Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4052 E. 2024/1864 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
charge back (harcama itirazı)↗ hakkaniyet indirimi↗ pos cihazı↗ taleple bağlılık ilkesi↗ munzam zarar↗ taleple bağlılık↗ el koyma↗ sahtelik↗ bloke↗ sahtecilik↗ temerrüt tarihi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ işlemiş faiz↗ ihbar↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 12.04.2018 tarih, 2016/34 E. ve 2018/332 K. sayılı kararı ile sahtecilik ihbarı sonrasında Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak bloke koyma hakkı olduğu, her ne kadar davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan sürenin yargılama sırasında dolduğu, davalının bu sürede ve sonrasında da bloke edilen parayı iade etmediği, davalının aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmadığı ve davacının alacağını geç almasına neden olduğu, bu nedenle davalının geç ödemede kusurlu olduğu, bilirkişi raporuna göre 25.09.2001 tarihinde has altının gram fiyatının 14,885 TL 30.05.2011 tarihinde ise has altının gram fiyatının 78,800 TL olduğu, davacının bloke konulan 10.596,90 TL ile 28.09.2001 tarihinde 731,57 gram has altın alabileceği, 30.05.2011 tarihinde ise bu miktar ile 134,47 gram has altın alabileceği, bu durumda aradaki zararın 597,10 gram karşılığı 47.051,48 TL olduğunun hesaplandığı, davalının takip dosyasında ödediği faiz miktarının takip öncesi işlemiş faiz 18.674,68 TL ve takip sonrası işlemiş faiz 5.040,89 TL olmak üzere 23.715,57 TL olduğu, bu miktarın ise davacının zararı olarak hesap edilen 47.051,48 TL'den tenzili sonucu munzam zararının 23.335,91 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.335,91 TL' nin 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.09.2019 tarih, 2018/4349 E. ve 2019/5760 K. sayılı kararıyla davalı bankaya karşı açılan ve dosya içinde bulunan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin Dairemizin 2009/8598 E. ve 2011/1430 K. sayılı ilamı ile onanıp, karar düzeltme talebinin reddi ile kesinleşen 2008/10 E., 2008/527 K. sayılı davada davanın kabulü ile 10.596,90 TL'nin 28.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği bu durumda, davalının 28.09.2003 tarihinde ödemesi gereken 10.596,90 TL'yi ödemediği ve bu suretle temerrüte düştüğü kabul edilip 28.09.2003 tarihinde bu parayla kaç gram altın alabileceği; bilahare ise bu parayı tahsil ettiği 30.05.2011 tarihinde kaç gram altın alabileceği bulunarak aradaki altın farkı miktarı esas alınarak Türk Lirası zararının belirlenmesi; bu zarar tutarından icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek ne zararın tespiti, bulunan bu miktardan da ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek makul miktarda hakkaniyet indirimine gidilerek hüküm kurulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları verilen karar ile davalının temerrüt tarihi ile paranın tahsil edildiği tarih olan 30.05.2011 tarihi arasındaki farkın 493,49 gr altına tekabül ettiği ve TL değerinin 38.887,01 TL olduğu, bu miktardan davacının icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek bulunan 15.171,44 TL üzerinden Yargıtay bozma ilamı gereğince ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek dosya kapsamı ve somut olay özellikleri gereği takdiren %5 oranında hakkaniyet indirimi uygulanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bulunan 14.412,87 TL munzam zarar tazminatının temerrüt tarihi olan 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin usuli kazanılmış hakkı ve taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek son bozma kararının verildiğini, somut olaya hakkaniyet indirimi uygulanamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; munzam zarar talep edebilmek için davacının kusurunun olmaması gerektiğini, somut olayda davacının erken dava açarak kusurlu bulunduğunu, davacının munzam zararı bulunmadığını, davacının alacağının faizi ile birlikte ödendiğini, yargılamanın uzun sürmesinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, munzam zararın tazminine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42, 43 ve 105 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4349 E. 2019/5760 K.
Ortak:hakkaniyet indirimi · munzam zarar · el koyma · bloke · sahtecilik · temerrüt tarihi · hakkaniyet · işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaMahkemece 12.04.2018 tarih, 2016/34 E. ve 2018/332 K. sayılı kararı ile «sahtecilik» «ihbarı» sonrasında Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak «bloke» «koyma» hakkı olduğu, her ne kadar davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan sürenin yargılama sırasında dolduğu, davalının bu sürede ve sonrasında da bloke edilen parayı iade etmediği, davalının aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmadığı ve davacının alacağını geç almasına neden olduğu, bu nedenle davalının geç ödemede kusurlu olduğu, bilirkişi raporuna göre 25.09.2001 tarihinde has altının gram fiyatının 14,885 TL 30.05.2011 tarihinde ise has altının gram fiyatının 78,800 TL olduğu, davacının bloke konulan 10.596,90 TL ile 28.09.2001 tarihinde 731,57 gram has altın alabileceği, 30.05.2011 tarihinde ise bu miktar ile 134,47 gram has altın alabileceği, bu durumda aradaki zararın 597,10 gram karşılığı 47.051,48 TL olduğunun hesaplandığı, davalının takip dosyasında ödediği faiz miktarının takip öncesi «işlemiş faiz» 18.674,68 TL ve takip sonrası işlemiş faiz 5.040,89 TL olmak üzere 23.715,57 TL olduğu, bu miktarın ise davacının zararı olarak hesap edilen 47.051,48 TL'den tenzili sonucu «munzam zararının» 23.335,91 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.335,91 TL' nin 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları verilen karar ile davalının «temerrüt tarihi» ile paranın tahsil edildiği tarih olan 30.05.2011 tarihi arasındaki farkın 493,49 gr altına tekabül ettiği ve TL değerinin 38.887,01 TL olduğu, bu miktardan davacının icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek bulunan 15.171,44 TL üzerinden Yargıtay bozma ilamı gereğince ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek dosya kapsamı ve somut olay özellikleri gereği takdiren %5 oranında «hakkaniyet indirimi» uygulanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bulunan 14.412,87 TL «munzam zarar» tazminatının temerrüt tarihi olan 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği bu durumda, davalının 28.09.2003 tarihinde ödemesi gereken 10.596,90 TL'yi ödemediği ve bu suretle «temerrüte» düştüğü kabul edilip 28.09.2003 tarihinde bu parayla kaç gram altın alabileceği; bilahare ise bu parayı tahsil ettiği 30.05.2011 tarihinde kaç gram altın alabileceği bulunarak aradaki altın farkı miktarı esas alınarak Türk Lirası zararının belirlenmesi; bu zarar tutarından icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek ne zararın tespiti, bulunan bu miktardan da ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek makul miktarda «hakkaniyet indirimine» gidilerek hüküm kurulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «sahtecilik» «ihbarı» sonrasında Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak «bloke» «koyma» hakkı olduğu, her ne kadar davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan sürenin yargılama sırasında dolduğu, davalının bu sürede ve sonrasında da bloke edilen parayı iade etmediği, davalının aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmadığı ve davacının alacağını geç almasına neden olduğu, bu nedenle davalının geç ödemede kusurlu olduğu, bilirkişi raporuna göre 25/09/2001 tarihinde has altının gram fiyatının 14,885 TL 30/05/2011 tarihinde ise has altının gram fiyatının 78,800 TL olduğu, davacının bloke konulan 10.596,90 TL ile 28/09/2001 tarihinde 731,57 gram has altın alabileceği, 30/05/2011 tarihinde ise bu miktar ile 134,47 gram has altın alabileceği, bu durumda aradaki zararın 597,10 gram karşılığı 47.051,48 TL olduğunun hesaplandığı, davalının takip dosyasında ödediği faiz miktarının takip öncesi «işlemiş faiz» 18.674,68 TL ve takip sonrası işlemiş faiz 5.040,89 TL olmak üzere 23.715,57 TL olduğu, bu miktarın ise davacının zararı olarak hesap edilen 47.051,48 TL'den tenzili sonucu «munzam zararının» 23.335,91 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.335,91 TL nin 01/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2004/11645 K. gereğince ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek BK'nın 42-43. maddeleri gereğince makul miktarda «hakkaniyet indirimine» gidilerek hüküm kurulması gerekirken «temerrüt tarihinin» 28.09.2001 olarak kabul edilmesi ve takdiri indirim nedeninin gözönüne alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava «munzam zararın» tazminine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi
Benzer bu karardaMunzam zararın kanundaki tarifinden de anlaşıldığı üzere alacaklının BK'nun 105.maddesine dayalı zararının net bölümünün, kanıtlanacak mal varlığı azalmaları veya kazanç yoksunluğu yahut her ikisinden oluşan zarar miktarından borçlunun ödediği yahut ödemeye mahkum edildiği «temerrüt faizinin» düşülmesi suretiyle tesbiti gerekir. (prof.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/731 E. 2014/19357 K.
Ortak:munzam zarar · el koyma · sahtelik · bloke · sahtecilik · ihbar · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece 12.04.2018 tarih, 2016/34 E. ve 2018/332 K. sayılı kararı ile «sahtecilik» «ihbarı» sonrasında Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak «bloke» «koyma» hakkı olduğu, her ne kadar davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan sürenin yargılama sırasında dolduğu, davalının bu sürede ve sonrasında da bloke edilen parayı iade etmediği, davalının aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmadığı ve davacının alacağını geç almasına neden olduğu, bu nedenle davalının geç ödemede kusurlu olduğu, bilirkişi raporuna göre 25.09.2001 tarihinde has altının gram fiyatının 14,885 TL 30.05.2011 tarihinde ise has altının gram fiyatının 78,800 TL olduğu, davacının bloke konulan 10.596,90 TL ile 28.09.2001 tarihinde 731,57 gram has altın alabileceği, 30.05.2011 tarihinde ise bu miktar ile 134,47 gram has altın alabileceği, bu durumda aradaki zararın 597,10 gram karşılığı 47.051,48 TL olduğunun hesaplandığı, davalının takip dosyasında ödediği faiz miktarının takip öncesi «işlemiş faiz» 18.674,68 TL ve takip sonrası işlemiş faiz 5.040,89 TL olmak üzere 23.715,57 TL olduğu, bu miktarın ise davacının zararı olarak hesap edilen 47.051,48 TL'den tenzili sonucu «munzam zararının» 23.335,91 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.335,91 TL' nin 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları verilen karar ile davalının «temerrüt tarihi» ile paranın tahsil edildiği tarih olan 30.05.2011 tarihi arasındaki farkın 493,49 gr altına tekabül ettiği ve TL değerinin 38.887,01 TL olduğu, bu miktardan davacının icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek bulunan 15.171,44 TL üzerinden Yargıtay bozma ilamı gereğince ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek dosya kapsamı ve somut olay özellikleri gereği takdiren %5 oranında «hakkaniyet indirimi» uygulanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bulunan 14.412,87 TL «munzam zarar» tazminatının temerrüt tarihi olan 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği bu durumda, davalının 28.09.2003 tarihinde ödemesi gereken 10.596,90 TL'yi ödemediği ve bu suretle «temerrüte» düştüğü kabul edilip 28.09.2003 tarihinde bu parayla kaç gram altın alabileceği; bilahare ise bu parayı tahsil ettiği 30.05.2011 tarihinde kaç gram altın alabileceği bulunarak aradaki altın farkı miktarı esas alınarak Türk Lirası zararının belirlenmesi; bu zarar tutarından icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek ne zararın tespiti, bulunan bu miktardan da ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek makul miktarda «hakkaniyet indirimine» gidilerek hüküm kurulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sahtecilik «ihbarı» sonrasında, Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak «bloke» «koyma» hakkı olduğu anlaşılmaktadır.
… oplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının «sahteliği» gerekçesiyle «bloke» konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:chargeback · usul ekonomisi · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · asıl alacak · kusur
Benzer bu kararda2 yıllık «chargeback» süresi içinde «bloke» koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının «temerrüdünün» bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde «temerrüt faizi» ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, davalının, «asıl alacak» davasını «chargeback» süresi dolmadan açtığı, daha sonraki yargılama sürecinin uzamasında da davalının bir kusurunun bulunmadığı, netice itibariyle davalının bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmü uyarınca, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile yükümlüdür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4549 E. 2021/7126 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · takas-mahsup · takas · mahsup · kâr kaybı
Benzer bu kararda… nışından söz edilemeyeceği, bankanın olayda kusurunun da bulunmadığı, meydana gelen sonucun davalı bankadan bağımsız gerçekleştiği, davalı bankanın iptal işlemi ile «takas mahsup» işleminin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükmüne ve bankacılık uygulamalarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rkı talep edildiğinden işbu açılan davada artık davacı tarafın müvekkilinin müşteri pozisyonunu kayıp ettiği, altının takribi fiyatının 146.00 TL/gram olduğu ve %75 «kar kaybına» uğradığına yönelik iddiaları incelenemeyeceği, mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun gerekçesiyle istinaf iste …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4052 E. , 2024/1864 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/404 Esas, 2023/86 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kredi kartıyla üçüncü şahsa altın sattığını, davalı bankanın satım bedelinin 10.596,90 TL'lik kısmına 3 üncü kişiye ait kredi kartının sahteliği gerekçesiyle bloke koyduğunu, müvekkilinin tahsil için açtığı davanın sonuçlanarak 2011 yılı içinde alacağını faiziyle tahsil ettiğini, 2001 yılında satım işlemi yaptığını, satış tarihindeki altın değeri ile tahsil tarihindeki altın fiyatları esas alındığında munzam zararının sabit olduğunu, davalının oluşan munzam zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 40.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işyerine müvekkilinin POS cihazının takıldığını, kredi kartıyla yaptığı satışlara ilişkin itiraz gelmesi sonucu bloke konulduğunu, davalının charge back süresini beklemeden dava açtığını, görülen dava sonucu müvekkilinin icra kanalıyla davacının alacağını faiziyle ödediğini, munzam zararının oluşmadığını, salt altın fiyatlarına göre de zararın belirlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Önceki Karar
Mahkemece 12.04.2018 tarih, 2016/34 E. ve 2018/332 K. sayılı kararı ile sahtecilik ihbarı sonrasında Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak bloke koyma hakkı olduğu, her ne kadar davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan sürenin yargılama sırasında dolduğu, davalının bu sürede ve sonrasında da bloke edilen parayı iade etmediği, davalının aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmadığı ve davacının alacağını geç almasına neden olduğu, bu nedenle davalının geç ödemede kusurlu olduğu, bilirkişi raporuna göre 25.09.2001 tarihinde has altının gram fiyatının 14,885 TL 30.05.2011 tarihinde ise has altının gram fiyatının 78,800 TL olduğu, davacının bloke konulan 10.596,90 TL ile 28.09.2001 tarihinde 731,57 gram has altın alabileceği, 30.05.2011 tarihinde ise bu miktar ile 134,47 gram has altın alabileceği, bu durumda aradaki zararın 597,10 gram karşılığı 47.051,48 TL olduğunun hesaplandığı, davalının takip dosyasında ödediği faiz miktarının takip öncesi işlemiş faiz 18.674,68 TL ve takip sonrası işlemiş faiz 5.040,89 TL olmak üzere 23.715,57 TL olduğu, bu miktarın ise davacının zararı olarak hesap edilen 47.051,48 TL'den tenzili sonucu munzam zararının 23.335,91 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 23.335,91 TL' nin 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 24.09.2019 tarih, 2018/4349 E. ve 2019/5760 K. sayılı kararıyla davalı bankaya karşı açılan ve dosya içinde bulunan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin Dairemizin 2009/8598 E. ve 2011/1430 K. sayılı ilamı ile onanıp, karar düzeltme talebinin reddi ile kesinleşen 2008/10 E., 2008/527 K. sayılı davada davanın kabulü ile 10.596,90 TL'nin 28.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği bu durumda, davalının 28.09.2003 tarihinde ödemesi gereken 10.596,90 TL'yi ödemediği ve bu suretle temerrüte düştüğü kabul edilip 28.09.2003 tarihinde bu parayla kaç gram altın alabileceği; bilahare ise bu parayı tahsil ettiği 30.05.2011 tarihinde kaç gram altın alabileceği bulunarak aradaki altın farkı miktarı esas alınarak Türk Lirası zararının belirlenmesi;
bu zarar tutarından icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek ne zararın tespiti, bulunan bu miktardan da ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek makul miktarda hakkaniyet indirimine gidilerek hüküm kurulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları verilen karar ile davalının temerrüt tarihi ile paranın tahsil edildiği tarih olan 30.05.2011 tarihi arasındaki farkın 493,49 gr altına tekabül ettiği ve TL değerinin 38.887,01 TL olduğu, bu miktardan davacının icrada tahsil ettiği 23.715,57 TL faiz getirisinin düşülerek bulunan 15.171,44 TL üzerinden Yargıtay bozma ilamı gereğince ülkede gerçekleşen enflasyondan herkesin etkilenebileceği gözetilerek dosya kapsamı ve somut olay özellikleri gereği takdiren %5 oranında hakkaniyet indirimi uygulanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bulunan 14.412,87 TL munzam zarar tazminatının temerrüt tarihi olan 01.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin usuli kazanılmış hakkı ve taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek son bozma kararının verildiğini, somut olaya hakkaniyet indirimi uygulanamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; munzam zarar talep edebilmek için davacının kusurunun olmaması gerektiğini, somut olayda davacının erken dava açarak kusurlu bulunduğunu, davacının munzam zararı bulunmadığını, davacının alacağının faizi ile birlikte ödendiğini, yargılamanın uzun sürmesinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, munzam zararın tazminine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42, 43 ve 105 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051048600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz