İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5464 E. 2024/2035 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fon alacağı↗ sözleşmesel sorumluluk↗ kat ihtarnamesi↗ başvurma harcı↗ icra inkâr tazminatı↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ muafiyet↗ hakkın kötüye kullanılması↗ cari hesap↗ kötüniyet tazminatı↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/539 E., 2019/632 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Narin Pazarlama İnşaat Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, davalının kullandırılan kredinin tamamından sorumlu olduğunu, asıl borçlunun kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefillerine gönderilen kat ihtarnamesi ile kredi sözleşmesinin kat edildiğini, yine borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalının asıl alacak ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.01.2015 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığını, müvekkilinin ortak olduğu dönemde 2004, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında şirketin 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalayarak kredi kullandığını, müvekkilinin sadece 2004 ve 2011 yılında imzalanan kredi sözleşmelerinde kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğunu ve bu kredilerin tamamının da ödenerek kredi borçlarının bittiğini, takip ve dava konusu kredi alacağının zamanaşımına uğraması nedeniyle öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, takip ve dava konusu kredinin müvekkilinin imzalarının olduğu kredi sözleşmelerine dayalı olmaması, 2012 ve 2013 yıllarında imzalanan sözleşmelerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzasının olmadığı sözleşmelerin önceki sözleşmelerden bağımsız nitelikte olması nedeniyle davanın reddine ve kötü niyetli icra takibi yapan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu edilen kredilerin davalının imzasının bulunmadığı 31.08.2012 ve 29.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak dava dışı asıl borçluya kullandırıldığı, davalının imzasının bulunduğu 14.10.2004 ve 15.05.2011 tarihli kredi sözleşmelerinden dolayı asıl borçlunun herhangi bir borç ve sorumluluğunun da kalmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bu sözleşmelerden dolayı sonradan imzalanmış olan yeni kredi sözleşmelerine sorumluluk da atfedilemeyeceği, takip konusu kredilerin davalının imzalarının bulunduğu ödenip söndürülmüş kredilerle ilgili olmadığından, yasal anlamda basiretli davranması gereken davacı bankanın sorumlu olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği kredi sözleşmelerine atfen davalıya karşı icra takibine girişmesinin haksız olduğu gibi hakkın kötüye kullanımı derecesinde kötü niyetli de olduğundan davacı banka aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine ve alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacı bankadan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda icra takibine dayanak borcun ... tarafından kefil sıfatı ile imzalanan 14.10.2004 ve 15.05.2011 tarihli Genel Kredi sözleşmesine dayanmadığını belirtildiğini, ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, borçların sıfırlanmadığını, davaya konu edilen sözleşmelerin davalının kefil sıfatıyla imzaladığı davaya konu diğer sözleşmeler ile arasında bağlantı bulunduğunu, müvekkili banka aleyhine usul ve kanuna aykırı olarak kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, bunun Bankacılık Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartlarının somut olayda bulunmaması gerekse de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Fonun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz..." hükmü dikkate alındığında yerinde olmadığı, bu nedenle davacı tarafın kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinde davalının sorumlu olduğu risklerin takip konusu edildiğini, davalının kredi sözleşmelerine süresiz olarak kefil olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen bir borç ilişkisi bulunduğunu, borç ödendikten sonra yeni bir kredi kullandırılmasını yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olduğunu, borcun sıfırlanmadığını davalının imzaladığı sözleşmeler ile dava konusu diğer sözleşmeler arasında bağlantı bulunduğunu, davalının itirazının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, müvekkili aleyhine hükmolunan vekâlet ücretinin kaldırılmasını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının bu şekilde bir muafiyeti bulunmadığını, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin karar tarihine göre hatalı ve eksik hesaplandığını belirterek kararın bu yönlerden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesince 2004 sayılı Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı ve de 5411 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Fonun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz..." hükmü gereğince davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı bankanın, davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmelerine dayanarak icra takibi başlattığı dosya kapsamı ile sabittir. Ayrıca davacı banka alacağı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138 inci maddesi uyarınca Fon alacağı niteliğine haiz olmadığından somut olayda bu hukuki düzenlemenin uygulanma olanağı yoktur. Bu durumda davacı banka 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca Bölge Adliye mahkemesi davalı lehine vekâlet ücreti takdir ederken ilk derece mahkeme kararı tarihine göre karar vermiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21 inci maddesine göre avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm kurulduğuna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7490 E. 2013/11638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12872 E. 2017/1432 K.
Ortak:asıl alacak
İncelediğiniz karardaŞti. arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesine» davalının «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imza attığını, davalının kullandırılan kredinin tamamından sorumlu olduğunu, asıl borçlunun kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefillerine gönderilen «kat ihtarnamesi» ile kredi sözleşmesinin kat edildiğini, yine borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalının «asıl alacak» ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaA.Ş.'ye «temlik» edildiği, fonun davalılar hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın «alacağın temliki sözleşmesine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalıların sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının «aktif husumet ehliyetinin» devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 02/12/2004 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17191 E. 2014/18348 K.
Ortak:asıl alacak
İncelediğiniz karardaŞti. arasında imzalanan «genel kredi sözleşmesine» davalının «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imza attığını, davalının kullandırılan kredinin tamamından sorumlu olduğunu, asıl borçlunun kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefillerine gönderilen «kat ihtarnamesi» ile kredi sözleşmesinin kat edildiğini, yine borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalının «asıl alacak» ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · sorumluluk davası · aktif husumet ehliyeti · alacağın temliki · aktif husumet · husumet ehliyeti · temlik
Benzer bu karardaVarlık Yönetimi A.Ş'ne «temlik» edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davalarında ileri sürdüğü zararın kredi «alacağı temlik sözleşmelerine» konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, fonun bu zarara dayanarak talepte bulunduğu, ancak fonun sorumluluğun kaynağı olan söz konusu şirketlerden olan alacağını 3. bir kişiye devretmek suretiyle artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, banka çalışanı olan davalının sorumluluğunun kaynağı olan kredinin fonun tasarrufundan çıktığı, alacağın temlik edilmesi sonucu davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, davalının usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali «sorumluk davası» olup, uyuşmazlık, «temliknamenin» kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, alacağın kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık «asıl alacak» üzerindeki tasarruf «yetkisini» tamamen yitirdiği, davacının «aktif husumet ehliyetinin» kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, kural olarak «alacağın temliki» ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF.nun temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, kabulün aksine temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır.Esasen, davanın «sorumluluk davası» olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının «aktif husumetini» etkilemeyeceğinin kabulü gerekir.
… e de; davacı tarafça usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler nedeniyle verildiği iddia edilen kredilerden kaynaklanan alacakların 14/02/2006 ve 27/02/2006 tarihli kredi «alacağı temlik sözleşmeleri» doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5464 E. , 2024/2035 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2779 Esas, 2022/613 Karar
vekili Avukat ...
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/539 E., 2019/632 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Narin Pazarlama İnşaat Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, davalının kullandırılan kredinin tamamından sorumlu olduğunu, asıl borçlunun kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve kefillerine gönderilen kat ihtarnamesi ile kredi sözleşmesinin kat edildiğini, yine borcun ödenmemesi üzerine giriştikleri icra takibine davalının asıl alacak ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.01.2015 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortaklığından hisselerini devrederek ayrıldığını, müvekkilinin ortak olduğu dönemde 2004, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında şirketin 4 adet genel kredi sözleşmesi imzalayarak kredi kullandığını, müvekkilinin sadece 2004 ve 2011 yılında imzalanan kredi sözleşmelerinde kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğunu ve bu kredilerin tamamının da ödenerek kredi borçlarının bittiğini, takip ve dava konusu kredi alacağının zamanaşımına uğraması nedeniyle öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, takip ve dava konusu kredinin müvekkilinin imzalarının olduğu kredi sözleşmelerine dayalı olmaması, 2012 ve 2013 yıllarında imzalanan sözleşmelerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzasının olmadığı sözleşmelerin önceki sözleşmelerden bağımsız nitelikte olması nedeniyle davanın reddine ve kötü niyetli icra takibi yapan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu edilen kredilerin davalının imzasının bulunmadığı 31.08.2012 ve 29.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak dava dışı asıl borçluya kullandırıldığı, davalının imzasının bulunduğu 14.10.2004 ve 15.05.2011 tarihli kredi sözleşmelerinden dolayı asıl borçlunun herhangi bir borç ve sorumluluğunun da kalmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bu sözleşmelerden dolayı sonradan imzalanmış olan yeni kredi sözleşmelerine sorumluluk da atfedilemeyeceği, takip konusu kredilerin davalının imzalarının bulunduğu ödenip söndürülmüş kredilerle ilgili olmadığından, yasal anlamda basiretli davranması gereken davacı bankanın sorumlu olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği kredi sözleşmelerine atfen davalıya karşı icra takibine girişmesinin haksız olduğu gibi hakkın kötüye kullanımı derecesinde kötü niyetli de olduğundan davacı banka aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davanın reddine ve alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacı bankadan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda icra takibine dayanak borcun ... tarafından kefil sıfatı ile imzalanan 14.10.2004 ve 15.05.2011 tarihli Genel Kredi sözleşmesine dayanmadığını belirtildiğini, ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, borçların sıfırlanmadığını, davaya konu edilen sözleşmelerin davalının kefil sıfatıyla imzaladığı davaya konu diğer sözleşmeler ile arasında bağlantı bulunduğunu, müvekkili banka aleyhine usul ve kanuna aykırı olarak kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, bunun Bankacılık Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartlarının somut olayda bulunmaması gerekse de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Fonun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz..." hükmü dikkate alındığında yerinde olmadığı, bu nedenle davacı tarafın kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takibinde davalının sorumlu olduğu risklerin takip konusu edildiğini, davalının kredi sözleşmelerine süresiz olarak kefil olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen bir borç ilişkisi bulunduğunu, borç ödendikten sonra yeni bir kredi kullandırılmasını yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olduğunu, borcun sıfırlanmadığını davalının imzaladığı sözleşmeler ile dava konusu diğer sözleşmeler arasında bağlantı bulunduğunu, davalının itirazının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, müvekkili aleyhine hükmolunan vekâlet ücretinin kaldırılmasını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının bu şekilde bir muafiyeti bulunmadığını, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin karar tarihine göre hatalı ve eksik hesaplandığını belirterek kararın bu yönlerden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesince 2004 sayılı Kanunu'nun 67 nci maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı ve de 5411 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Fonun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz..." hükmü gereğince davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı bankanın, davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmelerine dayanarak icra takibi başlattığı dosya kapsamı ile sabittir.
Ayrıca davacı banka alacağı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138 inci maddesi uyarınca Fon alacağı niteliğine haiz olmadığından somut olayda bu hukuki düzenlemenin uygulanma olanağı yoktur. Bu durumda davacı banka 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca Bölge Adliye mahkemesi davalı lehine vekâlet ücreti takdir ederken ilk derece mahkeme kararı tarihine göre karar vermiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21 inci maddesine göre avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm kurulduğuna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051142300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz