Yargılama iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5569 E. 2024/1714 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi belge↗ yargılamanın iadesi↗ yazılı delil başlangıcı↗ delil başlangıcı↗ sahtelik↗ malvarlığına ilişkin dava↗ tasdik kararı↗ yazılı delil↗ muvafakat↗ marka hakkına tecavüz↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/206 E., 2022/3 K.
Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri tarafından, "GÜRAL" ve "GÜRALLAR" ibareli markaların kurumsal kimlik ve ürün markası olarak kullanımına ilişkin fiillerin davalı adına tescilli markalardan doğan haklara tecavüz teşkil etmediğinin tespiti ve muarazanın önlenmesi yönelik açılan davanın reddi kararının 25.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, akabinde "GÜRAL" markalarını tescil ettiren Heriş A.Ş.'nin yetkilisi ... tarafından tarafından verilen noter tasdikli olarak tanzim olunmuş bir izin belgesinin ortaya çıktığını, bu belge incelendiğinde, davalı şirketçe "GÜRAL" markalarının devralındığı Heriş A.Ş. tarafından anılan markaların devrinden önce noter onaylı olarak verilen muvafakatname başlıklı yazıda, açıkça "GÜRAL" markalarının ...'ın alt soyundan gelen ortaklarına kullanımı için kapsamlı bir onay içerdiğini, dolayısıyla bu belge kapsamında müvekkillerinin marka kullanımının hukuka uygun olduğunu ve markaya tecavüz oluşturmayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kesinleşen 09.03.2017 tarih, 2015/175 E. ve 2017/56 K. sayılı kararının kaldırılarak, yargılamanın yeniden yapılmasını ve davalının 2009/31095 sayı ile tescilli "Güral Porselen" haricindeki "Güral" ve "Gürallar" marka tescil taleplerinin bütün sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük talebinin kabul edilmemesi halinde ise müvekkillerinin kullanımının marka hakkına tecavüz etmediğinin tespiti ile muarazanın önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın iadesi talebinin işlerlik kazanabilmesi için yeni ele geçirilmiş bir belge olması gerektiğini, bahsi geçen söz konusu belgenin hükmü etkileyecek bir nitelik taşımadığını ve yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, işlem yapılan dava dışı şirketin yönetim kurulu ve genel kurulları tarafından kabul edilmediğini, yapıldığı tarihten itibaren yok hükmünde olduğunu savunarak, talebin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kanunda yazılı şartları oluşturmadığı gerekçesi ile esasa girilmeden talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; belgenin hükmü etkileyecek nitelikte olduğunu, ...'ın alt soyundan gelen ortaklarının gerçek veya tüzel kişi olarak kullanımı hususunda açık ve kapsamlı bir onay iradesi içerdiğini, resmi belge olduğunu, sahteliği konusunda mahkeme kararının da bulunmadığını, en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinin bulunduğunu, işbu davanın davalısının Güral Porselen A.Ş. olduğunu ve sicil kayıtları ile sabit olduğu üzere, anılan şirketin diğer kardeş ... ve ailesi tarafından kurulduğunu, dolayısıyla ...'ın davalı şirketi temsil ve ilzam yetkisinin hiçbir zaman olmadığını, böyle bir iddiada bulunan tarafın da bulunmadığını, davalı şirketin de sahibi olan ...'ın 10.01.2008 ve 14.05.2008 tarihlerinde Heriş A.Ş. bünyesinde tescil edilmiş Güral markalarını (o tarihte sadece 1/3 paydaş olduğu) Heriş A.Ş. malvarlığından sembolik bedel ile elden çıkardığını, kendi ailesine ait Güral Porselen A.Ş.'ye devir amacıyla hareket ettiğini, marka devir işlemlerinin diğer ortaklardan habersiz yapıldığını, davalı yanca marka devir işlemlerine onay veren bir yönetim kurulu veya genel kurul kararının bulunduğunun hiçbir zaman ispatlanamadığını, yönetim kurulunun ibrasına dayandıklarını, Güral Markalarının Heriş A.Ş.'den Güral Porselen A.Ş.'ye devri süreçleri ile "muvafakatname" belgesinin verilmesi süreçleri arasında fark olmadığını, belgenin, kesinleşen kararın verilmesinden önce (21.04.2005 tarihinde) meydana getirildiğini, sözü edilen belgenin hükmü etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde yargılamanın iadesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldıkları, bunların genişletilmesinin mümkün olmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanacağı, davacı vekilince; 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin (ç) bendinde yer alan "yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, yine lehine karar verilen tarafın karara tesir edilen hileli bir davranışta bulunmuş olması" haline dayanıldığı, bu madde metnine dayanılarak yargılamanın iadesine karar verilebilmesi için yargılama sırasında iddia edilen belgenin mevcut olması ve bu belgenin kararın verilmesinden sonra elde edilmesi ayrıca bu yeni belgenin aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememiş olmasının gerektiği, eldeki davada ise muvafakatnamenin davacı tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde dayandığı sebepler ve gerekçeler ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 375 inci ve 379 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4631 E. 2024/1019 K.
Ortak:muvafakat
İncelediğiniz kararda… ın reddi kararının 25.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, akabinde "GÜRAL" markalarını tescil ettiren Heriş A.Ş.'nin yetkilisi ... tarafından tarafından verilen noter «tasdikli» olarak tanzim olunmuş bir izin belgesinin ortaya çıktığını, bu belge incelendiğinde, davalı şirketçe "GÜRAL" markalarının devralındığı Heriş A.Ş. tarafından anılan markaların devrinden önce noter onaylı olarak verilen «muvafakatname» başlıklı yazıda, açıkça "GÜRAL" markalarının ...'ın alt soyundan gelen ortaklarına kullanımı için kapsamlı bir onay içerdiğini, dolayısıyla bu belge kapsamında müvekkillerinin marka kullanımının hukuka uygun olduğunu ve markaya tecavüz oluşturmayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kesinleşen 09.03.2017 tarih, 2015/175 E. ve 2017/56 K. sayılı kararının kaldırılarak, yargılamanın yeniden yapılmasını ve davalının 2009/31095 sayı ile tescilli "Güral Porselen" haricindeki "Güral" ve "Gürallar" marka tescil taleplerinin bütün sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük talebinin kabul edilmemesi halinde ise müvekkillerinin kullanımının «marka hakkına tecavüz» etmediğinin tespiti ile muarazanın önlenmesini talep etmiştir.
… kileyecek nitelikte olduğunu, ...'ın alt soyundan gelen ortaklarının gerçek veya tüzel kişi olarak kullanımı hususunda açık ve kapsamlı bir onay iradesi içerdiğini, «resmi belge» olduğunu, «sahteliği» konusunda mahkeme kararının da bulunmadığını, en azından «yazılı delil başlangıcı» niteliğinin bulunduğunu, işbu davanın davalısının Güral Porselen A.Ş. olduğunu ve sicil kayıtları ile sabit olduğu üzere, anılan şirketin diğer kardeş ... ve ailesi tarafından kurulduğunu, dolayısıyla ...'ın davalı şirketi «temsil» ve ilzam «yetkisinin» hiçbir zaman olmadığını, böyle bir iddiada bulunan tarafın da bulunmadığını, davalı şirketin de sahibi olan ...'ın 10.01.2008 ve 14.05.2008 tarihlerinde Heriş A.Ş. bünyesinde tescil edilmiş Güral markalarını (o tarihte sadece 1/3 paydaş olduğu) Heriş A.Ş. «malvarlığından» sembolik bedel ile elden çıkardığını, kendi ailesine ait Güral Porselen A.Ş.'ye devir amacıyla hareket ettiğini, marka devir işlemlerinin diğer ortaklardan habersiz yapıldığını, davalı yanca marka devir işlemlerine onay veren bir «yönetim kurulu» veya genel kurul kararının bulunduğunun hiçbir zaman ispatlanamadığını, yönetim kurulunun ibrasına dayandıklarını, Güral Markalarının Heriş A.Ş.'den Güral Porselen A.Ş.'ye devri süreçleri ile "«muvafakatname»" belgesinin verilmesi süreçleri arasında fark olmadığını, belgenin, kesinleşen kararın verilmesinden önce (21.04.2005 tarihinde) meydana getirildiğini, sözü edilen …
… ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde «yargılamanın iadesi» sebeplerinin tahdidi olarak sayıldıkları, bunların genişletilmesinin mümkün olmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanacağı, davacı vekilince; 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin (ç) bendinde yer alan "yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, yine lehine karar verilen tarafın karara tesir edilen hileli bir davranışta bulunmuş olması" haline dayanıldığı, bu madde metnine dayanılarak yargılamanın iadesine karar verilebilmesi için yargılama sırasında iddia edilen belgenin mevcut olması ve bu belgenin kararın verilmesinden sonra elde edilmesi ayrıca bu yeni belgenin aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememiş olmasının gerektiği, eldeki davada ise «muvafakatnamenin» davacı tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişt …
Benzer bu kararda… ı kararının alınmasına binaen Güral Porselen firması bünyesinde devam eden Güral ailesi mensubuna Heriş Seramik...A.Ş üzerindeki markaların devir alınması hususunda «muvafakat» verilmesine karşın, gerek müvekkili ve ailesinin gerekse de diğer Güral Ailesi mensuplarının “güral” ibaresini marka olarak kullanmasına muvafakat verildiğini, huzurda bulunan ihtilafın "güral" ibareli herhangi bir markanın müvekkili adına tescil edilmesi değil, müvekkilinin isim ve soy isminin müvekkili adına tescil edilmesinden ibaret olduğunu, markaların nihai tüketici nezdinde «iltibas» yaratmayacağını, taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen davalı şirketin "GÜRAL" ibaresi üzerinde tek hak sahibi olarak kendisini görerek kötü niyetli olarak müvekkili ve müvekkilinin kurucu ortağı ve yöneticisi olduğu dava dışı şirketler aleyhine işlemler yapmaya başladığını, davalı şirketin mesnet markalarının müvekkilinin Heriş Seramik...A.Ş' nin yönetim kurulunda yer aldığı dönemde anılan şirket adına tescil edildiğini, markanın yaratılmasında en az davalı şirket yetkilileri kadar müvekkilinin de katkısının bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinin aynı zamanda soy ismi olan "GÜRAL" markasına haksız şekilde sahip çıkmaya çalıştığını, müvekkilinin isim ve soy ismini kullanmasının engellenemeyeceğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu kararda… ı kararının alınmasına binaen Güral Porselen firması bünyesinde devam eden Güral ailesi mensubuna Heriş Seramik...A.Ş üzerindeki markaların devir alınması hususunda «muvafakat» verilmesine karşın, gerek müvekkili ve ailesinin gerekse de diğer Güral Ailesi mensuplarının “güral” ibaresini marka olarak kullanmasına muvafakat verildiğini, huzurda bulunan ihtilafın "güral" ibareli herhangi bir markanın müvekkili adına tescil edilmesi değil, müvekkilinin isim ve soy isminin müvekkili adına tescil edilmesinden ibaret olduğunu, markaların nihai tüketici nezdinde «iltibas» yaratmayacağını, taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen davalı şirketin "GÜRAL" ibaresi üzerinde tek hak sahibi olarak kendisini görerek kötü niyetli olarak müvekkili ve müvekkilinin kurucu ortağı ve yöneticisi olduğu dava dışı şirketler aleyhine işlemler yapmaya başladığını, davalı şirketin mesnet markalarının müvekkilinin Heriş Seramik...A.Ş' nin yönetim kurulunda yer aldığı dönemde anılan şirket adına tescil edildiğini, markanın yaratılmasında en az davalı şirket yetkilileri kadar müvekkilinin de katkısının bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinin aynı zamanda soy ismi olan "GÜRAL" markasına haksız şekilde sahip çıkmaya çalıştığını, müvekkilinin isim ve soy ismini kullanmasının engellenemeyeceğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının "..." ibareli marka başvurusuyla davalının "GÜRAL" ibareli markaları arasında, görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin tanınmış "GÜRAL" markalarının sahibi olduğunu, huzurdaki davanın hukuki konusu olan sınıfları ilgilendiren 134168, 124569, 2004/30800, 2004/30802, 2004/30804, 2004/30801, 2002/25987, 2013/63556, 2013/85905 markalarının bulunduğunu, bu durumun ise «iltibas» ihtimalini oluşturduğunu, kötü niyetli marka başvurusunun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… , başvuru kapsamındaki emtiaların tamamı bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin mevcut olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4445 E. 2013/7378 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5569 E. , 2024/1714 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/795 Esas, 2022/923 Karar
DAVACILAR 1....
2.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/206 E., 2022/3 K.
Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri tarafından, "GÜRAL" ve "GÜRALLAR" ibareli markaların kurumsal kimlik ve ürün markası olarak kullanımına ilişkin fiillerin davalı adına tescilli markalardan doğan haklara tecavüz teşkil etmediğinin tespiti ve muarazanın önlenmesi yönelik açılan davanın reddi kararının 25.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, akabinde "GÜRAL" markalarını tescil ettiren Heriş A.Ş.'nin yetkilisi ... tarafından tarafından verilen noter tasdikli olarak tanzim olunmuş bir izin belgesinin ortaya çıktığını, bu belge incelendiğinde, davalı şirketçe "GÜRAL" markalarının devralındığı Heriş A.Ş. tarafından anılan markaların devrinden önce noter onaylı olarak verilen muvafakatname başlıklı yazıda, açıkça "GÜRAL" markalarının ...'ın alt soyundan gelen ortaklarına kullanımı için kapsamlı bir onay içerdiğini, dolayısıyla bu belge kapsamında müvekkillerinin marka kullanımının hukuka uygun olduğunu ve markaya tecavüz oluşturmayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kesinleşen 09.03.2017 tarih, 2015/175 E.
ve 2017/56 K. sayılı kararının kaldırılarak, yargılamanın yeniden yapılmasını ve davalının 2009/31095 sayı ile tescilli "Güral Porselen" haricindeki "Güral" ve "Gürallar" marka tescil taleplerinin bütün sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük talebinin kabul edilmemesi halinde ise müvekkillerinin kullanımının marka hakkına tecavüz etmediğinin tespiti ile muarazanın önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın iadesi talebinin işlerlik kazanabilmesi için yeni ele geçirilmiş bir belge olması gerektiğini, bahsi geçen söz konusu belgenin hükmü etkileyecek bir nitelik taşımadığını ve yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, işlem yapılan dava dışı şirketin yönetim kurulu ve genel kurulları tarafından kabul edilmediğini, yapıldığı tarihten itibaren yok hükmünde olduğunu savunarak, talebin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kanunda yazılı şartları oluşturmadığı gerekçesi ile esasa girilmeden talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; belgenin hükmü etkileyecek nitelikte olduğunu, ...'ın alt soyundan gelen ortaklarının gerçek veya tüzel kişi olarak kullanımı hususunda açık ve kapsamlı bir onay iradesi içerdiğini, resmi belge olduğunu, sahteliği konusunda mahkeme kararının da bulunmadığını, en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinin bulunduğunu, işbu davanın davalısının Güral Porselen A.Ş. olduğunu ve sicil kayıtları ile sabit olduğu üzere, anılan şirketin diğer kardeş ... ve ailesi tarafından kurulduğunu, dolayısıyla ...'ın davalı şirketi temsil ve ilzam yetkisinin hiçbir zaman olmadığını, böyle bir iddiada bulunan tarafın da bulunmadığını, davalı şirketin de sahibi olan ...'ın 10.01.2008 ve 14.05.2008 tarihlerinde Heriş A.Ş.
bünyesinde tescil edilmiş Güral markalarını (o tarihte sadece 1/3 paydaş olduğu) Heriş A.Ş. malvarlığından sembolik bedel ile elden çıkardığını, kendi ailesine ait Güral Porselen A.Ş.'ye devir amacıyla hareket ettiğini, marka devir işlemlerinin diğer ortaklardan habersiz yapıldığını, davalı yanca marka devir işlemlerine onay veren bir yönetim kurulu veya genel kurul kararının bulunduğunun hiçbir zaman ispatlanamadığını, yönetim kurulunun ibrasına dayandıklarını, Güral Markalarının Heriş A.Ş.'den Güral Porselen A.Ş.'ye devri süreçleri ile "muvafakatname" belgesinin verilmesi süreçleri arasında fark olmadığını, belgenin, kesinleşen kararın verilmesinden önce (21.04.2005 tarihinde) meydana getirildiğini, sözü edilen belgenin hükmü etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinde yargılamanın iadesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldıkları, bunların genişletilmesinin mümkün olmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanacağı, davacı vekilince; 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin (ç) bendinde yer alan "yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, yine lehine karar verilen tarafın karara tesir edilen hileli bir davranışta bulunmuş olması" haline dayanıldığı, bu madde metnine dayanılarak yargılamanın iadesine karar verilebilmesi için yargılama sırasında iddia edilen belgenin mevcut olması ve bu belgenin kararın verilmesinden sonra elde edilmesi ayrıca bu yeni belgenin aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememiş olmasının gerektiği, eldeki davada ise muvafakatnamenin davacı tarafın elinde olmayan sebeplerle ele geçirilememesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde dayandığı sebepler ve gerekçeler ile hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 375 inci ve 379 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1050987400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz