YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5841 E. 2024/2285 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ terkin↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/441 E., 2020/113 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere’nin ilk GSM operatörü olarak kurulduğunu, uzun yıllardır Türkiye dahil dünyanın 5 kıtasında 32 ülkede faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin 2016/23662 sayılı "Tek Bulut" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "bulut" ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı, ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) 'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceği gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca 556 sayılı KHK’nın 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 35 inci maddelerine dayalı itirazlarının reddine karar verildiğini, mutlak ret nedenlerine dayalı itirazları yönünden ise bir inceleme yapılmadığını, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruyu oluşturan “tek bulut” ifadesinde yer alan “bulut bilişim”in Türkiye ve dünyada bilişim alanında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmetin genel adı olduğunu ve “bulut” kelimesinin dosyaların saklandığı konumu işaret ettiğini, “tek bulut” ifadesinin ilgili alanda tanımlayıcı bir ifade olduğunu, bulut bilişime ait ürün ve hizmetlerin sanki sadece ilgili firma tekelinde bulunduğu izlenimi yaratacağını, davalı şirket lehine piyasada haksız avantaj yaratacağını belirterek YİDK’in 2017-M-7772 sayılı kararının iptalini, 2016/23662 sayılı “tek bulut” marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi olmadığı gibi dava konusu başvuru yönünden 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri kapsamında bir tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "tek bulut" ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen bir işaret olduğunu, tescilini engelleyecek herhangi bir husus olmadığını, markalar değerlendirilirken işaretin bir bütün olarak verdiği anlamında tanımlayıcı olup olmadığına bakılması gerektiğini, "tek bulut" ifadesinin tescil edilmek istenen mal ve hizmetlerin hiçbiri bakımından doğrudan atıfta bulunmadığını ve vasıf bildirmediğini, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi maddesi kapsamında da bir tescil engeli olmadığını, aynı 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi maddesi koşullarının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "tek bulut" ibareli markanın sadece kelime unsurundan oluştuğu, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla çoğaltılabilen bir işaret olarak tescilinin mümkün olduğu, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getireceği, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi anlamında tescil engelinden bahsedebilmek için ibarenin ilgili sınıfta hiçbir zihni çabaya gerek olmadan doğrudan doğruya malların/hizmetlerin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmesi ya da malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı göstermesi gerektiği, "tek bulut" ibaresinin bütün olarak okunup algılanacağı, marka bütünsel olarak incelendiğinde, ayırt ediciliğin sağlandığı, doğrudan doğruya herhangi bir mal ve/veya hizmetin nitelendirmediği, "tek bulut" markasının mutad kullanım dışında bir araya getirilmiş, özgün nitelikte ve ayırt edici bir ibare olduğu, bütün olarak ticaret alanında herkesin kullanımına açık olmadığı, markanın 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında tesciline engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere dava konusu başvurunun, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a,c,d) bendi maddeleri karşısında tescilinin mümkün olmadığını, davaya konu başvuru ile müvekkili markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin, usul ve yasaya aykırı olarak tescil başvurusunda bulunduğu "tek bulut" ibaresiyle, ilgili hizmetin sadece kendisi tarafından sunulduğu izlenimi yaratma çabasında olduğundan ilgili tescil talebinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, "bulut" ibaresini taşıyan markalarıyla dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraf markalarında ortak olarak yer alan "bulut" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabul edildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/6878 E.,2021/6952 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek davacının istinaf itirazları yerinde görülmediği, yine kötü niyet iddiası da ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki malları ile 38. sınıftaki "Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)." yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-c ve d maddesi anlamında tescil engelinin bulunduğu, diğer mal ve mallar yönünden ise herhangi bir tescil engelinin olmadığı gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesinin gerektiği dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 9 ve 35. Sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c ve d) bentlerinde yer alan tescil engellerinin oluşacağı sonucuna varılması hukuka aykırı olup kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini, bütünsel açıdan başvuru incelendiğinde, ayırt ediciliğin sağlandığı, doğrudan doğruya herhangi bir mal ve/veya hizmetin nitelendirilmediğini “tek bulut” ibaresinin orta düzeydeki tüketiciler üzerinde yaratacağı algı ve izlenim itibariyle hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın doğrudan doğruya vasıf ya da kalite bildirme durumu söz konusu olmayacağını, kaldı ki ilgili sınıflarda herhangi bir ima da söz konusu olmayıp, tescil kapsamındaki sınıflardan bağımsız, özgün bir marka yaratıldığını, somut olayda herhangi bir sınıf yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-c bendi kapsamında tescil engeli bulunmadığının görüleceğini, dava konusu marka mutad kullanım dışında bir araya getirilmiş, özgün nitelikte ve ayırt edici olduğunu, bütün olarak ele alındığında ibarenin, ticaret alanında herkesin kullanımına açık olmadığını, somut olayda herhangi bir sınıf yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-d bendi kapsamında tescil engelinin bulunmadığını, YİDK kararının tüm yönleriyle hukuka uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; “tek bulut” ibaresinin tanımlayıcılık açısından 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-(a, c ve d) bentlerince tescile uygun olduğunu, "tek bulut" ibaresi ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak ele alınacak olup "tek" ve "bulut" kelimeleri bir araya gelerek gerçek manalarını terk etmiş, yeni ve akılda kalıcı bir mana kazanmış olduğundan gerek tescil edilmek istendiği sınıflardaki mal ve hizmetler açısından gerekse ilgili tüketici kitlesi açısından bir bütün olarak ele alındığında ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, "Bulut" ibaresi söz konusu sektörde birçok kişi tarafından kullanılmakta olup bu durum dikkate alındığında ilgili ibare üzerinde müvekkilinin tekel oluşturmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka ile ilgili kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6028 E. 2023/5785 K.
Ortak:taşıyan · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, "bulut" ibaresini «taşıyan» markalarıyla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraf markalarında ortak olarak yer alan "bulut" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu gözetildiğinde, bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliği …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere’nin ilk GSM operatörü olarak kurulduğunu, uzun yıllardır Türkiye «dahil» dünyanın 5 kıtasında 32 ülkede faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin 2016/23662 sayılı "Tek Bulut" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "bulut" ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı, ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) 'nın 7 nci mad …
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi olmadığı gibi dava konusu başvuru yönünden 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri kapsamında bir tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… i “fon” kelimesi için sözlükte “telefon” kelimesinin kısaltması şeklinde bir tanımlama yer almıyor ise de, markanın sonundaki “fon” ibaresinin “telefon” kelimesinin «son» hecesine atfen ve bir tür kısaltma olarak kullanılmış olabileceği yönünde bir algı oluştuğu, markadaki “bulut” kelimesinin ise, gerek Türkiye’de gerekse Dünya'da (kelimenin İngilizce karşılığı “cloud” olarak) bilgisayar ve telekomünikasyon sektörlerinde "bulut teknolojisi”ni ifade etmek üzere yaygın kullanımı olan tanımlayıcı bir ibare olduğu, "bulut” ibaresinin söz konusu anlamı ve ilgili sektörde yaygın kullanımı göz önüne alındığında, bilişim sektörüne ait mallar/hizmetler bakımından “bulut” kelimesinin tek başına «ayırt edicilikten» yoksun olduğunun kabulünün gerektiği, 09/02,03, 09/02,03. sınıf malların satışa sunulacağı 35/06. sınıf mağazacılık hizmetleri, 38/02 ve 42/02. sınıf mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde aykırılık bulunduğu, YİDK kararının iptal koşullarının oluştuğu, çekişmeli diğer mal ve hizmetler bakımından ise; davacı markalarındaki BULUT kelimesi ayırt ediciliği bulunan bir marka işareti olup, davacı markalarında esaslı unsur konumundaki bu ibarenin davalı markasının başlangıç kısmında ve aynen yer alması nedeniyle markaların «iltibasa» sebep olacak kadar benzer olduğunun, davalı başvurusuna getirilen farklı eklentilerin bu benzerliği ortadan kaldıracak güçte olmadığının, 556 sayılı KHK'nın 8 nci …
… n davacının söz konusu markalarında "Bulut" ibaresinin tasvir edici nitelikte olduğu, bu nedenle tescil ve başvuru konusu mal ve hizmetlerde tek başına herhangi bir «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, "Bulut" kelimesinin davacının yahut bir başkasının tekeline bırakılamayacağı, davalının markasının ise BULUT ve FON kelimelerinin birleşmesiyle oluşmu …
… ların devamı, seri markası olarak anlaşılabilme ihtimalinin yüksek olduğu, markaların görsel, işitsel ve biçimsel olarak aynı olduğu, müvekkilinin ''bulut'' ibaresi «taşıyan» markalarının tanıtımları için çok fazla ve yoğun reklam ve tanıtım harcamaları yaptığı, bu nedenle ''bulutfon'' ibaresi taşıyan markayı gören tüketicilerin akıllar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… i “fon” kelimesi için sözlükte “telefon” kelimesinin kısaltması şeklinde bir tanımlama yer almıyor ise de, markanın sonundaki “fon” ibaresinin “telefon” kelimesinin «son» hecesine atfen ve bir tür kısaltma olarak kullanılmış olabileceği yönünde bir algı oluştuğu, markadaki “bulut” kelimesinin ise, gerek Türkiye’de gerekse Dünya'da (kelimenin İngilizce karşılığı “cloud” olarak) bilgisayar ve telekomünikasyon sektörlerinde "bulut teknolojisi”ni ifade etmek üzere yaygın kullanımı olan tanımlayıcı bir ibare olduğu, "bulut” ibaresinin söz konusu anlamı ve ilgili sektörde yaygın kullanımı göz önüne alındığında, bilişim sektörüne ait mallar/hizmetler bakımından “bulut” kelimesinin tek başına «ayırt edicilikten» yoksun olduğunun kabulünün gerektiği, 09/02,03, 09/02,03. sınıf malların satışa sunulacağı 35/06. sınıf mağazacılık hizmetleri, 38/02 ve 42/02. sınıf mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde aykırılık bulunduğu, YİDK kararının iptal koşullarının oluştuğu, çekişmeli diğer mal ve hizmetler bakımından ise; davacı markalarındaki BULUT kelimesi ayırt ediciliği bulunan bir marka işareti olup, davacı markalarında esaslı unsur konumundaki bu ibarenin davalı markasının başlangıç kısmında ve aynen yer alması nedeniyle markaların «iltibasa» sebep olacak kadar benzer olduğunun, davalı başvurusuna getirilen farklı eklentilerin bu benzerliği ortadan kaldıracak güçte olmadığının, 556 sayılı KHK'nın 8 nci …
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6222 E. 2023/5828 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, "bulut" ibaresini «taşıyan» markalarıyla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraf markalarında ortak olarak yer alan "bulut" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu gözetildiğinde, bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliği …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere’nin ilk GSM operatörü olarak kurulduğunu, uzun yıllardır Türkiye «dahil» dünyanın 5 kıtasında 32 ülkede faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin 2016/23662 sayılı "Tek Bulut" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "bulut" ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı, ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) 'nın 7 nci mad …
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi olmadığı gibi dava konusu başvuru yönünden 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri kapsamında bir tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 04.05.2016 tarih, 2015/275 E. ve 2016/134 K. sayılı kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, taraf markalarını «ortalama tüketicinin» karıştırma ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… alı tarafın marka başvurusunun da kapsamında bulunduğu, “Bulut” ibaresinin her iki markanın da asıl ve ayırt edici unsuru olduğu, tescil kapsamında bulunan malların «ortalama tüketici» kitlesinin genel özellikleri dikkate alındığında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fı …
… alı tarafın marka başvurusunun da kapsamında bulunduğu, “Bulut” ibaresinin her iki markanın da asıl ve ayırt edici unsuru olduğu, tescil kapsamında bulunan malların «ortalama tüketici» kitlesinin genel özellikleri dikkate alındığında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında karıştırma ihtimalinin bulunduğu, ayr …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya
Benzer bu karardaMahkemece 04.05.2016 tarih, 2015/275 E. ve 2016/134 K. sayılı kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin nazara alınması gerektiği, taraf markalarını «ortalama tüketicinin» karıştırma ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7261 E. 2024/3434 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere’nin ilk GSM operatörü olarak kurulduğunu, uzun yıllardır Türkiye «dahil» dünyanın 5 kıtasında 32 ülkede faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin 2016/23662 sayılı "Tek Bulut" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "bulut" ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı, ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) 'nın 7 nci mad …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, "bulut" ibaresini «taşıyan» markalarıyla dava konusu başvuru arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraf markalarında ortak olarak yer alan "bulut" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu gözetildiğinde, bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliği …
… e özetle; “tek bulut” ibaresinin tanımlayıcılık açısından 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-(a, c ve d) bentlerince tescile uygun olduğunu, "tek bulut" ibaresi «ortalama tüketici» nezdinde bir bütün olarak ele alınacak olup "tek" ve "bulut" kelimeleri bir araya gelerek gerçek manalarını «terk» etmiş, yeni ve akılda kalıcı bir mana kazanmış olduğundan gerek tescil edilmek istendiği sınıflardaki mal ve hizmetler açısından gerekse ilgili tüketici kitlesi aç …
Benzer bu kararda… l+bulutŞirket" ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru ibaresindeki şekil unsurunun davacı markalarından benzerlik yönünden uzaklaşmasını da sağladığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "şekil+bulutŞirket" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı, «kötüniyet» iddiasının kanıtlanamadığı, başvuru 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince soyut «ayırt ediciliği» sağladığından bu bent yönünden dava konusu mal ve hizmetler bakımından reddinin mümkün olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) …
… ukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tescil engelinin bulunduğundan hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… çesinde özetle; dava konusu marka ile davacı şirketin bilimum markaları arasında benzerlik olmadığı, ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi itibarıyla karıştırılma/«iltibas» ihtimalinin mevcut olmadığı, bütünsellik ilkesi çerçevesinde dava konusu marka başvurusunun birleşik kelimeden oluşan marka olması ve Yargıtay kararları uyarınca ayırt edici olarak kabul edilmesi gerektiği, bir bütün olarak ele alınan markaların, genel tabirlerden ayrı, yeni bir anlama büründüğü, bu kapsamda birleşik bir kelime olan "BULUTŞİRKET" ifadesinin «ayırt edicilik» kazandığı, Bölge Adliye Mahkemesinin söz konusu durumu göz ardı ederek verdiği kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, "BULUT" sözcüğünün teknoloji ve bilişim a …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · sicilden terkin · taşıyıcı · kötüniyet · cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu kararda… en veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaların «münhasıran» veya esas unsur olarak içeren markaların tescilinin mümkün olmadığı, dava konusu başvuruda yer alan "BULUT" kelimesinin, bilişim alanında verilerin internet üzerindeki farklı bilgisayarlarda depolanabildiği ve bu verilere yine internet üzerinden kurulum gerektirmeden erişimin sağlanabildiği hizmetin adı olup, bu anlamı itibariyle başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki "Ses ve görüntünün «kaydı», nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, …
… mesnet göstererek itiraz ettiğini, itirazın davalı TÜRKPATENT YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmasının «iltibasa» neden olacağını, başvurunun müvekkilinin “bulut” ibareli seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak faydalanacağını, ayrıca dava konusu markanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentleri uyarınca tescil başvurusu yapılan sınıflarda tanımlayıcı ibarelerden oluşması nedeniyle tescilinin mümkün olmadığını, başvurunun «kötüniyetli» olarak yapıldığını ileri sürerek YİDK’nın 18.01.2018 tarih ve 2018-M-278 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğün …
… ndaki mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, “bulut” kelimesi tek başına kullanılamayacak olmakla birlikte, bu kelimeden türetilen markaların kullanılabileceğini ve «kötüniyet» iddiasının dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… l+bulutŞirket" ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru ibaresindeki şekil unsurunun davacı markalarından benzerlik yönünden uzaklaşmasını da sağladığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "şekil+bulutŞirket" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı, «kötüniyet» iddiasının kanıtlanamadığı, başvuru 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince soyut «ayırt ediciliği» sağladığından bu bent yönünden dava konusu mal ve hizmetler bakımından reddinin mümkün olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5841 E. , 2024/2285 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1137 Esas, 2022/524 Karar
Avukat ...
DAVALILAR 1. ... (TÜRKPATENT) vekili
Avukat ...
2 .... vekili
Avukat ...
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/441 E., 2020/113 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere’nin ilk GSM operatörü olarak kurulduğunu, uzun yıllardır Türkiye dahil dünyanın 5 kıtasında 32 ülkede faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin 2016/23662 sayılı "Tek Bulut" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "bulut" ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı, ayrıca 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) 'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceği gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca 556 sayılı KHK’nın 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 35 inci maddelerine dayalı itirazlarının reddine karar verildiğini, mutlak ret nedenlerine dayalı itirazları yönünden ise bir inceleme yapılmadığını, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruyu oluşturan “tek bulut” ifadesinde yer alan “bulut bilişim”in Türkiye ve dünyada bilişim alanında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmetin genel adı olduğunu ve “bulut” kelimesinin dosyaların saklandığı konumu işaret ettiğini, “tek bulut” ifadesinin ilgili alanda tanımlayıcı bir ifade olduğunu, bulut bilişime ait ürün ve hizmetlerin sanki sadece ilgili firma tekelinde bulunduğu izlenimi yaratacağını, davalı şirket lehine piyasada haksız avantaj yaratacağını belirterek YİDK’in 2017-M-7772 sayılı kararının iptalini, 2016/23662 sayılı “tek bulut” marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi olmadığı gibi dava konusu başvuru yönünden 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının ( a,c,d) bendi maddeleri kapsamında bir tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "tek bulut" ibaresinin 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen bir işaret olduğunu, tescilini engelleyecek herhangi bir husus olmadığını, markalar değerlendirilirken işaretin bir bütün olarak verdiği anlamında tanımlayıcı olup olmadığına bakılması gerektiğini, "tek bulut" ifadesinin tescil edilmek istenen mal ve hizmetlerin hiçbiri bakımından doğrudan atıfta bulunmadığını ve vasıf bildirmediğini, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi maddesi kapsamında da bir tescil engeli olmadığını, aynı 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi maddesi koşullarının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "tek bulut" ibareli markanın sadece kelime unsurundan oluştuğu, çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla çoğaltılabilen bir işaret olarak tescilinin mümkün olduğu, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getireceği, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi maddesi anlamında tescil engelinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) maddesi anlamında tescil engelinden bahsedebilmek için ibarenin ilgili sınıfta hiçbir zihni çabaya gerek olmadan doğrudan doğruya malların/hizmetlerin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmesi ya da malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı göstermesi gerektiği, "tek bulut" ibaresinin bütün olarak okunup algılanacağı, marka bütünsel olarak incelendiğinde, ayırt ediciliğin sağlandığı, doğrudan doğruya herhangi bir mal ve/veya hizmetin nitelendirmediği, "tek bulut" markasının mutad kullanım dışında bir araya getirilmiş, özgün nitelikte ve ayırt edici bir ibare olduğu, bütün olarak ticaret alanında herkesin kullanımına açık olmadığı, markanın 556 sayılı KHK'nın 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında tesciline engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere dava konusu başvurunun, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a,c,d) bendi maddeleri karşısında tescilinin mümkün olmadığını, davaya konu başvuru ile müvekkili markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin, usul ve yasaya aykırı olarak tescil başvurusunda bulunduğu "tek bulut" ibaresiyle, ilgili hizmetin sadece kendisi tarafından sunulduğu izlenimi yaratma çabasında olduğundan ilgili tescil talebinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, "bulut" ibaresini taşıyan markalarıyla dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraf markalarında ortak olarak yer alan "bulut" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetildiğinde, bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabul edildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/6878 E.,2021/6952 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek davacının istinaf itirazları yerinde görülmediği, yine kötü niyet iddiası da ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 9.
sınıftaki malları ile 38. sınıftaki "Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)." yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-c ve d maddesi anlamında tescil engelinin bulunduğu, diğer mal ve mallar yönünden ise herhangi bir tescil engelinin olmadığı gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesinin gerektiği dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 9 ve 35. Sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c ve d) bentlerinde yer alan tescil engellerinin oluşacağı sonucuna varılması hukuka aykırı olup kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini, bütünsel açıdan başvuru incelendiğinde, ayırt ediciliğin sağlandığı, doğrudan doğruya herhangi bir mal ve/veya hizmetin nitelendirilmediğini “tek bulut” ibaresinin orta düzeydeki tüketiciler üzerinde yaratacağı algı ve izlenim itibariyle hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın doğrudan doğruya vasıf ya da kalite bildirme durumu söz konusu olmayacağını, kaldı ki ilgili sınıflarda herhangi bir ima da söz konusu olmayıp, tescil kapsamındaki sınıflardan bağımsız, özgün bir marka yaratıldığını, somut olayda herhangi bir sınıf yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-c bendi kapsamında tescil engeli bulunmadığının görüleceğini, dava konusu marka mutad kullanım dışında bir araya getirilmiş, özgün nitelikte ve ayırt edici olduğunu, bütün olarak ele alındığında ibarenin, ticaret alanında herkesin kullanımına açık olmadığını, somut olayda herhangi bir sınıf yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-d bendi kapsamında tescil engelinin bulunmadığını, YİDK kararının tüm yönleriyle hukuka uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; “tek bulut” ibaresinin tanımlayıcılık açısından 556 sayılı KHK’nın 7 inci maddesinin 1-(a, c ve d) bentlerince tescile uygun olduğunu, "tek bulut" ibaresi ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak ele alınacak olup "tek" ve "bulut" kelimeleri bir araya gelerek gerçek manalarını terk etmiş, yeni ve akılda kalıcı bir mana kazanmış olduğundan gerek tescil edilmek istendiği sınıflardaki mal ve hizmetler açısından gerekse ilgili tüketici kitlesi açısından bir bütün olarak ele alındığında ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, "Bulut" ibaresi söz konusu sektörde birçok kişi tarafından kullanılmakta olup bu durum dikkate alındığında ilgili ibare üzerinde müvekkilinin tekel oluşturmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka ile ilgili kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051357100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz