Tanıma Ve Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/748 E. 2012/2139 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/10343 E,2011/11586 K sayılı ilamıyla davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3006 E. 2014/9874 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · marka hakkına tecavüz · taraf ehliyeti · ortalama tüketici · maddi tazminat · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… n deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK'nın 42, 43. maddeleri uyarınca, davacının hükümsüzlük istemi yönünden aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu, davacı dayanağı markalar ile davalı markasının «ortalama tüketiciler» nezdinde «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğu, markaların tescilli oldukları sınıflar dikkate alınarak, 556 sayılı KHK'nin 8/3, 42. maddeleri kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, sonradan tescil edilmiş markanın terkininin istenebileceği gerekçesiyle, davalı adına TPE nezdinde 01 ve 16. sınıflarda tescilli 2010/10343 no'lu "eb S02 Elsabond + şekil" ibareli markanın, tescilli olduğu tüm sınıflar ve emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve «maddi tazminat» isteminin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesinde hükme bağlanan «taleple bağlılık ilkesi» uyarınca davacının davada dayanak yaptığı marka değerlendirilmek suretiyle karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2002 E. 2024/5025 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limit artırım sözleşmesi · hesap kat ihtarı · ortaklıktan çıkma · kat ihtarı · hesap kat · şirketin feshi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, öncelikle «yetki» yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın başlatmış olduğu Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 E. sayılı takibin ödeme emrinde borcun «sebebi» olarak "30/09/2019 tarihli 1.688.485,49 TL'lık 30.09.2019 «vade» tarihli Genel Kredi Sözleşmesi" yazdığını ancak müvekkilinin 2019 tarihinde imzaladığı bir sözleşme olmadığını, 30.09.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak icra takibi yapıldığından davacının icra takibine dayanağını değiştirmesine «muvafakat» etmediklerini, müvekkilinin 09.01.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Tutarının Artırılması belgesinde de imzası olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmeden sonra imzalan 2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, «hesap kat ihtarının» taraflarına «teslim» edilmediğini, 2013 yılı aralık ayından beri asıl borçlu ile bir ilişkisi kalmadığını «kefalet» üst sınırının takip alacağından düşük olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
A.Ş. arasında «kredi sözleşmesi» düzenlendiğini, davalıların işbu kredi sözleşmesini «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıklarını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine Kahramanmaraş 7.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, Genel Kredi Sözleşmesi olarak dosyaya «ibraz» edilen ve takibin dayanağı olduğu belirtilen belgedeki yazı örnekleri müvekkiline ait olmadığını, imzayı kabul anlamına gelmemekle birlikte «kefalet» kısmı hariç sözleşmenin hiçbir yerinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, şirket ortaklarının özellikle Aydın Uzun ile olan problemin giderilmemesi sebebiyle müvekkilinin 22.08.2019 tarihinde «şirketin feshi» veya «ortaklıktan çıkma» davası açtığını, 010344 yevmiye numaralı taksitli kredi belgesinde kredinin kullandırım tarihinin 27.02.2019 olarak gözüktüğünü, 27.02.2019 tarihinde müvekkilinin şirket yetkilisi olmadığını, kefaletin şekline uymadan yapılan ve «kefilin» sorumluluğunu artıran değişikliklerin «geçersiz» olacağını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dosyada «yetki» ve süreye ilişkin usuli şartların sağlandığını, taraflar arasında 2019 tarihli bir sözleşme bulunmadığı, davacının bunu takibe sehven yazdığı, davalı ...'un imzasının bulunduğu 12.12.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ile dava konusu borcun kaynağı olan ve davalı ...'un imzasını taşımayan 09.05.2016 tarihli sözleşme ve 09.01.2018 tarihli «limit artırım sözleşmesi» arasında geçerli bir bağlantı bulunmadığını, borç kaynağı olan sözleşmelerdeki tarih unsurunun bu sözleşmede imzası bulunan davalı ...'un elinden çıkmadığı, bu nedenle «kefalet» akdinin bu davalı bakımından geçerli olmadığı, «kötü niyet tazminatı» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2970 E. 2012/4064 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/748 E. , 2012/2139 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2009 gün ve 2007/505-2009/131 sayılı kararı bozan Daire’nin 30/09/2011 gün ve 2009/10343-2011/11586 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden aldığı parayı ödememesi üzerine Almanya Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın kabul edildiğini, kararının kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/10343 E,2011/11586 K sayılı ilamıyla davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 17/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047793500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz