Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5509 E. 2024/2290 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifaya ekli cezai şart↗ ürün alım taahhütnamesi↗ asgari alım taahhüdü↗ ifaya ekli ceza↗ alım taahhüdü↗ ariyet↗ hesap mutabakatı↗ banka teminat mektubu↗ intifa hakkı↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ vade tarihi↗ ihtirazi kayıt↗ bedel iadesi↗ mutabakat↗ haksız eylem↗ teminat mektubu↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ yenileme↗ vade↗ ihtar↗ esastan ret↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/2005 E., 2019/486 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak gayrimenkul bilgilerinin yanlış olması nedeniyle sözleşmenin 18.07.2011 tarihinde yeniden imzalandığını, son sözleşmede ilk sözleşmenin bitim tarihi olan 30.09.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin Osmancık Noterliğinin 01.09.2015 tarih ve 6193 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi yenilemeyeceğini davalıya ihtar edildiğini, ihtarnamenin 11.09.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıya, bu bayilik sözleşmesinin teminatı olarak T.C. Halkbankası A.Ş. Osmancık Şubesi MVV000603 numaralı 30.10.2015 vadeli 200.000,00 TL değerinde banka teminat mektubunun davacı borcu bulunmamasına rağmen iade edilmediğini ileri sürerek davaya konu teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; beş yıllık süresi içerisinde 8.500 ton ürün satın alacağını beyan ve taahhüt ettiği için duyulan güven nedeniyle davacıya 750.000,00 TL+KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, davacıya satılan ürünlerden elde ettiği kar ile bu gayri maddi hak bedeli ödemesi (beş yılda) müvekkiline döneceğini ve bundan müvekkilinin kar sağlayacağını, gayri maddi hak bedeli ödemesinin maliyetinin 1.000.000,00 TL'yi aştığının kolayca hesaplanabileceğini, davacının satılma miktarına ilişkin taahhüdünü gerçekleştirmemesi halinde, kendisine ödenen gayri maddi hak bedelini iade edeceğini taahhüt ettiğini, bu nedenle davacının borçlu olduğunu, davacının, bayilik sözleşmesinin süresinin başladığı 30.09.2010 tarihinden 5 yıllık sürenin sona erdiği 30.09.2015 tarihine kadar geçen 60 aylık sürede imzaladığı ürün alım taahhütnamesine göre alması gereken ürün miktarının 8.500 ton, ancak davacı bayinin anılan sürede toplamda 3.263 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, eksik alınan 5.237 ton ürün karşılığında davacının ödemesi gereken cezai şart tutarı 392.775$ (USD) olduğunu, davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, davacının müvekkiline cezai şart borcu bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında, gayri maddi hak bedeli (geri) ödemesi ve cezai şart borcu olmadığına dair yapılmış bir hesap mutabakatı bulunmadığını savunarak davacının ödenen 750.000,00 TL+KDV gayrimaddi hak bedelini iade borcu ile cezai şart tutarı olan 392.775$ (USD) borçlu olduğundan davanın reddine, müvekkili lehine % 20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 26.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, ürün alımı konusunda 26.08.2010 tarihli taahhütname ve gayri maddi haklar bedeli konusunda 19.09.2010 tarihli taahhütname düzenlendiği, taraflar arasında 18.07.2011 tarihinde 18.07.2011 başlangıç 30.09.2015 bitiş tarihli sözleşmenin akdedildiği, davaya konu MVV000603 no.lu 200.000,00TL bedelli teminat mektubunun, a)satılan malın bedellerinden kaynaklanan alacak, b)verilen ariyet malzemelerinin bedelleri, c) gayri maddi hak bedelleri d)sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacakları e) sair ticari bir sebeple doğacak alacaklarının teminatı olarak davalı şirkete verildiği, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin, mal alımından ve ariyet malzemelerinden dolayı davalı şirkete borcu olmadığı, gayri maddi hak bedelinin iadesine ilişkin olarak davacı şirketin taahhütnameyi ihlal etmediği, gayri maddi hak bedeli iade şartlarının oluşmadığı, Yine alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirket tarafından 01.10.2010 tarihinden sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.09.2015 tarihleri arasında toplam 3.207,62 ton beyaz ürün (benzin, motorin) aldığı, davalı şirketin 3.263 ton ürün teslim ettiğini beyan etmiş olması ve kesafet oranlarının iklim şartlarına göre değişiklik göstermesi nedeniyle; bayilik süreci içerisinde davacı şirketin aldığı beyaz ürün miktarının 3.263 ton olduğu, taahhüt edilen 8.500 ton akaryakıt alımının gerçekleşmediği, davacı şirketin (8.500-3.263=) 5.237 ton eksik beyaz ürün alımı yaptığı, davalı şirketin, süresi sonunda yenilenmeyen ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl ihtirazi kayıt koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde ihtarname keşide edilmediği, davalı şirketin, süresi sonunda yenilenmeyen ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl ihtirazi kayıt koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde ihtarname keşide edilmediği, bu süre içerisinde davalı tarafından beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan ürün miktarları için ifaya ekli cezai şart koşunun talep edilmediğinden bu yıllara ilişkin cezai şart isteminde bulunamayacağı ancak son yıla ilişkin olarak cezai şartın koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, davalı şirketin son sözleşme yılı (30.09.2014-30.09.2015 tarihleri arasında) dava tarihi itibariyle 56.569,20 $ (169,02311-TL) cezai şart isteminde bulunabileceği, teminat mektubunun sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacaklarını kapsadığı, davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiği, alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek ve davacının talepleriyle bağlı kalınarak teminat mektubunun iadesi şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece cezai şart koşularının oluştuğu gerekçesinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıllık imzalandığını, intifa hakkının da bayilik sözleşmesinden 6 ay sonra tesis edilmesinin de davalının haksız eylemi olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmeye aykırı bir davranışı bulunmadığını, bilirkişi raporlarının hatalı düzenlendiğini, davalı tarafından ilk yıldan itibaren henüz ifaya başlanmadan önce noterden ihtar çekilmeden ve çekince konulmadan mal alınmaya devam edildiğini, müvekkili şirketin hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle asgari alım taahhüdü ihlal edilen dönem sonrası mal verilmeye devam olunmuş ise önceki dönem yönünden asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin cezai şart istenemez ise de süresi sonunda yenilenmeyen ve davacı tarafından feshedilen sözleşme nedeniyle son yıla ilişkin asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle cezai şart istenebilecek olmasına, teminat mektubunun sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacaklarını kapsaması ve davalının cezai şart alacağı bulunması nedeniyle teminat mektubunun iadesi şartları oluşmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşme kapsamında alınan teminat mektubunun iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava konusu 03.04.2014 tarih MVV000603 no.lu 200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun uzatılmış vade tarihi 30.10.2015 tarihidir. Yargılama esnasında davaya konu teminat mektubunun süresi dolduğu anlaşıldığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5332 E. 2011/6453 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3426 E. 2024/3611 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · ifaya ekli ceza · alım taahhüdü · ihtirazi kayıt · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 26.08.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, ürün alımı konusunda 26.08.2010 tarihli «taahhütname» ve gayri maddi haklar bedeli konusunda 19.09.2010 tarihli taahhütname düzenlendiği, taraflar arasında 18.07.2011 tarihinde 18.07.2011 başlangıç 30.09.2015 bitiş tarihli sözleşmenin akdedildiği, davaya konu MVV000603 no.lu 200.000,00TL bedelli «teminat mektubunun», a)satılan malın bedellerinden kaynaklanan alacak, b)verilen «ariyet» malzemelerinin bedelleri, c) gayri maddi hak bedelleri d)sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak «cezai şart» veya tazminat alacakları e) sair ticari bir sebeple doğacak alacaklarının teminatı olarak davalı şirkete verildiği, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin, mal alımından ve ariyet malzemelerinden dolayı davalı şirkete borcu olmadığı, gayri maddi hak bedelinin iadesine ilişkin olarak davacı şirketin taahhütnameyi ihlal etmediği, gayri maddi hak «bedeli iade» şartlarının oluşmadığı, Yine alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirket tarafından 01.10.2010 tarihinden sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.09.2015 tarihleri arasında toplam 3.207,62 ton beyaz ürün (benzin, motorin) aldığı, davalı şirketin 3.263 ton ürün «teslim» ettiğini beyan etmiş olması ve kesafet oranlarının iklim şartlarına göre değişiklik göstermesi nedeniyle; bayilik süreci içerisinde davacı şirketin aldığı beyaz ürün miktarının 3.263 ton olduğu, taahhüt edilen 8.500 ton akaryakıt alımının gerçekleşmediği, davacı şirketin (8.500-3.263=) 5.237 ton eksik beyaz ürün alımı yaptığı, davalı şirketin, süresi sonunda «yenilenmeyen» ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl «ihtirazi kayıt» koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde «ihtarname» keşide edilmediği, davalı şirketin, süresi sonunda yenilenmeyen ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl ihtirazi kayıt koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde ihtarname keşide edilmediği, bu süre içerisinde davalı tarafından beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan ürün miktarları için «ifaya ekli cezai şart» koşunun talep edilmediğinden bu yıllara ilişkin cezai şart isteminde bulunamayacağı ancak «son» yıla ilişkin olarak cezai şartın koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, davalı şirketin son sözleşme yılı (30.09.2014-30.09.2015 tarihleri arasında) dava tarih …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; beş yıllık süresi içerisinde 8.500 ton ürün satın alacağını beyan ve «taahhüt» ettiği için duyulan güven nedeniyle davacıya 750.000,00 TL+KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, davacıya satılan ürünlerden elde ettiği kar ile bu gayri maddi hak bedeli ödemesi (beş yılda) müvekkiline döneceğini ve bundan müvekkilinin kar sağlayacağını, gayri maddi hak bedeli ödemesinin maliyetinin 1.000.000,00 TL'yi aştığının kolayca hesaplanabileceğini, davacının satılma miktarına ilişkin taahhüdünü gerçekleştirmemesi halinde, kendisine ödenen gayri maddi hak «bedelini iade» edeceğini taahhüt ettiğini, bu nedenle davacının borçlu olduğunu, davacının, «bayilik sözleşmesinin» süresinin başladığı 30.09.2010 tarihinden 5 yıllık sürenin sona erdiği 30.09.2015 tarihine kadar geçen 60 aylık sürede imzaladığı «ürün alım taahhütnamesine» göre alması gereken ürün miktarının 8.500 ton, ancak davacı bayinin anılan sürede toplamda 3.263 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, eksik alınan 5.237 ton ürün karşılığında davacının ödemesi gereken «cezai şart» tutarı 392.775$ (USD) olduğunu, davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, davacının müvekkiline cezai şart borcu bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında, gayri maddi hak bedeli (geri) ödemesi ve cezai şart borcu olmadığına dair yapılmış bir «hesap mutabakatı» bulunmadığını savunarak davacının ödenen 750.000,00 TL+KDV gayrimaddi hak bedelini iade borcu ile cezai şart tutarı olan 392.775$ (USD) borçlu olduğundan davanın r …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle «asgari alım taahhüdü» ihlal edilen dönem sonrası mal verilmeye devam olunmuş ise önceki dönem yönünden asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin «cezai şart» istenemez ise de süresi sonunda «yenilenmeyen» ve davacı tarafından feshedilen sözleşme nedeniyle «son» yıla ilişkin asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle cezai şart istenebilecek olmasına, «teminat mektubunun» sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacaklarını kapsaması ve davalının cezai şart alacağı bulunması nedeniyle teminat mektubunun iade …
Benzer bu karardaBu «taahhüdün» yerine getirilmemesi halinde ve beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan beyaz ürünün her tonu için 75 USD ve madeni yağın her tonu için 400 USD'yi aynen veya fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığını Aytemiz'e cezaî şart olarak ödeyeceğiz" hükmünün taraflarca kabul edildiği, taahhütname hükmüne göre taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcının 2010 yılı Ekim ayı olduğu, 2015 yılı Ekim ayı itibariyle sonlanacağı, davacı tarafın 5 yıllık süre dolmadan 11.09.2014 tarihinde davalı tarafa «ihtarname» göndererek cezaî şart alacağının ödenmesi talebinde bulunduğu, akabinde 05.08.2015 tarihinde icra takibi başlattığı, dayanak taahhüt hükümleri değerlendirildiğinde, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde de beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan ürün için cezaî şart ödenmesinin taahhüt edilmesi karşısında taahhüdün yıllık anlaşılması gerektiği, «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen cezaî şart hükümlerinin ifaya ekli cezaî şart olduğu, şart gerçekleştiği takdirde alacaklının hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin onbirinci fıkrasına göre iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse ve çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini «ifa» etmeye devam etmişse ceza koşulunu isteyemeyeceği, somut olayda davalı tarafça «ürün alım taahhüdüne» uyulmaması durumunda cezaî şart talep edilmesi mümkün olmakla birlikte taraflar arasındaki taahhütname hükümlerinin yıllık asgari ürün alımı olarak düzenlenmesi karşısında davacının taahhütnamede kararlaştırılan cezaî şartı talep edebilmesi için cezaî şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken «ihtirazi kayıt» koyarak bu hakkını saklı tutması gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, 1 ve 2. dönemler için ihtirazi kayıt konulmaksızın mal verilmeye devam edildiği, sözleşmenin 4. dönemi için davalıya mal verdikten sonra 11.09.2014 tarihinde gönderdiği «ihtarın» 3.döneme etkisinin olmayacağı, 4. dönem için de gönderdiği ihtarname ile bu dönem için cezaî şart isteyemeyeceği, zira ihtarnamede sözleşmenin feshedildiği yönünde …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 28.07.2010 tarihinde akdedilen «bayilik sözleşmesine» istinaden imzalanan aynı tarihli «taahhütname» ile davalı şirketin 5 yıllık bayilik süresi içerisinde 12.500 ton beyaz «ürün alımı taahhüdünde» bulunduğunu, eksik alınan beyaz ürün için ton başına 75,00 USD'nin TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığını ödemeyi cezaî şart olarak taahhüt ettiğini, imzalanan bayilik sözleşmesine istinaden «müteselsil kefil» olarak diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ile dava dışı ...'nun maliki oldukları taşınmaz üzerinde müvekkili adına «ipotek» tesis edildiğini, eksik alımların otomasyon sistemi kayıtları ile tespit edildiğini, Kadıköy 2.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 28.07.2010 tarihli «ürün alım taahhütnamesinde» davalının yıl bazında değil, 5 yılda toplamda 12.500 ton ürün alım taahhüdünde bulunduğunu, beş yıllık satın alma taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle cezaî şart talebinde bulunmak için, beş yıllık sürenin tamamlanması gerektiğini, beş yıllık süre tamamlanmadan talepte bulunmanın mümkün olmadığını, davalının taahhüdüne duyulan güven nedeniyle 1.750.000,00 TL + KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, basiretli davranma yükümlülüğü gereği taahhüdünü gerçekleştirmek zorunda olan davalının, pazarlama faaliyetinde bulunarak toptan müşterileri temin ederek satış yapmak zorunluluğu olduğunu, aksi takdirde taahhüde rağmen eksik alımdan dolayı 1.000.000,00 TL «sebepsiz zenginleşmiş» olacağını, bilirkişi raporunda, davalı şirketin gerekli pazarlama faaliyetini göstermesi halinde, taahhütlerini gerçekleştirebileceği tespitine yer verildiğini, sözleşme süresinin tamamlanmasına kadar cezaî şart talebinde bulunmanın mümkün olmadığını, davalının gerekli gayreti göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, «bayilik sözleşmesinin» süresinin sona erdiği tarih itibariyle dahi davalının aldığı ürün miktarları göz önünde bulundurulduğunda, müvekkilinden yüksek meblağlarda gayri maddi hak bedeli alabilmek için, gerçekleştiremeyeceğini bildiği miktarlarda ürün alım taahhüdünde bulunulduğunu, bunun davalının kötü niyetli olduğunun ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, cezaî şart ödemesi için davalıya gönderilen «ihtarname» dikkate alındığında, bu tarihten geriye doğru bir yıllık sürede tahakkuk eden cezaî şart tutarının ve bayilik sözleşmesi süresinin tamamlandığı tarihten geriye doğ …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zımni rıza · haklı güven · akaryakıt bayilik sözleşmesi · çelişkili davranış yasağı · ödeme emrine itiraz · ödeme emri tebliği · istinaf sebebi · ödeme emri
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların «ödeme emrinin tebliğiyle» takibe süresinde itiraz ettikleri, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, davanın süresinde olduğu, «itirazın iptali davası» «ödeme emrine itiraz» edenler aleyhine açılabileceğinden davalı vekilinin dava dışı Hayal Karpuzcu yönünden savunmasının yerinde görülmediği, itiraz ile duran icra takibine devam için alacaklının açtığı itirazın iptali davasında takibe itiraz eden borçlu vekilinin yetkili olup olmadığı belli olamayacağından dava dilekçesinin davalı asillere tebliğinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 28.07.2010 tarihli sözleşme ve eki niteliğindeki aynı tarihli «taahhütnamenin» 1.maddesindeki "...bayilik ve işleticilik sözleşmesinin EPDK'dan lisans alarak uygulanmaya başlayacağı Ekim 2010'dan itibaren ayda 208 ton akaryakıttan az olmamak …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «taahhütnamenin» 1. maddesi uyarınca cezaî şart için beher sözleşme yılı esas alındığından, yıllık bazda taahhüt bulunmadığından, 5 yıllık süre dolmadan cezaî şart istenemeyeceğine ilişkin davacı «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı, «tacir» olan davacının «basiretli tacir» gibi davranıp gerekli araştırmaları yaparak ödeyeceği gayri maddi hak bedeli ödeme miktarını belirlemesi gerekip, yeterli inceleme yapmaksızın bedel belirlemiş ise sonuçlarına katlanması gerektiği, sözleşme ve sözleşmedeki cezaî şart 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile hükümsüz sayılan unsurları taşımadığından geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğundan, davacı vekilinin gayri maddi hak bedeli ve «sebepsiz zenginleşmeye» ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davalının kötü niyetli olduğu ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair davacı tarafça iddiasını kanıtlayacak delil sunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesi uyarınca cezaî şart alacağı her yılın sonu itibariyle «muaccel» hale geleceğinden, muaccel olmuş cezaî şart alacakları için davacı tarafça talepte bulunulmadığı, ürün verilmeye devam edilirken cezaî şart alacağının saklı tutulduğuna dair çekince konulmadığı, «ihtar» gönderilmediği, emsal kararlara göre önceki yıllarda muaccel olan cezaî şart alacağı istenebilir hale gelmesine rağmen istememek suretiyle, cezaî şartın artık ondan istenmeyeceği intibaı («haklı güven») uyandırıldığından, sonradan cezaî şart talep edilmesi «çelişkili davranış yasağına» aykırılık oluşturup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki «hakkın kötüye kullanılması» olacağı, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği, davalı tarafça takibin kötü niyetle başlatıldığı ve davanın kötü niyetli olarak açıldığını gösterir delil sunulmadığından davalı vekilinin «kötü niyet tazminat» talebi verilmediğine ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… dava açılarak birleştirilmesi gerektiğini, akaryakıt sözleşmesinin taraflarca hiçbir çekince konmaksızın sona erdirildiğini, davacının 5 yıllık süre boyunca hiçbir «ihtirazi kayıt» öne sürmeksizin ürün teminine devam etmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, «taahhüt» sınırının fiilen değişmesine «zımni rıza» gösterdiğini, şirketin bütün ticari beceri ve tecrübesine rağmen beklenen satış rakamlarına ulaşılamadığını, sözleşmedeki taahhüt rakamı öngörüsünün müvekkilinin basit bir öngörüsü olmayıp, davacı tarafın saha elemanlarınca yapılan piyasa araştırmaları sonucu ortaya konulmuş rakamlar olduğunu, cezaî şart tutarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Bu «taahhüdün» yerine getirilmemesi halinde ve beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan beyaz ürünün her tonu için 75 USD ve madeni yağın her tonu için 400 USD'yi aynen veya fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığını Aytemiz'e cezaî şart olarak ödeyeceğiz" hükmünün taraflarca kabul edildiği, taahhütname hükmüne göre taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcının 2010 yılı Ekim ayı olduğu, 2015 yılı Ekim ayı itibariyle sonlanacağı, davacı tarafın 5 yıllık süre dolmadan 11.09.2014 tarihinde davalı tarafa «ihtarname» göndererek cezaî şart alacağının ödenmesi talebinde bulunduğu, akabinde 05.08.2015 tarihinde icra takibi başlattığı, dayanak taahhüt hükümleri değerlendirildiğinde, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde de beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan ürün için cezaî şart ödenmesinin taahhüt edilmesi karşısında taahhüdün yıllık anlaşılması gerektiği, «akaryakıt bayilik sözleşmelerinde» (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan yıllık «asgari alım taahhüdüne» uymama halinde öngörülen cezaî şart hükümlerinin ifaya ekli cezaî şart olduğu, şart gerçekleştiği takdirde alacaklının hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin onbirinci fıkrasına göre iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği, eğer alacaklı ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse ve çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya «sözleşmeden doğan» edimlerini «ifa» etmeye devam etmişse ceza koşulunu isteyemeyeceği, somut olayda davalı tarafça «ürün alım taahhüdüne» uyulmaması durumunda cezaî şart talep edilmesi mümkün olmakla birlikte taraflar arasındaki taahhütname hükümlerinin yıllık asgari ürün alımı olarak düzenlenmesi karşısında davacının taahhütnamede kararlaştırılan cezaî şartı talep edebilmesi için cezaî şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken «ihtirazi kayıt» koyarak bu hakkını saklı tutması gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, 1 ve 2. dönemler için ihtirazi kayıt konulmaksızın mal verilmeye devam edildiği, sözleşmenin 4. dönemi için davalıya mal verdikten sonra 11.09.2014 tarihinde gönderdiği «ihtarın» 3.döneme etkisinin olmayacağı, 4. dönem için de gönderdiği ihtarname ile bu dönem için cezaî şart isteyemeyeceği, zira ihtarnamede sözleşmenin feshedildiği yönünde …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5509 E. , 2024/2290 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1198 Esas, 2022/1009 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/2005 E., 2019/486 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak gayrimenkul bilgilerinin yanlış olması nedeniyle sözleşmenin 18.07.2011 tarihinde yeniden imzalandığını, son sözleşmede ilk sözleşmenin bitim tarihi olan 30.09.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin Osmancık Noterliğinin 01.09.2015 tarih ve 6193 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi yenilemeyeceğini davalıya ihtar edildiğini, ihtarnamenin 11.09.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıya, bu bayilik sözleşmesinin teminatı olarak T.C. Halkbankası A.Ş. Osmancık Şubesi MVV000603 numaralı 30.10.2015 vadeli 200.000,00 TL değerinde banka teminat mektubunun davacı borcu bulunmamasına rağmen iade edilmediğini ileri sürerek davaya konu teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; beş yıllık süresi içerisinde 8.500 ton ürün satın alacağını beyan ve taahhüt ettiği için duyulan güven nedeniyle davacıya 750.000,00 TL+KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, davacıya satılan ürünlerden elde ettiği kar ile bu gayri maddi hak bedeli ödemesi (beş yılda) müvekkiline döneceğini ve bundan müvekkilinin kar sağlayacağını, gayri maddi hak bedeli ödemesinin maliyetinin 1.000.000,00 TL'yi aştığının kolayca hesaplanabileceğini, davacının satılma miktarına ilişkin taahhüdünü gerçekleştirmemesi halinde, kendisine ödenen gayri maddi hak bedelini iade edeceğini taahhüt ettiğini, bu nedenle davacının borçlu olduğunu, davacının, bayilik sözleşmesinin süresinin başladığı 30.09.2010 tarihinden 5 yıllık sürenin sona erdiği 30.09.2015 tarihine kadar geçen 60 aylık sürede imzaladığı ürün alım taahhütnamesine göre alması gereken ürün miktarının 8.500 ton, ancak davacı bayinin anılan sürede toplamda 3.263 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, eksik alınan 5.237 ton ürün karşılığında davacının ödemesi gereken cezai şart tutarı 392.775$ (USD) olduğunu, davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, davacının müvekkiline cezai şart borcu bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında, gayri maddi hak bedeli (geri) ödemesi ve cezai şart borcu olmadığına dair yapılmış bir hesap mutabakatı bulunmadığını savunarak davacının ödenen 750.000,00 TL+KDV gayrimaddi hak bedelini iade borcu ile cezai şart tutarı olan 392.775$ (USD) borçlu olduğundan davanın reddine, müvekkili lehine % 20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 26.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, ürün alımı konusunda 26.08.2010 tarihli taahhütname ve gayri maddi haklar bedeli konusunda 19.09.2010 tarihli taahhütname düzenlendiği, taraflar arasında 18.07.2011 tarihinde 18.07.2011 başlangıç 30.09.2015 bitiş tarihli sözleşmenin akdedildiği, davaya konu MVV000603 no.lu 200.000,00TL bedelli teminat mektubunun, a)satılan malın bedellerinden kaynaklanan alacak, b)verilen ariyet malzemelerinin bedelleri, c) gayri maddi hak bedelleri d)sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacakları e) sair ticari bir sebeple doğacak alacaklarının teminatı olarak davalı şirkete verildiği, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin, mal alımından ve ariyet malzemelerinden dolayı davalı şirkete borcu olmadığı, gayri maddi hak bedelinin iadesine ilişkin olarak davacı şirketin taahhütnameyi ihlal etmediği, gayri maddi hak bedeli iade şartlarının oluşmadığı, Yine alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirket tarafından 01.10.2010 tarihinden sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.09.2015 tarihleri arasında toplam 3.207,62 ton beyaz ürün (benzin, motorin) aldığı, davalı şirketin 3.263 ton ürün teslim ettiğini beyan etmiş olması ve kesafet oranlarının iklim şartlarına göre değişiklik göstermesi nedeniyle;
bayilik süreci içerisinde davacı şirketin aldığı beyaz ürün miktarının 3.263 ton olduğu, taahhüt edilen 8.500 ton akaryakıt alımının gerçekleşmediği, davacı şirketin (8.500-3.263=) 5.237 ton eksik beyaz ürün alımı yaptığı, davalı şirketin, süresi sonunda yenilenmeyen ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl ihtirazi kayıt koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde ihtarname keşide edilmediği, davalı şirketin, süresi sonunda yenilenmeyen ve sona eren sözleşme uyarınca ilk dört yıl ihtirazi kayıt koymadan davacı şirkete akaryakıt satışı yapıldığı, sözleşme süresi içerisinde ihtarname keşide edilmediği, bu süre içerisinde davalı tarafından beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan ürün miktarları için ifaya ekli cezai şart koşunun talep edilmediğinden bu yıllara ilişkin cezai şart isteminde bulunamayacağı ancak son yıla ilişkin olarak cezai şartın koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, davalı şirketin son sözleşme yılı (30.09.2014-30.09.2015 tarihleri arasında) dava tarihi itibariyle 56.569,20 $ (169,02311-TL) cezai şart isteminde bulunabileceği, teminat mektubunun sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacaklarını kapsadığı, davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiği, alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek ve davacının talepleriyle bağlı kalınarak teminat mektubunun iadesi şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece cezai şart koşularının oluştuğu gerekçesinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıllık imzalandığını, intifa hakkının da bayilik sözleşmesinden 6 ay sonra tesis edilmesinin de davalının haksız eylemi olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmeye aykırı bir davranışı bulunmadığını, bilirkişi raporlarının hatalı düzenlendiğini, davalı tarafından ilk yıldan itibaren henüz ifaya başlanmadan önce noterden ihtar çekilmeden ve çekince konulmadan mal alınmaya devam edildiğini, müvekkili şirketin hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle asgari alım taahhüdü ihlal edilen dönem sonrası mal verilmeye devam olunmuş ise önceki dönem yönünden asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin cezai şart istenemez ise de süresi sonunda yenilenmeyen ve davacı tarafından feshedilen sözleşme nedeniyle son yıla ilişkin asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle cezai şart istenebilecek olmasına, teminat mektubunun sözleşme ve taahhütlerden doğan doğacak cezai şart veya tazminat alacaklarını kapsaması ve davalının cezai şart alacağı bulunması nedeniyle teminat mektubunun iadesi şartları oluşmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşme kapsamında alınan teminat mektubunun iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava konusu 03.04.2014 tarih MVV000603 no.lu 200.000,00 TL bedelli teminat mektubunun uzatılmış vade tarihi 30.10.2015 tarihidir. Yargılama esnasında davaya konu teminat mektubunun süresi dolduğu anlaşıldığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051359100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz