Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1198 E. 2024/1751 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihya davası↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ yargılama gideri↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/25 E., 2023/272 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ATY İnş...Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/591 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline ihya davası açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ATY İnş...Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/189 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline ihya davası açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum temsilcisi asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ve davanın kabulü halinde ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru atanması gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum'un ihyası talep edilen şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret sicilden terkin ettiği, işleme gerekçe olarak şirketin oda kaydının silinmesinin gösterildiği ancak oda kaydının silinmesinin anılan Yasa hükmünde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, davalı Kurum'un şartları oluşmadığı halde terkin işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, terkin işlemi usulüne aykırı olduğundan hak düşürücü sürenin uygulama kabiliyeti bulunmadığı, terkin işleminin usulsüz yaparak işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kurum'un yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru atanmamasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle şirketin tam ihyasına karar verilmiş ve tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir. Ancak asıl ve birleşen davalar, davacının ihyasını talep ettiği şirket aleyhine açtığı iki ayrı davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ikame edilmiş olup davacı gerek asıl gerekse de birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde, bu hususu açıkça belirtmiş ve her iki dilekçesinin talep sonucunda da açıkça ihya kararının derdest davayla sınırlı olarak verilmesini talep etmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince talebi aşar şekilde şirketin tam ihyasına karar verilmesi doğru görülmediği gibi ihyanın ek tasfiye amacıyla talep edildiği gözden kaçırılarak tasfiye memuru atanmaması da doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/51 E. 2024/371 K.
Ortak:ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum'un «ihyası» talep edilen şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret «sicilden terkin» ettiği, işleme gerekçe olarak şirketin oda «kaydının» silinmesinin gösterildiği ancak oda kaydının silinmesinin anılan Yasa hükmünde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, davalı Kurum'un şartları oluşmadığı halde terkin işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, terkin işlemi usulüne aykırı olduğundan «hak düşürücü sürenin» uygulama kabiliyeti bulunmadığı, terkin işleminin usulsüz yaparak işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kurum'un «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/591 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline «ihya davası» açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd.
Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/189 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline «ihya davası» açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğu, «ihya» kararının dava dosyası ile sınırlı olarak verilmesi gerektiği, ayrıca ek «tasfiye işlemleri» için «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu hususların Bölge Adliye Mahkemesince gözardı edildiğini, davalı Müdürlüğün ihya davalarında «yasal hasım» olması nedeniyle aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının «gayri faal şirketleri» sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde «ticaret sicilinden terkin» edilen şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi «talep aşımı» niteliğinde olmayacağından tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayri faal şirket · talep aşımı · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · alacak davası · usulden reddi · ihtar · ilan
Benzer bu kararda… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendine göre «ihya davası» açma süresinin ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin 28.01.2014 tarihinde yapılan «ilan» ile ticaret sicilinden re'sen silindiği, ihya davasının ise 08.12.2021 tarihinde 5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, yine Bolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/206 E. sayılı dosyasının da 5 yıllık süreden sonra açıldığı, böylece davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmış olmasına ilişkin ... dava şartının noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… en kararıyla; söz konusu şirketin 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na göre odaca «kaydı» silinenlerden olduğundan bahisle re'«sen terkin» edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddede tadadi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı ... tarafından söz konusu terkin işleminin gerçekleştirilmesinin anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre de yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirket «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile A …
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının «gayri faal şirketleri» sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde «ticaret sicilinden terkin» edilen şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi «talep aşımı» niteliğinde olmayacağından tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «hak düşürücü süre» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2487 E. 2021/523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · cezai şart · ıslah · taahhütname · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığı, davacı vekilinin «ıslah» işlemi yapmadığını açıkça belirttiği, dava değerinin usulüne uygun olarak arttırılmadığı, her iki davalı şirket arasında «organik bağ» bulunduğu, «taahhütnamenin» 5. maddesi gereğince davalı şirketlerin taahhütname gereğince ihlalden sorumlu oldukları, tanık beyanları ile dosya kapsamına alınan faturalardan ve bilirkişi raporlarından taahhütnamenin altı kez ihlal edildiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların 10.05.2011 tarihli taahhütname hükümlerini ihlal ettiklerinin tespitine, 100.000.- USD «cezai şartın» dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, talep artırım dilekçesi ile artırılan kısım hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava, «taahhütnamede» kararlaştırılan «cezai şart» bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalılardan SPM A.Ş. adına imzalanan 10.05.2011 tarihli «taahhütnamenin» 5. maddesinin ilk paragrafında “Serbest irademiz ile imzalanan işbu taahhütname, şirket faaliyetleri ile ilgili olarak bizi ve sorumluluğumuz altındaki şirketlerimizi ve şahısları bağlamaktadır.”, «son» paragrafında ise “Mütecaviz bir materyalin bize ait yerlerden birinde ya da sorumluluğumuz altındaki kurumlardan birinin yerinde tespit edilmesi ve/veya başka bir …
Davacı, gerek dava dilekçesinde gerekse aşamalardaki beyanlarında «taahhütnameyi» imzalayan SPM A.Ş.'nin bir marka ihlalinin bulunduğunu iddia etmemiş bu yönde bir delil «ibraz» etmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1400 E. 2023/1724 K.
Ortak:yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · yargılama gideri · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum'un «ihyası» talep edilen şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret «sicilden terkin» ettiği, işleme gerekçe olarak şirketin oda «kaydının» silinmesinin gösterildiği ancak oda kaydının silinmesinin anılan Yasa hükmünde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, davalı Kurum'un şartları oluşmadığı halde terkin işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, terkin işlemi usulüne aykırı olduğundan «hak düşürücü sürenin» uygulama kabiliyeti bulunmadığı, terkin işleminin usulsüz yaparak işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kurum'un «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı Kurum «temsilcisi» asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan «terkin» işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini ve davanın kabulü halinde ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için «tasfiye memuru atanması» gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan «terkin» işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin ve ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için «tasfiye memuru atanmamasının» doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, davacının alacağı sebebiyle «ihya» istemekte «hukuki yararı» bulunmadığını, ihya talebine dayanak yapılan alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkin» işlemini usulüne uygun olarak gerçekleştiren ve «yasal hasım» konumunda bulunan müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı Kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, «terkin» işleminin usulüne uygun olarak yapıldığını, «yasal hasım» konumunda olan Kurum aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumun «ihyası» talep edilen şirketi oda «kaydının» silindiğinden bahisle re'sen ticaret «sicilden terkin» ettiği, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde terkin sebeplerinin tadadi olarak düzenlediği, oda kaydının silinmesinin tadadi olarak belirtilen sebepler arasında yer almadığı, ayrıca terkin işlemlerinin yapıldığı sırada ihyası talep edilen şirketin devam eden bir davasının olduğu, dava 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açılmış ise de terkin işleminin belirtilen sebeplerle hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından hak düşürücü süreye ilişkin Kanun hükmünün somut olayda …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · hukuki yarar
Benzer bu karardaGrup...Ltd.Şti. aleyhine açılan davada, anılan şirketin ticaret sicilden re'«sen terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davaya devam edilebilmesi için «ihya» kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek ...
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, davacının alacağı sebebiyle «ihya» istemekte «hukuki yararı» bulunmadığını, ihya talebine dayanak yapılan alacak davasıyla sınırlı olarak ihya kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkin» işlemini usulüne uygun olarak gerçekleştiren ve «yasal hasım» konumunda bulunan müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı, davacının «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1198 E. , 2024/1751 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1613 Esas, 2024/15 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVALARDA DAVACI ... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVALARDA DAVALI ...
TEMSİLCİSİ İbrahim Tırpancı
BİRLEŞEN DAVA
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/56 E.
DAVA TARİHİ 10.01.2023 (asıl) -20.01.2023 (birleşen)
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/25 E., 2023/272 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum temsilcisi tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ATY İnş...Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/591 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline ihya davası açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ATY İnş...Ltd. Şti. aleyhine dava açıldığını, davanın Bolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/189 E. sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, yargılama sürecinde şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline ihya davası açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek ATY İnş...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum temsilcisi asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ve davanın kabulü halinde ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru atanması gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum'un ihyası talep edilen şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret sicilden terkin ettiği, işleme gerekçe olarak şirketin oda kaydının silinmesinin gösterildiği ancak oda kaydının silinmesinin anılan Yasa hükmünde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, davalı Kurum'un şartları oluşmadığı halde terkin işleminin gerçekleştirilmiş olduğu, terkin işlemi usulüne aykırı olduğundan hak düşürücü sürenin uygulama kabiliyeti bulunmadığı, terkin işleminin usulsüz yaparak işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kurum'un yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili Kurumca yapılan terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru atanmamasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle şirketin tam ihyasına karar verilmiş ve tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir. Ancak asıl ve birleşen davalar, davacının ihyasını talep ettiği şirket aleyhine açtığı iki ayrı davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ikame edilmiş olup davacı gerek asıl gerekse de birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde, bu hususu açıkça belirtmiş ve her iki dilekçesinin talep sonucunda da açıkça ihya kararının derdest davayla sınırlı olarak verilmesini talep etmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince talebi aşar şekilde şirketin tam ihyasına karar verilmesi doğru görülmediği gibi ihyanın ek tasfiye amacıyla talep edildiği gözden kaçırılarak tasfiye memuru atanmaması da doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı Kurum temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051013700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz