Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13064 E. 2010/8306 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş bölümü↗ usulden reddi↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, marka tanınmışlığına ilişkin talebinin reddine, davalı adına tescilli markalardaki üç şeritten oluşan şekil kısmının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kullanımının önlenmesine, hükmün ilanına, diğer taleplerin reddine ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları redddedilip, "davalı şirket adına tescilli 193352 ve 193642 nolu markaların tamamen hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesi gerekirken kısmi hükümsüzlüğe karar verilmiş olmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle, davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, dosya kapsamına göre, daha önceki ilamda belirtildiği üzere marka tanınmışlığına ilişkin davada T.P.E. hasım gösterilmediğinden bu husustaki taleplerin usulden reddi gerektiği, haksız rekabetin tesbiti ve önlenmesi talebine ilişkin ilk hükümde mevcut karar Yargıtay ilamında bozma sebebi sayılmadığından ve diğer temyiz talepleri reddedildiğinden, bozmadan sonra yapılan yargılama safhasında bu husus ilk kararla kesinleşmiş kabul edilerek, yeniden değerlendirilmeye alınmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebiyle ilgili davanın kabulüne, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle,marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacıya ait “ÜÇ ŞERİT”markasının tanınımış marka olduğunun tespitine ilişkin istem bölümünün reddine ilişkin karar bölümü,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi kapsamında kesinleşmiş olup,bozma sonrasında mahkemece,bu istem bölümü hakkında yeniden karar tesisine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken,kesinleşen önceki kararın tekrarı suretiyle hükmün 1 nolu bendinde “marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine”biçiminde yeniden karar tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Öte yandan,bozma sonrasında mahkemece,davalı adına tescil edilen iki markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken,hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.Zira,mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK.nin 62/f ve 72 nci madde hükümlerinde yer almakta olup,bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.Marka hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin lehlerinde verilen hükmün ilanını istenmeleri bu nedenle mümkündür.Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiş olup,mahkemece bu yön gözden kaçırılmıştır.
Bu durumda,kararın bu yönlerden bozulması gerekmiş ise de,yapılan yanlışlığın giderilmesi,yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün,aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13818 E. 2012/4677 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz kararda… ilişkin talebinin reddine, davalı adına tescilli markalardaki üç şeritten oluşan şekil kısmının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kullanımının önlenmesine, hükmün «ilanına», diğer taleplerin reddine ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları redddedilip, "da …
… aya uyulmuş, dosya kapsamına göre, daha önceki ilamda belirtildiği üzere marka tanınmışlığına ilişkin davada T.P.E. hasım gösterilmediğinden bu husustaki taleplerin «usulden reddi» gerektiği, «haksız rekabetin» tesbiti ve önlenmesi talebine ilişkin ilk hükümde mevcut karar Yargıtay ilamında bozma «sebebi» sayılmadığından ve diğer temyiz talepleri reddedildiğinden, bozmadan sonra yapılan yargılama safhasında bu husus ilk kararla kesinleşmiş kabul edilerek, yeniden değerlendirilmeye alınmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebiyle ilgili davanın kabulüne, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle,marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde «ilanına» karar verilmiştir.
Öte yandan,bozma sonrasında mahkemece,davalı adına tescil edilen iki markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken,hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.Zira,mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK.nin 62/f ve 72 nci madde hükümlerinde …
Benzer bu kararda… 7 yılındaki kullanımın dava açılmasından önceki 3 ay içinde olduğu ve ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı markanın iptaline, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2)Mahkemece, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken, hükmün «ilanı» isteminin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Zira, mahkeme hükmünün «ilan» edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. madde hükümlerinde yer almakta olup, bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü
Benzer bu kararda1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 sayılı KHK’nun 14. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasında «ispat yükünün» iptali istenen marka sahibi üzerinde olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Şirketin ihyası | Şirketin ihyası | Ticaret sicil tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15483 E. 2011/6202 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · ihya · alacak davası · anonim şirket
Benzer bu kararda2-Davalı ... vekilinin temyiz istemine gelince; dava, «anonim şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, bu tür davalarda, davalılardan «ticaret sicil müdürlüğü» «yasal hasım» konumunda bulunmakla, davanın açılmasına kendisi sebebiyet vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyesinden» önce davacı tarafından «alacak davası» açıldığı, şirketin ihyasının istenmesinde «hukuki yarar» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «ticaret sicile tesciline» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7535 E. 2016/8498 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · terkin
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davalı ...'nün «yasal hasım» olmayıp, şirketin «ticaret sicilinden terkini» işleminin re'sen davalı tarafından yapılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13064 E. , 2010/8306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.04.2008 tarih ve 2007/289-2008/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacılar avukatı ... ile davalı şirket yetkilisi ... gelip, avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı ve davalı şirket yetkilisi dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, özellikle spor giysileri, spor ayakkabıları ve spor malzemeleri alanında faaliyet gösteren ve dünyaca tanınmış müvekkillerinin T.P.E. nezdinde tescilli 40'ı aşkın markalarının bulunduğunu, müvekkillerine ait üç şeritten oluşan şekil markasının, uzun yıllara dayanan esas kullanım, reklam ve pazarlama faaliyetleri ile müvekkilleri tarafından dünya çapında tanınmış, tüketici gözünde ADİDAS markası ve ADİDAS ürünleri ile özdeşleştiğini, davalı firmanın "ÜÇ ŞERİT" ibaresini, müvekkillerine ait "ÜÇ ŞERİT" markası ile açıkça iltibas, tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde "ETAP" sözcüğü eşliğinde 86734 sayı ve ayakkabı, şort, tişört, eşofman ve formlar için "ATASPOR" sözcüğü eşliğinde 78895 sayı ile marka olarak tescil ettirdiğini, İstanbul 1.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1990/1918 esas, 1990/4750 karar sayılı kararı ile, davalıya ait markaların sicilden terkinine ve haksız rekabetin men'ine karar verildiği halde, davalının 1997 yılında aynı markaları aynı sınıf ve ürünlere ilave olarak 28. sınıf da dahil olmak üzere 193352 ve 193642 numaralar ile yeniden tescil ettirdiğini ileri sürerek, müvekkiline ait "ÜÇ ŞERİT" markasının tanınmış marka olduğunun tespitini, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesini, davalıya ait 193352 ve 193642 sayılı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili , davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, marka tanınmışlığına ilişkin talebinin reddine, davalı adına tescilli markalardaki üç şeritten oluşan şekil kısmının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, kullanımının önlenmesine, hükmün ilanına, diğer taleplerin reddine ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları redddedilip, "davalı şirket adına tescilli 193352 ve 193642 nolu markaların tamamen hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesi gerekirken kısmi hükümsüzlüğe karar verilmiş olmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle, davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, dosya kapsamına göre, daha önceki ilamda belirtildiği üzere marka tanınmışlığına ilişkin davada T.P.E. hasım gösterilmediğinden bu husustaki taleplerin usulden reddi gerektiği, haksız rekabetin tesbiti ve önlenmesi talebine ilişkin ilk hükümde mevcut karar Yargıtay ilamında bozma sebebi sayılmadığından ve diğer temyiz talepleri reddedildiğinden, bozmadan sonra yapılan yargılama safhasında bu husus ilk kararla kesinleşmiş kabul edilerek, yeniden değerlendirilmeye alınmadığı, bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük talebiyle ilgili davanın kabulüne, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle,marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine, davalı adına tescilli 193352 ve 193642 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacıya ait “ÜÇ ŞERİT”markasının tanınımış marka olduğunun tespitine ilişkin istem bölümünün reddine ilişkin karar bölümü,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi kapsamında kesinleşmiş olup,bozma sonrasında mahkemece,bu istem bölümü hakkında yeniden karar tesisine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken,kesinleşen önceki kararın tekrarı suretiyle hükmün 1 nolu bendinde “marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine”biçiminde yeniden karar tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Öte yandan,bozma sonrasında mahkemece,davalı adına tescil edilen iki markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karar ile yetinilmesi gerekirken,hükmün ilanı isteminin kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.Zira,mahkeme hükmünün ilan edilmesine yönelik düzenleme 556 sayılı KHK.nin 62/f ve 72 nci madde hükümlerinde yer almakta olup,bu hüküm, marka tescilinden doğan hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin hakları ve talepleri ile ilgili hükümler de içeren sekizinci kısmın içerisinde yer almaktadır.Marka hakları tecavüze uğrayan hak sahiplerinin lehlerinde verilen hükmün ilanını istenmeleri bu nedenle mümkündür.Anılan KHK'de, mahkemece verilen hükümsüzlük kararlarının ilan edileceğine dair bir düzenlemeye hükümsüzlük ile ilgili beşinci kısımda yer verilmemiş olup,mahkemece bu yön gözden kaçırılmıştır.
Bu durumda,kararın bu yönlerden bozulması gerekmiş ise de,yapılan yanlışlığın giderilmesi,yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK.nun 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün,aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenleele, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın (HÜKÜM) bölümünün“marka tanınmışlığına ilişkin davanın T.P.E.'nin hasım gösterilmemesi sebebiyle usulden reddine”biçiminde 1 nolu bentte yer alan ibarelerin hükümde çıkrtılmasına yerine “Davacıya ait ' ÜÇ ŞERİT 'markasının tanınımış marka olduğunun tespitine ilişkin istem bölümünün reddine ilişkin karar bölümü,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi kapsamında kesinleşmiş olduğundan,bu istem bölümü hakkında yeniden karar tesisine yer olmadığına”ibarelerinin yazılmasına ve 2 nolu bentte yer alan “karar özetinin ülke genelinde yayınlanan tirajı yüksek gazetelerden birinde ilanına”ibarelerinin hükümden kaldırılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026307800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz