Sözleşmenin feshinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2986 E. 2014/7611 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı↗ tek satıcılık↗ acente↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ kâr kaybı↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi BK'nın 106-107. maddelerindeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, davacının kâr mahrumiyeti, müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39 TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14/02/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr kaybı ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr kaybının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu sözleşmenin haksız feshedildiği benimsenerek kâr kaybı ve denkleştirme tazminatının tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin bozma kararları da esas alınarak taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesine karşılık tek satıcılık ve acente sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan müşteri (denkleştirme) tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sözleşmenin feshinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2559 E. 2012/1904 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · kâr kaybı · Sözleşmenin feshinden tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma kararına uyularak davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr «kaybı» ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr «kaybının» tahsili istemine ilişkindir.
… iremizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi BK'nın 106-107. maddelerindeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, davacının kâr «mahrumiyeti», müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39 TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçes …
Benzer bu kararda1-Dava taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr «kaybının» tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık sözleşmenin davalı yanca feshinin haklı mı haksız mı olduğu noktasına ilişkindir.
… ne karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi B.K. nun 106-107. maddeleri'ndeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, «fesih» iradesinin açıklandığı tarih itibariyle davacının «temerrüde» düştüğü ve davalıya oluşan borcunun bulunduğu, davacının kâr «mahrumiyeti», müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin «haklı nedenle fesih» olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda , davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız bulunduğunun, bu bağlamda BK.nun 106 ve 107'nci maddeleri gereğince davalının sözleşmeyi derhal feshetmekte haklı olmadığının ilke olarak kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ve uyulan bozma ilamı kapsamı da nazara alınarak uyuşmazlığın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ilkeye ve «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürekli borç ilişkisi · haklı nedenle fesih · tahsilat makbuzu · ifa · fesih · dava sebebi · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu karardaBozma sonrası alınan bilirkişi kurulu raporunda taraf kayıtları nazara alınarak yapılan değerlendirmede «fesih» tarihi olan 25/12/2001 tarihi itibariyle davacının «temerrüde» düştüğü, 28/12/2001 tarihli «tahsilat makbuzu» ile de borcun tümünün «ifa» edilmemiş olduğu saptanmıştır.Bu bağlamda, davacının borçlarını ödemede temerrüde düşmesi yönünden sözleşmenin feshedilmesinde davalının dayandığı fesih nedeninin gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
… ne karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi B.K. nun 106-107. maddeleri'ndeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, «fesih» iradesinin açıklandığı tarih itibariyle davacının «temerrüde» düştüğü ve davalıya oluşan borcunun bulunduğu, davacının kâr «mahrumiyeti», müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin «haklı nedenle fesih» olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, salt yukarıda yazılı gerekçe ile «haklı nedenle fesih» olgusunun gerçekleştiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ancak, davalının diğer «fesih» nedeni olarak bildirdiği «sebebin» ise gerçekleşmiş olduğundan sözedilmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Ortak:sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma kararına uyularak davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr «kaybı» ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaKarara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4540 E. 2025/4358 K.
Ortak:tek satıcılık · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma kararına uyularak davalının «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr «kaybı» ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren «avans faizi» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma kararları da esas alınarak taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesine karşılık «tek satıcılık» ve «acente» sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan müşteri (denkleştirme) tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu, bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmişt …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık sözleşmesi · portföy tazminatı · tekel hakkı · acentelik · hakkaniyet · ihtarname · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu karardaDairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu, bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmişt …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2986 E. , 2014/7611 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/09/2012
NUMARASI 2012/138-2012/182
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.09.2012 tarih ve 2012/138-2012/182 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S. S. ile davalı vekili Av. Y. Ö. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, T. Şirketler Gurubu'nun 1984 yılından beri "B." markalı çeşitli elektrikli küçük ev aletlerinin ve keşisel bakım ürünlerinin tek satıcılığını yaptığını, T. Şirketler Gurubu'na bağlı şirketlerden müvekkilinin de 1996 yılından beri "B." markalı ürünlerin zincir mağazalar dışında perakende pazarda tek satıcılığını sürdürdüğünü, davalı şirketin 27/12/2001 tarihli ihtarname ile 31/12/2001 tarihi itibariyle davacının tek satıcılık ilişkisine son verdiğini, bilahare davalının müvekkili tarafından oluşturulan bayi ağını kullanarak "B.markalı ürünleri bu bayi ağı ile pazarlamaya başladığını, sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğunu ve ihbar sürelerine uymadığını ileri sürerek, 3.600.000 USD müşteri (denkleştirme) tazminatı ile 3.250.000 USD kâr kaybı olmak üzere toplam 6.850.000 USD.den davacının davalıya olan borçları takas ve mahsup edildikten sonra bakiye 5.922.762 USD'nin 04/02/2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte ayrıca 1.500.000.000.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 11/07/1996 tarihinde B.AG (yeni adıyla B. Gmbh) ile yapılan sözleşme gereğince müvekkilinin distribütör olarak atandığını ve bu sözleşmenin halen devam ettiğini, müvekkilince davacı şirkete bayilik verildiğini, yoksa davacının […] ürünlerinin tek satıcısı olmadığını, davacı şirketin borçlarını ödemede sık sık temerrüde düşmesi ve borçlarının teminatsız kalması nedeniyle müvekkilince keşide edilen 27/12/2001 tarihli ihtarname ile süre verilerek, iş ilişkisinin 31/12/2001 itibariyle sona erdirildiğini, bayilik ilişkisini bitirmekte müvekkilinin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeyi BK'nın 106-107. maddelerindeki usullere göre haklı nedenle feshettiği, davacının kâr mahrumiyeti, müşteri tazminatı talep hakkının bulunmasına karşın belirtilen borcunun alacağından düşülmesi sonucu 861.074,39 TL daha borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14/02/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu benimsenerek taraflar arasındaki sözleşmenin Bayilik Sözleşmesi olduğu davacının haksız fesihten dolayı yoksun kaldığı kâr ve denkleştirme tazminatı talep edebileceği bu bağlamda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları da belirlendiği üzere davacının yoksun kaldığı kârın 103.158,03 TL denkleştirme tazminatının (müşteri tazminatı) ise 363.149,64 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının 103.158,03 TL kâr kaybı ve 363.149,64 TL müşteri tazminatı olmak üzere toplam 466.307,67 TL alacağının 04/02/2001 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatı ve manevi tazminat ile kâr kaybının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu sözleşmenin haksız feshedildiği benimsenerek kâr kaybı ve denkleştirme tazminatının tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin bozma kararları da esas alınarak taraflar arasındaki ilişkinin bayilik olarak nitelendirilmesine karşılık tek satıcılık ve acente sözleşmelerinde uygulama imkanı bulunan müşteri (denkleştirme) tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101808500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz