Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5416 E. 2024/1894 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı↗ haklı nedenle fesih↗ zeyilname↗ haksız fesih↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ mahrum kalınan kâr↗ mali sorumluluk sigortası↗ belirsiz alacak davası↗ acentelik sözleşmesi↗ sorumluluk sigortası↗ muafiyet↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ kasko sigortası↗ acentelik↗ ek prim↗ fesih↗ alacak davası↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ ihtar↗ esastan ret↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/518 E., 2019/1066 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının acentelik sözleşmesini somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli ihtarname ile 3 aylık ihbar süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, prim kaybına yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın muafiyet uygulandığının fesih ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm zeyilnamelerin bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, mahrum kalınan komisyon gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Teftiş Kurulu Başkanlığının iç denetim çalışmaları kapsamında, davacı şirketin bir takım yanlış ve usulsüz uygulamaları nedeniyle davalıyı mali açıdan zarara uğrattığının tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacıya yazılı ihtar yapıldığını, konu ile ilgili olarak davacıdan yazılı açıklama talep edildiğini, davacı acentenin aralarındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, sözleşmenin feshi için müvekkili şirket yönünden haklı neden oluştuğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının poliçe düzenlemeleri sırasında, hasarsız indirim uygulamasında, kasko poliçelerinde araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi gibi nedenlerden dolayı davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olduğu, davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirketince davacının uyarıldığı, davacının sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davacının feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin haksız feshedildiğini, asıl olarak müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğü temsilcileri arasındaki anlaşmazlığa dayandığını, fesihte somut gerekçe gösterilmediğini, denkleştirme tazminatı şartlarının oluştuğunu, başka acentelerin de benzer hataları yaptığını, eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçelerinin tanzimleri sırasında araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi sonucu davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olması ve davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde aynı referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirket tarafından davacının uyarıldığı, bu itibarla davacının taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, davacının sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiği, sözleşme davacı acentenin kusuru üzerine davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının tazminat talep edemeyeceği, başka acenteler de aynı türde hatalar yapmışsalar ve buna rağmen davalı ... onlar ile arasındaki sözleşmeleri feshetmemiş olsa bile, bu durumun davalının davacı ile arasındaki acentelik sözleşmesini haklı sebeple feshetmesine engel oluşturmayacağı, acentelik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olup temelinde güven unsurunun yattığı, dolayısıyla her bir acentenin yapmış olduğu hatalardan dolayı acentelik veren davalı ... şirketinin her bir acentesine olan güvenin sarsılması başka bir takım etkenlerin de etkili olmasından dolayı farklı boyut ve kapsamlarda ortaya çıkabileceği, bu durumun acentelere karşı olan eşit davranma yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının somut delil göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, bu haksız feshe müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğünün yetkilileri arasında yaşanan anlaşmazlıkların zemin hazırladığını, müvekkilinin genel müdürlük nezdindeki müracaatın bölge müdürlüğü yetkililerini rahatsız ettiğini, taciz amaçlı uyarı mektuplarındaki konuların bölge müdürlerinin onayı alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, denkleştirme tazminatı, mahrum kalınan komisyonların ve uğranılan tüm zararın tazmininin gerektiğini, davalının dilekçesindeki tablolardan diğer acentelerin de benzer hataları yaptığının görüldüğünü, acentelere eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mahrum kalınan kârın ve denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 121 ve 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4875 E. 2021/4698 K.
Ortak:mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · acentelik · fesih · kâr kaybı · kusur
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının «acentelik sözleşmesini» somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli «ihtarname» ile 3 aylık «ihbar» süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, «prim» «kaybına» yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın «muafiyet» uygulandığının «fesih» ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm «zeyilnamelerin» bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama «yetkisinin» bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek «belirsiz alacak davası» niteliğinde «haksız fesih» nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, «mahrum kalınan» «komisyon» gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «acentenin» Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçelerinin tanzimleri sırasında araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi sonucu davalı ... şirketinin «prim» tahsilatını eksik yapmasına neden olması ve davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı «dağıtım» kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan «kasko sigorta poliçelerine» yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde aynı referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirket tarafından davacının uyarıldığı, bu itibarla davacının taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, davacının sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davalı şirket tarafından sözleşmenin «haklı nedenle fesih» edildiği, sözleşme davacı acentenin «kusuru» üzerine davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının tazminat talep edemeyeceği, başka acenteler de aynı türde hatalar yapmışsalar ve buna rağmen davalı ... onlar ile arasındaki sözleşmeleri feshetmemiş olsa bile, bu durumun davalının davacı ile arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı sebeple feshetmesine engel oluşturmayacağı, acentelik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olup temelinde güven unsurunun yattığı, dolayısıyla h …
… tkililerini rahatsız ettiğini, taciz amaçlı uyarı mektuplarındaki konuların bölge müdürlerinin onayı alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, denkleştirme tazminatı, «mahrum kalınan» «komisyonların» ve uğranılan tüm zararın tazmininin gerektiğini, davalının dilekçesindeki tablolardan diğer «acentelerin» de benzer hataları yaptığının görüldüğünü, acentelere eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkinin aracı «acentecilik ilişkisi» olarak değerlendirildiği, davacı faaliyetinin davalı şirketin Almanya'da bulunan faaliyetleri ile sınırlı olduğu, işbu nedenle MÖHUK 24. maddesine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkiye Alman yasalarının uygulanması gerektiği, Almanya TK 89. maddesi hükmüne göre davacı tarafın «kusuru» olmadan davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak davalı şirketin Almanya'da kendi bürosunu kurması sebebiyle feshedildiği, davacının Alman TK 89. maddesi hükmüne göre ticari ilişki süresince acentenin temin ettiği yeni müşteriler nedeniyle davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından da yarar sağlayacağı, bu nedenle davacının Alman TK 89/b maddesi hükmü gereğince «son» 5 yıllık ticari ilişki kapsamında davalıdan sağladığı gelirin yıllık ortalamasının 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanan 39.422,31-Euro denkleştirme («portföy) tazminatı» alacağını hak ettiği, yine Alman TK'nun 89. maddesine göre 5 yıldan fazla süren «belirsiz süreli sözleşmenin» tek taraflı ve süre verilmeden feshedilmiş olması sebebiyle davacının işbu ticari ilişki kapsamında sağladığı 6 aylık döneme ilişkin «kazanç kaybını» davalıdan talep edebileceği, yapılan hesaplamaya göre bu kapsamda davacının 24.638,94-Euro «yoksun kalınan» kâr kaybını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinin» süresinden önce «son» bulması nedeniyle denkleştirme («portföy) tazminatı» ve «mahrum kalınan» kar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… akla birlikte, Alman Ticaret Kanunu 89. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin 6 aylık bir bildirim süresi verilerek feshedilmesi gerekirken, davalı tarafça yapılan «fesih» bildiriminde sadece 1 aylık süre verilerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin anlaşılması nedeniyle, bu durumda mahkemece eksik kalan 5 ay yönünden «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılması gerekirken, 6 aylık süre için hesap yapılması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz süreli sözleşme · acentelik ilişkisi · portföy tazminatı · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · oy yasağı · dosya masrafı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkinin aracı «acentecilik ilişkisi» olarak değerlendirildiği, davacı faaliyetinin davalı şirketin Almanya'da bulunan faaliyetleri ile sınırlı olduğu, işbu nedenle MÖHUK 24. maddesine göre taraflar arasındaki hukuki ilişkiye Alman yasalarının uygulanması gerektiği, Almanya TK 89. maddesi hükmüne göre davacı tarafın «kusuru» olmadan davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak davalı şirketin Almanya'da kendi bürosunu kurması sebebiyle feshedildiği, davacının Alman TK 89. maddesi hükmüne göre ticari ilişki süresince acentenin temin ettiği yeni müşteriler nedeniyle davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından da yarar sağlayacağı, bu nedenle davacının Alman TK 89/b maddesi hükmü gereğince «son» 5 yıllık ticari ilişki kapsamında davalıdan sağladığı gelirin yıllık ortalamasının 1 yıllık tutarı üzerinden hesaplanan 39.422,31-Euro denkleştirme («portföy) tazminatı» alacağını hak ettiği, yine Alman TK'nun 89. maddesine göre 5 yıldan fazla süren «belirsiz süreli sözleşmenin» tek taraflı ve süre verilmeden feshedilmiş olması sebebiyle davacının işbu ticari ilişki kapsamında sağladığı 6 aylık döneme ilişkin «kazanç kaybını» davalıdan talep edebileceği, yapılan hesaplamaya göre bu kapsamda davacının 24.638,94-Euro «yoksun kalınan» kâr kaybını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik ilişkisinin» süresinden önce «son» bulması nedeniyle denkleştirme («portföy) tazminatı» ve «mahrum kalınan» kar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
3- Ayrıca, tazminat hukukunda geçerli olan zenginleşme «yasağı» uyarınca, ancak zararı giderecek ölçüde tazminat talep edilebilecek olup, «mahrum kalınan» kâr hesabı yapılırken 5 aylık süre içerisinde davacı tarafın yapmaktan kurtulduğu «masrafların» da tespit edilip hesaptan düşülmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozulmasını gerektirmiştir.
-
Sözleşmenin feshinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2986 E. 2014/7611 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının «acentelik sözleşmesini» somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli «ihtarname» ile 3 aylık «ihbar» süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, «prim» «kaybına» yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın «muafiyet» uygulandığının «fesih» ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm «zeyilnamelerin» bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama «yetkisinin» bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek «belirsiz alacak davası» niteliğinde «haksız fesih» nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, «mahrum kalınan» «komisyon» gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
… şirketin bir takım yanlış ve usulsüz uygulamaları nedeniyle davalıyı mali açıdan zarara uğrattığının tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacıya yazılı «ihtar» yapıldığını, konu ile ilgili olarak davacıdan yazılı açıklama talep edildiğini, davacı «acentenin» aralarındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, «sözleşmenin feshi» için müvekkili şirket yönünden haklı neden oluştuğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın re …
… tkililerini rahatsız ettiğini, taciz amaçlı uyarı mektuplarındaki konuların bölge müdürlerinin onayı alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, denkleştirme tazminatı, «mahrum kalınan» «komisyonların» ve uğranılan tüm zararın tazmininin gerektiğini, davalının dilekçesindeki tablolardan diğer «acentelerin» de benzer hataları yaptığının görüldüğünü, acentelere eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr «kaybı» ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
… iremizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi BK'nın 106-107. maddelerindeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, davacının kâr «mahrumiyeti», müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39 TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçes …
2-Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr «kaybının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık · acente · bayilik sözleşmesi · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece Dairemizin bozma kararları da esas alınarak taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesine karşılık «tek satıcılık» ve «acente» sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan müşteri (denkleştirme) tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr «kaybı» ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr «kaybının» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1475 E. 2020/1949 K.
Ortak:denkleştirme (portföy) tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · ek prim · fesih · komisyon · ihbar
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının «acentelik sözleşmesini» somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli «ihtarname» ile 3 aylık «ihbar» süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, «prim» «kaybına» yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın «muafiyet» uygulandığının «fesih» ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm «zeyilnamelerin» bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama «yetkisinin» bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek «belirsiz alacak davası» niteliğinde «haksız fesih» nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, «mahrum kalınan» «komisyon» gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «acentenin» Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçelerinin tanzimleri sırasında araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi sonucu davalı ... şirketinin «prim» tahsilatını eksik yapmasına neden olması ve davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı «dağıtım» kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan «kasko sigorta poliçelerine» yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde aynı referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ... şirket tarafından davacının uyarıldığı, bu itibarla davacının taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, davacının sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davalı şirket tarafından sözleşmenin «haklı nedenle fesih» edildiği, sözleşme davacı acentenin «kusuru» üzerine davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının tazminat talep edemeyeceği, başka acenteler de aynı türde hatalar yapmışsalar ve buna rağmen davalı ... onlar ile arasındaki sözleşmeleri feshetmemiş olsa bile, bu durumun davalının davacı ile arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı sebeple feshetmesine engel oluşturmayacağı, acentelik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olup temelinde güven unsurunun yattığı, dolayısıyla h …
… şirketin bir takım yanlış ve usulsüz uygulamaları nedeniyle davalıyı mali açıdan zarara uğrattığının tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacıya yazılı «ihtar» yapıldığını, konu ile ilgili olarak davacıdan yazılı açıklama talep edildiğini, davacı «acentenin» aralarındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, «sözleşmenin feshi» için müvekkili şirket yönünden haklı neden oluştuğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın re …
Benzer bu kararda… hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından «kesin» listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, «hesap mutabatakatının» dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 8/G ek istihsal «komisyonları» başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip «hasar»/«prim» dengesi ve taraflar arasında oluşan «teamül» gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek «komisyon alacağı» bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin «hasar/prim oranının» yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «acente» tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden «fesih» öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden «yenilenen» poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın «kayda» değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile «hakkaniyet» ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin «son» 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının «kişilik haklarına saldırı» yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih «sebebi» olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon («cari hesap) alacağı», 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
… lan anlatımlar sonucu somut olaya gelindiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı tarafından sunulan veriler esas alındığında, «acentelik sözleşmesinin» sona ermesinden sonra davacı acentenin «müşteri portföyü» üzerinden davalının elde ettiği menfaatin, acentenin toplam ortalama «prim» üretimine oranının %0,20 civarında olduğu, bu sonuca göre davalının, sözleşmenin sona ermesinden sonra «yenilenen» poliçelere ilişkin olarak önemli ölçüde menfaat elde ettiğinin söylenemeyeceği belirtilmiş, ancak davacı acentenin sunduğu veriler kapsamında ise öncesinde davacı portföyünde olup «sözleşmenin feshi» sonrasında başka acenteler kapsamında yenilenen poliçelerin prim tutarının, acentenin «son» beş yıllık ortalama prim tutarına oranının %6,60 olup bu oran davalı açısından «kayda» değer bir menfaat olarak nitelendirilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «acentelik sözleşmesinin» haksız bir biçimde feshedildiği, dosya arasına alının 09.09.2015 tarihli bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olduğu, anılan rapor doğrultusunda davacının 3.882,11 TL «komisyon alacağı», 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının bulunduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının denkleştirme akçesi alma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve bunun miktarının tespiti mahkemeye bırakılmışsa da davacının belirtilen kalemlerdeki alacakları sabit olduğundan 5 yıllık komisyon ortalamasına göre denkleştirme akçesi talebinin yerinde olmadığı, davacının maddi zararının karşılandığından manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.882,11 TL komisyon alacağı, 254.375,63 TL ek komisyon alacağı ve 11.301,05 TL rapel komisyon alacağının 46.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi, bakiye kısmına ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hasar/prim oranı · önemli menfaat · cari hesap bakiyesi · bedel indirimi · acentelik ilişkisi · hesap mutabakatı · sigorta acenteliği · müşteri portföyü
Benzer bu karardaS.K m.23/16 hükmüne göre «sigorta acentesinin» denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta «acenteliği ilişkisinin» sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde etmesi «hakkaniyetin» tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olmaması şarttır.
Sigortacının «acentelik ilişkisinin» sona ermesinden sonra da «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaat» elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da «prim» elde etmeye devam etmesini ifade eder.
… hesabında 12/2009 tarihinde borç gösterilen 2.121,19 TL vergi hesabının önceki aylardan kalan vergi borcu dökümünden kaynaklandığı ancak hesaplar kapatılmadığından «kesin» listeye dayanmadığı, 663,30 TL alacak kalemi açısından anılan tutarın 31.12.2009 tarihi itibariyle Aralık ayı mizan devri açıklamasıyla hem borç hem alacak kaydedilerek kapatıldığı ve bu suretle bir alacak hakkının doğmadığı, «hesap mutabatakatının» dışında davacıya borç olarak kaydedilen 9.392,43 TL açısından ise tarafların mutabakatı dışında davalı tarafça tek taraflı olarak işlenmesi nedeniyle bu tutara kesinleşmeden davacıya yansıtılan 2.121,19 TL vergi hesabı eklendiğinde 11.588,62 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 8/G ek istihsal «komisyonları» başlıklı maddesinde ek komisyon ve teşvik komisyonlarınını hangi koşullarda ödeneceğinin belirtilip «hasar»/«prim» dengesi ve taraflar arasında oluşan «teamül» gözetilerek davacıya daha önceki dönemlerde ek komisyon ödendiği, önceki dönemlere ilişkin hasar/prim+komisyon oranlaması dikkate alınarak bilirkişi tarafından belirlenen tutarın taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya uygun düştüğü, davacının ürettiği poliçe türlerine göre trafik, kasko, yangın ve nakliyat branşlarında toplam 264.959,69 TL ek «komisyon alacağı» bulunduğu, rapel komisyonlarının kârlı üretim sağlayan acentelere verilen bir ücret olduğu, davacının ürettiği poliçelerin «hasar/prim oranının» yüksek olduğu anlaşıldığından davalı ... şirketinin davacı tarafından üretilen poliçeler kapsamında yaptığı tahsilatlardan kar elde etmediği, davacının rapel alacağı talep koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «acente» tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın feshedilmediği gibi, acentenin kendi kusuruyla da feshedilmediğinden «fesih» öncesinde davacı portföyünde bulunurken fesih sonrası başka acenteler üzerinden «yenilenen» poliçelerin prim tutarının acentenin fesih öncesi 5 yıllık ürettiği prim ortalamasına oranının, davalı ... şirketinin bildirdiği poliçelere göre % 0,20, davacı acentenin bildirdiği veriler doğrultusunda yapılan analizde ise davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçelerden elde edilen primin önceki 5 yıllık prim ortalamasına oranı % 6,6 olarak belirlendiği, anılan oranın «kayda» değer bir menfaat sayılabileceği, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile «hakkaniyet» ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu, acentenin «son» 5 yıllık komisyon tutar ortalamasının asgari % 6,6 sı olan 21.860,53TL ile azami olarak son beş yıllık komisyon ortalaması 331.220,30 TL arasında 60.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflar arasındaki ilişkinin süresi, davacının bu süre zarfında zaman zaman gösterdiği üstün performans ve davalı ... şirketine sağladığı müşteri potansiyeli ve ürettiği prim gözetilerek davacı için uygun bir denkleştirme tazminatı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve diğer acentelerin kimler olduğu, davalı tarafça davacının faaliyet sahasında bildirilmiş olup, bu bildirimde davacının «kişilik haklarına saldırı» yahut manevi zarar oluşturacak bir durumun bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin süresi gözetildiğinde fesih «sebebi» olarak gösterilen tutardaki borç miktarının feshe esas tutulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, feshin haksız olduğu gerekçesiyle kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 11.588,62 TL komisyon («cari hesap) alacağı», 264.959,69 TL ek komisyon alacağı ve 60.000,00 TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 336.548,31 TL' nin 46.000,00 TL' sine dava tarihinden, bakiyesine «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Sigortacı tarafından «önemli menfaat» elde edilip edilmediğinin tespitinde, «sigorta acentesinin» ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek «sigorta sözleşmelerinin» sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen «prim» miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5416 E. , 2024/1894 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/703 Esas, 2022/754 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/518 E., 2019/1066 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının acentelik sözleşmesini somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen müvekkili yetkililerinin bölge yetkilileri ile yaşadığı anlaşmazlıktan kaynaklı olarak 02.01.2017 tarihli ihtarname ile 3 aylık ihbar süresini de beklemeden hukuka aykırı feshettiğini, feshe gerekçe gösterilen tüm işlemlerin davalının izni ile yapıldığını, davacı şirketin en çok istihsal yapan acentelerinden olduğunu, prim kaybına yönelik işlemler yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, incelemelerde de görüleceği üzere, yapılan tüm çalışmaların sistemsel olarak bölge yetkilileri tarafından onaydan geçmesi gerektiğini, müşteri bilgileri olmaksızın muafiyet uygulandığının fesih ihbarında belirtildiğini, bu durumun sistemsel olarak mümkün olmadığını, zaten tüm zeyilnamelerin bölge müdürlüklerince tanzim edildiğini, bu nedenle prim kaybına uğranıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hasarsızlık indirimi uygulamasının da bölge müdürlükleri tarafından alınan bir karar olduğunu, acentenin herhangi bir indirim uygulama yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin kendi çabasıyla davacıya bir çok müşteri kazandırdığını, fesihten sonra da davalının aynı müşterilerle sözleşme akdettiğini, ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, mahrum kalınan komisyon gelirleriyle denkleştirme tazminatından şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Teftiş Kurulu Başkanlığının iç denetim çalışmaları kapsamında, davacı şirketin bir takım yanlış ve usulsüz uygulamaları nedeniyle davalıyı mali açıdan zarara uğrattığının tespit edildiğini, yapılan bu tespite istinaden davacıya yazılı ihtar yapıldığını, konu ile ilgili olarak davacıdan yazılı açıklama talep edildiğini, davacı acentenin aralarındaki sözleşmeye aykırı hareket ettiği, sözleşmenin feshi için müvekkili şirket yönünden haklı neden oluştuğunu, davacıya borçlarının bulunmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının poliçe düzenlemeleri sırasında, hasarsız indirim uygulamasında, kasko poliçelerinde araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi gibi nedenlerden dolayı davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olduğu, davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ...
şirketince davacının uyarıldığı, davacının sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davacının feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin haksız feshedildiğini, asıl olarak müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğü temsilcileri arasındaki anlaşmazlığa dayandığını, fesihte somut gerekçe gösterilmediğini, denkleştirme tazminatı şartlarının oluştuğunu, başka acentelerin de benzer hataları yaptığını, eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı acentenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçelerinin tanzimleri sırasında araç plakalarının yanlış girişleri, kaza branşlarında tescil tarihlerinin değiştirilmesi, araçların kullanım tipinin hatalı olarak beyan edilmesi sonucu davalı ... şirketinin prim tahsilatını eksik yapmasına neden olması ve davalı ... şirketini maddi zarara uğratmasından dolayı, davacı acentenin davalı ... şirketince birden fazla kez uyarıldığı, ayrıca bölge müdürlüğüne bağlı dağıtım kanalları portföyünden tanzim edilen gerçek şahıs müşterilerinin inceleme tarihi itibariyle yürürlükte olan kasko sigorta poliçelerine yönelik sigorta bilgi merkezinden temin edilen veri aracılığıyla yapılan analizde aynı referans poliçesinin hem davalı şirket hem de diğer sigorta şirketleri tarafından kullanıldığının tespit edildiği, toplam 25 poliçede 18 referans poliçesinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine davalı ...
şirket tarafından davacının uyarıldığı, bu itibarla davacının taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 15 ve 21 inci maddelerine uygun hareket etmediği, davacının sözleşmenin bu hükümlerinden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiği, sözleşme davacı acentenin kusuru üzerine davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının tazminat talep edemeyeceği, başka acenteler de aynı türde hatalar yapmışsalar ve buna rağmen davalı ... onlar ile arasındaki sözleşmeleri feshetmemiş olsa bile, bu durumun davalının davacı ile arasındaki acentelik sözleşmesini haklı sebeple feshetmesine engel oluşturmayacağı, acentelik sözleşmesinin vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olup temelinde güven unsurunun yattığı, dolayısıyla her bir acentenin yapmış olduğu hatalardan dolayı acentelik veren davalı ...
şirketinin her bir acentesine olan güvenin sarsılması başka bir takım etkenlerin de etkili olmasından dolayı farklı boyut ve kapsamlarda ortaya çıkabileceği, bu durumun acentelere karşı olan eşit davranma yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının somut delil göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, bu haksız feshe müvekkili yetkilileri ile davalının bölge müdürlüğünün yetkilileri arasında yaşanan anlaşmazlıkların zemin hazırladığını, müvekkilinin genel müdürlük nezdindeki müracaatın bölge müdürlüğü yetkililerini rahatsız ettiğini, taciz amaçlı uyarı mektuplarındaki konuların bölge müdürlerinin onayı alınmak suretiyle gerçekleştirildiğini, denkleştirme tazminatı, mahrum kalınan komisyonların ve uğranılan tüm zararın tazmininin gerektiğini, davalının dilekçesindeki tablolardan diğer acentelerin de benzer hataları yaptığının görüldüğünü, acentelere eşit davranma yükümünün ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mahrum kalınan kârın ve denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 121 ve 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051052800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz