Meşru hamillik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/206 E. 2024/2083 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
meşru hamillik↗ ödemeden men yasağı↗ çek tevdi bordrosu↗ ciro zinciri↗ tahsil cirosu↗ ödemeden men kararı↗ çek istirdadı↗ kötü niyetli iktisap↗ ödeme yasağı↗ meşru hamil↗ ba/bs formları↗ çek iptali davası↗ ciro silsilesi↗ zilyetlik↗ tahrifat↗ sevk irsaliyesi↗ makul süre↗ taşıtan↗ el koyma↗ yetkili hamil↗ tahkikat↗ karine↗ çek iptali↗ takas↗ ciranta↗ irsaliye↗ hırsızlık↗ ba formu↗ lehtar↗ vekâlet ücreti↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ciro↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ hamil↗ keşideci↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ vade↗ fer'i müdahil↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ kötü niyet↗ ihbar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ haciz↗ çek↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/66 E., 2019/833 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/393 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen çek istirdadı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.03.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile fer'i müdahil Unmaş Unlu Mamuller San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın çeşitli müşterilerinden bankacılık ilişkileri kapsamında dava konusu 9 adet çeki, çek tevdiat bordroları ile teslim aldığını, ilgili çeklerin müvekkilinin başka bir birimine gönderilmek üzere 08.11.2017 tarihli kurye gönderim formu ile MNG kargo firmasına teslim edildiğini, 09.11.2017 tarihinde kargo firmasına ait ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçtan gerçekleşen soygun olayında dava konusu çeklerin de içinde bulunduğu bir çok çekin kargo aracından çalındığını, hırsızlık olayıyla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 sayılı soruşturma dosyasında savcılık tarafından dava konusu çekler hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda dava konusu çekler ile ilgili olarak dava dilekçesinde dökümü yapılan mahkemelerde müvekkili tarafından çek iptali davaları açılıp ödeme yasağı kararları alındığını, ödeme yasağı kararları ile savcılığın el koyma kararlarının ilgili çeklerin bankalarına bildirildiğini, soruşturma ve davalar henüz sonuçlanmamış iken davalı şirketin kötü niyetli olarak dava konusu çekleri iktisap ettiğini, bu çeklerden 3277855 seri numaralı, 13.11.2017 keşide tarihli ve 40.000,00 TL bedelli çek ile ilgili ihtiyati haciz kararı aldığını, bu karar üzerine İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğünün 2017/31327 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, ayrıca 9059688 seri numaralı, 23.11.2017 keşide tarihli, 65.439,55 TL bedelli çek hakkında da İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/6969 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, dava konusu çeklerden bir kısmının savcılık yazısı doğrultusunda Atışalanı İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim edildiğini, bir kısmının ise muhtelif bankaların takas servisine gönderildiğini, davaya konu çeklerin hepsinin çalındıktan sonra dava dışı Fadel İnşaat Demir Çelik Hafriyat Nakliyat Orman Ürün. Plas. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalıya cirolanmış olmasının, çeklerin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, çekleri ibraz eden davalı firmanın sermayesinin çeklerin toplam bedeli olan 914.208,36 TL'ye göre çok az (100.000,00 TL) olduğunu, çeklerin üstünde tahrifat yapıldığını, ciro silsilesinin bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu 9 adet çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çeklerle ilgili haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın, müşterisi Hedef Petrol Ltd. Şti. isimli müşterisinden aldığı, T. İş Bankası'na ait 2006463 seri numaralı, keşidecisi Biga Grup Enerji Petrol İnş. Nak. Mad. San.ve Tic. Ltd. Şti. olan 75.000,00 TL bedelli, 15.12.2017 tarihli çekin müvekkilinin başka bir birimine gönderilmek üzere 08.11.2017 tarihli kurye gönderim formu ile MNG kargo firmasına teslim edildiğini, 09.11.2017 tarihinde kargo firmasına ait araçtan gerçekleşen soygun olayında dava konusu çekin de içinde bulunduğu bir çok çekin kargo aracından çalındığını, hırsızlık olayıyla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 sayılı soruşturma dosyasında savcılık tarafından dava konusu çekler hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/756 E. sayılı dosyasıyla çek iptali davası açılarak ödemeden men yasağı kararı alındığını, savcılık soruşturması ve çek iptali davası sonuçlanmadan davalı ... tarafından dava konusu çekin kötü niyetli olarak iktisap edilerek T.İş Bankası Atışalanı Şubesine ibraz edildiğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/66 E. sayılı dosyası ile açılan dava konusu 9 adet çek ile birlikte dava konusu olan 2006463 seri numaralı çekin de çalındıktan sonra dava dışı Fadel İnşaat Demir Çelik Hafriyat Nakliyat Orman Ürün. Plas. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalının yetkilisi olduğu Orjin İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye (yeni unvanı: Zeydem Tek. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.) cirolandığını ve davalı ... tarafından ibraz edildiğini, çekin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, ciro silsilesinin bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çekin haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili firma ile Fadel... Ltd. Şti. arasında mal alım satımına dayanan faturalı ticari ilişki mevcut olduğunu, yapılan mal satımına istinaden Fadel ... Ltd. Şti.'nin müvekkili firmaya çek ile ödemede bulunduğunu, iki firma arasındaki ticari ilişkiye yönelik sevk irsaliyeleri ve faturaların mevcut olduğunu, bu ilişkinin müvekkili ile Fadel ... Ltd. Şti.'nin ticari kayıtlarında da yer aldığını, dava konusu çeklerin bu ticaret karşılığında ciro yoluyla alındığını, müvekkilinin çeklerin tahsil kabiliyeti açısından keşideci ve lehtar da dahil olmak üzere araştırma yaptığını, aldığı müspet cevaplara güvenerek çeklerle ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin çekleri Garanti Bankası Tekstilkent Şubesine takasa verdiğini, bu esnada olumsuz bir durumun yansıtılmadığını, bankanın kendilerini oyaladığını, sonrasında ise savcılık kararına istinaden takasa verilen bazı çekler üzerinde işlem yapamayacaklarını belirttiğini, anılan durumun çeklerin arka yüzüne de şerh edildiğini, bu arada sorun olmayan takastaki birtakım çeklerin bedelinin de müvekkiline ödendiğini, müvekkilinin davaya konu çeklerle ilgili gerekli ifadeleri kolluk birimine verdiğini, çeklerin aslı gibidir kaşeli örneklerinin kendilerine teslim edildiğini, davacının dile getirdiği tüm hususların müvekkili firma açısından geçersiz olduğunu, müvekkilinin meşru ve iyi niyetli hamil olduğunu, gerçek bir ticari ilişki nedeniyle ciro yolu ile çekleri teslim aldığını, davaya konu çekler üzerinde kolaylıkla görülebileceği üzere tüm cirantaların açık bir şekilde yer aldığını, herhangi bir tahrifatın söz konusu olmadığını, savcılık dosyasından ciro silsilesinde bir bozukluk ve tahrifatın olmadığının rahatlıkla görüleceğini, çekle ilgili savcılık kararının grup çeklerin ilkinin vade tarihinden beş gün sonra alındığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdahillerin çek tevdi bordrolarıyla davaya konu çekleri davacı bankaya devir ettikleri, davacının çekleri aralarındaki ticari ilişki kapsamında elde ettiğinin davacı bankanın kayıtları ile anlaşıldığı, bunun tarafların ve müdahillerin kabulünde olduğu, davacının, çekleri başka bir birime göndermek üzere kargoya verdiği, ancak kargo taşıması esnasında meydana gelen hırsızlık sonucu davalının eline geçtiğinin iddia edildiği, soruşturmanın devam ettiği, söz konusu çeklerin öncesinde banka uhdesinde hamil sıfatıyla bulunduğunun ve iradesi dışında elden çıktığının sabit olduğu, bu sebeple hırsızlıkla ilgili olayın faillerinin bulunması uzun süreceği için bu davaya doğrudan katkısı olmayacağından beklenmesine gerek olmadığı, çeklerin asıllarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 soruşturma sayılı dosyasından istendiği ve incelendiği, asıl ve birleşen dosyalara konu tüm çeklerin, çek tevdi bordrosuyla banka uhdesine geçtiği, çeklerin arkasında banka kaşesinin bulunduğu, ancak ciro tamamlayan işlem olan imzanın bulunmadığı, 3277856 seri numaralı, 40.000,00 TL tutarlı, 3277857 seri numaralı, 41.158,18 TL tutarlı ve 2014845 seri numaralı, 15.000,00 TL tutarlı, Türkiye İş Bankasına ait üç adet çekin ise fotokopi suretlerinde banka kaşelerinin tespit edilemediği, davacı bankanın elindeki ciro öncesi tevdi anındaki fotokopilerinin sunulduğu, söz konusu çeklerde de bankanın kaşesinin bulunduğu, bu defa çek asılları incelendiğinde davalının yetkilisi olduğu şirketin kaşelerinin banka kaşesi üzerine denk gelecek şekilde kaşe vurulduğu ve imzalandığının görüldüğü, davacı bankanın çeklerde sadece kaşesinin bulunduğu, banka yetkililerinin herhangi bir imzasının mevcut olmadığı, davalı tarafın dava konusu çeki ciro zincirindeki kopukluğa rağmen elinde bulundurduğu, sonuç olarak davacı bankanın zilyetliğinde bulunan ve tahsil amacıyla kendilerine teslim edilen dava konusu çeklerin kargo ile başka bir şubeye gönderildiği sırada kargo şirketine ait araçta meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda çalınmak suretiyle kaybolduğu, daha sonraki süreçte dava konusu çekin davalı tarafından ilgili banka şubesine ibraz edildiği, çekin hali hazır hamilinin davalı olduğu, ciro silsilesine göre davacı bankanın kaşesinin mevcut olduğu, ancak kaşe üzerinde banka yetkililerinin ciro amaçlı herhangi bir imzalarının bulunmadığı, çekin arka yüzünde ciro silsilesine göre ilgili banka şubesinin yetkililerinin imzasının bulunmaması nedeniyle ciro zincirinde kopukluk bulunduğu sabit olduğundan bu durumda çekin ciro zincirinde kopukluk bulunduğu hâlde davalılar uhdesine geçtiği, bu nedenlerle davalının çekleri iktisabında iyi niyet savunmasına itibar edilemeyeceği, birleşen davalının, çekin kendi yetkilisi olduğu şirkete ciro edildiği de gözetilerek bilmesi gereken konumda olduğu, bunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14045 E., 2015/511 K. sayılı ilamında da belirtildiği, asıl ve birleşen davaya konu çeklerin istirdadı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, asıl davada; 3277857 seri no.lu, 41.158,18 TL bedelli, 3277856 seri no.lu, 40.000,00 TL bedelli, 3277855 seri no.lu, 40.000,00 TL bedelli, 2014845 seri no.lu, 15.000,00 TL bedelli, 908601 seri no'lu, 185.755,22 TL bedelli, 5143 seri no'lu 160.000,00 TL bedelli, 8332458 seri no.lu, 270.104,85 TL bedelli, 9059688 seri no.lu, 65.439,55 TL bedelli, 2150 seri no'lu, 96.750,56 TL bedelli 9 adet çekin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, birleşen davada ise; 2006463 seri no.lu, 75.000,00TL bedelli çekin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının çeklerin meşru hamili olduğu konusunun tartışmalı olduğunu, meşru hamil olduğunu gösteren bir belgenin bulunmadığını, çünkü davacının meşru hamilliğini kargoya teslim ile kendi rıazasıyla sonlandırdığını, bu durumda dava açabilecek tek kişinin kargo şirketi olduğunu, ayrıca çeklerin kargoya teslim edildiğine dair hiç bir tutanağın bulunmadığını, davacının hak sahibi olduğunu ispatlayamadığını, davacının muhatabının da kargo şirketi olduğunu, çekleri kargo ile taşıtan davacının kusurlu olduğunu, davanın kargo şirketine ihbarı gerektiğini, savcılığa suç duyurusunun ne zaman yapıldığının araştırılması gerektiğini, tespite göre çalınma olayından 6 gün sonra yapıldığını, bunun makul süre olmadığını, dava konusu çeklerde bankanın kaşesi olmakla birlikte imzasının bulunmadığını, cironun yazılı olmasına dahi gerek olmadığını, olayda beyaz cirodan bir adım öte kaşe olup imza olmadığını, aslında ortada ciro olmadığını, bankanın tahsil cirosu dışında devir kabiliyetinde ciro atamayacağını, müvekkilinin çekleri ciro ile yetkilisinden aldığını, müvekkilinin ticaretinin düzgünlüğünün muhasebe kayıtları, BS/BA formları ile onaylandığını, meşru hamil olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/79 E., 2018/685 K. sayılı kararının istinaf edilmeden kesinleştiğini, hatalı olduğunu, emsal alınamayacağını, Mahkemece eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararı ile asıl ve birleşen davada, davacı bankanın dava konusu çekleri hamil sıfatıyla elinde bulundurduğu, ancak çeklerin başka şubeye gönderilmesi sırasında meydana gelen hırsızlık olayı sırasında çalınması sebebiyle elinden rızası hilafına çıktığı, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde davacı bankanın kaşesi bulunup imzası bulunmadığından ciro silsilesinde kopukluk olduğu, buna rağmen davalı tarafından çeklerin iktisap edildiği, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 686 ncı maddesi hükmüne göre bu hususta ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasının yeterli olduğu, somut olayda, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde banka kaşesi bulunup imza bulunmadığından ciro silsilesinde kopukluk olduğu, buna rağmen davalılar tarafından çeklerin iktisap edildiği anlaşıldığından Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taraf ehliyetinin bulunmadığına dair itirazlarının irdelenmediğini, kural olarak bankanın sadece tahsil cirosu atmaya yetkili olduğunu, davacı bankanın çek üzerine sadece kaşesini basarak imzası eksik şekilde ciroyu yarım bıraktığı, bu durumun direkt olarak müvekkilinin kötü niyetli iktisabına karine olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacı banka tarafından kasten yarım bırakılan cironun, ciro silsilesini bozduğu tespitinin hatalı olduğunu, ciroların iptali veya batıl olması hükümleri üzerinden olsa olsa kasten yarım bırakılan cironun, davacı bankanın ciranta olmasını ve sorumluluğu doğmasını engelleyen bir husus olarak nitelendirilebileceğini, ikame edilen davada hem çekin rızası hilafına elinden çıktığını hem kendilerinin son yetkili hamil olduğunu hem de davalının ağır kusurlu veya kötü niyetli olarak iktisap etmiş olduğu iddialarının ispat yükü davacı banka üzerinde olmasına rağmen yargılamanın odağının yanlış yönlendirilerek direkt davalının kusuru veya kötü niyetinin varlığının incelendiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, 6102 sayılı Kanun'un 792 nci maddesi uyarınca çek istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5455 E. 2014/14238 K.
Ortak:çek istirdadı · meşru hamil · ciro silsilesi · yetkili hamil · hırsızlık · ciro · hamil · istirdat
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararı ile asıl ve birleşen davada, davacı bankanın dava konusu çekleri «hamil» sıfatıyla elinde bulundurduğu, ancak çeklerin başka şubeye gönderilmesi sırasında meydana gelen «hırsızlık» olayı sırasında çalınması sebebiyle elinden «rızası» hilafına çıktığı, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde davacı bankanın kaşesi bulunup imzası bulunmadığından «ciro silsilesinde» kopukluk olduğu, buna rağmen davalı tarafından çeklerin iktisap edildiği, davalının «yetkili hamil» olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek «cirantalara» ait olup olmadığını «tahkik» zorunluluğu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 686 ncı maddesi hükmüne göre bu hususta ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasın …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdahillerin «çek tevdi bordrolarıyla» davaya konu çekleri davacı bankaya devir ettikleri, davacının çekleri aralarındaki ticari ilişki kapsamında elde ettiğinin davacı bankanın kayıtları ile anlaşıldığı, bunun tarafların ve müdahillerin kabulünde olduğu, davacının, çekleri başka bir birime göndermek üzere kargoya verdiği, ancak kargo taşıması esnasında meydana gelen «hırsızlık» sonucu davalının eline geçtiğinin iddia edildiği, soruşturmanın devam ettiği, söz konusu çeklerin öncesinde banka uhdesinde «hamil» sıfatıyla bulunduğunun ve iradesi dışında elden çıktığının sabit olduğu, bu sebeple hırsızlıkla ilgili olayın faillerinin bulunması uzun süreceği için bu davaya doğrudan katkısı olmayacağından beklenmesine gerek olmadığı, çeklerin asıllarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 soruşturma sayılı dosyasından istendiği ve incelendiği, asıl ve birleşen dosyalara konu tüm çeklerin, çek tevdi bordrosuyla banka uhdesine geçtiği, çeklerin arkasında banka kaşesinin bulunduğu, ancak «ciro» tamamlayan işlem olan imzanın bulunmadığı, 3277856 seri numaralı, 40.000,00 TL tutarlı, 3277857 seri numaralı, 41.158,18 TL tutarlı ve 2014845 seri numaralı, 15.000,00 TL tutarlı, Türkiye İş Bankasına ait üç adet çekin ise fotokopi suretlerinde banka kaşelerinin tespit edilemediği, davacı bankanın elindeki ciro öncesi tevdi anındaki fotokopilerinin sunulduğu, söz konusu çeklerde de bankanın kaşesinin bulunduğu, bu defa çek asılları incelendiğinde davalının yetkilisi olduğu şirketin kaşelerinin banka kaşesi üzerine denk gelecek şekilde kaşe vurulduğu ve imzalandığının görüldüğü, davacı bankanın çeklerde sadece kaşesinin bulunduğu, banka yetkililerinin herhangi bir imzasının mevcut olmadığı, davalı tarafın dava konusu çeki «ciro zincirindeki» kopukluğa rağmen elinde bulundurduğu, sonuç olarak davacı bankanın «zilyetliğinde» bulunan ve tahsil amacıyla kendilerine «teslim» edilen dava konusu çeklerin kargo ile başka bir şubeye gönderildiği sırada kargo şirketine ait araçta meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda çalınmak suretiyle kaybolduğu, daha sonraki süreçte dava konusu çekin davalı tarafından ilgili banka şubesine «ibraz» edildiği, çekin hali hazır hamilinin davalı olduğu, «ciro silsilesine» göre davacı bankanın kaşesinin mevcut olduğu, ancak kaşe üzerinde banka yetkililerinin ciro amaçlı herhangi bir imzalarının bulunmadığı, çekin arka yüzünde ciro si …
Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taraf «ehliyetinin» bulunmadığına dair itirazlarının irdelenmediğini, kural olarak bankanın sadece «tahsil cirosu» atmaya yetkili olduğunu, davacı bankanın «çek» üzerine sadece kaşesini basarak imzası eksik şekilde ciroyu yarım bıraktığı, bu durumun direkt olarak müvekkilinin «kötü niyetli iktisabına» «karine» olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacı banka tarafından kasten yarım bırakılan «cironun», «ciro silsilesini» bozduğu tespitinin hatalı olduğunu, ciroların iptali veya batıl olması hükümleri üzerinden olsa olsa kasten yarım bırakılan cironun, davacı bankanın «ciranta» olmasını ve sorumluluğu doğmasını engelleyen bir husus olarak nitelendirilebileceğini, ikame edilen davada hem çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını hem kendilerinin «son» «yetkili hamil» olduğunu hem de davalının ağır kusurlu veya kötü niyetli olarak iktisap etmiş olduğu iddialarının «ispat yükü» davacı banka üzerinde olmasına rağmen yargılamanın odağının yanlış yönlendirilerek direkt davalının «kusuru» veya «kötü niyetinin» varlığının incelendiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, gerek çekin «hırsızlık» olayından sonra davalı tarafından «ibraz» edilmesi gerekse davacılar ile davalı arasındaki ticari ilişkinin mevcut olmaması ve «çek» arkasındaki «ciro silsilesinin» akamete uğraması nedeniyle davalının «meşru hamil» kabul edilmeyeceği, davalının meşru hamil olmaması, hırsızlık olayından sonra çekin davalının eline geçmiş olması, çek arkasındaki ciro silsilesini takip eden ciro silsilesinde yer alan kişilerle davacı ve davalının ticari ilişkisinin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, dava konusu çekin davalıdan «istirdadına», birleşen davanın kabulü ile dava konusu çekten ve takipten dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
1- Asıl dava «çek istirdadı» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile dava konusu çekin davalıdan istirdadına karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 704. (6102 Sayılı TTK'nun 792. maddesi) maddesine göre, «çek» eline geçmiş bulunan yeni «hamil», ancak «kötüniyetle iktisap» etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde «yetkili hamil» sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli iktisap · kötüniyet
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nun 704. (6102 Sayılı TTK'nun 792. maddesi) maddesine göre, «çek» eline geçmiş bulunan yeni «hamil», ancak «kötüniyetle iktisap» etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması halinde «yetkili hamil» sayılmaması ve çeki iade ile yükümlü tutulması gerekir.
-
Çek istirdatı | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1085 E. 2015/7315 K.
Ortak:ciro zinciri · çek istirdadı · ciro silsilesi · yetkili hamil · tahkikat · ciranta · lehtar · eş rızası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararı ile asıl ve birleşen davada, davacı bankanın dava konusu çekleri «hamil» sıfatıyla elinde bulundurduğu, ancak çeklerin başka şubeye gönderilmesi sırasında meydana gelen «hırsızlık» olayı sırasında çalınması sebebiyle elinden «rızası» hilafına çıktığı, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde davacı bankanın kaşesi bulunup imzası bulunmadığından «ciro silsilesinde» kopukluk olduğu, buna rağmen davalı tarafından çeklerin iktisap edildiği, davalının «yetkili hamil» olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek «cirantalara» ait olup olmadığını «tahkik» zorunluluğu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 686 ncı maddesi hükmüne göre bu hususta ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasın …
Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taraf «ehliyetinin» bulunmadığına dair itirazlarının irdelenmediğini, kural olarak bankanın sadece «tahsil cirosu» atmaya yetkili olduğunu, davacı bankanın «çek» üzerine sadece kaşesini basarak imzası eksik şekilde ciroyu yarım bıraktığı, bu durumun direkt olarak müvekkilinin «kötü niyetli iktisabına» «karine» olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacı banka tarafından kasten yarım bırakılan «cironun», «ciro silsilesini» bozduğu tespitinin hatalı olduğunu, ciroların iptali veya batıl olması hükümleri üzerinden olsa olsa kasten yarım bırakılan cironun, davacı bankanın «ciranta» olmasını ve sorumluluğu doğmasını engelleyen bir husus olarak nitelendirilebileceğini, ikame edilen davada hem çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını hem kendilerinin «son» «yetkili hamil» olduğunu hem de davalının ağır kusurlu veya kötü niyetli olarak iktisap etmiş olduğu iddialarının «ispat yükü» davacı banka üzerinde olmasına rağmen yargılamanın odağının yanlış yönlendirilerek direkt davalının «kusuru» veya «kötü niyetinin» varlığının incelendiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Şti.'nin ticari kayıtlarında da yer aldığını, dava konusu çeklerin bu ticaret karşılığında «ciro» yoluyla alındığını, müvekkilinin çeklerin tahsil kabiliyeti açısından «keşideci» ve «lehtar» da «dahil» olmak üzere araştırma yaptığını, aldığı müspet cevaplara güvenerek çeklerle ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin çekleri Garanti Bankası Tekstilkent Şubesine «takasa» verdiğini, bu esnada «olumsuz» bir durumun yansıtılmadığını, bankanın kendilerini oyaladığını, sonrasında ise savcılık kararına istinaden takasa verilen bazı çekler üzerinde işlem yapamayacaklarını belirttiğini, anılan durumun çeklerin arka yüzüne de «şerh» edildiğini, bu arada sorun olmayan takastaki birtakım çeklerin bedelinin de müvekkiline ödendiğini, müvekkilinin davaya konu çeklerle ilgili gerekli ifadeleri kolluk birimine verdiğini, çeklerin aslı gibidir kaşeli örneklerinin kendilerine «teslim» edildiğini, davacının dile getirdiği tüm hususların müvekkili firma açısından «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin meşru ve iyi niyetli «hamil» olduğunu, gerçek bir ticari ilişki nedeniyle ciro yolu ile çekleri teslim aldığını, davaya konu çekler üzerinde kolaylıkla görülebileceği üzere tüm «cirantaların» açık bir şekilde yer aldığını, herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığını, savcılık dosyasından «ciro silsilesinde» bir bozukluk ve tahrifatın olmadığının rahatlıkla görüleceğini, çekle ilgili savcılık kararının grup çeklerin ilkinin «vade» tarihinden beş gün sonra alındığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, davalının «yetkili hamil» olması için «ciro silsilesinde» imzası bulunanların imzalarının gerçek «cirantalara» ait olup olmadığını «tahkik» zorunluluğu yoktur.
Somut olaya gelince, dava konusu çekte de mevcut «ciro silsilesi» içerisinde bu anlamda bir kopukluk bulunmamakta olup, ayrıca ciro silsilesinde ismi geçen «lehtar» ve «cirantaların» kaşe ve imzası sahte olsa bile bu durum davalının «yetkili hamil» olduğu gerçeğini değiştirmez.
Davacı «lehtar» çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise çekin «yetkili hamili» olduğunu savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · kötü niyet tazminatı
Benzer bu karardaKonfeksiyon arasında ticari ilişki mevcut olmadığından «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, dava konusu çekin davacı tarafa «istirdatının» gerektiği, buna karşılık davacı lehine «kötü niyet tazminatının» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, «çekin istirdatına», kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12112 E. 2018/4159 K.
Ortak:çek istirdadı · meşru hamil · çek iptali davası · ciro silsilesi · çek iptali · ciro · hamil · iptal davası
İncelediğiniz karardaŞti. tarafından davalıya cirolanmış olmasının, çeklerin çalındıktan çok kısa bir süre sonra «ibraz» edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, çekleri ibraz eden davalı firmanın sermayesinin çeklerin toplam bedeli olan 914.208,36 TL'ye göre çok az (100.000,00 TL) olduğunu, çeklerin üstünde «tahrifat» yapıldığını, «ciro silsilesinin» bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu 9 adet çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çeklerle ilgili haklı «hamil» olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/756 E. sayılı dosyasıyla «çek iptali davası» açılarak «ödemeden men yasağı» kararı alındığını, savcılık soruşturması ve çek iptali davası sonuçlanmadan davalı ... tarafından dava konusu çekin kötü niyetli olarak iktisap edilerek T.İş Bankası Atışalanı Şubesine «ibraz» edildiğini, Bakırköy 1.
Şti.) cirolandığını ve davalı ... tarafından «ibraz» edildiğini, çekin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, «ciro silsilesinin» bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çekin haklı «hamil» olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dosyada bulunan ve itiraz edilmeyen «çek» fotokopisine göre «ciro silsilesinde» herhangi bir kopukluk olmadığı, «hamilin» de imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü olmadığı, davalı «meşru hamil» olup, çekin çalındığını bilerek kötü niyetli edindiğinin de iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, işyerinden çalınan çekler nedeniyle «çek iptali davası» açtığını, bu davada davalı tarafça çekin icra takibine konu edilmesi nedeniyle «istirdat davası» açılması için kendisine süre tanındığını, çekin ticari iş nedeniyle kendisine verildiğini ileri sürerek «çekin istirdadını» ve kendisine «teslimini» talep etmiş, davalı ise «faktoring» işlemi ile çekin devir ve teslim alındığını savunmuştur.
Mahkemece «ciro silsilesinde» bir kopukluk olmadığı, davalının çalındığını bilerek «kötüniyetli» olarak çeki edindiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · faktoring · istirdat davası · kötüniyet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta; davacı, işyerinden çalınan çekler nedeniyle «çek iptali davası» açtığını, bu davada davalı tarafça çekin icra takibine konu edilmesi nedeniyle «istirdat davası» açılması için kendisine süre tanındığını, çekin ticari iş nedeniyle kendisine verildiğini ileri sürerek «çekin istirdadını» ve kendisine «teslimini» talep etmiş, davalı ise «faktoring» işlemi ile çekin devir ve teslim alındığını savunmuştur.
Mahkemece «ciro silsilesinde» bir kopukluk olmadığı, davalının çalındığını bilerek «kötüniyetli» olarak çeki edindiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, mahkemece davalının hak sahibi olma koşullarının oluşup oluşmadığı incelenerek ve davacının çekin çalındığında tedbir kararının alınmış olduğu, bunun davalı tarafından bilindiği ve davalının «kötüniyetli» olduğu itirazları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1274 Esas sayılı dava dosyasında «istirdat davası» açılmış olup, davacının talebi üzerine işbu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/206 E. , 2024/2083 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2634 Esas, 2022/1225 Karar
ASIL VE BİRLELŞEN DAVADA
ASIL DAVADA DAVALI Zeydem Tekstil İç ve Dış Tic. San. Ltd. Şti. vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVALI ... vekili Avukat ...
FER'Î MÜDAHİL :
1. Ayazlar Tohumculuk Tarım Ürünleri İç ve Dış Tic. San. Ltd. Şti.
2.... vekilleri Avukat ...
3.Unmaş Unlu Mamuller San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/66 E., 2019/833 K.
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/393 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen çek istirdadı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.03.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile fer'i müdahil Unmaş Unlu Mamuller San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın çeşitli müşterilerinden bankacılık ilişkileri kapsamında dava konusu 9 adet çeki, çek tevdiat bordroları ile teslim aldığını, ilgili çeklerin müvekkilinin başka bir birimine gönderilmek üzere 08.11.2017 tarihli kurye gönderim formu ile MNG kargo firmasına teslim edildiğini, 09.11.2017 tarihinde kargo firmasına ait ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçtan gerçekleşen soygun olayında dava konusu çeklerin de içinde bulunduğu bir çok çekin kargo aracından çalındığını, hırsızlık olayıyla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 sayılı soruşturma dosyasında savcılık tarafından dava konusu çekler hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda dava konusu çekler ile ilgili olarak dava dilekçesinde dökümü yapılan mahkemelerde müvekkili tarafından çek iptali davaları açılıp ödeme yasağı kararları alındığını, ödeme yasağı kararları ile savcılığın el koyma kararlarının ilgili çeklerin bankalarına bildirildiğini, soruşturma ve davalar henüz sonuçlanmamış iken davalı şirketin kötü niyetli olarak dava konusu çekleri iktisap ettiğini, bu çeklerden 3277855 seri numaralı, 13.11.2017 keşide tarihli ve 40.000,00 TL bedelli çek ile ilgili ihtiyati haciz kararı aldığını, bu karar üzerine İstanbul Anadolu 11.İcra Müdürlüğünün 2017/31327 E.
sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, ayrıca 9059688 seri numaralı, 23.11.2017 keşide tarihli, 65.439,55 TL bedelli çek hakkında da İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/6969 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığını, dava konusu çeklerden bir kısmının savcılık yazısı doğrultusunda Atışalanı İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim edildiğini, bir kısmının ise muhtelif bankaların takas servisine gönderildiğini, davaya konu çeklerin hepsinin çalındıktan sonra dava dışı Fadel İnşaat Demir Çelik Hafriyat Nakliyat Orman Ürün. Plas. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalıya cirolanmış olmasının, çeklerin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, çekleri ibraz eden davalı firmanın sermayesinin çeklerin toplam bedeli olan 914.208,36 TL'ye göre çok az (100.000,00 TL) olduğunu, çeklerin üstünde tahrifat yapıldığını, ciro silsilesinin bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu 9 adet çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çeklerle ilgili haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın, müşterisi Hedef Petrol Ltd. Şti. isimli müşterisinden aldığı, T. İş Bankası'na ait 2006463 seri numaralı, keşidecisi Biga Grup Enerji Petrol İnş. Nak. Mad. San.ve Tic. Ltd. Şti. olan 75.000,00 TL bedelli, 15.12.2017 tarihli çekin müvekkilinin başka bir birimine gönderilmek üzere 08.11.2017 tarihli kurye gönderim formu ile MNG kargo firmasına teslim edildiğini, 09.11.2017 tarihinde kargo firmasına ait araçtan gerçekleşen soygun olayında dava konusu çekin de içinde bulunduğu bir çok çekin kargo aracından çalındığını, hırsızlık olayıyla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 sayılı soruşturma dosyasında savcılık tarafından dava konusu çekler hakkında el koyma kararı verildiğini, aynı zamanda Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/756 E. sayılı dosyasıyla çek iptali davası açılarak ödemeden men yasağı kararı alındığını, savcılık soruşturması ve çek iptali davası sonuçlanmadan davalı ... tarafından dava konusu çekin kötü niyetli olarak iktisap edilerek T.İş Bankası Atışalanı Şubesine ibraz edildiğini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/66 E. sayılı dosyası ile açılan dava konusu 9 adet çek ile birlikte dava konusu olan 2006463 seri numaralı çekin de çalındıktan sonra dava dışı Fadel İnşaat Demir Çelik Hafriyat Nakliyat Orman Ürün. Plas. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalının yetkilisi olduğu Orjin İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye (yeni unvanı: Zeydem Tek. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.) cirolandığını ve davalı ...
tarafından ibraz edildiğini, çekin çalındıktan çok kısa bir süre sonra ibraz edilmesinin, bu süre içerisinde taraflar arasında bu denli yüksek miktarda ticari ilişki olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iki şirketin ticari faaliyet alanlarının tamamı ile farklı olduğunu, ciro silsilesinin bozulduğunu, bu durumda davalının davaya konu çekleri gerçek bir hukuki ilişki çerçevesinde, haklı ve iyi niyetli olarak, hayatın olağan akışına uygun bir şekilde elinde bulundurduğunu söylemenin imkansız olduğunu iddia ederek dava konusu çekin müvekkili bankaya iadesine ve müvekkili bankanın iş bu çekin haklı hamil olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili firma ile Fadel... Ltd. Şti. arasında mal alım satımına dayanan faturalı ticari ilişki mevcut olduğunu, yapılan mal satımına istinaden Fadel ... Ltd. Şti.'nin müvekkili firmaya çek ile ödemede bulunduğunu, iki firma arasındaki ticari ilişkiye yönelik sevk irsaliyeleri ve faturaların mevcut olduğunu, bu ilişkinin müvekkili ile Fadel ... Ltd. Şti.'nin ticari kayıtlarında da yer aldığını, dava konusu çeklerin bu ticaret karşılığında ciro yoluyla alındığını, müvekkilinin çeklerin tahsil kabiliyeti açısından keşideci ve lehtar da dahil olmak üzere araştırma yaptığını, aldığı müspet cevaplara güvenerek çeklerle ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin çekleri Garanti Bankası Tekstilkent Şubesine takasa verdiğini, bu esnada olumsuz bir durumun yansıtılmadığını, bankanın kendilerini oyaladığını, sonrasında ise savcılık kararına istinaden takasa verilen bazı çekler üzerinde işlem yapamayacaklarını belirttiğini, anılan durumun çeklerin arka yüzüne de şerh edildiğini, bu arada sorun olmayan takastaki birtakım çeklerin bedelinin de müvekkiline ödendiğini, müvekkilinin davaya konu çeklerle ilgili gerekli ifadeleri kolluk birimine verdiğini, çeklerin aslı gibidir kaşeli örneklerinin kendilerine teslim edildiğini, davacının dile getirdiği tüm hususların müvekkili firma açısından geçersiz olduğunu, müvekkilinin meşru ve iyi niyetli hamil olduğunu, gerçek bir ticari ilişki nedeniyle ciro yolu ile çekleri teslim aldığını, davaya konu çekler üzerinde kolaylıkla görülebileceği üzere tüm cirantaların açık bir şekilde yer aldığını, herhangi bir tahrifatın söz konusu olmadığını, savcılık dosyasından ciro silsilesinde bir bozukluk ve tahrifatın olmadığının rahatlıkla görüleceğini, çekle ilgili savcılık kararının grup çeklerin ilkinin vade tarihinden beş gün sonra alındığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdahillerin çek tevdi bordrolarıyla davaya konu çekleri davacı bankaya devir ettikleri, davacının çekleri aralarındaki ticari ilişki kapsamında elde ettiğinin davacı bankanın kayıtları ile anlaşıldığı, bunun tarafların ve müdahillerin kabulünde olduğu, davacının, çekleri başka bir birime göndermek üzere kargoya verdiği, ancak kargo taşıması esnasında meydana gelen hırsızlık sonucu davalının eline geçtiğinin iddia edildiği, soruşturmanın devam ettiği, söz konusu çeklerin öncesinde banka uhdesinde hamil sıfatıyla bulunduğunun ve iradesi dışında elden çıktığının sabit olduğu, bu sebeple hırsızlıkla ilgili olayın faillerinin bulunması uzun süreceği için bu davaya doğrudan katkısı olmayacağından beklenmesine gerek olmadığı, çeklerin asıllarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/114622 soruşturma sayılı dosyasından istendiği ve incelendiği, asıl ve birleşen dosyalara konu tüm çeklerin, çek tevdi bordrosuyla banka uhdesine geçtiği, çeklerin arkasında banka kaşesinin bulunduğu, ancak ciro tamamlayan işlem olan imzanın bulunmadığı, 3277856 seri numaralı, 40.000,00 TL tutarlı, 3277857 seri numaralı, 41.158,18 TL tutarlı ve 2014845 seri numaralı, 15.000,00 TL tutarlı, Türkiye İş Bankasına ait üç adet çekin ise fotokopi suretlerinde banka kaşelerinin tespit edilemediği, davacı bankanın elindeki ciro öncesi tevdi anındaki fotokopilerinin sunulduğu, söz konusu çeklerde de bankanın kaşesinin bulunduğu, bu defa çek asılları incelendiğinde davalının yetkilisi olduğu şirketin kaşelerinin banka kaşesi üzerine denk gelecek şekilde kaşe vurulduğu ve imzalandığının görüldüğü, davacı bankanın çeklerde sadece kaşesinin bulunduğu, banka yetkililerinin herhangi bir imzasının mevcut olmadığı, davalı tarafın dava konusu çeki ciro zincirindeki kopukluğa rağmen elinde bulundurduğu, sonuç olarak davacı bankanın zilyetliğinde bulunan ve tahsil amacıyla kendilerine teslim edilen dava konusu çeklerin kargo ile başka bir şubeye gönderildiği sırada kargo şirketine ait araçta meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda çalınmak suretiyle kaybolduğu, daha sonraki süreçte dava konusu çekin davalı tarafından ilgili banka şubesine ibraz edildiği, çekin hali hazır hamilinin davalı olduğu, ciro silsilesine göre davacı bankanın kaşesinin mevcut olduğu, ancak kaşe üzerinde banka yetkililerinin ciro amaçlı herhangi bir imzalarının bulunmadığı, çekin arka yüzünde ciro silsilesine göre ilgili banka şubesinin yetkililerinin imzasının bulunmaması nedeniyle ciro zincirinde kopukluk bulunduğu sabit olduğundan bu durumda çekin ciro zincirinde kopukluk bulunduğu hâlde davalılar uhdesine geçtiği, bu nedenlerle davalının çekleri iktisabında iyi niyet savunmasına itibar edilemeyeceği, birleşen davalının, çekin kendi yetkilisi olduğu şirkete ciro edildiği de gözetilerek bilmesi gereken konumda olduğu, bunun Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2014/14045 E., 2015/511 K. sayılı ilamında da belirtildiği, asıl ve birleşen davaya konu çeklerin istirdadı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, asıl davada; 3277857 seri no.lu, 41.158,18 TL bedelli, 3277856 seri no.lu, 40.000,00 TL bedelli, 3277855 seri no.lu, 40.000,00 TL bedelli, 2014845 seri no.lu, 15.000,00 TL bedelli, 908601 seri no'lu, 185.755,22 TL bedelli, 5143 seri no'lu 160.000,00 TL bedelli, 8332458 seri no.lu, 270.104,85 TL bedelli, 9059688 seri no.lu, 65.439,55 TL bedelli, 2150 seri no'lu, 96.750,56 TL bedelli 9 adet çekin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, birleşen davada ise; 2006463 seri no.lu, 75.000,00TL bedelli çekin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının çeklerin meşru hamili olduğu konusunun tartışmalı olduğunu, meşru hamil olduğunu gösteren bir belgenin bulunmadığını, çünkü davacının meşru hamilliğini kargoya teslim ile kendi rıazasıyla sonlandırdığını, bu durumda dava açabilecek tek kişinin kargo şirketi olduğunu, ayrıca çeklerin kargoya teslim edildiğine dair hiç bir tutanağın bulunmadığını, davacının hak sahibi olduğunu ispatlayamadığını, davacının muhatabının da kargo şirketi olduğunu, çekleri kargo ile taşıtan davacının kusurlu olduğunu, davanın kargo şirketine ihbarı gerektiğini, savcılığa suç duyurusunun ne zaman yapıldığının araştırılması gerektiğini, tespite göre çalınma olayından 6 gün sonra yapıldığını, bunun makul süre olmadığını, dava konusu çeklerde bankanın kaşesi olmakla birlikte imzasının bulunmadığını, cironun yazılı olmasına dahi gerek olmadığını, olayda beyaz cirodan bir adım öte kaşe olup imza olmadığını, aslında ortada ciro olmadığını, bankanın tahsil cirosu dışında devir kabiliyetinde ciro atamayacağını, müvekkilinin çekleri ciro ile yetkilisinden aldığını, müvekkilinin ticaretinin düzgünlüğünün muhasebe kayıtları, BS/BA formları ile onaylandığını, meşru hamil olduğunu, Bakırköy 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/79 E., 2018/685 K. sayılı kararının istinaf edilmeden kesinleştiğini, hatalı olduğunu, emsal alınamayacağını, Mahkemece eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararı ile asıl ve birleşen davada, davacı bankanın dava konusu çekleri hamil sıfatıyla elinde bulundurduğu, ancak çeklerin başka şubeye gönderilmesi sırasında meydana gelen hırsızlık olayı sırasında çalınması sebebiyle elinden rızası hilafına çıktığı, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde davacı bankanın kaşesi bulunup imzası bulunmadığından ciro silsilesinde kopukluk olduğu, buna rağmen davalı tarafından çeklerin iktisap edildiği, davalının yetkili hamil olması için ciro silsilesinde yer alan imzaların gerçek cirantalara ait olup olmadığını tahkik zorunluluğu bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 686 ncı maddesi hükmüne göre bu hususta ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasının yeterli olduğu, somut olayda, asıl ve birleşen dava konusu çeklerde banka kaşesi bulunup imza bulunmadığından ciro silsilesinde kopukluk olduğu, buna rağmen davalılar tarafından çeklerin iktisap edildiği anlaşıldığından Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taraf ehliyetinin bulunmadığına dair itirazlarının irdelenmediğini, kural olarak bankanın sadece tahsil cirosu atmaya yetkili olduğunu, davacı bankanın çek üzerine sadece kaşesini basarak imzası eksik şekilde ciroyu yarım bıraktığı, bu durumun direkt olarak müvekkilinin kötü niyetli iktisabına karine olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacı banka tarafından kasten yarım bırakılan cironun, ciro silsilesini bozduğu tespitinin hatalı olduğunu, ciroların iptali veya batıl olması hükümleri üzerinden olsa olsa kasten yarım bırakılan cironun, davacı bankanın ciranta olmasını ve sorumluluğu doğmasını engelleyen bir husus olarak nitelendirilebileceğini, ikame edilen davada hem çekin rızası hilafına elinden çıktığını hem kendilerinin son yetkili hamil olduğunu hem de davalının ağır kusurlu veya kötü niyetli olarak iktisap etmiş olduğu iddialarının ispat yükü davacı banka üzerinde olmasına rağmen yargılamanın odağının yanlış yönlendirilerek direkt davalının kusuru veya kötü niyetinin varlığının incelendiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, 6102 sayılı Kanun'un 792 nci maddesi uyarınca çek istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051204000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz