Marka iptali | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13818 E. 2012/4677 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat yükü↗ ilan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı adına 10.03.2000 tarihinde 29,30 ve 32. sınıfta tescil edilen markasındaki “FİT” ibaresinin cins belirtmediği, 556 sayılı KHK'nın 7. maddesinde belirtilen hususlara aykırılık bulunmadığı, ancak tescilli markanın 2007 yılından önce hiç kullanılmadığı, 2007 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nun 14. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasında ispat yükünün iptali istenen marka sahibi üzerinde olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira, mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır. Marka hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin lehlerinde verilen hükmün ilanını istemeleri bu nedenle mümkündür. Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiştir.
Bu durumda, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16040 E. 2015/1147 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · hisse senedi · yargılama gideri · tacir · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2-Bozma sebep ve şekline göre, tarafların «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hisse senetlerinin iade edildiği gerekçesiyle «davanın konusuz kalması» nedeniyle dava hakkında hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
1-Dava, davalılarda bulunan ve «hisse senedi» olduğu iddia edilen belgelerin iadesi istemine ilişkindir.
Anonim şirket hisse senetlerine ilişkin düzenleme TTK'da yer almakta olup, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca da, tarafların «tacir» olup olmadığına bakılmaksızın TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı hükme bağlandığından, mahkemece davanın niteliği dikkate alınmaksızın, uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13064 E. 2010/8306 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… 7 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Zira, mahkeme hükmünün «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.
Benzer bu kararda… ilişkin talebinin reddine, davalı adına tescilli markalardaki üç şeritten oluşan şekil kısmının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kullanımının önlenmesine, hükmün «ilanına», diğer taleplerin reddine ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları redddedilip, "da …
… aya uyulmuş, dosya kapsamına göre, daha önceki ilamda belirtildiği üzere marka tanınmışlığına ilişkin davada T.P.E. hasım gösterilmediğinden bu husustaki taleplerin «usulden reddi» gerektiği, «haksız rekabetin» tesbiti ve önlenmesi talebine ilişkin ilk hükümde mevcut karar Yargıtay ilamında bozma «sebebi» sayılmadığından ve diğer temyiz talepleri reddedildiğinden, bozmadan sonra yapılan yargılama safhasında bu husus ilk kararla kesinleşmiş kabul edilerek, yeniden değerlendirilmeye alınmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebiyle ilgili davanın kabulüne, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle,marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
Öte yandan,bozma sonrasında mahkemece,davalı adına tescil edilen iki markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken,hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.Zira,mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK.nin 62/f ve 72 nci madde hükümlerinde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü · usulden reddi · dava sebebi · haksız rekabet
Benzer bu kararda… aya uyulmuş, dosya kapsamına göre, daha önceki ilamda belirtildiği üzere marka tanınmışlığına ilişkin davada T.P.E. hasım gösterilmediğinden bu husustaki taleplerin «usulden reddi» gerektiği, «haksız rekabetin» tesbiti ve önlenmesi talebine ilişkin ilk hükümde mevcut karar Yargıtay ilamında bozma «sebebi» sayılmadığından ve diğer temyiz talepleri reddedildiğinden, bozmadan sonra yapılan yargılama safhasında bu husus ilk kararla kesinleşmiş kabul edilerek, yeniden değerlendirilmeye alınmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebiyle ilgili davanın kabulüne, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle,marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
2-Davacıya ait “ÜÇ ŞERİT”markasının tanınımış marka olduğunun tespitine ilişkin istem bölümünün reddine ilişkin karar «bölümü»,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi kapsamında kesinleşmiş olup,bozma sonrasında mahkemece,bu istem bölümü hakkında yeniden karar tesisine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken,kesinleşen önceki kararın tekrarı suretiyle hükmün 1 nolu bendinde “marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle «usulden reddine»”biçiminde yeniden karar tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Faydalı model hükümsüzlüğü | Faydalı modelin hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3057 E. 2013/19656 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… 7 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Zira, mahkeme hükmünün «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.
Benzer bu kararda2- Dava, davalı adına tescil edilen faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü ve hükmün «ilanı» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm özetinin «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 551 sayılı KHK'nın 137/f maddesinde yer almakta olup,bu hüküm patentten doğan hakları tecavüze uğrayanların açacakları hukuk davaları ile ilgili «bölümde» yer almaktadır.
Patentten doğan hakları tecavüze uğrayanların, lehlerinde verilen hükmün «ilanını» istemeleri mümkündür.Anılan KHK'da, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş bölümü
Benzer bu karardaHüküm özetinin «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 551 sayılı KHK'nın 137/f maddesinde yer almakta olup,bu hüküm patentten doğan hakları tecavüze uğrayanların açacakları hukuk davaları ile ilgili «bölümde» yer almaktadır.
1 benzer karar daha
-
Şirkete markasının hükümsüzlüğünü ve hükmün ilanını
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2930 E. 2011/14311 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… 7 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Zira, mahkeme hükmünün «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.
Benzer bu kararda… ığı, davalının "E" harfini ayırarak "TOKAÇ" sözcüğünü müstakil bir sözcükmüş gibi kullandığı ve davacı şirketle ilgi kurmayı amaçladığı izlenimi doğduğu, bu durumun «dürüstlük kurallarına» uygun olmadığı gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2-Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Zira, mahkeme hükmünün «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralı
Benzer bu kararda… ığı, davalının "E" harfini ayırarak "TOKAÇ" sözcüğünü müstakil bir sözcükmüş gibi kullandığı ve davacı şirketle ilgi kurmayı amaçladığı izlenimi doğduğu, bu durumun «dürüstlük kurallarına» uygun olmadığı gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13818 E. , 2012/4677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2007/292-2009/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya menşeli şirket olup, yurtdışında tescilli “VITAFIT” markasının tescili için TPE’ye yaptıkları başvuruya, davalının “FİT” ibareli marka tesciline dayanarak itiraz ettiğini, davalının bu markayı KHK'nin 42, 7 ve 14 maddeleri gereğince son 5 yıldır ciddi olarak kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının iptalini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili adına tescilli bulunan markanın tescil ettirildiği bütün emtialarda kullanıldığını, markanın ayırt edicilik niteliğini kazandığını, hükümsüzlük istenemeyeceği savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı adına 10.03.2000 tarihinde 29,30 ve 32. sınıfta tescil edilen markasındaki “FİT” ibaresinin cins belirtmediği, 556 sayılı KHK'nın 7. maddesinde belirtilen hususlara aykırılık bulunmadığı, ancak tescilli markanın 2007 yılından önce hiç kullanılmadığı, 2007 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nun 14. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasında ispat yükünün iptali istenen marka sahibi üzerinde olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Zira, mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır. Marka hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin lehlerinde verilen hükmün ilanını istemeleri bu nedenle mümkündür. Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiştir.
Bu durumda, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın hüküm bölümünün “Marka iptaline ilişkin hükmün özetinin masrafı davalıdan alınarak tirajı en yüksek 3 adet günlük gazetede ilanına” şeklindeki 7.bendinin hükümden kaldırılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048862700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz