Makul süre
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/12998 E. 2012/4052 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre↗ kâr kaybı↗ ticaret sicili↗ terkin↗ ilan↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ünvanını ticaret siciline daha önce kaydettirdiği, taraf şirketlerin farklı illerde faaliyet gösterdikleri, 2009 yılında davacının davalının ünvanını öğrendiği, okunuş itibariyle şirket ünvanlarının birbirine benzediği, bu nedenle davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan "Nur-ol" ibaresinin terkinine ilişkin olarak açılmıştır. Her ne kadar TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı, tecavüzün önlenmesini ve iltibasa neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilir ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, böyle bir davanın makul sürede açılması gerekir. Ticaret ünvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar her iki tarafın ticaret ünvanının esas unsurları benzer ise de, davalının ünvanının tescilinden yaklaşık 14 yıl sonra dava açıldığından, kendisini mevcut ünvanı ile tanıtan davalının ünvanının terkini istenemez. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2572 E. 2015/8392 K.
Ortak:makul süre · kâr kaybı · terkin · ilan · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaHer ne kadar TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı, tecavüzün önlenmesini ve «iltibasa» neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilir ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, böyle bir davanın «makul sürede» açılması gerekir.
Ticaret ünvanları tescil ve «ilana» tabi bulunduğundan «makul sürenin» hesabında bunun da nazara alınması icap eder.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ünvanını «ticaret siciline» daha önce kaydettirdiği, taraf şirketlerin farklı illerde faaliyet gösterdikleri, 2009 yılında davacının davalının ünvanını öğrendiği, okunuş itibariyle şirket ünvanlarının birbirine benzediği, bu nedenle davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «ticaret unvanının» ve markasının ayırt edici kısmının ''F.'' ibaresi olduğu, davalının ticaret unvanının ayırt edici kısmının da aynı ibareyi taşıdığı, davacı şirketin F. kelimesini ek olarak içeren ticaret unvanını 29/01/1981 tarihinde tescil ettirdiği, davalı şirketin ise 30/02/2002 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, dolayısıyla davalının F. ibaresini içeren ticaret unvanını tescil ettirdiği tarihte F. ibaresinin davacı tarafça kullanılıyor olduğu, bu nedenle davalının ticaret unvanından F. ibaresinin terkinini talep etmekte haklı olduğu, korunması talep edilen davacıya ait marka tescile dayalı olduğundan, benzer çalışma, amaç, konu, içerisinde olmasalar dahi 6102 sayılı TTK'nun 52. maddesi kapsamında «terkin» talep edilebileceği, davacı tarafça davalıya çekilen «ihtarname» tarihi göz önünde bulundurulduğunda, uzun süre sessiz kalınarak hak «kaybına» uğranıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davalının ticaret unvanındaki Fırat ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, sicilde tescilli olan «ticaret unvanının terkin» edilinceye kadar kullanımı, «haksız rekabet» teşkil etmeyip, yasal bir kullanım olacağından, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı, «iltibasa» neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilme hakkına sahip ise de; Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, böyle bir davanın «makul sürede» açılması gerekir.
Ticaret ünvanları tescil ve «ilana» tabi bulunduğundan «makul sürenin» hesabında bunun da nazara alınması icap eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · ticaret unvanı · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «ticaret unvanının» ve markasının ayırt edici kısmının ''F.'' ibaresi olduğu, davalının ticaret unvanının ayırt edici kısmının da aynı ibareyi taşıdığı, davacı şirketin F. kelimesini ek olarak içeren ticaret unvanını 29/01/1981 tarihinde tescil ettirdiği, davalı şirketin ise 30/02/2002 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, dolayısıyla davalının F. ibaresini içeren ticaret unvanını tescil ettirdiği tarihte F. ibaresinin davacı tarafça kullanılıyor olduğu, bu nedenle davalının ticaret unvanından F. ibaresinin terkinini talep etmekte haklı olduğu, korunması talep edilen davacıya ait marka tescile dayalı olduğundan, benzer çalışma, amaç, konu, içerisinde olmasalar dahi 6102 sayılı TTK'nun 52. maddesi kapsamında «terkin» talep edilebileceği, davacı tarafça davalıya çekilen «ihtarname» tarihi göz önünde bulundurulduğunda, uzun süre sessiz kalınarak hak «kaybına» uğranıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davalının ticaret unvanındaki Fırat ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, sicilde tescilli olan «ticaret unvanının terkin» edilinceye kadar kullanımı, «haksız rekabet» teşkil etmeyip, yasal bir kullanım olacağından, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/12998 E. , 2012/4052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2010 tarih ve 2010/22 - 2010/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ankara Ticaret Sicil Memurluğu'na kayıtlı olarak 04.12.1980 tarihinde kurulduğunu, haksız rekabete neden olan 1998 yılında kurulan davalı firmanın ticaret ünvanındaki Nur-ol ibaresinin yapılan ihtara rağmen kaldırılmadığını ileri sürerek haksız rekabetin menine ve davalının ticaret ünvanındaki Nur-ol ibaresinin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirketin 1996 yılında ticaret siciline tescil edildiğini, müvekkilinin 14 yıldır faaliyetine devam ettiğini, açılan davanın iyiniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ünvanını ticaret siciline daha önce kaydettirdiği, taraf şirketlerin farklı illerde faaliyet gösterdikleri, 2009 yılında davacının davalının ünvanını öğrendiği, okunuş itibariyle şirket ünvanlarının birbirine benzediği, bu nedenle davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan "Nur-ol" ibaresinin terkinine ilişkin olarak açılmıştır. Her ne kadar TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı, tecavüzün önlenmesini ve iltibasa neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilir ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, böyle bir davanın makul sürede açılması gerekir. Ticaret ünvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar her iki tarafın ticaret ünvanının esas unsurları benzer ise de, davalının ünvanının tescilinden yaklaşık 14 yıl sonra dava açıldığından, kendisini mevcut ünvanı ile tanıtan davalının ünvanının terkini istenemez. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049546300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz