Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5816 E. 2024/2309 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek ve müteselsil kefalet↗ aleyhe bozma yasağı↗ nispi harç↗ nispi karar harcı↗ müteselsil kefalet↗ hesap kat ihtarnamesi↗ ilamsız takip↗ takibin kesinleşmesi↗ kat ihtarnamesi↗ kefalet limiti↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ hesap kat↗ icra hukuk mahkemesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ ilamsız icra takibi↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ipotek↗ kefalet↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ geçersizlik↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/2 E., 2019/325 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile dava dışı Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden söz konusu firmaya kredi kullandırıldığını, müvekkili ... ise bu kredilerin teminatı olarak kendi adına kayıtlı taşınmazlarını davalı bankaya ipotek verdiğini, kredi bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkili hakkında mezkur kredi sözleşmesine kefil olduğu gerekçesiyle icra takipleri başlatıldığını, müvekkili hakkında başlatılan icra takiplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kredi sözleşmesindeki kefaletinin hukuken geçerli olmadığını, davalı bankanın hesap kat ihtarnamesinde müvekkilini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak göstermediğini, sadece rehin veren 3 üncü kişi olarak gösterdiğini, takibe dayanak olarak gösterilen 30.05.2011 tarihli müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhinde kefalet limiti bulunmamakta olup sözleşmede müvekkilinin Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne hukuken geçerli kefaletin bulunmaması sebebi ile davanın kabulünü, müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini, müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatan davalı bankanın dava değerinin % 20'si tutarında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, aynı konuya ilişkin icra hukuk mahkemesinde yargılama yapıldığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ... arasında 30.05.2011 tarih 150.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, borçlu ...'in genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, aynı zamanda borçlu kullanılan kredinin teminatı olarak ipotek verdiğini, kredi şartlarına uyulmaması sebebi ile borçlular Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ...'e 09.04.2012 tarihli itibari ile ve toplam 94.851,81 TL nakit ve 50.000,00 TL gayrinakit banka alacağının tahsili için ihtarname keşide edildiğini, borçlu ... genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bu nedenle hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının süresinde yaptığı bir itirazın olmadığını, asıl borçlu hakkında ipotekli takip açılması, kefiller hakkında ilamsız takip açılmasına engel olmadığını, amir hükmü uyarınca alacağın rehinle temin edilmesi ve alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması müteselsil kefiller hakkında alacağın tamamı üzerinden haciz yolu ile takip yapılmasına engel olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına vekaleten Halkbank Iğdır şubesi tarafından düzenlenen 30.05.2011 tarihli kefalet sözleşmesinde davacının kefalet limitinin belirlenmediği, ayrıca sözleşme tarihi itibariyle geçerli olan vekaletnamede davacının adına kefil olma yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı icra takibine dayanak kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle davacının anılan icra takibine ilişkin borcunun bulunmadığı, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E. sayılı takip dosyası yönünden ise davacı adına yürütülen bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E. sayılı takip dosyası yönünden hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davacının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı konuda daha önce dava açılmış olduğunu, davacı borçlu ...'in 30.05.2011 tarih 150.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, bu nedenle Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 E. sayılı dosyasıyla hakkında ilamsız icra takibi yapılmış ve takibin kesinleşmiş olduğunu, davacı borçlu ...’in süresinde yaptığı bir itiraz olmadığını, asıl borçlu hakkında ipotekli takip açılması, kefiller hakkında ilamsız takip açılmasına engel olmadığını, alacağın rehinle temin edilmesi ve alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması, müteselsil kefiller hakkında, alacağın tamamı üzerinden haciz yolu ile takip yapılmasına engel olmadığını, kefalet ve ipotek sözleşmeleri birbirinden tamamen bağımsız olup, borç tamamen ödeninceye kadar kefilin sorumluluğu devam edeceğini, kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğunu, alacağın rehinle temin edilmiş olması, kefiller aleyhine haciz yoluyla takip yapılmasına engel teşkil etmediğinden davacının haksız olarak açmış olduğu davasının reddinin gerektiğini, mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece davalı bankanın harçtan muaf olduğu gerekçesiyle harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, davalı banka harçtan muaf olmadığından dolayı davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davaya konu takip dosyasındaki talep edilen alacak miktarına göre nispi harca hükmedilmesi gerektiği, harç kamu düzeninden olup, resen gözetilmesi gerektiğinden ve aleyhe bozma yasağının istisnalarından olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının resen kaldırılarak davalı bankadan nispi harç alınmasına yönelik yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kefil sıfatıyla yapılan takipte borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 388 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2586 E. 2020/388 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · haksız rekabet · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalının eylemlerinin, davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitiyle men’ine, 3.966,92 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair verilen kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davanın haksız rekabetin tespiti ve buna dayalı «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkin olduğu, her üç talep bakımından ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, esastan yeniden hüküm kurulmuştur.
Bu kararın davalı yan vekilince temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 19.11.2018 tarihli ilamıyla davalı yararına bozulmuş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, davalı eyleminin «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davacının tüm talepleri bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16927 E. 2014/670 K.
Ortak:kötü niyet tazminatı · kötü niyet · ihtarname
İncelediğiniz karardaŞti'ne hukuken geçerli «kefaletin» bulunmaması «sebebi» ile davanın kabulünü, müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini, müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatan davalı bankanın dava değerinin % 20'si tutarında «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına vekaleten Halkbank Iğdır şubesi tarafından düzenlenen 30.05.2011 tarihli «kefalet sözleşmesinde» davacının «kefalet limitinin» belirlenmediği, ayrıca sözleşme tarihi itibariyle geçerli olan vekaletnamede davacının adına «kefil» olma «yetkisinin» bulunmadığı, bu haliyle Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı icra takibine dayanak kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olması nedeniyle davacının anılan icra takibine ilişkin borcunun bulunmadığı, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E. sayılı takip dosyası yönünden ise davacı adına yürütülen bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E. sayılı takip dosyası yönünden «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile davanın «usulden reddine», davacının «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Şti. arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesine» istinaden söz konusu firmaya kredi kullandırıldığını, müvekkili ... ise bu kredilerin «teminatı» olarak kendi adına kayıtlı taşınmazlarını davalı bankaya «ipotek» verdiğini, kredi bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkili hakkında mezkur kredi sözleşmesine «kefil» olduğu gerekçesiyle icra takipleri başlatıldığını, müvekkili hakkında başlatılan icra takiplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kredi sözleşmesindeki «kefaletinin» hukuken geçerli olmadığını, davalı bankanın «hesap kat ihtarnamesinde» müvekkilini «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak göstermediğini, sadece «rehin» veren 3 üncü kişi olarak gösterdiğini, takibe dayanak olarak gösterilen 30.05.2011 tarihli müşterek borçlu ve «müşterek müteselsil kefalet» şerhinde «kefalet limiti» bulunmamakta olup sözleşmede müvekkilinin Ümit Madencilik İnş.
Benzer bu karardaNoterliği'nin 17/08/2010 tarih ve 9706 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile 07/07/2010 tarih, 115113 nolu ve 4.500 USD bedelli «fatura» içeriğinin davalıya bildirilmesine rağmen, ihtarnameye karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve ödeme de yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, yine davaya konu «alacağın likit olması», davalının itirazını somut dayanaklar ile ileri sürememesi nedeniyle kötü niyetli olduğunun açıkça belirlendiği gerekçesiyle de asıl alacağın % 40’ı oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:alacağın likit olması · yetki itirazı · navlun · yetki · fatura · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında para borcunu doğuran bir sözleşmenin bulunduğu, para borçlarında alacaklının ikametgahı icra dairesi olan Iğdır İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğu gerekçesiyle «yetki itirazının» reddine, davacı şirket tarafından taşıma ediminin yerine getirilerek, Iğdır 2.
Noterliği'nin 17/08/2010 tarih ve 9706 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile 07/07/2010 tarih, 115113 nolu ve 4.500 USD bedelli «fatura» içeriğinin davalıya bildirilmesine rağmen, ihtarnameye karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve ödeme de yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, yine davaya konu «alacağın likit olması», davalının itirazını somut dayanaklar ile ileri sürememesi nedeniyle kötü niyetli olduğunun açıkça belirlendiği gerekçesiyle de asıl alacağın % 40’ı oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmiştir.
2- Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede «navlun» 3.400 USD olarak kararlaştırılmış olup, davacı bunun üzerindeki tutar üzerinden düzenlemiş olduğu faturayı davalıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığına göre davacının, tarafların kabulünde bulunan 3000 USD tutarındaki davalı ödemesi gözetildiğinde, bakiye 400 USD «asıl alacak» üzerinden talepte bulunulabileceği gözden kaçırılarak, yazılı gerekçe ile davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişk …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5816 E. , 2024/2309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/83 Esas, 2022/1137 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/2 E., 2019/325 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile dava dışı Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden söz konusu firmaya kredi kullandırıldığını, müvekkili ... ise bu kredilerin teminatı olarak kendi adına kayıtlı taşınmazlarını davalı bankaya ipotek verdiğini, kredi bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkili hakkında mezkur kredi sözleşmesine kefil olduğu gerekçesiyle icra takipleri başlatıldığını, müvekkili hakkında başlatılan icra takiplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kredi sözleşmesindeki kefaletinin hukuken geçerli olmadığını, davalı bankanın hesap kat ihtarnamesinde müvekkilini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak göstermediğini, sadece rehin veren 3 üncü kişi olarak gösterdiğini, takibe dayanak olarak gösterilen 30.05.2011 tarihli müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhinde kefalet limiti bulunmamakta olup sözleşmede müvekkilinin Ümit Madencilik İnş.
Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne hukuken geçerli kefaletin bulunmaması sebebi ile davanın kabulünü, müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini, müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatan davalı bankanın dava değerinin % 20'si tutarında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, aynı konuya ilişkin icra hukuk mahkemesinde yargılama yapıldığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ... arasında 30.05.2011 tarih 150.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, borçlu ...'in genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, aynı zamanda borçlu kullanılan kredinin teminatı olarak ipotek verdiğini, kredi şartlarına uyulmaması sebebi ile borçlular Ümit Madencilik İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti, ..., ..., ...'e 09.04.2012 tarihli itibari ile ve toplam 94.851,81 TL nakit ve 50.000,00 TL gayrinakit banka alacağının tahsili için ihtarname keşide edildiğini, borçlu ...
genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bu nedenle hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının süresinde yaptığı bir itirazın olmadığını, asıl borçlu hakkında ipotekli takip açılması, kefiller hakkında ilamsız takip açılmasına engel olmadığını, amir hükmü uyarınca alacağın rehinle temin edilmesi ve alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması müteselsil kefiller hakkında alacağın tamamı üzerinden haciz yolu ile takip yapılmasına engel olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına vekaleten Halkbank Iğdır şubesi tarafından düzenlenen 30.05.2011 tarihli kefalet sözleşmesinde davacının kefalet limitinin belirlenmediği, ayrıca sözleşme tarihi itibariyle geçerli olan vekaletnamede davacının adına kefil olma yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı icra takibine dayanak kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle davacının anılan icra takibine ilişkin borcunun bulunmadığı, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E. sayılı takip dosyası yönünden ise davacı adına yürütülen bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 takip sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, Iğdır İcra Müdürlüğünün 2015/580 E.
sayılı takip dosyası yönünden hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, davacının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı konuda daha önce dava açılmış olduğunu, davacı borçlu ...'in 30.05.2011 tarih 150.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, bu nedenle Iğdır İcra Müdürlüğünün 2012/966 E. sayılı dosyasıyla hakkında ilamsız icra takibi yapılmış ve takibin kesinleşmiş olduğunu, davacı borçlu ...’in süresinde yaptığı bir itiraz olmadığını, asıl borçlu hakkında ipotekli takip açılması, kefiller hakkında ilamsız takip açılmasına engel olmadığını, alacağın rehinle temin edilmesi ve alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması, müteselsil kefiller hakkında, alacağın tamamı üzerinden haciz yolu ile takip yapılmasına engel olmadığını, kefalet ve ipotek sözleşmeleri birbirinden tamamen bağımsız olup, borç tamamen ödeninceye kadar kefilin sorumluluğu devam edeceğini, kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğunu, alacağın rehinle temin edilmiş olması, kefiller aleyhine haciz yoluyla takip yapılmasına engel teşkil etmediğinden davacının haksız olarak açmış olduğu davasının reddinin gerektiğini, mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece davalı bankanın harçtan muaf olduğu gerekçesiyle harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, davalı banka harçtan muaf olmadığından dolayı davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davaya konu takip dosyasındaki talep edilen alacak miktarına göre nispi harca hükmedilmesi gerektiği, harç kamu düzeninden olup, resen gözetilmesi gerektiğinden ve aleyhe bozma yasağının istisnalarından olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının resen kaldırılarak davalı bankadan nispi harç alınmasına yönelik yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kefil sıfatıyla yapılan takipte borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 388 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051455200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz