İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2002 E. 2024/5025 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit artırım sözleşmesi↗ hesap kat ihtarı↗ ortaklıktan çıkma↗ kat ihtarı↗ hesap kat↗ şirketin feshi↗ icra inkâr tazminatı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ zamanaşımı def'i↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ rücu↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ def'i↗ vade↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/328 E., 2022/465 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Gıda ve Amb. San. ve Tic. A.Ş. arasında kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalıların işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine Kahramanmaraş 7. Noterliğinin 09.09.2019 tarih 10343 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 Esas sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine takip başlatıldığını, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, öncelikle yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın başlatmış olduğu Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 E. sayılı takibin ödeme emrinde borcun sebebi olarak "30/09/2019 tarihli 1.688.485,49 TL'lık 30.09.2019 vade tarihli Genel Kredi Sözleşmesi" yazdığını ancak müvekkilinin 2019 tarihinde imzaladığı bir sözleşme olmadığını, 30.09.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak icra takibi yapıldığından davacının icra takibine dayanağını değiştirmesine muvafakat etmediklerini, müvekkilinin 09.01.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Tutarının Artırılması belgesinde de imzası olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmeden sonra imzalan 2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, hesap kat ihtarının taraflarına teslim edilmediğini, 2013 yılı aralık ayından beri asıl borçlu ile bir ilişkisi kalmadığını kefalet üst sınırının takip alacağından düşük olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, Genel Kredi Sözleşmesi olarak dosyaya ibraz edilen ve takibin dayanağı olduğu belirtilen belgedeki yazı örnekleri müvekkiline ait olmadığını, imzayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet kısmı hariç sözleşmenin hiçbir yerinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, şirket ortaklarının özellikle Aydın Uzun ile olan problemin giderilmemesi sebebiyle müvekkilinin 22.08.2019 tarihinde şirketin feshi veya ortaklıktan çıkma davası açtığını, 010344 yevmiye numaralı taksitli kredi belgesinde kredinin kullandırım tarihinin 27.02.2019 olarak gözüktüğünü, 27.02.2019 tarihinde müvekkilinin şirket yetkilisi olmadığını, kefaletin şekline uymadan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin geçersiz olacağını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dosyada yetki ve süreye ilişkin usuli şartların sağlandığını, taraflar arasında 2019 tarihli bir sözleşme bulunmadığı, davacının bunu takibe sehven yazdığı, davalı ...'un imzasının bulunduğu 12.12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile dava konusu borcun kaynağı olan ve davalı ...'un imzasını taşımayan 09.05.2016 tarihli sözleşme ve 09.01.2018 tarihli limit artırım sözleşmesi arasında geçerli bir bağlantı bulunmadığını, borç kaynağı olan sözleşmelerdeki tarih unsurunun bu sözleşmede imzası bulunan davalı ...'un elinden çıkmadığı, bu nedenle kefalet akdinin bu davalı bakımından geçerli olmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 12.12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 09.05.2016 tarihli sözleşmenin gerekli bağlantı hükümlerini barındırdığını ve davalı ...'un kefalet sorumluluğunun imzaladığı sözleşmeden önceki ve sonraki borçları da kapsadığını, davalının kefaletten rücu etmediğini, davalı ... bakımından kefaletin diğer tüm şartlarının sağlandığını, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu, beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak karşı tarafın takibin salahiyetine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin yapılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3006 E. 2014/9874 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · marka hakkına tecavüz · taraf ehliyeti · ortalama tüketici · maddi tazminat · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… n deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK'nın 42, 43. maddeleri uyarınca, davacının hükümsüzlük istemi yönünden aktif dava «ehliyetinin» bulunduğu, davacı dayanağı markalar ile davalı markasının «ortalama tüketiciler» nezdinde «iltibas» oluşturacak derecede benzer olduğu, markaların tescilli oldukları sınıflar dikkate alınarak, 556 sayılı KHK'nin 8/3, 42. maddeleri kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, sonradan tescil edilmiş markanın terkininin istenebileceği gerekçesiyle, davalı adına TPE nezdinde 01 ve 16. sınıflarda tescilli 2010/10343 no'lu "eb S02 Elsabond + şekil" ibareli markanın, tescilli olduğu tüm sınıflar ve emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve «maddi tazminat» isteminin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesinde hükme bağlanan «taleple bağlılık ilkesi» uyarınca davacının davada dayanak yaptığı marka değerlendirilmek suretiyle karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7215 E. 2022/206 K.
Ortak:kötü niyet tazminatı · kötü niyet
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, öncelikle «yetki» yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın başlatmış olduğu Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 E. sayılı takibin ödeme emrinde borcun «sebebi» olarak "30/09/2019 tarihli 1.688.485,49 TL'lık 30.09.2019 «vade» tarihli Genel Kredi Sözleşmesi" yazdığını ancak müvekkilinin 2019 tarihinde imzaladığı bir sözleşme olmadığını, 30.09.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak icra takibi yapıldığından davacının icra takibine dayanağını değiştirmesine «muvafakat» etmediklerini, müvekkilinin 09.01.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Tutarının Artırılması belgesinde de imzası olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmeden sonra imzalan 2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, «hesap kat ihtarının» taraflarına «teslim» edilmediğini, 2013 yılı aralık ayından beri asıl borçlu ile bir ilişkisi kalmadığını «kefalet» üst sınırının takip alacağından düşük olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı def»'inde bulunduklarını, Genel Kredi Sözleşmesi olarak dosyaya «ibraz» edilen ve takibin dayanağı olduğu belirtilen belgedeki yazı örnekleri müvekkiline ait olmadığını, imzayı kabul anlamına gelmemekle birlikte «kefalet» kısmı hariç sözleşmenin hiçbir yerinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, şirket ortaklarının özellikle Aydın Uzun ile olan problemin giderilmemesi sebebiyle müvekkilinin 22.08.2019 tarihinde «şirketin feshi» veya «ortaklıktan çıkma» davası açtığını, 010344 yevmiye numaralı taksitli kredi belgesinde kredinin kullandırım tarihinin 27.02.2019 olarak gözüktüğünü, 27.02.2019 tarihinde müvekkilinin şirket yetkilisi olmadığını, kefaletin şekline uymadan yapılan ve «kefilin» sorumluluğunu artıran değişikliklerin «geçersiz» olacağını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dosyada «yetki» ve süreye ilişkin usuli şartların sağlandığını, taraflar arasında 2019 tarihli bir sözleşme bulunmadığı, davacının bunu takibe sehven yazdığı, davalı ...'un imzasının bulunduğu 12.12.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ile dava konusu borcun kaynağı olan ve davalı ...'un imzasını taşımayan 09.05.2016 tarihli sözleşme ve 09.01.2018 tarihli «limit artırım sözleşmesi» arasında geçerli bir bağlantı bulunmadığını, borç kaynağı olan sözleşmelerdeki tarih unsurunun bu sözleşmede imzası bulunan davalı ...'un elinden çıkmadığı, bu nedenle «kefalet» akdinin bu davalı bakımından geçerli olmadığı, «kötü niyet tazminatı» şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine, davalılar lehine 183.485,15 TL'nin % 40'ı oranında «kötü niyet tazminatı» ödenmesine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2002 E. , 2024/5025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1031 Esas, 2023/183 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/328 E., 2022/465 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Gıda ve Amb. San. ve Tic. A.Ş. arasında kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalıların işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine Kahramanmaraş 7. Noterliğinin 09.09.2019 tarih 10343 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 Esas sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine takip başlatıldığını, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Trabzon Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, öncelikle yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın başlatmış olduğu Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/96464 E. sayılı takibin ödeme emrinde borcun sebebi olarak "30/09/2019 tarihli 1.688.485,49 TL'lık 30.09.2019 vade tarihli Genel Kredi Sözleşmesi" yazdığını ancak müvekkilinin 2019 tarihinde imzaladığı bir sözleşme olmadığını, 30.09.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayanarak icra takibi yapıldığından davacının icra takibine dayanağını değiştirmesine muvafakat etmediklerini, müvekkilinin 09.01.2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Tutarının Artırılması belgesinde de imzası olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmeden sonra imzalan 2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, hesap kat ihtarının taraflarına teslim edilmediğini, 2013 yılı aralık ayından beri asıl borçlu ile bir ilişkisi kalmadığını kefalet üst sınırının takip alacağından düşük olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, Genel Kredi Sözleşmesi olarak dosyaya ibraz edilen ve takibin dayanağı olduğu belirtilen belgedeki yazı örnekleri müvekkiline ait olmadığını, imzayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet kısmı hariç sözleşmenin hiçbir yerinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, şirket ortaklarının özellikle Aydın Uzun ile olan problemin giderilmemesi sebebiyle müvekkilinin 22.08.2019 tarihinde şirketin feshi veya ortaklıktan çıkma davası açtığını, 010344 yevmiye numaralı taksitli kredi belgesinde kredinin kullandırım tarihinin 27.02.2019 olarak gözüktüğünü, 27.02.2019 tarihinde müvekkilinin şirket yetkilisi olmadığını, kefaletin şekline uymadan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin geçersiz olacağını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu dosyada yetki ve süreye ilişkin usuli şartların sağlandığını, taraflar arasında 2019 tarihli bir sözleşme bulunmadığı, davacının bunu takibe sehven yazdığı, davalı ...'un imzasının bulunduğu 12.12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile dava konusu borcun kaynağı olan ve davalı ...'un imzasını taşımayan 09.05.2016 tarihli sözleşme ve 09.01.2018 tarihli limit artırım sözleşmesi arasında geçerli bir bağlantı bulunmadığını, borç kaynağı olan sözleşmelerdeki tarih unsurunun bu sözleşmede imzası bulunan davalı ...'un elinden çıkmadığı, bu nedenle kefalet akdinin bu davalı bakımından geçerli olmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
12. 12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 09.05.2016 tarihli sözleşmenin gerekli bağlantı hükümlerini barındırdığını ve davalı ...'un kefalet sorumluluğunun imzaladığı sözleşmeden önceki ve sonraki borçları da kapsadığını, davalının kefaletten rücu etmediğini, davalı ... bakımından kefaletin diğer tüm şartlarının sağlandığını, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu, beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak karşı tarafın takibin salahiyetine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin yapılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130798400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz