Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3736 E. 2024/6195 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 308/b↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ müktesep hak↗ derdestlik↗ ticaret unvanı↗ kâr dağıtımı↗ kötü niyet↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/123 E., 2020/308 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FOSSIL" ibareli gerek Türkiye'de gerek dünyada tanınmış markalarını mesnet göstererek, davalı şirketin 2015/102604 sayılı "FOSSİL" ibareli markanın 20, 21, 22, 23, 24 ve 27. sınıflarda tescili için yaptıkları başvurunun davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "FOSSIL" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu ibareyi Türkiye'de 1996 yılından beri kullandığını, bu marka adı altında 18. sınıftaki deri ürünlerinin üretimini yapmaya başladığını, 25. sınıf kapsamında giyim eşyaları ürettiğini, markasını saat emtiası üzerinde ülkemizde 1996 yılından beri kullandığını, davalının 2001 yılında müvekkilinin markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak markayı kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, davalının markaları aleyhine açtıkları davaların bulunduğunu, davalının markasını müvekkilinin tanınmış markalarına yaklaştırdığını, yaptığı bazı marka başvurularının davalı kurum tarafından kötü niyetli oldukları gerekçesiyle reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, müvekkilinin internet sitesinin "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun kötü niyet gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından itibaren cüzdan, valiz, kemer ve çanta imalatı ve satışında faaliyet sürdürdüğünü, köklü bir firma olduğunu, markasını 2001 yılında 18, 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda müktesep hak teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi iltibası kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "FOSSİL" ibareli marka başvurusu ile davacının "FOSSIL" ibareli tescilli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından (emtialar aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette görülmediğinden) iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacıya ait saatler açısından tanınmış olduğu belirtilen markadan saatler dışında aynı, benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette olamayan mal/hizmetlerde davalı başvurusunun yapılmasından davacının tanınmış markasından "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği" hususları kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusundaki mal/hizmetler farklı olduğundan aynı KHK hükmünün beşinci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında yer alan mallarla müvekkilinin markaları kapsamındaki malların benzer olduğunu, ibarelerin de aynı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik yükseldikçe mal ve hizmetler arasındaki daha düşük bir benzerliğin karıştırılma ihtimali için yeterli olacağını, daha önce yargı kararlarıyla benzer malların başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiğini, davalının amacının karıştırılma ihtimali yaratmak olduğunu, davalı firmanın ürünlerinden memnun kalmayan tüketicilerin söz konusu ürünleri müvekkilinin ürettiğini düşündüğünü, davalının müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için tescil ettirmeye çalıştığını, taraflar arasındaki husumet de dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu, davalının kötü niyetli tescilleri nedeniyle müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda faaliyet gösteremediğini, müvekkilinin tüm moda sektöründe tanınmış olduğunu, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da kapsadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava, marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. Davacı yan, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1996 yılından beri ülkemizde de kullanılan tanınmış "FOSSIL" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin tanınmış markasının ülkemizde 18., 25. ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından faydalanarak 2001 yılında "FOSSIL" ibaresini adına marka olarak tescil ettirdiğini, taraflar arasında, davalının gerek 2001 yılında gerekse de daha sonra tescil ettirdiği "FOSSIL" ibareli markalar sebebiyle açılmış davalar bulunup bir kısmının da halen derdest olduğunu, davalının taraflar arasındaki uyuşmazlığa rağmen dava konusu başvuruda da olduğu gibi müvekkilinin markasına ayniyet derecesinde benzer olan "FOSSIL" esas unsurlu marka başvuruları yapmaya devam ettiğini ve bununla da yetinmeyerek adına tescil ettirdiği markaları müvekkilinin markasına yakınlaştırarak ve müvekkilinin ticareti sırasında kullandığı bazı ibare ve sloganları da aynen alıntılayarak kullandığını, hatta müvekkiline ait internet alan adını bile küçük değişikliklerle sahiplenmeye çalıştığını belirtmiş ve kötü niyet iddiasını belirtilen vakıalara dayandırmıştır.
3.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yukarıda belirtilen iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın salt taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğundan bahisle kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı belirtilmiş ise de tescili istenen mal ve hizmetlerin farklı olması tek başına kötü niyetin var olmadığı anlamına gelmeyecek olup kötü niyet iddiasının her somut olayda, iddialar ve sunulan deliller kapsamında ayrıca incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının davacının iddiaları, sunulan deliller, taraflar arasında görülen davalar ve bu davalara ilişkin olarak verilmiş Dairemiz kararları da (Dairemizin 17.04.2024 tarih, 2022/6447 E., 2024/2982 K. ve 27.03.2024 tarih, 2022/6047 E., 2024/2492 K.) incelerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5.Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, kötü niyet ve tanınmışlık iddialarının reddine de gerekçe yapılan, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığına dair tespitin de eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Oysa bilirkişi raporunda, bu hususta, belirtildiği şekilde bir değerlendirme yapılmamış olup herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin mal ve hizmetlerin benzer olmadığı mütala edilmiştir. Mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda usulünce inceleme yapılmaması doğru olmadığı gibi davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde öne sürdüğü ciddi itirazların değerlendirilmemesi de isabetli olmamıştır.
6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının belirtildiği şekilde incelenip değerlendirilmesi, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığının kabulü halinde ise taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususunda yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre taraf markalarını arasında iltibas bulunup bulunmadığının ve davacı markalarının tanınmışlığının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlar kapsamında tescil engeli oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8903 E. 2023/2999 K.
Ortak:müktesep hak · derdestlik · kötü niyet · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… in "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun «kötü niyet» gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ta …
… tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda «müktesep hak» teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi «iltibası» kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişti …
Değerlendirme 1.Dava, marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ğinde, her ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması, her iki markada da şekli unsurlarının birbirine oldukça yakınlaşması nedeniyle taraf markalarında «ortalama tüketici» gözünden görsel açıdan benzerlik teşkil edebileceği, işitsel benzerliğin de bulunduğu, kavramsal açıdan da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin olduğu, her ne kadar davalının markalarının “saatler” emtiasında belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı görülmüşse de söz konusu tanınmışlığın dava konusu markanın mal ve hizmet sınıflarında yer alan 18 inci sınıfa sirayet ettiğini gösterir yeterli delilin dosyada bulunmadığı, dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden, tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması; bununla birlikte, davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalı muterizin önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» teşkil edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… kalarının ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin olduğu, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… rına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez 2018-M-1608 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin marka başvurusuna dayanak ve «müktesep hak» teşkil eden “FOSSİL” markasını 2001/16567 sayılı 20.08.2001 müracaat/koruma tarihli, 11.03.2004 onay tarihinde 18, 25, 35 inci sınıf emtiada tescil ettirdiğini, müvekkili şirket ve/veya lisansiyesi tarafından davaya konu “casual vintage fossil since 2001 europe brand şekil” marka başvurusuna müktesep hak teşkil eden FOSSİL markasının kullanıldığını, davalı firma adına 18'inci sınıflarda kayıtlı “FOSSİL” ibareli herhangi bir markanın bulunmadığını, davaya konu “casual vintage fossil since 2001 europe brand şekil” marka başvurusunun, 2001-16567 marka nolu 20.08.2001 müracaat/koruma tarihli hali hazırda hukuki himayesi devam eden 18,25 ve 35 inci sınıflarda müvekkil davacı firma adına kayıtlı “FOSSİL” markasının tanınmış olduğu müktesep hakka dayanılarak yapıldığını, her ne kadar davalı firma tarafından, müvekkili firma adına 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olan ve hukuki himayesi devam eden işbu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markanın iptali için müvekkili davacı firma aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde “kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davası” ikâme edilmişse de İzmir Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/101 E., 2017/85 K. sayılı (2015/24 E., 2015/111 K.) ilâmı neticesinde 18 inci ve 35 inci sınıf yönünden reddedildiğini, ancak 25'inci sınıf yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, FOSSİL markasının 18 ve 35 inci sınıflar yönünden halihazırda müvekkili firma adına tescilli olduğunu, 2001/16567 sayılı “FOSSİL” markası sebebiyle müvekkilinin müktesep hak sahibi olup, bu davaya konu iptali istenilen YİDK kararı kapsamındaki “casual vintage fossil since 2001 europe brand” marka başvurusunun 2001 yılından bu yana müvekkili adına tescilli “FOSSİL” markası ile aynı sınıflarda olmak üzere seri marka niteliğinde yapılmış bir başvuru olduğunu, müvekkili tarafından yapılan tescil müracatında bulunan marka ile davalı firmanın markaya itirazda mesnet tuttuğu markaların görsel ve işitsel olarak farklı olduklarını, davalı firma adına 18 inci sınıflara kayıtlı “casual vintage fossil since 2001 europe brand şekil” ve “FOSSİL” ibareli herhangi bir markanın bulunmadığını, ayrıca davalı firmanın belirtili sınıflarda yer alan ürünlere ilişkin herhangi bir kullanımının da olmadığını, davalı şirketin iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin uzun yıllara dayanan çalışması neticesinde markayı maruf hale getirmesinden davalı şirketin istifade ettiğini, davalının “FOSSIL” ibareli markasının ise ilk tescilinden bugüne değin sadece 14 üncü sınıfta tescilli olup, davalının Türkiye’de sadece kol saati ile iştigal ettiğini, bunun dışında Türkiye’de başkaca bir ticari faaliyetinin ve satışının bulunmadığını, YİDK tarafından somut delillerle ispat edilemeyen “tescilin ya da marka başvurusunun «kötü niyet» dahilinde yapıldığı” iddiasına itibar edilerek karar tesisi yoluna gidilmesinin hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını ileri sürerek Türk Patent ve Marka Ku …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak · ortalama tüketici · taşıyan · dahili dava
Benzer bu karardaDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzun yıllara dayalı bir «husumetin» bulunduğunu, müvekkili şirketin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkili şirketin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların ve türevi markaları «taşıyan» başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünler, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerin uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi görmekte olduğunu, müvekkili Şirketin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda 2001 yılında tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” kelime markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin, Türk tüketicilerden başta deri ürünler olmak üzere yoğun ilgi görmesine rağmen 2001/16567 tescil nolu ve “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda faaliyet gösterememekte olduğundan bahsi geçen marka aleyhine “kullanmama nedeniyle hükümsüzlük” davası ikame ettiğini ve bu davanın sonucunda davacı şirketin markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıf ve 18 inci sınıfta ise 18.2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkilinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının, müvekkili şirketin ve tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkili şirketin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşayan huzurdaki davaya konu 2015/76875 nolu marka tescil başurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının mevcut olduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkili şirketin kendisinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosundan ayırt edilemeyece …
… ğinde, her ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması, her iki markada da şekli unsurlarının birbirine oldukça yakınlaşması nedeniyle taraf markalarında «ortalama tüketici» gözünden görsel açıdan benzerlik teşkil edebileceği, işitsel benzerliğin de bulunduğu, kavramsal açıdan da ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin olduğu, her ne kadar davalının markalarının “saatler” emtiasında belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı görülmüşse de söz konusu tanınmışlığın dava konusu markanın mal ve hizmet sınıflarında yer alan 18 inci sınıfa sirayet ettiğini gösterir yeterli delilin dosyada bulunmadığı, dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerden, tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması; bununla birlikte, davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalı muterizin önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» teşkil edebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… kalarının ikisinde de esas unsurun “fossil” ibaresinden oluşması nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin olduğu, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla «iltibas» tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6047 E. 2024/2492 K.
Ortak:bilirkişi raporuna itiraz · müktesep hak · derdestlik · kötü niyet · iltibas · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… in "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun «kötü niyet» gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ta …
… tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda «müktesep hak» teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi «iltibası» kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişti …
Değerlendirme 1.Dava, marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ğlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının «dava konusu» marka için «müktesep hak» oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu mal · davanın konusu · kazanılmış hak · iptal davası · uyuşmazlık konusu · ayırt edicilik · dahili dava
Benzer bu kararda2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı «husumet» bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı «kazanılmış hak» iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle «iptal davası» açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu «dahil» birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine «derdest» hükümsüzlük davasının bulunduğunu, «dava konusu» markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, bozma ilamında müvekkilinin marka tescilinin kötü niyetli olmadığının kabul edildiğini, davalının «uyuşmazlık konusu mal» ve hizmetlerde marka tescilinin bulunmadığını, davalı taraf markasının tanınmış olmadığını, "fossil" ibareli birçok marka tescilinin bulunduğunu, herkesin kullanımına açık olan bu ibarenin davalının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu 14 üncü sınıf dışında farklı mal ve hizmetlerde tescili talebinin reddedilmesinin maddi gerçekliğe ve mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, taraf markaları arasında «iltibas» bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından beri olan kullanımları ile markalarına, tescil oldukları ve tescil talebinde bulunan mallar yönünden «ayırt edicilik» kattığını ve maruf hale getirdiğini, taraf markalarının barındırdıkları şekil unsuru itibariyle de farklılaştıklarını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, «dava konusu» başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, diğer taraftan Ankara 2.
… bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen «dava konusu» başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır «husumet» içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile «kazanılmış hak» oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun «müktesep hak» iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının «kötü niyet» oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ila …
… afoni, Trendyol, Limango ve Morhipo gibi işlem hacmi yüksek sitelere satış yapan köklü bir firma olduğunu, müvekkili adına, davaya konu marka başvurusuna dayanak ve «müktesep hak» teşkil eden 2001/16567 sayılı “FOSSİL” markasının 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli bulunduğunu, taraf markaları benzemediği gibi davalı şirketin «uyuşmazlık konusu» sınıflarda tescilli bir markasının da olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ileri sürerek YİDK’in 07.03.2018 tarih ve 2018/M-1879 sayılı kararının iptali ile «dava konusu» başvurunun başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar için tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5692 E. 2023/5559 K.
Ortak:müktesep hak · ticaret unvanı · kötü niyet · kötüniyet · eksik inceleme · iltibas · dava şartı
İncelediğiniz kararda… in "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun «kötü niyet» gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında «iltibasın» kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin «ticaret unvanı» ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini ta …
6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, «kötü niyet» iddiasının belirtildiği şekilde incelenip değerlendirilmesi, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığının kabulü halinde ise taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususunda yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre taraf markalarını arasında «iltibas» bulunup bulunmadığının ve davacı markalarının tanınmışlığının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlar kapsamında tescil engeli oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda «müktesep hak» teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi «iltibası» kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişti …
Benzer bu kararda… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2018/640 E., 2018/1583 K. sayılı kararıyla; davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı marka yönünden dava 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmış ise de, 2001/16567 sayılı marka yönünden hak düşürücü sürede dava açılmadığı, ancak «kötüniyetli» tescillerde hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davacı tarafın da tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasına dayanmış olduğu, davacının dayandığı 1991/002860 sayılı "FOSSIL" markası ile hükümsüzlüğü istenen davalıya ait 2001/16567 sayılı "FOSSİL" ve 2014/05894 sayılı "FOSSİL" markalarındaki işaretlerin 556 sayılı markaların Korunması hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, davacının tescilde önceliğinin bulunduğu, öte yandan markanın davacının «ticaret unvanı» da olduğu, davalının ilk marka başvurusunu yaptığı 2001 yılı itibariyle davacının Türkiye'de 1991 tarihli sadece 14. sınıfta "saatler" emtiası yönünden tescili bulunmaktaysa da yurtdışında deri çanta, cüzdan gibi emtialar yönünden 100'e yakın tescilleri bulunup dünyaca tanınır hale geldiği, 1996 yılında Türkiye pazarına da saat emtiası yönünden girerek Türkiye'de belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı, marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü gözetildiğinde davalının, davacı tarafından oluşturulmuş ve içinde Türkçe kullanımdaki "Fosil" sözcüğünde bulunmayan ikinci bir "s" harfi de barındıran Türkiye'de belli bir tanınmışlığa ulaşmış özgün markayı davacının tescilli önceki markasıyla da ilişkilendirilebilecek sınıflarda birebir tescil ettirmesinin davacının markasından yararlanma amacı taşıdığı ve bu nedenlerle kötü niyetli tescil olarak nitelendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta sesiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği; davalının 2001/16567 tarihli ilk marka başvurusuna karşı davacının TPMK nezdinde yaptığı itirazların YİDK kararıyla reddedilmesiyle davaya konu markanın 11.03.2004 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın da marka tescil tarihinden itibaren 12 yıl sonra açıldığı, davacı vekili dava konusu 2001/16567 sayılı markayla ilgili olarak tescili aşamasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali için dava açmamışsa da sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşması için marka tescilinin tek başına yeterli olmayıp markanın kullanılmasının da aranacağı, bu itibarla davacı tarafından 08.07.2013 tarihinde İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/103 E. sayılı mezkur markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada mahkemece de 18/2. ve alt sınıflar dışında hükümsüzlük kararı verildiği, kararın 35. sınıf yönünden «eksik araştırma» nedeniyle davalı yararına bozulduğu, bu davada davanın niteliği gereği «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu ve davalının markayı ciddi kullandığına dair delillerini «ibraz» ettiği tarih itibariyle davacının markanın fiilen kullanıldığından haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, eş anlatımla kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının dava tarihinin 2013 olduğu dikkate alındığında bu dava sonuçlanmadan davacının eldeki davayı 2016 tarihinde yaklaşık 3-4 yıllık süre içinde açmakla sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, davalının 2014/05894 sayılı markasının 2001/16567 sayılı markasına dayanmakta olup 2001/16567 sayılı marka tescili kötü niyetle yapıldığından davalının her iki markasının da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük talebinin reddi kararının yerinde görülmediği, öte yandan mahkemenin 2014 tarihinde tescil önceliği de davacıya ait olan internet alan adının bire bir aynısının alınarak kullanımının tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle internet alan adınının iptaline dair kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı adına kayıtlı "fossil.com.tr" alan adının tahsis ve kullanımının «haksız rekabet», marka tecavüzü olması nedeniyle iptaline ve «terkin» edilmesine karar verilmiştir.
… hli ve TPMK Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesine göre 14. sınıfta yer alan "saatler" emtiasında tescilli olan "FOSSIL" ibareli ve 128408 sayılı markasına dayanarak «iltibas» ve tanınmış marka iddiasıyla yapılan itirazın YİDK tarafından, itiraza mesnet markanın farklı sınıfta tescilli olduğu ve tanınmışlığın ispat edilemediği gerekçeleriyle reddedilmesini müteakip davalı markasının tescil ve «ilan» olunduğu, ancak davacı tarafından bu tarihten dava tarihi olan 27.12.2017 tarihine kadar «kötü niyet» ve tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davası açılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın işbu davayı açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceği, mülga 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bende uyarınca, tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olup, davalının kendisine ait internet sitesinde markasını tescil olduğundan farklı kullanması halinde, sadece bu kullanımının somut olayın özelliğine göre «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerektiği, marka hakkının doğal sonucu olan alan adının terkinine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafça markanın yanıltıcı olarak kullanıldığı iddiasıyla «iptal davası» da açılmadığına göre, sadece «kötüniyet» iddiasıyla açılmış olan davada, davalının dava tarihine yakın tarihlerde internet sitesinde "FOSSİL TURKEY" şeklindeki kullanımlarının ve gerçekte olmadığı halde ABD'de dükkanlarının olduğu iddialarının da 20.08.2001 tarihinde başvuru konusu yapılan davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine emare teşkil etmeyeceği, davalının 2001/16567 sayılı markasının hala 18. sınıfta bir kısım mallar ile 35. sınıftaki genel perakendecilik hizmetleri yönünden tescilli olduğu dikkate alındığında, 2014/05894 sayılı markaya konu aynı ayırt edici işaretin, aynı mal ve hizmetler yönünden tescil ettirilmesi hukuka uygun olduğu, 2014/05894 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerden hangilerinin müktesep hakkın kapsamında kaldığı, hangilerinin ise bu markanın başvuru tarihi itibariyle davacının tanınmış markasına yanaşma niteliğinde olduğu «denetime elverişli bilirkişi raporu» vasıtasıyla tespit edilip, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sadece yanaşma niteliğinde olan emtia ve hizmetler ile aynı KHK'nın 8 inci …
… duğu, davacı kanıtlarının tanınmışlık iddiası bakımından ikna edici olmamasının yanı sıra, sessiz kalmanın sonuçlarının dahi doğduğu, hükümsüzlük davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılması gerektiği, kötü niyetle tescilin istisna olduğu, ancak markanın ayniyetinin tek başına «kötü niyeti» göstermeyeceği, karıştırma riski taşımayacak kadar başka bir sınıf malda yapılan tescilin hukuka aykırı olmadığı, saat ve benzeri ürünlerin mekanik veya elektronik yapıları bulunmaktayken, deri ve aksesuar ürünlerinde bu özellik bulunmadığı, imalat, yöntem ve malzemelerinin tamamen farklı nitelik taşıdığı, «kötüniyet» bulunmadığından 2001/16567 sayılı markaya yönelik hükümsüzlük davasının reddi gerektiği, 2014/05894 sayılı marka yönünden ise dava süresinde açılmış ise de aradan geçen zamana rağmen davalının ikinci markayı aynı formla tescil ettirmek istemesinin başvuru ve tescil tarihindeki geçerli kurallara uygun olduğu, Türkiye'de ilk marka tescilini yapan davacının internet alan adı konusunda öncelikli hak sahibi olduğu, bilirkişi raporunda davalının internet sitesinde benzer grafik tasarımlarını kullandığının belirlendiği, davalının internet sitesine giren kullanıcıların tarafların işletmelerini karıştırabilecekleri ve davalının sunduğu deri ürünlerinin de aslında Türkiye'de deri ürünü markası olmayan davacının deri ürünü sanabilecekleri, davalının internet sitesinin Avusturalya kökenli olduğu konusundaki yanıltıcı bilgi bakımından «haksız rekabet» bulunduğu, davalıya ait internet sitesinin kapatılması ve iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü isteminin reddine, davalı adına kayıtlı "foss …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · eksik araştırma · kısmi kabul · istinaf başvurusunun reddi · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · ispat yükü · iptal davası
Benzer bu kararda… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2018/640 E., 2018/1583 K. sayılı kararıyla; davalı adına tescilli 2014/05894 sayılı marka yönünden dava 5 yıllık «hak düşürücü sürede» açılmış ise de, 2001/16567 sayılı marka yönünden hak düşürücü sürede dava açılmadığı, ancak «kötüniyetli» tescillerde hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davacı tarafın da tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasına dayanmış olduğu, davacının dayandığı 1991/002860 sayılı "FOSSIL" markası ile hükümsüzlüğü istenen davalıya ait 2001/16567 sayılı "FOSSİL" ve 2014/05894 sayılı "FOSSİL" markalarındaki işaretlerin 556 sayılı markaların Korunması hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, davacının tescilde önceliğinin bulunduğu, öte yandan markanın davacının «ticaret unvanı» da olduğu, davalının ilk marka başvurusunu yaptığı 2001 yılı itibariyle davacının Türkiye'de 1991 tarihli sadece 14. sınıfta "saatler" emtiası yönünden tescili bulunmaktaysa da yurtdışında deri çanta, cüzdan gibi emtialar yönünden 100'e yakın tescilleri bulunup dünyaca tanınır hale geldiği, 1996 yılında Türkiye pazarına da saat emtiası yönünden girerek Türkiye'de belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı, marka seçiminde yüzlerce seçenek özgürlüğü gözetildiğinde davalının, davacı tarafından oluşturulmuş ve içinde Türkçe kullanımdaki "Fosil" sözcüğünde bulunmayan ikinci bir "s" harfi de barındıran Türkiye'de belli bir tanınmışlığa ulaşmış özgün markayı davacının tescilli önceki markasıyla da ilişkilendirilebilecek sınıflarda birebir tescil ettirmesinin davacının markasından yararlanma amacı taşıdığı ve bu nedenlerle kötü niyetli tescil olarak nitelendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta sesiz kalma yoluyla hak «kaybının» bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği; davalının 2001/16567 tarihli ilk marka başvurusuna karşı davacının TPMK nezdinde yaptığı itirazların YİDK kararıyla reddedilmesiyle davaya konu markanın 11.03.2004 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın da marka tescil tarihinden itibaren 12 yıl sonra açıldığı, davacı vekili dava konusu 2001/16567 sayılı markayla ilgili olarak tescili aşamasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali için dava açmamışsa da sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşması için marka tescilinin tek başına yeterli olmayıp markanın kullanılmasının da aranacağı, bu itibarla davacı tarafından 08.07.2013 tarihinde İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/103 E. sayılı mezkur markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada mahkemece de 18/2. ve alt sınıflar dışında hükümsüzlük kararı verildiği, kararın 35. sınıf yönünden «eksik araştırma» nedeniyle davalı yararına bozulduğu, bu davada davanın niteliği gereği «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu ve davalının markayı ciddi kullandığına dair delillerini «ibraz» ettiği tarih itibariyle davacının markanın fiilen kullanıldığından haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, eş anlatımla kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının dava tarihinin 2013 olduğu dikkate alındığında bu dava sonuçlanmadan davacının eldeki davayı 2016 tarihinde yaklaşık 3-4 yıllık süre içinde açmakla sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, davalının 2014/05894 sayılı markasının 2001/16567 sayılı markasına dayanmakta olup 2001/16567 sayılı marka tescili kötü niyetle yapıldığından davalının her iki markasının da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük talebinin reddi kararının yerinde görülmediği, öte yandan mahkemenin 2014 tarihinde tescil önceliği de davacıya ait olan internet alan adının bire bir aynısının alınarak kullanımının tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle internet alan adınının iptaline dair kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı adına kayıtlı "fossil.com.tr" alan adının tahsis ve kullanımının «haksız rekabet», marka tecavüzü olması nedeniyle iptaline ve «terkin» edilmesine karar verilmiştir.
… hli ve TPMK Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesine göre 14. sınıfta yer alan "saatler" emtiasında tescilli olan "FOSSIL" ibareli ve 128408 sayılı markasına dayanarak «iltibas» ve tanınmış marka iddiasıyla yapılan itirazın YİDK tarafından, itiraza mesnet markanın farklı sınıfta tescilli olduğu ve tanınmışlığın ispat edilemediği gerekçeleriyle reddedilmesini müteakip davalı markasının tescil ve «ilan» olunduğu, ancak davacı tarafından bu tarihten dava tarihi olan 27.12.2017 tarihine kadar «kötü niyet» ve tanınmış marka iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük davası açılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın işbu davayı açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edip etmeyeceği, mülga 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinici fıkrasının (e) bende uyarınca, tescilli marka sahibinin markanın ayırt edici unsurunu alan adı olarak kullanması onun meşru ve doğal bir hakkı olup, davalının kendisine ait internet sitesinde markasını tescil olduğundan farklı kullanması halinde, sadece bu kullanımının somut olayın özelliğine göre «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerektiği, marka hakkının doğal sonucu olan alan adının terkinine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafça markanın yanıltıcı olarak kullanıldığı iddiasıyla «iptal davası» da açılmadığına göre, sadece «kötüniyet» iddiasıyla açılmış olan davada, davalının dava tarihine yakın tarihlerde internet sitesinde "FOSSİL TURKEY" şeklindeki kullanımlarının ve gerçekte olmadığı halde ABD'de dükkanlarının olduğu iddialarının da 20.08.2001 tarihinde başvuru konusu yapılan davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine emare teşkil etmeyeceği, davalının 2001/16567 sayılı markasının hala 18. sınıfta bir kısım mallar ile 35. sınıftaki genel perakendecilik hizmetleri yönünden tescilli olduğu dikkate alındığında, 2014/05894 sayılı markaya konu aynı ayırt edici işaretin, aynı mal ve hizmetler yönünden tescil ettirilmesi hukuka uygun olduğu, 2014/05894 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerden hangilerinin müktesep hakkın kapsamında kaldığı, hangilerinin ise bu markanın başvuru tarihi itibariyle davacının tanınmış markasına yanaşma niteliğinde olduğu «denetime elverişli bilirkişi raporu» vasıtasıyla tespit edilip, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sadece yanaşma niteliğinde olan emtia ve hizmetler ile aynı KHK'nın 8 inci …
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin «kısmi kabul» kararının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu markanın 35. sınıf yönünden müvekkil adına 2001/16567 sayılı marka ile 2001 yılından bu yana tescilli olduğunu, bu şe …
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18109 E. 2015/2530 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · çek iptali · vekile tebliğ · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · çek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre; 06/03/2013 tarihli duruşma davacı tarafça takip edilmediğinden HMK Md.150/1 uyarınca «dosyanın işlemden kaldırıldığı», davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren yasal 3 aylık süre içinde «yenilenmemiş» olduğu gerekçesiyle HMK 150/5 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, duruşma gününün davacı «vekiline tebliğine» dair dosya içerisinde bir evrak bulunmamasına rağmen davanın takip edilmediğinden bahisle dava dosyasının «işlemden kaldırılması» doğru olmadığı gibi, bu işleme dayalı olarak HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi de doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesine göre, «dosyanın işlemden kaldırılması» için duruşma gün ve saatinin taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3736 E. , 2024/6195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/300 Esas, 2023/349 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/123 E., 2020/308 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FOSSIL" ibareli gerek Türkiye'de gerek dünyada tanınmış markalarını mesnet göstererek, davalı şirketin 2015/102604 sayılı "FOSSİL" ibareli markanın 20, 21, 22, 23, 24 ve 27. sınıflarda tescili için yaptıkları başvurunun davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "FOSSIL" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu ibareyi Türkiye'de 1996 yılından beri kullandığını, bu marka adı altında 18. sınıftaki deri ürünlerinin üretimini yapmaya başladığını, 25. sınıf kapsamında giyim eşyaları ürettiğini, markasını saat emtiası üzerinde ülkemizde 1996 yılından beri kullandığını, davalının 2001 yılında müvekkilinin markasının 18, 25 ve 35.
sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak markayı kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, davalının markaları aleyhine açtıkları davaların bulunduğunu, davalının markasını müvekkilinin tanınmış markalarına yaklaştırdığını, yaptığı bazı marka başvurularının davalı kurum tarafından kötü niyetli oldukları gerekçesiyle reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, müvekkilinin internet sitesinin "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun kötü niyet gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından itibaren cüzdan, valiz, kemer ve çanta imalatı ve satışında faaliyet sürdürdüğünü, köklü bir firma olduğunu, markasını 2001 yılında 18, 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda müktesep hak teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi iltibası kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "FOSSİL" ibareli marka başvurusu ile davacının "FOSSIL" ibareli tescilli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından (emtialar aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette görülmediğinden) iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacıya ait saatler açısından tanınmış olduğu belirtilen markadan saatler dışında aynı, benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette olamayan mal/hizmetlerde davalı başvurusunun yapılmasından davacının tanınmış markasından "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği" hususları kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusundaki mal/hizmetler farklı olduğundan aynı KHK hükmünün beşinci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında yer alan mallarla müvekkilinin markaları kapsamındaki malların benzer olduğunu, ibarelerin de aynı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik yükseldikçe mal ve hizmetler arasındaki daha düşük bir benzerliğin karıştırılma ihtimali için yeterli olacağını, daha önce yargı kararlarıyla benzer malların başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiğini, davalının amacının karıştırılma ihtimali yaratmak olduğunu, davalı firmanın ürünlerinden memnun kalmayan tüketicilerin söz konusu ürünleri müvekkilinin ürettiğini düşündüğünü, davalının müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için tescil ettirmeye çalıştığını, taraflar arasındaki husumet de dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu, davalının kötü niyetli tescilleri nedeniyle müvekkilinin 18, 25 ve 35.
sınıflarda faaliyet gösteremediğini, müvekkilinin tüm moda sektöründe tanınmış olduğunu, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da kapsadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava, marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. Davacı yan, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1996 yılından beri ülkemizde de kullanılan tanınmış "FOSSIL" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin tanınmış markasının ülkemizde 18., 25. ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından faydalanarak 2001 yılında "FOSSIL" ibaresini adına marka olarak tescil ettirdiğini, taraflar arasında, davalının gerek 2001 yılında gerekse de daha sonra tescil ettirdiği "FOSSIL" ibareli markalar sebebiyle açılmış davalar bulunup bir kısmının da halen derdest olduğunu, davalının taraflar arasındaki uyuşmazlığa rağmen dava konusu başvuruda da olduğu gibi müvekkilinin markasına ayniyet derecesinde benzer olan "FOSSIL" esas unsurlu marka başvuruları yapmaya devam ettiğini ve bununla da yetinmeyerek adına tescil ettirdiği markaları müvekkilinin markasına yakınlaştırarak ve müvekkilinin ticareti sırasında kullandığı bazı ibare ve sloganları da aynen alıntılayarak kullandığını, hatta müvekkiline ait internet alan adını bile küçük değişikliklerle sahiplenmeye çalıştığını belirtmiş ve kötü niyet iddiasını belirtilen vakıalara dayandırmıştır.
3.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yukarıda belirtilen iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın salt taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğundan bahisle kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı belirtilmiş ise de tescili istenen mal ve hizmetlerin farklı olması tek başına kötü niyetin var olmadığı anlamına gelmeyecek olup kötü niyet iddiasının her somut olayda, iddialar ve sunulan deliller kapsamında ayrıca incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının davacının iddiaları, sunulan deliller, taraflar arasında görülen davalar ve bu davalara ilişkin olarak verilmiş Dairemiz kararları da (Dairemizin 17.04.2024 tarih, 2022/6447 E., 2024/2982 K. ve 27.03.2024 tarih, 2022/6047 E., 2024/2492 K.) incelerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5.Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, kötü niyet ve tanınmışlık iddialarının reddine de gerekçe yapılan, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığına dair tespitin de eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Oysa bilirkişi raporunda, bu hususta, belirtildiği şekilde bir değerlendirme yapılmamış olup herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin mal ve hizmetlerin benzer olmadığı mütala edilmiştir. Mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda usulünce inceleme yapılmaması doğru olmadığı gibi davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde öne sürdüğü ciddi itirazların değerlendirilmemesi de isabetli olmamıştır.
6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının belirtildiği şekilde incelenip değerlendirilmesi, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığının kabulü halinde ise taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususunda yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre taraf markalarını arasında iltibas bulunup bulunmadığının ve davacı markalarının tanınmışlığının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlar kapsamında tescil engeli oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077993200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz