Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10314 E. 2012/1965 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ bildirim yükümlülüğü↗ hayat sigortası↗ sigorta ettiren↗ şikayet↗ sigorta sözleşmesi↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, yıllık kredi hayat sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır. Şöyle ki;
Davacıların murisi, davalı şirket trafından yıllık kredi hayat sigortası ile sigortalanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden sigortalının halsizlik, sararma vs şikayetler ile özel bir hastaneye müracaat ettiği, buradan T.Ü.Tıp.Fak Hastanesine sevkedildiği,31.12.2005 tarihinde yatışının yapıldığı, 13.01.2006 tarihinde de öldüğü anlaşılmaktadır. Aynı hastane tarafından düzenlenen epikriz raporunun hastalığın hikayesi kısmında son 1,5 yıldır hepatit B olan hastaya tedavi ve takip önerilmediği, bu süreçte rahatsızlık geçirmeyen hastanın son 15 gün içerisinde hastalandığı belirtilmiş, hastanın öz geçmiş hanesinde de 5 yıldır şeker hastası olduğu notu düşülmüştür.Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda ise, sigortalının ölüm sebebinin kronik karaciğer hastalığının akut alevlenmesi olduğu, kronik karaciğer hastalığının bulgularının 4 ay veya daha önceki bir dönemde ortaya çıkmasının beklendiği açıklanmış, şeker hastalığı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2 maddesinde, "Sigortacı, bu sözlesmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse sözlesmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözlesmeyi yapmamasını veya daha ağır sartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür" hükmü düzenlenmiştir. Sözleşme sırasında imzalanan yıllık kredi hayat sigortası başvuru ve beyan formunda sigortalı tarafından herhangi bir hastalık bildirilmemiştir. Davalı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Şu halde, uyuşmazlığın çözümünde, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının hastalığını bilip bilmediği önem kazanmaktadır.
Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki dahili hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4405 E. 2013/4922 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki «dahili» hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, sigortalının ölümü ile şeker hastalığı arasında «nedensellik bağı» bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden, ulaşılabilen tedavi evrakı değerlendirilerek hekim bilirkişi ya da bilirkişilerden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nedensellik bağı · reeskont faizi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosya içinde mevcut doktor raporlarında sigorta yapılmadan önce sigortalının şeker hastası olduğunu bildirdiği ve insülin de kullandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 28.630 TL’nin 06.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, ferdi kaza «sigorta poliçesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
A.Ş.'nden konut kredisi kullandığını, bu amaçla davalı ... tarafından ferdi kaza «sigorta poliçesi» düzenlendiğini, sigortalı murisin hayatını kaybettiğini, buna karşın davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, sigortalının ölümü ile şeker hastalığı arasında «nedensellik bağı» bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden, ulaşılabilen tedavi evrakı değerlendirilerek hekim bilirkişi ya da bilirkişilerden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4182 E. 2013/5640 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDava, yıllık kredi «hayat sigortası sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır.
Davalı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki «dahili» hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın «kredi sözleşmesi» sırasında yapılan ve menfaattarı kendisi olan «sigorta sözleşmesi» nedeniyle, diğer davalı sigorta şirketinden alacağı tahsil etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların murisine kredi veren davalı bankanın kredi alacağının, menfaattarı olduğu sigorta sözleşmesi gereğince, sigortacıdan istenilebileceği gibi kredi borçlusundan da her zaman istenilebilir.
Ayrıca somut olayda davalı banka diğer davalı sigorta şirketine başvurmuş ancak bu başvurusu doğru «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıldığı belirtilerek reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · mahsup · kredi sözleşmesi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve hastane kayıtlarına göre, murisin sözleşme anında henüz hastalığının ne olduğunu bilmediği, «kredi sözleşmesinden» sonra «kesin» olarak crohn hastası olduğunu öğrendiği, hastalığın sıkça görülen ve toplum tarafından tüm bireylerce bilinebilecek nitelikte bir hastalık olmadığı, uygulamada Kredili Hayat Sözleşmeleri'nin, Tüketici Kredisi ekinde müşterilere imzalatıldığı, davalının «aydınlatma yükümlülüğünü» yeterince yerine getirdiğine dair bir delil sunamadığı, bu nedenle murisin kusurunun bulunmadığı ve bankanın, diğer davalı sigorta şirketinden Kredili Hayat Sözleşmesi'ne istinaden tazminat talep ederek kredi borcuna «mahsup» etmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin, davalıdan bir alacak talebi olmadığından davalı şirketin taraf sıfatının olmadığı, davacıların kredi borçlusu olmadığı …
Dava, «kredi sözleşmesi» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı bankanın «kredi sözleşmesi» sırasında yapılan ve menfaattarı kendisi olan «sigorta sözleşmesi» nedeniyle, diğer davalı sigorta şirketinden alacağı tahsil etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların murisine kredi veren davalı bankanın kredi alacağının, menfaattarı olduğu sigorta sözleşmesi gereğince, sigortacıdan istenilebileceği gibi kredi borçlusundan da her zaman istenilebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Ortak:eksik inceleme · Sigorta
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki «dahili» hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10314 E. , 2012/1965 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2010 tarih ve 2010/78-2010/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili,müvekkillerinin murisinin Denizbank A.Ş den aldığı kredi için sağlığında davalı ile yıllık kredi hayat sigorta sözleşmesi yaptığını, murisin ölümünün ihbar edilmesine rağmen davalının cayma hakkını kullanmadığını, eksik beyanda bulunulduğundan bahisle ödeme yapılmadığını, oysa murisin sağlıklı bir insan olduğunu, 15 gün içinde rahatsızlanarak vefat ettiğini, ileri sürerek, 17.000 TL'nin 09.04.2006 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin başvuru sırasında doldurduğu sağlık beyan formunda sağlıklı olduğunu, sorgulanan hastalıkları geçirmediğini beyan ettiğini, ölüm nedeninin karaciğer yetmezliği olarak belirtildiğini, doktor tarafından düzenlenen raporda murisin 1,5 yıldır Hepatit B, 5 yıldır da şeker hastası olduğunun belirtildiğini, Hayat Sigortası Genel Şartları C-2 maddesine göre, sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile tazminat talebinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin, murisin sağlık beyan formunda yalan ve gerçeğe aykırı olarak hastalığını gizleyerek beyanda bulunduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ilişkin kararı Daire'mizin 16.11.2009 tarihli ilamında yazılı gerekçe ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, yıllık kredi hayat sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır. Şöyle ki;
Davacıların murisi, davalı şirket trafından yıllık kredi hayat sigortası ile sigortalanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden sigortalının halsizlik, sararma vs şikayetler ile özel bir hastaneye müracaat ettiği, buradan T.Ü.Tıp.Fak Hastanesine sevkedildiği,31.12.2005 tarihinde yatışının yapıldığı, 13.01.2006 tarihinde de öldüğü anlaşılmaktadır. Aynı hastane tarafından düzenlenen epikriz raporunun hastalığın hikayesi kısmında son 1,5 yıldır hepatit B olan hastaya tedavi ve takip önerilmediği, bu süreçte rahatsızlık geçirmeyen hastanın son 15 gün içerisinde hastalandığı belirtilmiş, hastanın öz geçmiş hanesinde de 5 yıldır şeker hastası olduğu notu düşülmüştür.Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda ise, sigortalının ölüm sebebinin kronik karaciğer hastalığının akut alevlenmesi olduğu, kronik karaciğer hastalığının bulgularının 4 ay veya daha önceki bir dönemde ortaya çıkmasının beklendiği açıklanmış, şeker hastalığı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2 maddesinde, "Sigortacı, bu sözlesmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse sözlesmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözlesmeyi yapmamasını veya daha ağır sartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür" hükmü düzenlenmiştir. Sözleşme sırasında imzalanan yıllık kredi hayat sigortası başvuru ve beyan formunda sigortalı tarafından herhangi bir hastalık bildirilmemiştir. Davalı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Şu halde, uyuşmazlığın çözümünde, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının hastalığını bilip bilmediği önem kazanmaktadır.
Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki dahili hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, sigorta sözleşmesinin yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047671700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz