de davacıya ait olan internet alan adının bire bir aynısının alınarak kullanımının tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle internet alan adınının iptaline dair kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı adına kayıtlı "fossil.com.tr" alan adının tahsis ve kullanımının «haksız rekabet», marka tecavüzü olması nedeniyle iptaline ve «terkin» edilmesine karar verilmiştir.
… hli ve TPMK Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesine göre 14. sınıfta yer alan "saatler" emtiasında tescilli olan "FOSSIL" ibareli ve 128408 sayılı markasına dayanarak «iltibas» ve tanınmış marka iddiasıyla yapılan itirazın YİDK tarafından, itiraza mesnet markanın farklı sınıfta tescilli olduğu ve tanınmışlığın ispat edilemediği gerekçeleriyle reddedilmesini müteakip davalı markasının tescil ve «ilan» olunduğu, ancak davacı tarafından bu tarihten dava tarihi olan 27.12.2017 tarihine kadar «kötü niyet» ve tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davası açılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın işbu davayı açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceği, mülga 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bende uyarınca, tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olup, davalının kendisine ait internet sitesinde markasını tescil olduğundan farklı kullanması halinde, sadece bu kullanımının somut olayın özelliğine göre «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerektiği, marka hakkının doğal sonucu olan alan adının terkinine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafça markanın yanıltıcı olarak kullanıldığı iddiasıyla «iptal davası» da açılmadığına göre, sadece «kötüniyet» iddiasıyla açılmış olan davada, davalının dava tarihine yakın tarihlerde internet sitesinde "FOSSİL TURKEY" şeklindeki kullanımlarının ve gerçekte olmadığı halde ABD'de dükkanlarının olduğu iddialarının da 20.08.2001 tarihinde başvuru konusu yapılan davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine emare teşkil etmeyeceği, davalının 2001/16567 sayılı markasının hala 18. sınıfta bir kısım mallar ile 35. sınıftaki genel perakendecilik hizmetleri yönünden tescilli olduğu dikkate alındığında, 2014/05894 sayılı markaya konu aynı ayırt edici işaretin, aynı mal ve hizmetler yönünden tescil ettirilmesi hukuka uygun olduğu, 2014/05894 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerden hangilerinin müktesep hakkın kapsamında kaldığı, hangilerinin ise bu markanın başvuru tarihi itibariyle davacının tanınmış markasına yanaşma niteliğinde olduğu «denetime elverişli bilirkişi raporu» vasıtasıyla tespit edilip, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sadece yanaşma niteliğinde olan emtia ve hizmetler ile aynı KHK'nın 8 inci …
… duğu, davacı kanıtlarının tanınmışlık iddiası bakımından ikna edici olmamasının yanı sıra, sessiz kalmanın sonuçlarının dahi doğduğu, hükümsüzlük davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılması gerektiği, kötü niyetle tescilin istisna olduğu, ancak markanın ayniyetinin tek başına «kötü niyeti» göstermeyeceği, karıştırma riski taşımayacak kadar başka bir sınıf malda yapılan tescilin hukuka aykırı olmadığı, saat ve benzeri ürünlerin mekanik veya elektronik yapıları bulunmaktayken, deri ve aksesuar ürünlerinde bu özellik bulunmadığı, imalat, yöntem ve malzemelerinin tamamen farklı nitelik taşıdığı, «kötüniyet» bulunmadığından 2001/16567 sayılı markaya yönelik hükümsüzlük davasının reddi gerektiği, 2014/05894 sayılı marka yönünden ise dava süresinde açılmış ise de aradan geçen zamana rağmen davalının ikinci markayı aynı formla tescil ettirmek istemesinin başvuru ve tescil tarihindeki geçerli kurallara uygun olduğu, Türkiye'de ilk marka tescilini yapan davacının internet alan adı konusunda öncelikli hak sahibi olduğu, bilirkişi raporunda davalının internet sitesinde benzer grafik tasarımlarını kullandığının belirlendiği, davalının internet sitesine giren kullanıcıların tarafların işletmelerini karıştırabilecekleri ve davalının sunduğu deri ürünlerinin de aslında Türkiye'de deri ürünü markası olmayan davacının deri ürünü sanabilecekleri, davalının internet sitesinin Avusturalya kökenli olduğu konusundaki yanıltıcı bilgi bakımından «haksız rekabet» bulunduğu, davalıya ait internet sitesinin kapatılması ve iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine, davalı adına kayıtlı "foss …
… arak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamına göre hükümsüzlüğü istenen 2001/16567 marka yönünden «hak düşürücü sürede» dava açılmadığı, kötü niyetli tescil kanıtlanmadığı, sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» söz konusu olduğu için davalı adına tescilli 2001/16567 sayılı markanın hükümsüzlük isteminin reddine karar verildiği, mülga 556 sayılı 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bendi uyarınca uyarınca tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olduğundan davalının tescilli markasına dayanarak alan adı kullanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, internet sitesinde «haksız rekabet» içeren eylemler bulunduğu ileri sürülerek haksız rekabetin tespiti ve meni talep edilebilir ise de eldeki davada dava dilekçesiyle açıkça haksız rekabetin meni ve tespiti yönünde bir talepte bulunulmayıp sadece alan adının iptalinin talep edildiği, haksız rekabetin tespiti yönünde bir talepte bulunulmadığı için haksı rekabet yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmayıp, davalının internet alan adını kullanması meşru bir hak kapsamında kaldığından internet alan adının iptali isteminin reddi gerektiği, hükümsüzlük istemine konu diğer 2014/05894 sayılı marka yönünden yapılan incelemede ise bilirkişi raporları alındığı, 27.12.2021 tarihli raporun Yargıtay bozma ilamına uygun, ayrıntılı ve tanınmış marka ilkelerine özgü ayrıntılı sınıf incelemesi içermesi nedeniyle bu rapora itibar edildiği, davacının markasının saat emtiası yönünden 1991 yılında tescil edildikten 23 yıl sonra davalının 2014/05894 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, bu markanın tescil başvuru tarihi itibariyle saat emtiası yönünden tanınmış marka olduğu, bozma ilamında tanınmış marka yönünden inceleme yapılması gerektiği açıkca belirtildiğinden davacı markasının dava konusu 2014/05894 sayılı marka tescil başvurusu tarihi itibariyle tanınmış kabul edildiği, bilirkişi raporunda davalıya ait «müktesep hak» oluşturan 2001 tarihli markanın 18/2 alt sınıfta ve 35. sınıfta genel parekendecilik sınıfında tescilli olup, bu markanın tescil edildiği tarihte 35. sınıftaki hangi hizmet yönünden tescilli olduğu açıklanmadığı için 35. sınıftaki tüm parekendecilik sınıfı yönünden tescilli kabul edilmemesinin doğru bulunduğu, bilirkişi tarafından davacının markasının saat emtiası yönünden tanınmış olduğu kabul edilerek davalının markasının tescilli olduğu 35. sınıf yönünden tanınmış markaya yanaşılan mal ve hizmetlerin belirlendiği, saat emtiasının marka tescil başvuru tarihinde sadece saatçiler tarafından satılmayıp ürün yelpazesi geniş AVM'lerde giyim, kişisel bakım, küçük ev aletleri gibi birden çok ürünle birlikte satışa sunulduğu, bu durumun tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, tanınmış markaya yanaşma niteliğinde olacağı, tanınmış marka için risk doğuracağı, davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı markadaki 35. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı markanın 35. sınıfta: “Tıraş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa «dahil» alet ve cihazlar (saç düzleştirici ve kıvırıcı cihazlar, makaslar dahil).
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6047 E. , 2024/2492 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1032 Esas, 2022/942 Karar
DAVALILAR 1.... vekili Avukat ...
2.Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili
Avukat ...
DAVA TARİHİ 03.05.2018
HÜKÜM
Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/355 E., 2022/74 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2015/33079 sayılı ‘CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND’ ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "FOSSİL" ibareli markalarına dayanarak yaptığı itirazının önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, sonra bu karara karşı davalı şirketin itirazı üzerine başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden YİDK tarafından reddine karar verildiğini oysa müvekkili şirketin 1978 yılından itibaren faaliyette bulunduğunu, 1998 yılından itibaren cüzdan kemer, valiz ve çanta imalatı, ithalatı, toptan ve perakende satışı hizmetlerini Boyner, YKM, Ayakkabı Dünyası, Gencallar, Özdilek vb. gibi markalaşmış seçkin firmalar ile internet üzerinden satış yapan Markafoni, Trendyol, Limango ve Morhipo gibi işlem hacmi yüksek sitelere satış yapan köklü bir firma olduğunu, müvekkili adına, davaya konu marka başvurusuna dayanak ve müktesep hak teşkil eden 2001/16567 sayılı “FOSSİL” markasının 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli bulunduğunu, taraf markaları benzemediği gibi davalı şirketin uyuşmazlık konusu sınıflarda tescilli bir markasının da olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ileri sürerek YİDK’in 07.03.2018 tarih ve 2018/M-1879 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar için tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı husumet bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı kazanılmış hak iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu dahil birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine derdest hükümsüzlük davasının bulunduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/33079 sayılı ve "CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND" ibareli marka başvurusu ile davalının 2013/23247 sayılı, 2008/42649 sayılı, 91/002860 sayılı, 2013/23245 sayılı, 2013/99301 sayılı, 2005/27498 sayılı, 2008/42650 sayılı ve 2013/99298 sayılı markaları arasında, başvuru kapsamında 18 inci sınıfta yer alan "Çantalar.” emtiası ve 35 inci sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için“Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları.
Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının dava konusu marka için müktesep hak oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı iade ettiği ilk kararının gerekçeleri ile ilgili bir işlem yapılmadan, önceki karardan farklı olarak bu kez müvekkilinin kötü niyetli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun aynı taraflar arasında görülen davalarda verilen Mahkeme kararlarına, Yargıtay ilamlarına ve delillere aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle görülen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 E. sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K.
sayılı ilamıyla bozulduğunu, bozma ilamında müvekkilinin marka tescilinin kötü niyetli olmadığının kabul edildiğini, davalının uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde marka tescilinin bulunmadığını, davalı taraf markasının tanınmış olmadığını, "fossil" ibareli birçok marka tescilinin bulunduğunu, herkesin kullanımına açık olan bu ibarenin davalının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu 14 üncü sınıf dışında farklı mal ve hizmetlerde tescili talebinin reddedilmesinin maddi gerçekliğe ve mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından beri olan kullanımları ile markalarına, tescil oldukları ve tescil talebinde bulunan mallar yönünden ayırt edicilik kattığını ve maruf hale getirdiğini, taraf markalarının barındırdıkları şekil unsuru itibariyle de farklılaştıklarını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, diğer taraftan Ankara 2.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/82 E. ve 2021/338 K. sayılı ilamıyla davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/33079 sayılı marka başvurusu ile davalının 2013/23247, 2008/42649, 91/002860, 2013/23245, 2013/99301, 2005/27498, 2008/42650 ve 2013/99298 sayılı markaları arasında “18 inci sınıf: Çantalar.”, ve “35 inci sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları.
Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır husumet içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile kazanılmış hak oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun müktesep hak iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K.
sayılı ilamıyla kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiğini ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesinin esas olduğu, belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, ayrıca davacının istinaf itirazında ileri sürdüğü 2017/72293 sayılı davalı markasının, dava konusu başvuru tarihinden sonraki tarihli olup işbu davada bu markaya dayanılmadığından 2017/72293 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin işbu dava açısından ulaşılan sonuca etkili bulunmadığı, öte yandan İlk Derece Mahkemesince verilen 2018/175 E., 2019/508 K. sayılı ilk kararda, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de bu kararın davacı ve davalı şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın hüküm kısmı ile gerekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılan ilk kararla bağlı olmadığından bu defa davanın dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının delillerinin hükme esas alınabilir gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, bu yöndeki iddianın ispatlanamadığı gibi müvekkilinin tescilli "Fossil" markası olduğundan aynı ayırt edici unsuru ihtiva eden yeni başvurusunun müvekkilinin marka üzerindeki kullanımı da gözetildiğinde kötü niyetli sayılamayacağını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkı olduğunu, davalının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispatının gerektiğini ve ispatlanamadığını, davalının 18 nci sınıf emtilarında tescilli markası olmadığını, müvekkilinin 18 ve 35 inci sınıf emtialarında müktesep hakkı bulunduğunu, davalı markasının 25 inci sınıfta sadece baş giysileri emtiasında sınırlı tescili olduğunu ve müvekkilinin başvurusunu etkilemeyeceğini, müvekkilinin 25 inci sınıfta kemerler emtiasında öncelik hakkı olduğunu, müvekkilinin markaya ayırt edicilik sağlayı tanınır hale getirdiğini, davalının tanınmış olmadığı gibi saat emtiasında tanınmışlığı kabul edilse dahi bunun diğer emtia ve hizmetlere sirayet edip etmeyeceğinin tartışılmadığını, davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını, "fosil" kelimesinin bir çok dilde aynı şekilde yazıldığını, müvekkilinin kullanım alanlarında davalının üretim ve satışının olmadığını, marka işaretleri arasında iltibas tehlikesi de olmadığını, aynı emtia ve hizmetler üzerinde tescil talebinde bulunulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051511100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz