Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4182 E. 2013/5640 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ tüketici kredisi↗ sigorta sözleşmesi↗ tespit davası↗ mahsup↗ kredi sözleşmesi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve hastane kayıtlarına göre, murisin sözleşme anında henüz hastalığının ne olduğunu bilmediği, kredi sözleşmesinden sonra kesin olarak crohn hastası olduğunu öğrendiği, hastalığın sıkça görülen ve toplum tarafından tüm bireylerce bilinebilecek nitelikte bir hastalık olmadığı, uygulamada Kredili Hayat Sözleşmeleri'nin, Tüketici Kredisi ekinde müşterilere imzalatıldığı, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yeterince yerine getirdiğine dair bir delil sunamadığı, bu nedenle murisin kusurunun bulunmadığı ve bankanın, diğer davalı sigorta şirketinden Kredili Hayat Sözleşmesi'ne istinaden tazminat talep ederek kredi borcuna mahsup etmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin, davalıdan bir alacak talebi olmadığından davalı şirketin taraf sıfatının olmadığı, davacıların kredi borçlusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... T.A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile davacıların bu davalıya 6.057,71 TL kredi borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... T.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı bankanın kredi sözleşmesi sırasında yapılan ve menfaattarı kendisi olan sigorta sözleşmesi nedeniyle, diğer davalı sigorta şirketinden alacağı tahsil etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların murisine kredi veren davalı bankanın kredi alacağının, menfaattarı olduğu sigorta sözleşmesi gereğince, sigortacıdan istenilebileceği gibi kredi borçlusundan da her zaman istenilebilir. Alacaklı bankayı, alacağını sadece sigortacıdan istemeye zorlamak mümkün değildir. Ayrıca somut olayda davalı banka diğer davalı sigorta şirketine başvurmuş ancak bu başvurusu doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı belirtilerek reddedilmiştir. Bu nedenle, davalı bankanın MK'nın .... maddesine aykırı davrandığı da kabul edilemeyeceğinden kredi borcu bakımından davacıların murisinin borçlu olmadığının tespitine dair davanın dinlenilebilmesi mümkün olmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, temyiz eden davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · dosya masrafı · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10314 E. 2012/1965 K.
Ortak:beyan yükümlülüğü · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı bankanın «kredi sözleşmesi» sırasında yapılan ve menfaattarı kendisi olan «sigorta sözleşmesi» nedeniyle, diğer davalı sigorta şirketinden alacağı tahsil etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların murisine kredi veren davalı bankanın kredi alacağının, menfaattarı olduğu sigorta sözleşmesi gereğince, sigortacıdan istenilebileceği gibi kredi borçlusundan da her zaman istenilebilir.
Ayrıca somut olayda davalı banka diğer davalı sigorta şirketine başvurmuş ancak bu başvurusu doğru «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranıldığı belirtilerek reddedilmiştir.
Benzer bu karardaDava, yıllık kredi «hayat sigortası sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır.
Davalı, sözleşmenin yapılması sırasında sigortalının «beyan yükümlülüğüne» aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki «dahili» hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · hayat sigortası · sigorta ettiren · şikayet · dava sebebi · eksik inceleme · dahili dava · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAynı hastane tarafından düzenlenen epikriz raporunun hastalığın hikayesi kısmında «son» 1,5 yıldır hepatit B olan hastaya tedavi ve takip önerilmediği, bu süreçte rahatsızlık geçirmeyen hastanın son 15 gün içerisinde hastalandığı belirtilmiş, hastanın öz geçmiş hanesinde de 5 yıldır şeker hastası olduğu notu düşülmüştür.Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda ise, sigortalının ölüm «sebebinin» kronik karaciğer hastalığının akut alevlenmesi olduğu, kronik karaciğer hastalığının bulgularının 4 ay veya daha önceki bir dönemde ortaya çıkmasının beklendiği aç …
Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2 maddesinde, "Sigortacı, bu sözlesmeyi, gerek «sigorta ettiren» gerekse sözlesmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözlesmeyi yapmamasını veya daha ağır sartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri «bildirmekle yükümlüdür»" hükmü düzenlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, bir sigorta uzmanı ve iki «dahili» hastalıklar uzmanı hekim bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, «sigorta sözleşmesinin» yapıldığı tarihte sigortalıda hastalığın mevcut olup olmadığı, mevcut ise sigortalı tarafından bilinip bilinmeyeceği konusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dava, yıllık kredi «hayat sigortası sözleşmesine» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar yeterli araştırmaya dayanmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4182 E. , 2013/5640 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.03.2011 tarih ve 2009/554-2011/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... T.A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ...'un davalı banka şubesinden ihtiyaç kredisi kullandığını ve vefat tarihine kadar kredi taksitlerini ödediğini, kredi sözleşmesine bağlı olarak diğer davalı şirket ile muris arasında imzalanan Kredi Hayat Sözleşmesi'ne göre murisin vefatı halinde kredi borcunun davalı şirketçe ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla murisin kredi borcunun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, muris tarafından poliçenin imzalanması sırasında bilinen rahatsızlığının müvekkiline bildirilmemesi nedeniyle vefat teminatının ödenmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve hastane kayıtlarına göre, murisin sözleşme anında henüz hastalığının ne olduğunu bilmediği, kredi sözleşmesinden sonra kesin olarak crohn hastası olduğunu öğrendiği, hastalığın sıkça görülen ve toplum tarafından tüm bireylerce bilinebilecek nitelikte bir hastalık olmadığı, uygulamada Kredili Hayat Sözleşmeleri'nin, Tüketici Kredisi ekinde müşterilere imzalatıldığı, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yeterince yerine getirdiğine dair bir delil sunamadığı, bu nedenle murisin kusurunun bulunmadığı ve bankanın, diğer davalı sigorta şirketinden Kredili Hayat Sözleşmesi'ne istinaden tazminat talep ederek kredi borcuna mahsup etmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin, davalıdan bir alacak talebi olmadığından davalı şirketin taraf sıfatının olmadığı, davacıların kredi borçlusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ...Ş.
aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... T.A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulü ile davacıların bu davalıya 6.057,71 TL kredi borçlarının bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... T.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı bankanın kredi sözleşmesi sırasında yapılan ve menfaattarı kendisi olan sigorta sözleşmesi nedeniyle, diğer davalı sigorta şirketinden alacağı tahsil etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların murisine kredi veren davalı bankanın kredi alacağının, menfaattarı olduğu sigorta sözleşmesi gereğince, sigortacıdan istenilebileceği gibi kredi borçlusundan da her zaman istenilebilir. Alacaklı bankayı, alacağını sadece sigortacıdan istemeye zorlamak mümkün değildir. Ayrıca somut olayda davalı banka diğer davalı sigorta şirketine başvurmuş ancak bu başvurusu doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı belirtilerek reddedilmiştir.
Bu nedenle, davalı bankanın MK'nın .... maddesine aykırı davrandığı da kabul edilemeyeceğinden kredi borcu bakımından davacıların murisinin borçlu olmadığının tespitine dair davanın dinlenilebilmesi mümkün olmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, temyiz eden davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı ... T.A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... T.A.Ş.'ye iadesine, 22.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/488914000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz