Azlık hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15348 E. 2012/3768 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
azlık hakkı↗ azınlık pay sahibi↗ bilanço tasdiki↗ sorumluluk davası↗ tasdik kararı↗ davanın konusu↗ sermaye artırımı↗ cy/cy şerhi↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ hukuki yarar↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, asıl ve birleşen davanın süresinde açıldığı, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, bu kararın sermayenin artırılması kararının görüşülmesinin de ertelenmesi sonucu doğuracağı, zira mali nitelikte olduğu, bu hususa uyulmadan karar verildiği, 20.12.2005 tarihli asıl davanın konusu 7. gündem maddesinin iptalinin gerektiği, birleşen davada davacının tüm kararların iptalini talep ettiği, toplantı için zaruri işlemlerin yapılmasına ilişkin kararların iptalini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı, 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararı kesinleşmediğinden ve iptaline karar verildiğinden davacının işbu davaya açmada yetkili bulunduğu, bilançonun davacıya gönderildiği, ancak bunun yeterli olmadığı, davacının bilgi sahibi kılınmış olması gerektiği, sadece izahat verilmesinin yeterli bulunmadığı, 5. günden maddesinin iptalinin gerektiği, ayrıca bu gündem maddesiyle bağlantılı yönetim ve denetim kurulunun ibrasına dair 6. gündem maddesinin de iptalinin zorunlu olduğu, diğer istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, asıl davada 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan gündemin 7. maddesine ilişkin kararın, birleşen davada 25.01.2006 tarihli genel kurulun 5. ve 6. gündem maddesinin iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davanın davalısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, genel kurulda alınan sermaye artırım kararının iptali, birleşen dava ise, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi sonrasında yapılan genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde tüm kararların iptaline ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davacısının davalı anonim şirkette pay sahibi olduğu, 20.12.2005 tarihinde yapılan genel kurulda azınlık pay sahibi sıfatıyla bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması sonrasında birleşen davanın konusu olan genel kurulun 25.01.2005 tarihinde yapıldığı ve bir takım kararların alındığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Yazılı gerekçe ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TTK’nun 377 inci maddesi hükmüne göre, bilançonun tasdiki hakkındaki müzakere, çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır; keyfiyet 368 nci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde ilan olunur. Bununla beraber azlığın talebi üzerine bir defa tehir edildikten sonra tekrar müzakerelerin geri bırakılması talep olunabilmek için, bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında gereken izahatın verilmemiş olması gerekir. Bu izahatın nasıl olacağı kanunda açıklanmamış ise de erteleme isteyen nezdinde yeterli ve onu ikna edici, başka bir anlatımla tatmin edici olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Anılan maddenin değerlendirilmesi bakımından Dairemizin görüşü bu yöndedir(Bkz.12.02.2002 Tarih, 2002/8002 Esas-11518 sayılı Kararı). Esasen, doktrinde de Dairemizin görüşüne paralel yorumlar da bulunmaktadır (Bkz. Poroy-Tekinalp-Çamoğlu,; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, Güncelleştirilmiş 11. Basım, İstanbul 2009, s.455). Ayrıca, genel kurulun ikinci kez ertelenmesinin pratik bir sonuç doğurması beklenemeyeceğinden bu yasa maddesinin kaldırılması gerektiği de ileri sürülmüştür(Bkz, […]; TTK […]II, İstanbul 1988, s.859). Somut olayda birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurul tutanağı incelendiğinde davacı azlık hakkı sabinin gelir tablosu ve bilanço üzerindeki taleplerinin görüşüldüğü, kendisine bilgi verildiği ve davacı azlık hakkı sahibinin bu bilginin yetersiz olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının talebi üzerine ertelenen ve birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurulda davacı azlık hakkı sabinin gelir-gider tablosu ile bilanço üzerinde görüşülmesini istediği hususların gündeme geldiği ve kendisine bir izahat verildiği çekişmesizdir. Ayrıca, davacı dışında bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunan ortağın olmayışı, diğer ortakların tamamının bilanço ile gelir ve gider tablosunun kabul edilmesi yönünde oy kullandığı dikkate alındığında ikinci kere bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi kararı verilmesinin bir pratik sonucu da bulunmamaktadır. Davacı azlık hakkı sahibinin açıkladığı hususlarda bir usulsüzlük iddiası mevcut ise sorumluluk davası açılması gibi daha etkin ortaklık haklarını kullanması mümkündür. O halde, açıklanan hususlar dikkate alınarak birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6391 E. 2015/4220 K.
Ortak:azlık hakkı
İncelediğiniz karardaSomut olayda birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurul tutanağı incelendiğinde davacı «azlık hakkı» sabinin gelir tablosu ve bilanço üzerindeki taleplerinin görüşüldüğü, kendisine bilgi verildiği ve davacı azlık hakkı sahibinin bu bilginin yetersiz olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının talebi üzerine ertelenen ve birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurulda davacı «azlık hakkı» sabinin gelir-gider tablosu ile bilanço üzerinde görüşülmesini istediği hususların gündeme geldiği ve kendisine bir izahat verildiği çekişmesizdir.
Davacı «azlık hakkı» sahibinin açıkladığı hususlarda bir usulsüzlük iddiası mevcut ise «sorumluluk davası» açılması gibi daha etkin ortaklık haklarını kullanması mümkündür.
Benzer bu karardaSomut olayda davalı şirketin 25.3.2011 tarihinde toplanan 2010 yılı olağan genel kurulunda davacı ortağın «azlık hakkına» dayalı istemi doğrultusunda genel kurul ertelenmiş, işbu dava konusu genel kurulda davacı ortağın sorduğu önceki sorulara yönetim kurulunca yazılı cevap verilmiş, ayrıca dava konusu işbu genel kurulda davacı tarafından yeni sorular sorulmuş, davacı «temsilcisi» cevapların yeterli olmadığını belirtilerek 27.4.2011 tarihli genel kurulunun ikinci kez ertelenmesi istemi üzerine gerçekleşen oylamada davacı dışındaki pay sahipl …
Bu bağlamda, davacı ortağın «azlık hakkına» dayanarak diğer yasal başvuru yollarını kullanması, şirket kayıtlarının gerçeğe uygunluğunun ortaya çıkmasını sağlaması gerekeceği kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erteleme talebi · bağış · özel denetçi · genel kurul kararının iptali · temsil
Benzer bu kararda… lanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu genel kurulda azınlık pay sahiplerinin yöneltmiş oldukları sorulara verilen cevapların tatmin edici olmadığı, «özel denetçi» atanması isteminin azınlığın karşı oyları ile ve oy çokluğu ile reddedildiği, bağımsız denetçinin şartlı görüş vermiş olmasının da davacının duyduğu endişe ve şüpheleri desteklediği, verilen soyut bilgilerin yetersiz ve tatmin edici olmaması nedeniyle bilançonun «ertelenmesi talebinin» reddine dair «genel kurul kararının iptal» edilmesi şartlarının oluştuğu, bu nedenle 3 nolu kararın iptali hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiği, ayrıca genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu k …
1-Dava, davalı şirketin 27.4.2011 tarihli genel kurulunda alınan 3-4-5-6-7 numaralı kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile «özel denetçi» atanması ve bilançonun kabulüne ilişkin 3 nolu, temettü ve «bağışa» ilişkin 4 nolu, yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin 5 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı şirketin 25.3.2011 tarihinde toplanan 2010 yılı olağan genel kurulunda davacı ortağın «azlık hakkına» dayalı istemi doğrultusunda genel kurul ertelenmiş, işbu dava konusu genel kurulda davacı ortağın sorduğu önceki sorulara yönetim kurulunca yazılı cevap verilmiş, ayrıca dava konusu işbu genel kurulda davacı tarafından yeni sorular sorulmuş, davacı «temsilcisi» cevapların yeterli olmadığını belirtilerek 27.4.2011 tarihli genel kurulunun ikinci kez ertelenmesi istemi üzerine gerçekleşen oylamada davacı dışındaki pay sahipl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9049 E. 2015/6177 K.
Ortak:bilanço tasdiki · tasdik kararı · sermaye artırımı · anonim şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 377 inci maddesi hükmüne göre, «bilançonun tasdiki» hakkındaki müzakere, çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır; keyfiyet 368 nci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde «ilan» olunur.
… enin artırılması kararının görüşülmesinin de ertelenmesi sonucu doğuracağı, zira mali nitelikte olduğu, bu hususa uyulmadan karar verildiği, 20.12.2005 tarihli asıl «davanın konusu» 7. gündem maddesinin iptalinin gerektiği, birleşen davada davacının tüm kararların iptalini talep ettiği, toplantı için zaruri işlemlerin yapılmasına ilişkin kararların iptalini istemesinde «hukuki yararının» bulunmadığı, 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararı kesinleşmediğinden ve iptaline karar verildiğinden davacının işbu davaya açmada …
2-Asıl dava, genel kurulda alınan «sermaye artırım» kararının iptali, birleşen dava ise, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi sonrasında yapılan genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde tüm kararların iptaline ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, esas sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran pay sahiplerinin «özel denetçi» atanmasını talep etmeleri durumunda bu husususun gündeme eklenmesi ve bir karara bağlanması gerektiği, davalı şirketin %25'i oranında pay sahibi olan davacının talebinin gündeme alınmamasına ilişkin kararın kanuna aykırı olduğu, yine mülga TTK'nun 377. maddesi uyarınca sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran azınlık pay sahiplerinin, bilanço görüşmelerinin bir ay süre ile ertelenmesini talep etmeleri halinde bu talebin herhangi bir gerekçesi olmasa bile «bilançonun tasdiki» ve bununla bağlantılı görüşmelerin bir ay sonraya bırakılmasının zorunlu bulunduğu, davacının «erteleme talebinin» reddi ile bilançonun ve bununla bağlantılı hususların karara bağlanmasının doğru olmadığı, bu nedenle 3,4 ve 5 nolu kararların da yerinde görülmediği, ayrıca «sermaye artırımına» ilişkin görüşmenin de bilanço ile ilgili olması karşısında buna ilişkin görüşmenin de ertelenmesi gerekirken karara bağlanmasının doğru bulunmadığı, diğer maddeler yönünden ise iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 29.05.2012 toplantının 7. ve 8. maddelerine yönelik iptal isteminin reddine, özel denetçi atanması hususunun toplantı gündemine alınmaması kararı ile karın «dağıtılmamasına» ve kar zarar hesabının tasdikine ilişkin 3 nolu, denetçinin «ibrası» ile denetçi seçimine dair 5 nolu ve sermaye artırımına ilişkin 6 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel denetçi seçimi talebinin reddine ilişkin «genel kurul kararının iptali» isteminde azlığın «hukuki yararı» yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi tayini · erteleme talebi · özel denetçi · genel kurul kararının iptali · ibra · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, esas sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran pay sahiplerinin «özel denetçi» atanmasını talep etmeleri durumunda bu husususun gündeme eklenmesi ve bir karara bağlanması gerektiği, davalı şirketin %25'i oranında pay sahibi olan davacının talebinin gündeme alınmamasına ilişkin kararın kanuna aykırı olduğu, yine mülga TTK'nun 377. maddesi uyarınca sermayenin en az 1/10'unu elinde bulunduran azınlık pay sahiplerinin, bilanço görüşmelerinin bir ay süre ile ertelenmesini talep etmeleri halinde bu talebin herhangi bir gerekçesi olmasa bile «bilançonun tasdiki» ve bununla bağlantılı görüşmelerin bir ay sonraya bırakılmasının zorunlu bulunduğu, davacının «erteleme talebinin» reddi ile bilançonun ve bununla bağlantılı hususların karara bağlanmasının doğru olmadığı, bu nedenle 3,4 ve 5 nolu kararların da yerinde görülmediği, ayrıca «sermaye artırımına» ilişkin görüşmenin de bilanço ile ilgili olması karşısında buna ilişkin görüşmenin de ertelenmesi gerekirken karara bağlanmasının doğru bulunmadığı, diğer maddeler yönünden ise iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 29.05.2012 toplantının 7. ve 8. maddelerine yönelik iptal isteminin reddine, özel denetçi atanması hususunun toplantı gündemine alınmaması kararı ile karın «dağıtılmamasına» ve kar zarar hesabının tasdikine ilişkin 3 nolu, denetçinin «ibrası» ile denetçi seçimine dair 5 nolu ve sermaye artırımına ilişkin 6 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının 29.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan «özel denetçi tayini» talebinin gündeme alınmamasına ilişkin «genel kurul kararının iptali» isteminin yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu talep yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nun 348. maddesi uyarınca azlığın «özel denetçi tayini» istemi genel kurulca reddedilmişse ilgililer mahkemeye başvurmak suretiyle özel denetçi seçimini isteyebilirler.
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14232 E. 2011/6805 K.
Ortak:bilanço tasdiki · tasdik kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 377 inci maddesi hükmüne göre, «bilançonun tasdiki» hakkındaki müzakere, çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır; keyfiyet 368 nci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde «ilan» olunur.
Benzer bu kararda… ması ile TTK’nun 351. maddesi uyarınca tayin olunan murakıbın hazır bulunmasının yeterli olmasına, ayrıca anılan Yasa'nın 377. maddesindeki koşullar oluştuğu halde, «bilançonunu tasdiki» ve bununla bağlı gündem maddelerinin ertelenmemesinin yasaya aykırılık oluşturmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itir …
2- Dava, davalı şirketin 28.11.2005 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf TTK’nun 377. maddesi uyarınca «bilançonunu tasdiki» hakkındaki müzakerenin 1 ay sonraya bırakılması talebinde bulunduklarını, anılan madde koşulları oluştuğu halde «erteleme talebinin» kabul edilmeyerek, genel kurul toplantısının yapıldığını ileri sürerek, genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptali talebinde bulunmuştur.
Öte yandan, TTK’nun 377. maddesi uyarınca, «erteleme talebinin» kabulü halinde, ertelenmesi gereken gündem maddeleri sadece «bilançonun tasdiki» ile bununla irtibatlı olan gündem maddeleri olup, bunun dışındaki gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erteleme talebi · genel kurul kararının iptali
Benzer bu kararda2- Dava, davalı şirketin 28.11.2005 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf TTK’nun 377. maddesi uyarınca «bilançonunu tasdiki» hakkındaki müzakerenin 1 ay sonraya bırakılması talebinde bulunduklarını, anılan madde koşulları oluştuğu halde «erteleme talebinin» kabul edilmeyerek, genel kurul toplantısının yapıldığını ileri sürerek, genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptali talebinde bulunmuştur.
Anılan madde de yapılan düzenleme «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkindir.
Öte yandan, TTK’nun 377. maddesi uyarınca, «erteleme talebinin» kabulü halinde, ertelenmesi gereken gündem maddeleri sadece «bilançonun tasdiki» ile bununla irtibatlı olan gündem maddeleri olup, bunun dışındaki gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanması mümkündür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15348 E. , 2012/3768 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2005/734-2009/68 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.10.2011 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, doktor olan müvekkilinin sağlık hizmeti alanında faaliyet gösteren davalı şirkette toplam %31 oranında pay sahibi olduğunu, anasözleşmede üç grup payın devrine ilişkin özel hükümler bulunduğunu, ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktığını, paylarını devir etmek istediğini, 2004 yılında da dava dışı Kent Hastanesi’nde çalışmaya başladığını, kar payı dağıtımını doktor ortaklarına maaş ödemesi şeklinde devam ettiren davalı şirkette müvekkilinin paydaş olarak kalmasının bir anlamı olmadığını, pay devrine ilişkin müvekkilinin davalıya yaptığı başvurusunun sonuçsuz kaldığını, 20.12.2005 tarihinde yapılan genel kurulda sermayenin artırılmasına karar verildiğini, bu karara muhalefet ettiğini, öncesinde bilançonun değerlendirilmesine ilişkin gündem maddesinin görüşüldüğünü, bilanço görüşmelerinin ertelenmesi talebinin tutanağa geçirildiğini, bu talebinin kabul edildiğini, buna bağlı taleplerin de görüşülmesinin ertelenmesi gerektiğini, sermayenin artırılması talebinin de bilançonun görüşülmesinin tamamlanması ve onaylanmasına müteakip görüşülmesinin zorunlu olduğunu, esasen şirketin mali yapısının sermaye artırımını gerektirmediğini, zira oldukça kâr eden ve bu kârı maaş ödemesi şeklinde dağıtan davalı şirketteki sermaye artırma kararının müvekkilinin hisselerinin eritilmesi amacını taşıdığını, hakkın kötüye kullanıldığını, esasen miktarın fahiş olduğunu ileri sürerek, 20.12.2005 tarihli genel kurul kararının 7.
gündem maddesinin iptaline karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, oluşturduğu rakip firmayla şirketi çökertmeye çalıştığını, tıbbi malzeme alımı ve devamlılığı için sermaye artırımının şart olduğunu, şirketten ayrılma isteği ile başvuru yaptığının gerçek olmadığını, sermaye artırımının gelecek ile ilgili planları içerdiği, görüşülecek bilançoyla bağlı olmadığını, miktarın fahiş bulunmadığını, davacının vergi rekortmeni doktorlar arasında yer aldığını, paylarını aynı oranda tutabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin 20.12.2005 tarihli genel kurulunda müvekkilinin bilançonun ertelenmesi talebinin kabul edildiğini, kâr-zarar hesabıyla bilançonun gönderildiğini, şüpheli durumların saptandığını, ertelenen genel kurulun 25.01.2006 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulunca dava edilen sermaye artırım kararına paralel şekilde ve müvekkilinin yeni hisse alma hakkı ihlal edilerek yeni hisse oranları ile hazurun cetvelinin hazırlandığını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, hizmet bedellerinin yüksek ve dağıtılabilir kâr paylarının düşük gösterildiği gerekçesiyle bilançoyla ilgili yazılı açıklama istendiğini, bilançonun görüşülmesinin bir ay süre ile ertelenmesinin talep edildiğini, istemin kabul görmediğini, özel denetçi atanması isteminin de reddine karar verildiğini, TTK.nun 394.
maddesi uyarınca ilan yapılmadığını, müvekkilinin yeni pay alma hakkının engellendiğini, diğer ortakların katılma taahhütlerinin geçersiz olduğunu, ayrıca TTK.nun 395. maddesi koşullarının bulunmadığını, yazılı izahat olmadan ikinci kere erteleme talebinin reddinin yanlış olduğunu, batıl sermaye artırımına ilişkin alınan tüm kararların hükümsüz bulunduğunu belirterek, davalı şirketçe TTK.nun 394 ve 395. maddeleri hükmü ihlal edilerek gerçekleştirilen sermaye artırımının butlanının tespitine, 25.01.2006 tarihinde alınan tüm kararların butlanının tespitine, kararların batıl olduğuna hükmedilmediği takdirde alınan tüm kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, asıl ve birleşen davanın süresinde açıldığı, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, bu kararın sermayenin artırılması kararının görüşülmesinin de ertelenmesi sonucu doğuracağı, zira mali nitelikte olduğu, bu hususa uyulmadan karar verildiği, 20.12.2005 tarihli asıl davanın konusu 7. gündem maddesinin iptalinin gerektiği, birleşen davada davacının tüm kararların iptalini talep ettiği, toplantı için zaruri işlemlerin yapılmasına ilişkin kararların iptalini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı, 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararı kesinleşmediğinden ve iptaline karar verildiğinden davacının işbu davaya açmada yetkili bulunduğu, bilançonun davacıya gönderildiği, ancak bunun yeterli olmadığı, davacının bilgi sahibi kılınmış olması gerektiği, sadece izahat verilmesinin yeterli bulunmadığı, 5.
günden maddesinin iptalinin gerektiği, ayrıca bu gündem maddesiyle bağlantılı yönetim ve denetim kurulunun ibrasına dair 6. gündem maddesinin de iptalinin zorunlu olduğu, diğer istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, asıl davada 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan gündemin 7. maddesine ilişkin kararın, birleşen davada 25.01.2006 tarihli genel kurulun 5. ve 6. gündem maddesinin iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davanın davalısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, genel kurulda alınan sermaye artırım kararının iptali, birleşen dava ise, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi sonrasında yapılan genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde tüm kararların iptaline ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davacısının davalı anonim şirkette pay sahibi olduğu, 20.12.2005 tarihinde yapılan genel kurulda azınlık pay sahibi sıfatıyla bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması sonrasında birleşen davanın konusu olan genel kurulun 25.01.2005 tarihinde yapıldığı ve bir takım kararların alındığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Yazılı gerekçe ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TTK’nun 377 inci maddesi hükmüne göre, bilançonun tasdiki hakkındaki müzakere, çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır; keyfiyet 368 nci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde ilan olunur.
Bununla beraber azlığın talebi üzerine bir defa tehir edildikten sonra tekrar müzakerelerin geri bırakılması talep olunabilmek için, bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında gereken izahatın verilmemiş olması gerekir. Bu izahatın nasıl olacağı kanunda açıklanmamış ise de erteleme isteyen nezdinde yeterli ve onu ikna edici, başka bir anlatımla tatmin edici olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Anılan maddenin değerlendirilmesi bakımından Dairemizin görüşü bu yöndedir(Bkz.12.02.2002 Tarih, 2002/8002 Esas-11518 sayılı Kararı). Esasen, doktrinde de Dairemizin görüşüne paralel yorumlar da bulunmaktadır (Bkz. Poroy-Tekinalp-Çamoğlu,; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, Güncelleştirilmiş 11. Basım, İstanbul 2009, s.455).
Ayrıca, genel kurulun ikinci kez ertelenmesinin pratik bir sonuç doğurması beklenemeyeceğinden bu yasa maddesinin kaldırılması gerektiği de ileri sürülmüştür(Bkz, […]; TTK […]II, İstanbul 1988, s.859). Somut olayda birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurul tutanağı incelendiğinde davacı azlık hakkı sabinin gelir tablosu ve bilanço üzerindeki taleplerinin görüşüldüğü, kendisine bilgi verildiği ve davacı azlık hakkı sahibinin bu bilginin yetersiz olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının talebi üzerine ertelenen ve birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurulda davacı azlık hakkı sabinin gelir-gider tablosu ile bilanço üzerinde görüşülmesini istediği hususların gündeme geldiği ve kendisine bir izahat verildiği çekişmesizdir. Ayrıca, davacı dışında bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunan ortağın olmayışı, diğer ortakların tamamının bilanço ile gelir ve gider tablosunun kabul edilmesi yönünde oy kullandığı dikkate alındığında ikinci kere bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi kararı verilmesinin bir pratik sonucu da bulunmamaktadır. Davacı azlık hakkı sahibinin açıkladığı hususlarda bir usulsüzlük iddiası mevcut ise sorumluluk davası açılması gibi daha etkin ortaklık haklarını kullanması mümkündür.
O halde, açıklanan hususlar dikkate alınarak birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın birleşen davanın davalısı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerde asıl ve birleşen davanın davacısından alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049271700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz