6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel Kurul Kararının İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3736 E. 2024/6195 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 308/b bilirkişi raporuna itiraz müktesep hak derdestlik ticaret unvanı kâr dağıtımı kötü niyet kötüniyet ilk derece kararının kaldırılması eksik inceleme iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/123 E., 2020/308 K.

Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FOSSIL" ibareli gerek Türkiye'de gerek dünyada tanınmış markalarını mesnet göstererek, davalı şirketin 2015/102604 sayılı "FOSSİL" ibareli markanın 20, 21, 22, 23, 24 ve 27. sınıflarda tescili için yaptıkları başvurunun davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "FOSSIL" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu ibareyi Türkiye'de 1996 yılından beri kullandığını, bu marka adı altında 18. sınıftaki deri ürünlerinin üretimini yapmaya başladığını, 25. sınıf kapsamında giyim eşyaları ürettiğini, markasını saat emtiası üzerinde ülkemizde 1996 yılından beri kullandığını, davalının 2001 yılında müvekkilinin markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak markayı kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, davalının markaları aleyhine açtıkları davaların bulunduğunu, davalının markasını müvekkilinin tanınmış markalarına yaklaştırdığını, yaptığı bazı marka başvurularının davalı kurum tarafından kötü niyetli oldukları gerekçesiyle reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, müvekkilinin internet sitesinin "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun kötü niyet gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından itibaren cüzdan, valiz, kemer ve çanta imalatı ve satışında faaliyet sürdürdüğünü, köklü bir firma olduğunu, markasını 2001 yılında 18, 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda müktesep hak teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi iltibası kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "FOSSİL" ibareli marka başvurusu ile davacının "FOSSIL" ibareli tescilli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından (emtialar aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette görülmediğinden) iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacıya ait saatler açısından tanınmış olduğu belirtilen markadan saatler dışında aynı, benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette olamayan mal/hizmetlerde davalı başvurusunun yapılmasından davacının tanınmış markasından "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği" hususları kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusundaki mal/hizmetler farklı olduğundan aynı KHK hükmünün beşinci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında yer alan mallarla müvekkilinin markaları kapsamındaki malların benzer olduğunu, ibarelerin de aynı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik yükseldikçe mal ve hizmetler arasındaki daha düşük bir benzerliğin karıştırılma ihtimali için yeterli olacağını, daha önce yargı kararlarıyla benzer malların başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiğini, davalının amacının karıştırılma ihtimali yaratmak olduğunu, davalı firmanın ürünlerinden memnun kalmayan tüketicilerin söz konusu ürünleri müvekkilinin ürettiğini düşündüğünü, davalının müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için tescil ettirmeye çalıştığını, taraflar arasındaki husumet de dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu, davalının kötü niyetli tescilleri nedeniyle müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda faaliyet gösteremediğini, müvekkilinin tüm moda sektöründe tanınmış olduğunu, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da kapsadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi

3. Değerlendirme

1.Dava, marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. Davacı yan, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1996 yılından beri ülkemizde de kullanılan tanınmış "FOSSIL" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin tanınmış markasının ülkemizde 18., 25. ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından faydalanarak 2001 yılında "FOSSIL" ibaresini adına marka olarak tescil ettirdiğini, taraflar arasında, davalının gerek 2001 yılında gerekse de daha sonra tescil ettirdiği "FOSSIL" ibareli markalar sebebiyle açılmış davalar bulunup bir kısmının da halen derdest olduğunu, davalının taraflar arasındaki uyuşmazlığa rağmen dava konusu başvuruda da olduğu gibi müvekkilinin markasına ayniyet derecesinde benzer olan "FOSSIL" esas unsurlu marka başvuruları yapmaya devam ettiğini ve bununla da yetinmeyerek adına tescil ettirdiği markaları müvekkilinin markasına yakınlaştırarak ve müvekkilinin ticareti sırasında kullandığı bazı ibare ve sloganları da aynen alıntılayarak kullandığını, hatta müvekkiline ait internet alan adını bile küçük değişikliklerle sahiplenmeye çalıştığını belirtmiş ve kötü niyet iddiasını belirtilen vakıalara dayandırmıştır.

3.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yukarıda belirtilen iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın salt taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğundan bahisle kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı belirtilmiş ise de tescili istenen mal ve hizmetlerin farklı olması tek başına kötü niyetin var olmadığı anlamına gelmeyecek olup kötü niyet iddiasının her somut olayda, iddialar ve sunulan deliller kapsamında ayrıca incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.

4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının davacının iddiaları, sunulan deliller, taraflar arasında görülen davalar ve bu davalara ilişkin olarak verilmiş Dairemiz kararları da (Dairemizin 17.04.2024 tarih, 2022/6447 E., 2024/2982 K. ve 27.03.2024 tarih, 2022/6047 E., 2024/2492 K.) incelerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.

5.Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, kötü niyet ve tanınmışlık iddialarının reddine de gerekçe yapılan, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığına dair tespitin de eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Oysa bilirkişi raporunda, bu hususta, belirtildiği şekilde bir değerlendirme yapılmamış olup herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin mal ve hizmetlerin benzer olmadığı mütala edilmiştir. Mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda usulünce inceleme yapılmaması doğru olmadığı gibi davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde öne sürdüğü ciddi itirazların değerlendirilmemesi de isabetli olmamıştır.

6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının belirtildiği şekilde incelenip değerlendirilmesi, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığının kabulü halinde ise taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususunda yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre taraf markalarını arasında iltibas bulunup bulunmadığının ve davacı markalarının tanınmışlığının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlar kapsamında tescil engeli oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8903 E. 2023/2999 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6047 E. 2024/2492 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5692 E. 2023/5559 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Çek iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18109 E. 2015/2530 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3736 E.  ,  2024/6195 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/300 Esas, 2023/349 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2019/123 E., 2020/308 K.

Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FOSSIL" ibareli gerek Türkiye'de gerek dünyada tanınmış markalarını mesnet göstererek, davalı şirketin 2015/102604 sayılı "FOSSİL" ibareli markanın 20, 21, 22, 23, 24 ve 27. sınıflarda tescili için yaptıkları başvurunun davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "FOSSIL" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, bu ibareyi Türkiye'de 1996 yılından beri kullandığını, bu marka adı altında 18. sınıftaki deri ürünlerinin üretimini yapmaya başladığını, 25. sınıf kapsamında giyim eşyaları ürettiğini, markasını saat emtiası üzerinde ülkemizde 1996 yılından beri kullandığını, davalının 2001 yılında müvekkilinin markasının 18, 25 ve 35.

sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak markayı kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, davalının markaları aleyhine açtıkları davaların bulunduğunu, davalının markasını müvekkilinin tanınmış markalarına yaklaştırdığını, yaptığı bazı marka başvurularının davalı kurum tarafından kötü niyetli oldukları gerekçesiyle reddedildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, müvekkilinin internet sitesinin "tr" uzantısını aldığını ve internet sitesini taklit ettiğini, davalının başka tanınmış markaların benzerlerini de adına tescil ettirmeye çalıştığını, başvurunun kötü niyet gerekçesiyle bütün olarak reddinin gerektiğini, başvurunun müvekkilinin markalarıyla aynı olup tescil sınıflarının da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantılı olduğunu, taraf markaları arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalının da bunu amaçladığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının iltibası artırıcı etki yaptığını, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da birebir ihtiva ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının isabetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından itibaren cüzdan, valiz, kemer ve çanta imalatı ve satışında faaliyet sürdürdüğünü, köklü bir firma olduğunu, markasını 2001 yılında 18, 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının başvuruya itirazına mesnet olarak gösterdiği markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin 18, 25 ve 35. sınıflarda müktesep hak teşkil eden markasının bulunduğunu, markayı maruf hale getirdiğini, davacı şirketin bundan istifade ettiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapılmadığını, davacının tanınmış marka iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerinin etiketinde "Turkey" ibaresinin yazdığını, bunun dahi iltibası kaldırdığını, davacının markasını sadece saat emtiasında kullandığını, tescil talebindeki sınıflarda kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "FOSSİL" ibareli marka başvurusu ile davacının "FOSSIL" ibareli tescilli markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal benzerlik oluşsa da mal/hizmet benzerliği oluşmadığından (emtialar aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette görülmediğinden) iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, davacıya ait saatler açısından tanınmış olduğu belirtilen markadan saatler dışında aynı, benzer veya ilişkilendirilebilir mahiyette olamayan mal/hizmetlerde davalı başvurusunun yapılmasından davacının tanınmış markasından "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği" hususları kanıtlanmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, dava konusu marka başvurusundaki mal/hizmetler farklı olduğundan aynı KHK hükmünün beşinci fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru kapsamında yer alan mallarla müvekkilinin markaları kapsamındaki malların benzer olduğunu, ibarelerin de aynı olduğunu, markalar arasındaki benzerlik yükseldikçe mal ve hizmetler arasındaki daha düşük bir benzerliğin karıştırılma ihtimali için yeterli olacağını, daha önce yargı kararlarıyla benzer malların başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiğini, davalının amacının karıştırılma ihtimali yaratmak olduğunu, davalı firmanın ürünlerinden memnun kalmayan tüketicilerin söz konusu ürünleri müvekkilinin ürettiğini düşündüğünü, davalının müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için tescil ettirmeye çalıştığını, taraflar arasındaki husumet de dikkate alındığında kötü niyetli olduğunu, davalının kötü niyetli tescilleri nedeniyle müvekkilinin 18, 25 ve 35.

sınıflarda faaliyet gösteremediğini, müvekkilinin tüm moda sektöründe tanınmış olduğunu, başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adını da kapsadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi

3. Değerlendirme

1.Dava, marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet hukuki sebeplerine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. Davacı yan, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1996 yılından beri ülkemizde de kullanılan tanınmış "FOSSIL" markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin tanınmış markasının ülkemizde 18., 25. ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından faydalanarak 2001 yılında "FOSSIL" ibaresini adına marka olarak tescil ettirdiğini, taraflar arasında, davalının gerek 2001 yılında gerekse de daha sonra tescil ettirdiği "FOSSIL" ibareli markalar sebebiyle açılmış davalar bulunup bir kısmının da halen derdest olduğunu, davalının taraflar arasındaki uyuşmazlığa rağmen dava konusu başvuruda da olduğu gibi müvekkilinin markasına ayniyet derecesinde benzer olan "FOSSIL" esas unsurlu marka başvuruları yapmaya devam ettiğini ve bununla da yetinmeyerek adına tescil ettirdiği markaları müvekkilinin markasına yakınlaştırarak ve müvekkilinin ticareti sırasında kullandığı bazı ibare ve sloganları da aynen alıntılayarak kullandığını, hatta müvekkiline ait internet alan adını bile küçük değişikliklerle sahiplenmeye çalıştığını belirtmiş ve kötü niyet iddiasını belirtilen vakıalara dayandırmıştır.

3.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yukarıda belirtilen iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın salt taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğundan bahisle kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı belirtilmiş ise de tescili istenen mal ve hizmetlerin farklı olması tek başına kötü niyetin var olmadığı anlamına gelmeyecek olup kötü niyet iddiasının her somut olayda, iddialar ve sunulan deliller kapsamında ayrıca incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.

4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının davacının iddiaları, sunulan deliller, taraflar arasında görülen davalar ve bu davalara ilişkin olarak verilmiş Dairemiz kararları da (Dairemizin 17.04.2024 tarih, 2022/6447 E., 2024/2982 K. ve 27.03.2024 tarih, 2022/6047 E., 2024/2492 K.) incelerek değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.

5.Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, kötü niyet ve tanınmışlık iddialarının reddine de gerekçe yapılan, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığına dair tespitin de eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.

Oysa bilirkişi raporunda, bu hususta, belirtildiği şekilde bir değerlendirme yapılmamış olup herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin mal ve hizmetlerin benzer olmadığı mütala edilmiştir. Mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda usulünce inceleme yapılmaması doğru olmadığı gibi davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde öne sürdüğü ciddi itirazların değerlendirilmemesi de isabetli olmamıştır.

6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, kötü niyet iddiasının belirtildiği şekilde incelenip değerlendirilmesi, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığının kabulü halinde ise taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı hususunda yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre taraf markalarını arasında iltibas bulunup bulunmadığının ve davacı markalarının tanınmışlığının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartlar kapsamında tescil engeli oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077993200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.