6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çalışan ve müşteri ayartma iddiasına dayalı haksız rekabet davası

İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi · 2022/132 E. 2024/1107 K. ·

Kesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet müşteri ayartma işçi ayartma parazit rekabet dürüstlük kuralı bilirkişi raporu çelişkisi hukuki nitelendirme

Gerekçe özeti

Bilirkişi raporlarındaki hukuki nitelendirme ve değerlendirmeler mahkemeyi bağlamaz; dosyadaki delillerin hukuki tavsifi münhasıran mahkemenin yetkisindedir, bu nedenle raporlar arasındaki hukuki değerlendirme çelişkisi yeni bir bilirkişi incelemesini gerektirmez. Haksız rekabet iddiasına dayanan tarafın, iddia ettiği sözleşme/anlaşma ilişkisinin karşı tarafla (davalı ile) değil üçüncü bir kişiyle kurulduğunu, davalının bu ilişkiye dürüstlük kuralına aykırı şekilde müdahale ettiğini ve iddia edilen ayartma fiillerini somut delillerle ispatlaması gerekir; rekabet yasağı anlaşması bulunmayan çalışanların haklı sebeple iş sözleşmesini feshederek başka işverende çalışmaya başlaması ile taraflar arasında önceden var olan ortak müşteri ilişkisinin sürmesi, tek başına haksız rekabet teşkil eden ayartmanın ispatı için yeterli değildir.

Ele alınan sorunlar

Kök ve ek bilirkişi raporları arasındaki çelişki nedeniyle yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği iddiası → ret

İddia: Kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu arasında maddi vakıaya ilişkin çelişki bulunduğu, bu çelişkinin giderilmesi için dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiği, bu yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Kök ve ek bilirkişi raporlarında davacı çalışanlarının şirketten hangi tarihlerde ve hangi sebeplerle ayrıldıkları ile hangi tarihte davalı şirkette çalışmaya başladıklarına ilişkin olgusal tespitler davacı iddiasının aksine değerlendirilmiştir. Öte yandan, raporlarda hukukçu bilirkişi tarafından yapılan hukuki değerlendirmeler mahkemeyi bağlamaz; hukuki tavsif ve dosyadaki delillerin (bu arada e-mail yazışmalarının) değerlendirilmesi HMK'nın 33 ve 266. maddeleri gereği münhasıran mahkemeye aittir. Bu nedenle bilirkişi raporlarında yer alan ve birbiriyle çelişkili görünen hukuki değerlendirmelerin giderilmesi amacıyla başka bir hukukçu bilirkişiye başvurulması gerekmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı ile dava dışı proje sahibi şirket arasında 2017 projesine ilişkin mutabakat/sözleşme bulunduğu ve bu projenin davalılarca ele geçirildiği iddiası (haksız rekabet - TTK 54/2, 55/1-b) → ret

İddia: Davacı ile dava dışı proje sahibi şirket arasında 06/02/2017 tarihli e-posta ile 2017 yılı etkinliğinin davacı tarafça gerçekleştirilmesi hususunda mutabakata varıldığı, davacının bu doğrultuda aylarca hazırlık yaptığı, ancak davalıların davacı çalışanlarını ve müşteriyi ayartması sonucu projenin davalı şirkete/davalı eliyle gerçekleştirilen başka bir şirkete aktarıldığı, bunun TTK 54/2 ve 55/1-b-1 (müşteri ayartma) kapsamında haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Dava dışı proje sahibi firmanın 2017 yılı etkinliğinin gerçekleştirilmesi hususunda, davalı şirket ile organik bağı bulunmayan başka bir anonim şirket ile yazılı sözleşme yaptığı, bu sözleşme asıllarının dosyaya sunulduğu sabittir. Davacı şirketin bu proje için proje sahibi ile yazılı bir sözleşmesi bulunmamaktadır. 06/02/2017 tarihli e-mail içeriği ve davacının ön hazırlık kapsamında tedarikçi firma ve mekan kiralanması için yaptığı yazışmalara göre taraflar arasında bir ön anlaşmanın var olduğu kabul edilse dahi, nihai sözleşme davalı şirketle yapılmadığından, ne davalı şirketin ne de davalı gerçek kişinin davacı müşterisini haksız rekabet teşkil edecek şekilde ayarttığı kabul edilemez. Ne dinlenen tanık anlatımları ne de dosyaya sunulan e-mail yazışmaları içeriğinde davalı şirketin davacı çalışanlarını ve müşteri firmayı ayarttığını ispata yarar delil bulunmamaktadır. Davalı şirketin dava dışı proje sahibi şirkete danışmanlık hizmeti vermesi haksız rekabet teşkil etmez; davacının bu proje için önceki yıllarda veya 2017 yılında birlikte çalıştığı tedarikçilerin tamamının davalı şirket veya davalı gerçek kişi tarafından proje sahibinin anlaştığı şirkete yönlendirildiğine dair delil de bulunmamaktadır. Davalıların projenin davacı zararına başka şirkete verilmesini sağlamaya çalıştıklarına dair delil mevcut değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı çalışanlarının ayartıldığı ve rekabet gücünü zayıflatacak şekilde toplu olarak devşirildiği iddiası (işçi ayartma - TTK 54/2, 55/1-b-3) → ret

İddia: Davalı ...'in ve diğer kilit çalışanların (biri genel müdür yardımcısı olmak üzere dört çalışanın) kısa aralıklarla ve toplu biçimde davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette/davalı ile bağlantılı yapılarda çalışmaya başlamasının, sistematik ve dürüstlük kuralına aykırı bir ayartma teşkil ettiği, bunun TTK 54/2 ve 55/1-b-3 (işçi ayartma) kapsamında haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davalı gerçek kişi, iş sözleşmesini ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı sebeple feshetmiştir; davacı yan bu fesih ihtarına karşı herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Kaldı ki davalının cevap dilekçesi ekinde sunulan e-mail yazışmalarında, davacı şirket muhasebecisi tarafından fesih tarihinden önce ödenmemiş ücret alacaklarının bulunduğunun davalıya bildirildiği görülmektedir. Adı geçen diğer dava dışı çalışanlardan biri davalı şirkette çalışmamış, diğer ikisi 2017 yılı Mart ayında davacı şirketten ayrılmış olup davalı şirkette çalışmaya başlamaları 2017 yılı Haziran ayını bulmuştur. Bu çalışanların hiçbirisinin rekabet yasağı anlaşması bulunmadığı gibi, davalı şirket tarafından ayartıldıklarını gösterir bir delil de bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının League Of Legends dışındaki diğer müşterilerinin de ayartıldığı iddiasının değerlendirilmediği iddiası → ret

İddia: Davalı şirketin, ayartılan çalışanlar aracılığıyla davacının League Of Legends müşterisi dışındaki diğer müşterilerini de ayarttığı, bu hususun ilk derece mahkemesi kararında ve bilirkişi raporlarında değerlendirilmediği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Taraf şirketlerin incelenen defter ve kayıtlarından, davacı ile davalı şirketin 2017 yılından önce de dava konusu müşteri dışında ortak müşterilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, davalı gerçek kişiyi işe aldıktan sonra da bu müşterilerle çalışmaya devam etmesi, davalı şirketin davacı işçilerini ayartarak onlardan davacı müşterilerine ilişkin bilgi aldığını ve bu müşterileri kendisine aktardığını ispata yetmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bilirkişi raporlarındaki hukuki değerlendirmelerin mahkemeyi bağlamadığı ve delillerin hukuki tavsifinin münhasıran mahkemeye ait olduğu yönündeki tespit ile haksız rekabet (müşteri/işçi ayartma) iddialarının ispat yükü ve delil standardına ilişkin değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 355HMK 353/1-b-1HMK 361/1HMK 33HMK 266 · TTK — TTK 54/2TTK 55/1-b-1TTK 55/1-b-3TTK 56TTK 59

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/132 Esas

KARAR NO 2024/1107 Karar

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI 2017/725 Esas - 2021/573 Karar

TARİHİ 06/10/2021

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ 28/06/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalıların hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 54 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkli ettiğini, söz konusu haksız rekabetiri tespiti ve bu nedenle müvekkli şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini için huzurdaki davayı açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, davacı ... A.Ş. (...) şirketinin, ulusal ve uluslararası nitelikte etkinlikler düzenleme ve organizasyonlar planlama, bu organizasyonların gerçekleştirilmesi için gereken proje, etüt ve danışmanlık hizmetleri sunma, yerli ve yabancı müşterilerine tanıtım kampanyaları düzenleme ve bunlar için gerekli davet, toplantı, konferans gibi tüm servis hizmetleri sağlama gibi etkinlik yönetimi piyasasının önde gelen aktörlerinden olduğunu, davalı ...

ise reklam hizmetleri sunan bir şirket olduğunu, yakın zamana kadar etkinlik yönetimi alanında faaliyet göstermediğini, nitekim davalı ... şirketinin İstanbul Ticaret Odası'nın resmi web sitesinde yer alan online kayıtlarının incelendiğinde davalı şirket faaliyet alanları arasında etkinlik yönetimi olmadığının görüleceğini, davalı ...'ın ise 08.07.2006 tarihinde davacı şirket bünyesinde etkinlik yönetim elemanı olarak istihdam edilmeye başladığını ve başarılı kariyeri ve şirkete geçen zaman zarfında emeği dikkate alınarak 2011 yılı itibariyte etkinlik departmanının direktörü olarak görevlendirildiğini, davacı şirketin temel faaliyet alanını oluşturan etkinlik departmanının direktörü konumundaki davalı 2011 yılından, istifa ettiği 18.05.2017 tarihine kadar müvekkil şirketin marka yüzü olarak müşteri ilişkilerini yönetme ve bütçe yapma görevini ve yetkisini haiz key personel/kilit çalışan ve üst düzey bir yönetici olarak istihdam olduğunu, kendisinin unvanı operasyonlardan sorumlu müdür konumunda olduğunu, söz konusu dava kapsamında iddialarının ispatı için sunmuş oldukları e-posta yazışmalarının incelendiğinde, davalının müvekkil şirketin müşterileri ile doğrudan irtibat kuran ve müşteri ilişkilerini yöneten bir çalışan olduğunun anlaşılacağını, müvekkil şirketin anılan fesih bildirimini 18.05.2017 tarihinde tebellüğ etmesinin akabinde davalının 18.05.2017 tarihi itibariyle işten ayrıldığını Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirdiklerini, davalının işten ayrılış bildirgesinin mübrez olduğunu, davalı ...'ın müvekkil şirketten ayrıldığı 18.05.2017 tarihinden yaklaşık 12 gün sonra diğer Davalı ...

adlı şirket bünyesinde “Experience Designer-Chef Storyteller” "Deneyim Tasarımcısı-Marka Hikaye Anlatıcısı Şefi” olarak çalışmaya başladığını, davalı ...'ın diğer davalı şirket ... bünyesinde müşterileri ile doğrudan temas halinde olduğunu, davalı ...'nın, davacı şirketin üst düzey yöneticisi konumunda bulunan diğer davalı ... ile kötü niyetli bir iş birliği yaptıklarını, müvekkil şirket müşterilerinin ve müvekkil şirket tarafından yapılacağı kesinleşen ve teyit edilen projelerin kendisine aktarılmasını ve hatta bu süreçte müvekkil şirketin bazı çalışanlarının da diğer davalı ... bünyesine transfer edilmesini sağladığını, üst düzey yönetici olması konumunda kötü niyetli işbirliğinin açığa çıkmadan müvekkil ...

şirketi bünyesinde gizlilik içinde yürütülmesini kolaylaştırdığını, müvekkil tarafından gerçekleştirileceği hususunda mutabık kalıran (...) adlı projenin davalı ...'ın ayrılması ile birlikte ... şirketi'ne aktarıldığını, haksız rekabet sonucunda müvekkil ... şirketini ve müvekkil şirketin 2017 Ağustos döneminde geçekleştireceği oları ... Etkinliği (... ) adlı müşterisi olan tüm ticari faaliyetlerinden elde etmeyi beklediği kârdan mahrum kaldıklarını ve müşterilerini kaybettiklerini, davalı ... şirketinde işe başladığını müvekkil ... şirketinin gerçekleştirmesi gereken ... Etkinliği (...) adlı etkinliği gerçekleştiremediğini davalı ... şirketinin 19.08.2017 tarihinde Davalı ...'ın desteği ve destekçileri sayesinde gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını, ...'ın müvekkil şirketi zarara uğrattığını, davalı ...'ın bir çok bilgiyi lehine kullandığını, mezkur haksız rekabet sebebi ile oluşan müvekkil şirket zararlarının tazmini zorunluluk arz etmekte olduğunu, izah edilen hukuki gerekçeler ışığında davalılarca gerçekleştirilen haksız rekabet tespitini, önlenmesini ve söz konusu haksız rekabet sebebiyle müvekkli şirketinin maddi zararlardan şimdilik 30.000TL'sinin, manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini talep ettiklerini, arz ve izah olunan nedenlerle belirsiz alacak davası olarak ikame edilen söz konusu dava'nın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla;

davalılarca gerçekleştirilen haksız rekabetin tespitine ve önlenmesini, Türk Ticaret Kanunu'nun 56.Maddesi uyarınca davalıların haksız rekabeti sebebi ile müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi zararlardan şimdilik 30.000TL“sinin 50.000TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek olan T.C.M.B.'nın açıkladığı kısa vadeli avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini Türk Ticaret Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca uygun görülen vasıtalar aracılığıyla hükmün ilanını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça huzurdaki dava ile müvekkil şirket ve diğer davalı hakkında davacı taraf müşterilerinin ayartılması ve çalışanlarının ayartılması suretiyle rekabet oluşturduğu iddiası sebebiyle söz konusu davanın açılmış olduğunu ancak açılan iş bu davanın hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki iddialarında açık bir şekilde tutarsızlık bulunduğunu, tüm iddiaların davayı haksız rekabetin hukuki unsurlarına uygun bir hale getirilmek için kurgulandığını, davacı tarafça haksız bir kazanç elde edebilmek için bir dava yaratmaya çalıklarını, çalışanlar ile davacının müşterisi olduğunu iddia ettiği ...

Ltd.şti.'nin ayartılarak davacı çalışmalarına son verildiğini ve bu suretle haksız rekabet oluştuğunu iddia ettiklerini, dilekçede bahsi geçen kişilerin hepsinin davacı tarafla yaşadıkları problemler nedeniyle, hukuka uygun bir şekilde iş sözleşmelerini kendi iradeleri ile haklı nedenle sona erdirmiş olduklarını, davacı tarafça çalışanlarının müvekkil şirket tarafından ayartıldığı, bu çalışanlar ile birlikte müşterisi ... ayartılarak ... projesinin elinden alındığını iddia edilmekte olduğunu, ancak davaya konu edilen olayda müvekkil şirketin bir kimseyi ayartmasının ve/veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranışı söz konusu söz konusu olmadığını, bu nedenle haksız rekabet iddiası hukuka aykırıdır ve davanın reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen proje müvekkil şirkete değli, proje sahibi ...

tarafından dava dışı ... Tic. A.Ş. firmasına yaptırıldığını, Müvekkil şirkete ... firmasından birlikte iş yapmak teklifi gelmiş olduğunu, müvekkil şirketinde en tabii hakkı olarak gelen teklifi kabul ettiklerini, müvekkil şirketin davacı şirketin ticarl sırlarını ve gizli bilgilerini kullanmadıklarını, müvekkil şirketin ... davacı taraf müşterileri ile iletişim kurduğu ve bunları ayartmaya çalıştığı iddiasının tamamen gerçek dışı iddia olduğunu ve sektördeki uygulamalara da aykırı olduğunu, her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine ve reddine ilişkin ilamın TTK madde 59 hükmü gereğince gideri davacı taraftan alınmak suretiyle en yüksek tirajlı ulusal bir gazete ilanına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketin basiretli tacir olduğunu maddi zararının belirleyecek durumunda olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, davacı şirkete kesin bir süre verilerek zarar miktarının bildirmek suretiyle eksik olan harcın tamamlanmasına karar verilmesini açıklama yapılmaması ve/veya eksik harcın tamamlanmaması halinde davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu etkinliklerin 2012 yılından bu yana kış ve ilkbahar mevsimi döneminde 2 kez ... şirketi tarafından düzenlendiğini, ancak dava dilekçesinde hiç yer almadığını, davacı şirketin İş bu organizasyonlardan ne miktarda kazanç elde ettiği ticari defterlerinde yer alması gerektiği izahtan vareste bir husus olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirket arasında rekabet yasağını içerir herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili ...'ın 08.07.2006 tarihinde dava dışı şirketin davacı vekllinin deyimiyle kardeş şirketi ....

Tic. 1td. Şti. şirketinde çalışmaya başladığını, şirketin 3.şahıslara karşı edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle kendisinin bilgisi dışında 2014 yılında giriş-çıkış işlemleri yapıldığını, davacı şirkette iş akdini haklı nedenle feshettiğini ve 18.05.2017 tarihine kadar çalıştığını, iş akdi 2016 Kasım ayından itibaren maaş alacakları olmak üzere prim, sair hak edişlerinin ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshedilmiş olup alacakların kıdem tazminatı v.s. alacakları için dava haktarının saklı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 11 yıl çalıştığını, imza yetkisinin olmadığını, davacı şirketin işçi maaşlarını ödemediğini ve müvekkilinin hayatını idame ettirmesi için haklı nedenlerle feshetmek zorunda kalındığını, ...

şirketi tarafından 2017 yılı yaz etkinliği'nin müvekkili davalı ...'ın davalı şirket ...'da çalışması neticesinde aktarıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... şirketi tarafından ... şirketine organizasyonun sadece danışmanlık işini ... şirketine verdiklerini, müvekkilinin de ... şirketinde görev yaptığını, davacı şirketin dava konusu etkinliği sanki her yıl kendileri düzenleyecekmiş varsayımıyla hareket ettiklerini, oysa 2017 yılındaki organizasyon için sözleşme imzalanmadığını ve kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı şirketin haksız manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, kararın Türk Ticaret Kanunu'nun 59.

maddesi uyarınca mahkememizce uygun görülecek vasıtalar aracılığıyla hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 06/10/2021 tarih 2017/725 Esas - 2021/573 Karar sayılı kararında; "Dava; davalıların birlikte hareket ederek davacının yürütmekte olduğu projeyi davalı şirkete aktarmak ve başkaca eylemler ile haksız rekabet ederek davacının zarara uğramasına sebebiyet verip vermedikleri, varsa zararın miktarı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı tanığı ... duruşmada " ben davacı şirketin kardeş firmasında 2013/2015 yılları arasında çalıştım, 2017 mart ayından 2018 mart ayına kadar davacı şirkette danışmanlık yaptım, davalı ... beyi dava dışı ... Beyi, ... Hanımı tanırım, ... Hanımı tanımam, ben danışmanlığa başladığımda şirketten ayrılışlar yaşanıyordu, sebebini bilmiyorum, ...

projesiyle ilgili ... bey benden ... sözleşmesini gözden geçirmemi istemişti, yine Gümrükten oyunlarda kullanılacak tşört vb ürünlerin çekilmesini benden istediler, bu proje 4 senedir davacı şirketin gerçekleştirdiği bir projeydi, 5. Senede bu projeden gelir bekleniyordu, yani confirme edilmişti, daha sonra tedarikçilerden projenin işten ayrılan ... tarafından kurulan firma tarafından gerçekleştiğini duyduk,... Bey genel Müdür, ... bey etkinlik müdürüydü,yani organizasyonların görüşmelerine, müşteri ilişkilerine bütçelerin onayını kendisi yapardı, ben davalı şirketin davacı şirket müştereleriyle örneğin ... sigorta ile çalıştığını duydum ama detay bilmiyorum, işten ayrılırken ... bey işyeri bilgisayarını iade etti, ben o sırada zimmet işlerine bakıyordum, ...

ve ... bey iade etmedi,ben 2017-2018 yılları arasında satın alma ve idari işlerde danışmanlık yaptım, benim 25 yıllık otelcilik ve idarecilik geçmişim olduğundan benden bunu istediler, ben 2013-2015 yıllarında çalıştığım spor kulubü ile davacı şirketin binası yanyanaydı aradan kapı geçişi vardı, benim Gümrükten çektiğim mallar Amerikadan promosyon olarak gelen oyunlarda kullanılacak mallardı, bunları ... teslim ettik, comfirme edilmesinden kastım bütçede kar getirecek iş olarak gösterilmesidir, ben ... beyle birebir çalışmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı tanığı ... duruşmada " ben davacı şirkette 18 senet çeşitli departmanlarda çalıştım, son 3 sene satın alma departmanındaydım, ... projesine 4 sene davacı şirket gerçekleştirdi, son sene hazırlıklar yapılmış, tedarikçi ve mekanla sözleşme aşamasına gelinmişti, bize onay mailde gelmişti,daha öncede projeler bu şekilde yürütüldü, genellikle e-mail yoluyla ilerleme yapılır, son aşamada sözleşme imzalanırdı, bu aşamada ...

bey işten ayrıldılar, tam tarihleri bilmiyorum, daha sonra benim katılmadığım bir toplantıda davacı şirkete projenin ... Beylerle devam edeceği söylenmiş, biz tedarikçilerden ve çeşitli müşterilerden davalı şirketin davacı şirket müşterileriyle çalıştığını duyduk, ...Bey Genel Müdür Yardımcısıyla, ... bey ve ... bey etkinlik müdürü olarak çalışıyorlardı,... ve ... bey işten ayrılırken işyeri bilgisayarları teslim etmediler, ... bey teslim etti, biz daha sonra bu projede çalışma yapacağımız tedarikçilerden davalı şirket ile teklif aşamasında olduklarını, neden siz projeyi yürütmüyorsunuz, sizin elemanlarınızmı yürütüyor gibi birşeyler duyduk, ben davalı ... etkinlik alanında duymadım, reklam şirketi olarak biliyorum, daha önce davalı şirket, davacı ...

etkinlik sektörüne girmek için satın almak istedi, ben icra kurulunda olduğum için bize bilgi veriliyordu, satın alma görüşmelerine katılmadım, bu görüşmelere davacı adına ... bey yürütüyordu, satın alma gerçekleşmedi,ben ... firmasından gelen onay mailini bizzat gördüm, ... ve ... beye gelmişti, bunun üzerine hazırlıklarına başladık, daha önceki yıllarda proje sözleşmesi imzalanmadan hazırlık aşamalarındada ... ödeme yapardı diye biliyorum,zaman zaman ücret ödemelerinde aksaklıklar oluyordu ama ben bu sebeple işten ayrılanlar oldu diye bir genelleme yapamam" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı ... duruşmada " ben ... A.Ş nin sahibiyim, ben ... Müdürü ... eskiden beri tanırım, kendisiyle çok yakınız, ben bu projeyi 2014-2015 yıllarında almak istedim, olmadı, 2017 yılı Nisan ayında ...

Bey beni çağırdı projeyi alabileceğimi söyledi, davacı şirketle artık çalışmadığını, bu projedede 2017 yılı için herhangi bir anlaşma olmadığını söyledi, 19/08/2017 de proje gerçekleştirdik, yine ... bey bana proje ile ilgili ... ve ... tanıştırdı, bu çocuklarla projede birlikte çalışabilirsin dedi, ben kendileriyle birlikte çalıştım şirketimde çalışan değillerdir, sadece danışman olarak çalıştık, prim ödedim, ... bey bana davacı şirketle ticari ilişkilerine parasını ödedikleri ürünlerin 1 yıl boyunca gümrükten çekilmediğini öğrenmeleri üzerine bitirme kararı aldıklarını söyledi, ben 2017 yılında projeyi ... arenada gerçekleştirmek istedim bu konuda Fenerbahçe ile anlaştık, daha sonra davacının buna engel olmaya çalıştığını söylediler, bir önceki yıl projesinin bedelinin ödenmediğini söylediler,ben anlaştıktan sonra borçlarını ödemişler, ben şirketi 2007 yılında kurdum daha öncede bu alanda çalıştım ...

ve ... bey 2017 yılındaki projede sadece yurt dışında olan bir tedarikçiyle görüştüler bunun dışında görüşmeleri ben ve finans müdürüm yaptık, bir önceki yıla görede ciddi bir tasarrruf sağladık, çek ve nakit ödeme yaptık, projenin en başından anahtar teslim sonuna kadar biz hazırladık,benim şirketim 2013 yılından bu yana ...com, 2017 yılından bu yana ... resmi ivent şirketi olarak çalışıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı ... duruşmada " ben 2006 yılında davacı şirkette prodüksüyon direktörü olarak çalışmaya başladım, 2017 yılı mayıs ayında ayrıldım, ... beyle hemen hemen aynı tarihlerde ayrıldık, bu tarihlerde birçok kişi şirketten ayrıldı, bunun sebebi maaşların alınamaması oldu, tedarikçilere ödemeler yapılamıyordu, ben bizzat tedarikçilerle görüşmelere sağladığımdan şahsi olarak çek ödemeleri yaptım, bunu arkadaşlarımdan borç alarak yaptım, hatta son yaptığım ödemenin davacı tarafından tarafıma ödenmesi sorunlu oldu, ben ayrıldıktan sonra kendime şirket kurdum, ...

bey ve diğer ayrılan kişilerde kendilerine şirket ajans kurdular, ... ile davacı şirket önceki yıllarda çalıştılar, ... bütün ekibini ben tanıyorum, Türkiyeye girdikleri ilk tarihten itibaren davacıya verilen işlerde dekor üretimini ben yaptım, 2017 yılında davacı şirket ile ... arasında bir anlaşma teklif olmadı, bu projeyi 2017 yılında ... bey ... şirketi gerçekleştirdi, dekor üretiminide ben yaptım, ... bey teklifi bana sundu, ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra başka bir firma davacı şirkete işi dekor üretimi benim yapmam koşuluyla verdi, çünkü ben bütün projelerin dekor üretimlerini uzun yıllarca yaptım, hatta bu bahsettiğim projenin dekor üretimi için ödememi davacıdan alamadım, devam etmekte, Ben ...

şirketinin davacı ... satın almak istediğini duymadım, böyle bir görüşmeye katılmadım, normalde bütün yönetim kurulu toplantılara ben katılırım, böyle bir görüşme benim dahilinde olmadı, 2017 yılında davacı şirket nezdinde ben ... için herhangi bir çizim yapmadım, görüşme olmadığını biliyorum, daha önceki görüşmelere benide dahil ettiler, 2017 yılında böyle bir görüşmeye katılmadım, ...la 2017 yılı projesinde üretim aşamasında görüşmedim, ... beyle görüşmelerim oldu, sadece etkinlik yönü ... beyle görüşmem oldu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 06/01/2020 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; davalı şirketin davacı şirkete karşı haksız rekabette bulunmuş olması için;

davacı şirketin eski çalışanı olan davalı/ ...'ı (ve diğer davalı çalışanlarını), dürüstlük kuralına aykırı şekilde (davacı ... kötülemek vb.) — suretiyle davacı/şirketteki işinden ayrılmasını ve davalı/şirket bünyesinde çalışmaya başlamasını sağlamış olması; davacı şirketin eski müşterisi davadışı/... Şirketi'ni de, dürüstlük kuralına aykırı şekilde ayartmak (davacı ... kötülemek vb.) suretiyle davacı şirkete vermeyi kesin olarak düşündüğü bahis konusu proje'yi davacı şirkete vermekten vazgeçmesini ve davalı şirkete vermesini sağlamış olması; davacı şirket ile yaptığı satın alma görüşmeleri sırasında davacı şirket ile ilgili olarak öğrendiği mesleki sırları dürüstlük kuralına aykırı olarak (davacı şirket zarar vermek, kendisine haksız kazanç sağlamak vb.

amacıyla vb) kullanmış olması gerektiği, (TTK.md.54/2) davalı/ ...'ın davacı şirkete karşı haksız rekabette bulunmuş olması için; davacı şirket bünyesindeki işinden dürüstlük kuralına aykırı olarak (davacı şirkete verilmiş olan bir proje'nin yapımı işini davalı şirkete aktarmak, davacı şirkete zarar vermek için vs.) ayrılmış olması; davacı şirketin eski müşterisi davaşı/... Şirketi'ni dürüstlük kuralına aykırı şekilde (davacı ... kötüleyerek vs.) ayartarak bahis konusu projeyi davalı şirkete vermesini sağlamış olması gerektiği, (TTK.md.54/2) ancak dava dosyası İçeriği İncelendiğinde; davalı/... ücretleri ödenmediği gerekçesiyle haklı olarak davacı şirket bünyesindeki işinden ayrıldığı, daha sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığı, davadışı/...

Şirketi'nin bahsi geçen ... (etkinliğinin) yapımı işini davadışı/... Şirketi'ne verdiği, davalı şirketin de bu proje yapımında danışman olarak görevlendirildiği, dolayısıyla davalı şirketin yeni çalışanı durumunda olan davalı/ ...'ın de bu projenin yapımında görev aldığı, bu davranışların tamamının, ticari hayatın işleyişi İçinde gerçekleşmesi her zaman mümkün olan ve de haksız rekabet teşkil etmeyen davranışlar niteliğinde olduğu , dava dosyasında yer alan deliller İncelendiğinde, davalıların davacı şirkete karşı TTK.md.54/2 ya da TTK.md.md.55 hükümleri uyarırıca haksız rekabet teşkil eden bir davranışta bulundukları yönünde bir kanaate ulaşılamadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna beyan ve itiraz, davalı vekili tarafından beyan dilekçesi sunulmuştur.Mahkememizin 17/06/2020 tarihli ara kararı uyarınca dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor tanzimi istenmiş;

bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 13/01/2021 tarihli ek raporda özetle; davacı şirket ile dava dışı ... adlı şirket ile arasındaki e-mail yazışmaları ve sipariş formuna , karşılıklı mutabık kalınmak süretiyle (Anlaşma) anlamına geldiği ön rezervasyon durumunun (ön hazırlıkların) daha önceki yıllar gibi çalışmalara başlanıldığı davacı organizatör şirket ve şirket çalışanları için zaman,mesai,emek harcanması neticesinde ... etkinliklerinin 2012 yılından bu yana davacı şirket tarafından gerçekleştirdiği dosya kapsamı ile sabit olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davacı tarafça 2017 yılına ilişkin ... Türkiye Büyük Finali etkinliklerini davacı şirket organize edecekken, davalıların birlikte hareket ederek söz konusu organizasyonu davacının gerçekleştirmesine engel olunduğu ve bu şekilde davacının maddi ve manevi zarara uğratıldığı iddiasıyla iş bu dava açılmışsa da;

davalı ...'ın SGK kayıtlarına göre 2006 yılından 2017 yılı Mayıs ayına kadar davacı şirketin çalışanı olduğunu, bu dönemde davacının etkinlik yönetim elemanı olarak görev yaptığı ve davaya konu ... etkinlikleri de dahil bir çok projede görev aldığı , davaya konu etkinliğin 2017 yılı öncesinde davacı şirket tarafından birden fazla kez gerçekleştirilmiş olduğu hususlarının sabit olduğu; davalı ...'ın 2017 yılı Mayıs ayında, Beşiktaş ... Noterliği'nin 16/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini davacı şirkete göndererek bir takım işçilik alacaklarının ödenmemesi gerekçesiyle iş akdini feshettiği ve bir süre sonra diğer davalı şirkette çalışmaya başladığı; davacı tarafça , davalı ...'ın davacı şirketin bir takım çalışanlarını davalı şirkete transfer edildiği ve dava konusu organizyona ilişkin bilgi ve belgeleri de kullanarak League of legends etkinliklerinin davalı firmaya verilmesini sağladığı iddia edilmişse de;

bahsi geçen organizyonun dava dışı ... şirketi tarafından yine dava dışı ... A.Ş'ye verildiği, davalı firmaya verilmediği; ... şirketinin cevabi yazısına göre, davacı şirkete organizosyonun verilmeme sebebinin ise; davacı şirket ile yapılan yapılan görüşmelerde organizosyonu gerçekleştirecek ekibin tanıtılmasının istendiği, ancak ... etkinlik şirketi tarafından ekibin gereği gibi tanıtılmadığı, etkinliğin büyüklüğü ve yapılan görüşmeler dikkate alındığında ... şirketinin etkinliği gerçekleştirme hususunda gerekli güveni sağlamadığını ve davacı şirkete organizasyonun kendilerine verileceğine ilişkin her hangi bir taahhütte bulunulmadığının ve davacının herhangi bir önceliğinin bulunmadığının bildirildiği, dolayısıyla davaya konu edilen League of Legends Türkiye Büyük Finali etkinliklerinin iddia edildiği gibi davalı ...

vasıtasıyla diğer davalı şirketçe gerçekleştirilmediği, dava dışı ... A.Ş tarafından gerçekleştirildiği, davalı şirketin organizasyona ilişkin olarak sadece danışmanlık hizmeti verdiği , davalıların iş ve eylemlerinden dolayı davacının maddi ve manevi olarak zarara uğratılmadığı, davacının iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla davacı vekiline yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususu 02/06/2021 tarihli celsede hatırlatılmış, davacı vekili yemin deliline başvurmayacaklarına ilişkin beyan dilekçesi sunulmuş olmakla davanın reddine, her ne kadar davalı tarafça kararın TTK 59. Madde uyarınca ilanı talep edilmişse de, takdiren talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Kök bilirkişi Raporu ile Ek Bilirkişi Raporu netice itibarı ile çelişkili olup, çelişki giderilmeden karar verilmesi usule ve hukuka aykırı olmuştur. Gerçekten de Kök bilirkişi raporunun netice kısmında; projenin ... şirketi tarafından yapıldığı, davalı şirketin danışman olduğu dolayısıyla ortada davalılar tarafından gerçekleştirilmiş haksız rekabet bulunmadığı tespit edilmiştir.Ek bilirkişi raporunun netice kısmında ise; davaya konu proje için müvekkil Şirketle anlaşma yapıldığı, fakat daha sonra bu projenin davalılar tarafından çalınarak yine bizzat davalılarca gerçekleştirildiği tespitleri mevcuttur.Davayı haksiz ve hukuka aykırı olarak reddeden Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında dahi bu çelişki açık bir şekilde görülmektedir.

Yerel Mahkeme her iki rapor arasındaki çelişki bizzat kendisi gerekçeli kararında özetlemiştir. Bu çelişkinin giderilmesi için dosya yeni bir heyete tevdi edilmemiştir. Her iki rapor arasında bırakın hukuki nitelendirmeyi maddi vakıaya ilişkin çelişki mevcuttur. Hal böyle iken her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporunun tanzimi gerekir. Nitekim Yüksek Mahkememiz Yargıtay'ın bu konuda sayısız kararı bulunmakta olup; işbu dilekçemizde bu kararların bir kısmını paylaşıyoruz.Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/493 E., 2021/1368 K. sayılı ve 24.03.2021 tarihli ilamı; Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2021/95 E., 2021/2351 K. sayılı ve 08.03.2021 tarihli ilamı;Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 2021/820 E., 2021/5307 K.

sayılı ve 02.03.2021 tarihli ilamı;Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2020/7074 E., 2021/1516 K. sayılı ve 16.02.2021 tarihli ilamı;Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2012/22731 E., 2013/1971 K. sayılı ve 31.01.2013 tarihli ilamı;Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2015/16282 E., 2015/21064 K. sayılı ve 24.12.2015 tarihli ilamı;Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2006/4820 E., 2006/7897 K. sayılı ve 17.10.2006 tarihli ilamı, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 2012/11695 E., 2013/5791 K. sayılı ve 01.04.2013 tarihli ilamı;Gerek Kök gerekse de Ek Bilirkişi Raporu da kendi içinde çelişkili olduğunu, bu çelişki de giderilmeden hüküm verilemeyeceğini, kök bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, kök bilirkişi aporununun 19.sayfasında;

2017 TBF Finali için müvekkil Şirketle dava dışı ... arasında anlaşma yapıldığı ve projenin müvekkil Şirkete verildiği APAÇIK anlaşıldığını, ancak kök bilirkişi raporunun 25.sayfasında ise projenin bu sefer dava dışı ... şirketine verildiğinin ve 2017 ... Finali için dava dışı ... şirketi ile müvekkil Şirket arasında bir anlaşma bulunmadığının belirtildiğini, yine kök bilirkişi raporunun 20.sayfasında, davaya konu ... 2017 Final projesinin davalılarca müvekkil Şirketten çalındığının apaçık ifade edildiğini, ek bilirkişi raporunun da kendi içinde çelişkili olduğunu, raporun 13.sayfasında davaya konu projeyi dava dışı ... şirketinin yaptığının ifade edildiğini, ancak yine aynı raporun esas dikkate alınması gerekli netice kısmında projenin yapılması hususunda önce müvekkili şirketle anlaşmaya varıldığının, bu projenin davalılar tarafından gerçekleştirildiğinin belirtildiğini, yani raporun netice kısmının bu davada iddialarını teyit ettiğini( Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nin 2013/18897 E., 2014/5978 K.

Sayılı ve 19.03.2014 tarihli ilamı;Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/3161 E., 2016/1198 K. Sayılı ve 09.02.2016 tarihli ilamı;Yargıtay 16.Hukuk Dairesi'nin 2014/20696 E., 2015/1947 K. Sayılı ve 11.03.2015 tarihli ilamı) Yerel Mahkemenin, 17.06.2020 tarihli duruşmada aldığı ara kararların yerine getirilmediği ek bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verildiğini, mahkeme hâkiminin değiştiğini, kararı veren yeni hâkimin eski hâkimin verdiği ara kararları yok saydığını, mahkeme kararlarından dönülmedikçe mahkeme kararlarının hukuk düzeninde herkesi bağlayacağını, 17.06.2020 tarihli duruşmada alınan ara kararlardan mahkeme tarafından dönülmediğini, 02.06.2021 tarihli duruşma itibarı ile bu ara kararların geçerliliğini koruduğunu, ancak ne yazık ki 17.06.2020 tarihli duruşmada alınan kararlar yerine getirilmeden dosyada karar tesis edildiğini, bu ara kararların tam olarak yerine getirilmediği bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, 17.06.2020 tarihli duruşmada alınan “davalı ...'ın dava dışı ...

şirketi ile yaptığı yazışmaların hangi tarihlerde ve neye ilişkin olduğu, bu mail yazışmalarına kimlerin dahil olduğu” hususunun ek bilirkişi raporunda irdelenmediğini, mahkemenin bu ara kararı ile; “projeyi ... şirketi yaptı” iddiasını araştırdığını, mahkeme'nin 17.06.2020 tarihli duruşmasında alınan “davaya konu edilen... şirketine ait etkinliğin teknik olarak ne kadar sürede hazırlanabileceği, davacı şirket ile dava dışı ... arasındaki yapılan yazışmalar nazar alınarak ... etkinliği için hangi aşamaya gelindiği, etkinliğin gerçekleştirildiği tarih ile davacı ve dava dışı ... arasında yapılan en son yazışmalar arasında ne zaman geçtiği, yine etkinliğin gerçekleştiği tarihin ne olduğu” hususlarının ek raporda irdelenmediğini, bu ara kararla ulaşılmak istenen amcın;

projenin müvekkilden çalındığı 13.06.2017 tarihinden projenin gerçekleştiği 19.08.2017 tarihine kadar olan kısa bir sürede bu kadar kapsamlı bir projeyi davalı şirketin ancak müvekkilden ayarttığı çalışanlarla yapıp yapamayacağını anlaşılmak istenmesi olduğunu, netice itibarı ile mahkeme tarafından verilen kararın yine mahkeme tarafından uygulanmayarak karar tesis edildiğini, bu husus en başta Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenmiş Adil Yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, Dava konularından ... 2017 finalinin gerçekleştirilmesi için dava dışı ... ile müvekkili şirket mutabakata vardığını, zaten anılan mutabakatın bilirkişi raporlarında teyit edildiğini, buna rağmen mahkemenin aksi yönde tespit ve değerlendirmede bulunduğunu, müvekkili şirketin, ...

2017 finalinin gerçekleştirilmesi için 06.02.2017 tarihli e-posta yazışması ile dava dışı ... şirketi ile mutabakata vardığını, anılan mail yazışması incelendiğinde, müvekkili şirketle ... arasında 2017 ... etkinliğinin yapılması hususunda mutabakata varıldığı en açık bir şekilde anlaşıldığını, mutabakat çerçevesinde, dava dışı ... şirketinin onayı ile müvekkili şirket projeni yapılacağı mekan hazırlıklarını yaptığını, bu kapsamda, müvekkil şirketin, mekan sahibi şirket görüşmeler, dava dışı ... ile birlikte mekanda keşif icrası ve mekana ilişkin kira sözleşmesinin revize edilmesi hazırlıklarını yerine getirdiğini, mutabakat mailinin akabinde, dava dışı ... şirketinin yetkilisi ... tarafından o dönem müvekkili şirkette çalışan ...'a gönderilen mailde, dava dışı proje sahibi ...'in müvekkili şirketten projenin icra edileceği mekan için hazırlıklara başlanmasını talep ettiğini, bu mailinde yine 2017 ...

Finalinin gerçekleştirilmesi hususunda müvekkili Şirket ile dava dışı ... mutabakata vardığını ve bu mutabakat çerçevesince çalışma yapıldığını ortaya koyduğunu, yine ... yetkilisinin 04.01.2017 tarihli aşağıdaki maille mekan arayış hazırlıklarının ne aşamada olduğunu müvekkil Şirkete sorduğunu, bir an için 2017 ... finalinin gerçekleştirilmesi hususunda müvekkili şirketle dava dışı ... şirketi arasında mutabakat bulunmadığı hayal edilse, mekan arayışları ile ilgili bu mailin müvekkile gönderilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki, mekanın hazırlıkları neticesinde, müvekkili Şirket ile dava dışı ... tarafından 2017 ... finalinin gerçekleşeceği mekanda keşif yapıldığını, 20 Mart 2017 tarihli mailde bu keşfin yapılacağı ve ve projede çalışacak ekiplerin tanıştırıldığının anlaşıldığını, ...

ile müvekkili şirketin 2017 ... Finali için mutabakata varmasına müteakip, projenin gerçekleştirileceği mekan için ... yetkilileri ile müvekkil Şirket arasında yazışmalar yapıldığını, bu kapsamda, müvekkil Şirket, 19.08.2017 tarihinde gerçekleşecek ... 2017 Finali için ...'nın müsait olup olmadığının ... yetkililerine sorulduğunu, ekli mailde, ... yetkilileri tarafından, anılan tarihte mekanın müsait olduğunun belirtildiğini, ... 2017'nin davalı ... tarafından 19.08.2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, yine o dönem, müvekkil şirket çalışanı olan ... tarafından ...'ya cevabi olarak gönderilen mailin mekanın kiralanması hususunda müşteri ...'e bilgi verildiği ve ...'in görüşleri uyarınca hareket edildiğini gösterdiğini, yine ayrıca, müvekkili Şirket çalışanı ...'ün ...

ile mekanda keşif yapmak istediklerini ... yetkilisine maille bildirdiğini, o dönem, müvekkil Şirkette çalışan ...'ün mailde belirttiği keşfin müvekkil Şirket ve dava dışı ... ile birlikte gerçekleştirildiğinin mail yazışmasından anlaşıldığını, mekana ilişkin keşif yapıldıktan sonra, 2017 ... finali için mekan kira sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından incelendiğini ve sözleşme üzerinde çalışmalar yapıldığını, mekan kira sözleşmesi üzerinde yapılan çalışmaları gösterir maillerin dosyada olduğunu, müvekkili şirketin, 06.02.2017 tarihli mutabakat mailinin akabinde, ... 2017 etkinliği için müvekkili şirketin tedarikçilerle de görüşme yaptığını, maillerin bu hususu tevsik ettiğini, ... 2017 büyük finalinin müvekkil şirketçe gerçekleştirilmesi hususundaki mutabakat çerçevesinde, ...'in projeye ilişkin müvekkil şirkete ön ödeme yapmasının kararlaştırıldığının da e-mailden anlaşıldığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için ...

2017 finalinin gerçekleştirilmesi hususunda müvekkil Şirket ile dava dışı ... arasında bir mutabakatın bulunmasaydı, ...'in müvekkili Şirkete ön ödeme yapmak için çalışma yapmayacağını, bu hususun da ... 2017 Finalinin müvekkil Şirket tarafından yapılması hususunda mutabakatın bulunduğunu gösterdiğini, Davaya konu ... projesinin dava dışı ... Şirketi tarafından gerçekleştirildiği, davalı şirket ...'nın sadece proje danışmanı olduğu gerekçesi ile davanın reddi kararının en başta maddi hakikate aykırı olduğunu, en başta dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında yer alan projenin bizzat davalılar tarafından yapıldığı tespitlerinin mahkeme kararını çürüttüğünü, huzurdaki dava dosyasında, davalıların projenin ...

tarafından gerçekleştirildiği iddiaların dayanak yaptığı tek belgenin; müvekkili Şirket ile sözleşmesini haksız fesheden ... şirketi ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan kurgu ve adi yazılı sözleşme olduğunu, ayrıca davalılar ile dava dışı ...'in mahkemenin gönderdiği müzekkereye muvazaalı bir işbirliği ile cevap hazırladıklarını, yerel mahkemenin ne yazık ki dava dışı ... ile davalıların muvazaalı işbirliği ile hazırladıkları ve işbu dava dosyasına gönderdikleri müzekkere cevabına göre davayı reddettiğini, mahkeme hâkimi dosyayı okusaydı, projenin davalı şirket tarafından yapıldığını kolayca anlayacağını, her şeyden önce olayın gerçekleştiği tarihlerde ne kadar yazışma mevcut ise hepsinin projenin bizzat davalılar tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu, tam da bu nedenle mahkemenin 17.06.2020 tarihli duruşmada vermiş olduğu ara kararda “ davalı ...'ın dava dışı ...

şirketi ile yaptığı yazışmaların hangi tarihlerde ve neye ilişkin olduğu, bu mail yazışmalarına kimlerin dahil olduğu, ” hususlarının ek bilirkişi raporunda değerlendirilmesine karar verildiğini, bu ara kararın da ek bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, önemine binaen bu mail yazışmalarını tek tek açıklamak gerekirse; davalı ...'ın projeyi çalıp davalı şirkette çalışmaya başlamasının hemen akabinde ... yetkilisi tarafından ... ve ...'a gönderilen mailden ...'in projenin muhatabı olarak ...'da çalışan ... ve .... gördüğünün, “projeyi benim şirketim yaptı” diyen ... Şirketi yetkilisi tanık ...'un adının dahi geçmediğinin açık bir şekilde anlaşıldığını, 30/06/2017 tarihli mailde projenin icra edileceği tarihin yaklaşması ile son kontrollerin yapıldığının ve önemli kararların alındığının anlaşıldığını, şayet, ...

proje ile ilgili danışmanlık görevine sahip ise, ...'ın proje ile ilgili önemli kararlar vermemesi ve projeyi yönetmemesi, gerektiğini, ancak mailden ...'ın projeyi bizzat ve bilfiil yönettiğinin açıkça anlaşıldığını, bu hususun projenin ... ve ... tarafından çalındığını açıkça ortaya koyduğunu, bu mailinin yanı sıra, 01.07.2017 tarihinde ...'ın ...©...com tr Uzantılı e-posta adresinden ... yetkililerine, beklenen belge ve dosyalara ilişkin bir e-posta gönderdiğini, bu mailde yine 2017 ... Finalinin davalı ... tarafından ... ve diğer işbirlikçileri vasıtası ile gerçekleştirildiğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, yine anılan mail yazışmasında, ... şirketi yetkilisi ... bulunmamakta olup; projede sadece danışman olduğu iddia edilen ...'ın proje icracısı olarak ...

şirketinden malzeme ve belge istediğinin anlaşıldığını, proje, ... tarafından gerçekleştirildi ise ve ... ve ... tedarikçilerle iletişim kurmayan salt bir danışman ise, neden tedarikçinin hazırladığı filmin onayını ...'dan aldığının soru işareti olduğunu, yine 06/08/2017 tarihli mailde de ... şirketi ve yetkilisi ... hiçbir şekilde yer almadığının görüldüğünü, bu hususların da projenin ... ve ... tarafından çalınarak yapıldığını ortaya koyduğunu, mahkeme huzurunda dinlenen davalı tanığı ve ... şirketi ...'un, ... ve ...'ın sadece yurtdışında bir tedarikçi ile görüştüğü ve projeyi veren dava dışı ... ile hiç görüşmediği beyanında bulunduğunu, ... salt danışman ve ... ve ... sadece bir tedarikçi ile görüştü ise, yukarıda sayılan ve ...

ve ...'ın davalı şirkete geçtikten sonra proje icracısı olarak gönderdikleri ve dava dışı ... şirketinden sadece kendilerine gönderilen mailler ne anlama geldiğinin açıklanması gerektiğini, bu maillere göre dava dışı ... firmasının önemli kararları ... ve ... aldıklarını, ... gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, gerek kök gerekse de ek bilirkişi Raporundaki 2018 yılı kayıtları incelendiğinde, 2017 yılında bu projeyi müvekkilinden çalan davalı şirketin, 2018 yılı projesini de hem de 10.867.969-TL gibi bir rakama kendisinin yaptığının açıkça görüldüğünü, bu hususun projeyi dava dışı ... şirketinin yaptığı, davalıların sadece danışman oldukları savunmasının kurgu olduğunu ortaya koyduğunu,Davalıların, müvekkilinin ...

2017 haricinde davaya konu edilen diğer müşteri ve projelerini de çalmış olduklarını, dava konusu olmasına rağmen bu talebe yönelik yerel mahkeme kararında en ufak değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporlarında da bu taleplerine yönelik değerlendirme yapılmadığını, davalı şirketin, işbirlikçi müvekkili Şirket eski çalışanları ile sadece müşteri ...'i değil, müvekkil şirketin diğer müşterilerini de ayarttıklarını, nitekim ek bilirkişi raporunun 9.sayfasında davalı ... ve diğer müvekkil Şirket çalışanları davalı şirkete geçtikten sonra, incelemeye konu 2017 ve 2018 yıllarında, davalı şirketin müvekkil Şirketin diğer müşterilerine de hizmet verdiğinin açıkça ifade edildiğini, 2016 yılına ilişkin davalı şirketin ticari defterlerinde aynı müşteriler yer alsa da, bu müşterilere o dönem davalı şirket tarafından verilen hizmetin reklamcılık olduğunu, yani davalı şirketin, etkinlik işi için yeni baştan bir yapılanma yapmak yerine, müvekkil Şirketin projeler için kilit konumda bulunan çalışanlarını ayartarak müvekkil Şirketin müşterilerini de çaldığını, 2016 yılına ilişkin davalı şirketin Müşteri kayıtlarının reklamcılık ile ilgili olduğu davalı şirket vekilinin ek bilirkişi raporunun 10.sayfasına yansıyan beyanları ile sabit olduğunu, bu beyanlarda çok açık bir şekilde;

“davalı şirketin davalı ... davalı sirket nezdinde çalışmaya başladıktan sonra etkinlik hizmeti vermeye başladığının” ifade edildiğini, ancak ne yazık ki Yerel Mahkeme kararında dava konusu olmasına rağmen bu talebie yönelik en ufak bir değerlendirme yer almadığını,

Olayda TTK 55/1-b-1 maddesinde hüküm bulan müşteri ayartmanın söz konusu olduğunu, mahkemenin bu maddenin koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-b-1 bendi uyarınca; “müşterilerle bizzat sözleşme yapılabilmesi için onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek” haksız rekabet olarak kabul edildiğini, anılan madde uyarınca, haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için; müşterilerin (olayımızda ...) daha önceden başkasıyla (olayımızda müvekkil Şirket) bir sözleşme yapmış olması, başkası ile yapılan sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltme eyleminin bulunması, sözleşmeye aykırı davranmaya yönetilen kişilerin müşteri olması, (olayımızda müvekkil Şirketin Müşterisi ...'tir), yöneltme neticesinde müşterinin sözleşmeye aykırı davranmasının şart olmaması, sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltmenin amacının müşterilerin kendisi yapabilmesini sağlamak olması koşullarının bir arada bulunması gerektiğini, Müşterilerin (olayımızda ...) daha önceden başkasıyla (olayımızda müvekkil Şirket) bir sözleşme yapmış olması koşulunun gerçekleştiğini, mahkemeye sunulan Ek Bilirkişi Raporunun ilgili sayfalarında davaya konu 2017 ...

projesinin gerçekleştirilmesi hususunda dava dışı ... şirketi ile müvekkil Şirket arasında bir anlaşma yapıldığının ve daha sonradan bu projenin davalılar eliyle gerçekleştirildiğinin açık bir şekilde ifade edildiğini, ek bilirkişi raporunun 14 ve 15.sayfasındaki sonuç bölümünde beyan ettikleri hususların hepsinin kabul ve teyit edildiğini, bilirkişi heyetinin, bu tespite ulaşırken davalı şirket vekilinin itirazını da değerlendirdiklerini ve bu itirazın yerinde olmadığını, durumda anlaşılmayacak bir husus olmadığını, dava dışı ... ile davacı müvekkil şirket arasındaki 2017 ... Finaline ilişkin anlaşmanın bariz olduğunu açık bir şekilde vurguladıklarını, kök bilirkişi raporu incelendiğinde, bu bilirkişi raporunun 19.sayfasında;

2017 ... Finali için davacı Şirketle dava dışı ... arasında anlaşma yapıldığı ve projenin müvekkil Şirkete verildiğinin açıkça anlaşıldığını, mahkemenin denetime ve karar vermeye elverişli olarak tanımladığı bilirkişi raporlarında anılan anlaşmanın varlığı açıkça teyit edildiğinden bu şartın gerçekleştiğinin ortada olduğunu, Müşteriyi sözleşmeye aykırı davranmaya “Yöneltmenin” şartının da gerçekleştiğini, dava dışı ... şirketinin onayı ile müvekkili şirketin projenin yapılacağı mekan hazırlıklarını yaptığını, tedarikçilerle de görüşmeler yaptığını, projenin çalındığı 13.06.2017 tarihine kadar müvekkili şirketin proje ile ilgili dava dışı ... şirketi ile yazışmalar yaptığını ve toplantılar icra ettiğini, tüm bunların ek bilirkişi raporunda teyit edildiğini, tam da bu noktada davalının ...'i müvekkili Şirketten ayarttığının, ek bilirkişi raporu'nun 15.sayfasındaki sonuç bölümünde ifade edildiğini, ayrıca kök bilirkişi raporunun 20.sayfasında;

“davacı ... şirket çalışanları ... ve arkadaşları ile birlikte davalı ... lışanları ile birlikte müşterisi ...'in bağlantı kurularak League of Legends ik Finali projesinin elinden alındığı ve davalı ... şirketi ve davalı ... tarafından dava konusu etkinliği davalı ... ile diğer davalı ... birlikte gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır” tespitlerine yer verildiğini, yine kök raporun 20.sayfasında; “bahsi geçen dava konusu etkinlikte her iki şirketin yetkilisi olduğu davacı şirket çalışanı ... ve davalı ... ile davacı şirket bilgilerinden faydalanmak şartı ile dava dışı ... şirketine teklif verdikleri, dava dışı ... şirketinin ön hazırlıkları davacı ... şirketi ile ön hazırlıkları yürüttükleri ve etkinlikler için kısmen bütçe ile ilgili bilgi verdikleri, davalı ...'ın davacı şirketten ayrılmasından sonra davacı şirketten alınan bilgiler doğrultusunda etkinlikleri gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır”şeklindeki ifadelerin, projenin davalılar tarafından çalındığını çok açık bir şekilde teyit ettiğini, bu noktada kök bilirkişi raporundaki hukukçu bilirkişinin tespitlerini değerlendirmek gerektiğini, hukukçu bilirkişinin, yöneltme için davalı şirketin, müvekkili Şirketi müşteri ...'e kötülenmesi gerektiğini, ancak olayda kötüleme olmadığını, bu nedenle haksız rekabet bulunmadığını tespit ettiğini, bu tespitin son derece hatalı olduğunu, yöneltme için illa kötüleme olması gerekmediğini, ...'in Haksız Rekabet Hukuku adlı eserinin 247.sayfasında;

“Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltme, müşterinin önceden başkası ile yaptığı sözleşmeye aykırı davranması ve/veya sözleşmeyi sona erdirmesi için onun iradesi üzerinde etki doğuracak eylemlerde bulunmayı ifade eder. Müşterinin iradesini sözleşmeye aykırı davranmaya yönlendiren eylem, müşteriye yarar sağlanacağından bahsedilmesi şeklinde olabileceği gibi, hiçbir yarar vaad etmeksizin müşteri iradesini değiştirmeye elverişli şekilde davranmak şeklinde de olabilir." denilerek, yöneltme için illa ki kötüleme gerekmediğinin ifade edildiğini, burada müşterinin iradesini değiştiren etkenin, proje için son derece önemli biri genel müdür yardımcısı olmak üzere 4 çalışanın projenin tam ortasında hepsini birden aynı anda ayartmak ve bu çalışanları müvekkilden koparmak olduğunu, Yard.Doç.Dr.

...'un Sözleşmeyi İhlale Yöneltme adlı eserinin 183 vd.sayfalarında, “Her şeyden önce yöneltenin, borçlu ve alacaklı arasındaki sözleşmeden haberdar olması, muhatabını hangi davranışa yönlendirdiğinin bilincinde olması gerekir. Sözleşmenin varlığından haberdar olan kişinin bu ihlal konusunda muhatabını açık bir şekilde ihlale tahrik ve teşvik ettiği ihtimallerde yöneltmenin varlığından şüphe duyulmamalıdır. ” denildiğini, ...'nın Haksız Rekabet Hukuku'nda Sözleşmeyi İhlale ve Sona Erdirmeye Yöneltme adlı eserinin 67.sayfasında; “Hakim görüşe göre yöneltme, sözleşmenin ihlali doğrultusunda bilinçli bir çaba gerektirir. Yöneltilen objektif olmayan değerlendirmeler işe yöneltenin çıkarları doğrultusunda hareket etmeye yönlendirilmelidir.” denildiğini, bu tespitlere göre davalı şirketin müvekkili ile ...

arasındaki sözleşmeden haberdar olduğunu, zira davalı şirketin müvekkili Şirketi satın alma görüşmelerinde gizlilik sözleşmesi imzalanarak davalı şirkete bu bilgilerin verildiğini, sözleşmenin varlığından haberdar olan davalı şirketin, müşteri ...'i ihlale teşvik ve tahrik ettiğini, proje için son derece önemli olan, biri genel müdür yardımcısı olmak üzere 4 çalışanı, hazırlıklara başlanan projenin tam ortasında aynı anda ve hepsini birden ayartmak ve bu çalışanları müvekkilden koparmak müşteriyi ihlale teşvik ve tahrik eden bir davranış olduğunu, Sözleşmeye aykırı davranmaya yöneltmenin amacının müşterilerin kendisi ile sözleşme yapabilmesini sağlamak olması koşulunun da gerçekleştiğini, TTK 55/1-b,1'in uygulanmasının son şartının, yöneltenin yöneltilenle sözleşme yapabilmek amacıyla kışkırtma faaliyetini yürütmesi olduğunu, yöneltenin, kışkırttığı müşterinin halihazırda sözleşme ilişkisi içerisinde bulunduğu üçüncü kişinin yerini almak amacıyla haksız rekabet fiilini işlemesi gerektiğini, yöneltenin haksız rekabet oluşturan fiili ile elde etmeyi amaçladığı esas amacın bu unsurda karşımıza çıktığını, var olan bir sözleşmesel ilişkiyi yıkarak bu ilişkinin bir tarafı ile yeni bir sözleşme yapma niyetinde olmanın dürüst rekabet etme ilkeleri ile bağdaşmadığını ve rekabet düzenini bozduğunu, müvekkili Şirket müşterisi ...'in davalı ...

tarafından müvekkilden çalındığını, müvekkilinin belli bir aşamaya getirdiği 2017 ... finalinin davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, Davalıların müvekkilinin müşterisi ... ve diğer müşterilerini ayartmasının aynı zamanda bir genel hüküm olan TTK 54/2 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, zira anılan madde uyarınca haksız rekabetin gerçekleşmesi için, borçlunun serbest iradesi İle karar almasının engellenmesi, yöneltmenin parazit yararlanma amacı ile gerçekleştirilmesi gerektiğini, davalılar tarafından müşteri ...'in serbest iradesi ile karar almasının engellendiğini, müvekkili tarafından hazırlıklarına başlanan ve son hız finale doğru ilerlenen 2017 ... projesinde, projenin tam da ortasında davalı şirketin proje için hayati öneme haiz biri genel müdür yardımcısı olmak üzere 4 çalışanı hepsini birden aynı anda ayarttığını, işte bu ayartmanın müşteri ...'in serbest iradesi ile karar almasını da engellediğini, başkasının emek ürünlerinden veya ticari itibarından haksız yararlanılmasının aslında bu değerlerin sahibinin kazanması gereken rekabet avantajının piyasa içinde hak edilmedik şekilde paylaşılmasına neden olduğunu, olayda, bilirkişi raporlarında da açıkça ifade edildiği üzere, müvekkili dava dışı ...'in davaya konu projenin yapımı için anlaştığını, bu anlaşma çerçevesinde, müvekkilinin projeyi belli bir aşamaya getirdiğini, müvekkili tarafından belli bir aşamaya getirilen projenin davalılar eliyle çalınmasının parazit yararlanmayı oluşturduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-b-3 bendine göre de;

(işçi ayartma) haksız rekabet söz konusu olduğunu, bu madde kapsamında haksız rekabet söz konusu olabilmesi için; çalışanların bağlı olduğu işletmenin üretim veya iş sırrı olması, üçüncü kişilerin işçilerine üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltme söz konusu olması gerektiğini, üretim veya iş sırrını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yönelten kişinin yarar sağlamasının şart olmadığını, her şeyden önce müşteri adres ve telefon bilgileri, müşterilere yapılmış tüm satışlar, müşterilere özel olarak hazırlanmış özel tercih ve taleplerini gösteren çizelgeler ve bilgilerin, ilerde yapılacak plan ve projelerin sır olarak kabul edildiğini, olayımızda davalı ... ve diğer işbirlikçi çalışanların müvekkili şirkette çalışırken elde ettiği müşteri bilgilerinin, tedarikçi firma bilgilerinin, her bir müşterinin organisazyon bilgilerinin, her bir müşterinin fiyat bilgilerinin ticari sır niteliğinde olduğunu, genel müdür yardımcısı olarak davalı ...'ın bu bilgilere bir hayli sahip bir çalışa olduğunu, zaten, etkinlik sektöründe hiç var olmayan ve bugüne kadar reklamcılık sektöründe faaliyet gösteren davalı şirketin, “...

ve diğer çalışanları ayartırım, böylelikle ...'i satın almama gerek kalmaz” niyeti ve amacı güttüğünü, diğer ayartılan çalışanların da kilit pozisyonda olduklarının dava dilekçesinin 24 vd sayfalarında açıklandığını, kanunun lafzı dikkate alındığında tek başına yöneltmenin yeterli olduğunu, yöneltme sonucu bilgilerin elde edilmesinin veya ifşasının haksız rekabetin unsurlarının oluşması için gerekli olmadığını, bu sırları ele geçirmek maksadı ile karşı tarafın yönetilmesinin başlı başına haksız rekabet teşkil ettiğini, olayda da davalı şirketin, davaya konu etkinlik projeleri için çok kilit rolde olan çalışanları yönelttiğini, bu 4 adet kilit çalışanın müvekkili Şirkette iş akdini sonlandırdırdıkları tarihin 05.06.2017 olduğunu, bu hususların açık bir şekilde ek bilirkişi raporunun 7.

ve 8.sayfalarında belirtildiğini, çalışanların büyük çoğunluğunun bir anda veya yakın aralıklarla ayrılmasının ayartılmayı ortaya koyabileceğini, üçüncü kişinin, yani olayımızda davalı şirketin, başkasının (yani olayımızda müvekilin) işçilerinin tamamını yahut büyük çoğunluğunu hedef alarak sistematik biçimde sözleşmerinin sona erdirilmesini sağlamayarak haksız rekabet yarattığını, Prof.Dr. ...'ın İşletme Personelinin Ayartılması Meselesinin Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi adlı eserinin 231.sayfasında; “İşletmenin tüm çalışanlarının değil de büyük çoğunluğunun hep bir anda ayartılması halinde, ayartanın, ilgili işletmenin bu durum karşısında felce uğraması halinden faydalanarak piyasadaki konumunu güçlendirmeye ya da piyasadaki pastadan aldığı payı büyütme amacı güttüğü kabul edildiğinde dürüstlük kuralına aykırı gerçekleştirilen bir ayartma eyleminden bahsedilir.

” dendiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 2018/99 E., 2019/966 K. sayılı ve 08.07.2019 tarihli ilamının; "aynı tarihte işçilerin hep birlikte işveren davacıya ihtarname keşide ettikleri ve 2.davalı .... de çalışmaya başladıkları gözönüne alındığında davalıların birlikte hareket ederek davacı işçilerini haklı sebeple hizmet akdini feshetmeye yönlendirdikleri ve feshin akabinde davacının işçilerinin devşirildiği ,bu eylemin de hüsnüniyet kaidelerine aykırı olduğu açıktır.Yukarıda değinildiği üzere toplu olarak çalışanların devşirilmesi neticesinde davacının iktisadi bir zarara uğradığı açıktır.” şeklinde olduğunu, zaten çalışanların ...'ya geçtiği tarihten 8 gün sonra da müşterinin de ayartıldığını, anılan çalışanların müvekkilinden ayartıldığı tarihten 2 ay gibi kısa bir süre içinde de devasa bir projenin etkinlik sektöründe hiç var olmamış davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin esasen bir reklam şirketi olduğunun ve etkinlik alanında faaliyette bulunmadığının davalı şirket vekilinin kök rapora İtiraz dilekçesinden de anlaşıldığını, nitekim ek bilirkişi raporuna da yansıyan bu beyanlarda, projeler çalınmaya başlamadan önce, davalı şirketin 2016 yılı kayıtlarındaki şirketlerin reklamcılık faaliyetinin müşterileri olduğunu, davalı şirketin de en tanınmış ve saygın bir reklam ajansı olduğunu beyan ettiğini, reklam şirketi olan davalı şirketin, etkinlik sektöründe olan davacı ...

satın almaktan vazgeçtiğini, davalı şirketin müvekkil şirketi satın alıp etkinlik sektöründe faaliyette bulunmak varken, müvekkilinin projeleri için kilit ve ticari sırra haiz çalışanlarını ayartarak faaliyette bulunmak istediğini, bu eylemin, açıkça rekabet düzenini bozucu bir eylem olduğunu, zaten, tam da bu noktayı tespit etmek için, 17.06.2020 tarihli duruşmada, yerel mahkeme tarafından “ davalı ...'ın davacı şirketten ayrıldığı ve davalı şirkette çalışmaya başladığı tarihlerin, dava dışı ..., ..., ... ve ...'in davacı-davalı şirketler ile dava dışı ... Dış Ticaret şirketinden hangilerinde, hangi tarihlerde çalıştıkları, işe giriş ve çıkış tarihleri, hangi konumda çalıştıkları” hususlarının ek raporda irdelenmesi yönünde ara karar tesis edildiğini, ne yazık ki, bu ara kararın ek raporda yerine getirilmediğini, En nihayetinde, olayımızda, işçi ayartmanın, bir genel hüküm olan, TTK 54/2 maddesi kapsamında da haksız rekabet olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2 maddesinin ilkenin temel unsurunun dürüstlük kuralı olduğunu, davalı şirketin etkinlik sektöründe faaliyeti bulunmadığını, hatta bu sektöre girmek için bir etkinlik şirketini de (müvekkil Şirketi) geçen yıllarda satın almak istediğini, bu şirketin ...

... Finali gibi devasa bir projeyi 2 ay gibi bir sürede tek başına önceden hiçbir know-how ve çalışma olmadan tek başına yapabilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun en nihayetinde hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle bir şirketin, proje için kilit konumda olan müvekkili Şirket çalışanlarının hepsini birden aynı anda ayartıp, bu çalışanların varlığı ile de müşteriyi ayartarak bu projeyi yapabildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Daire 2018/99 E., 2019/966 K. sayılı ve 08.07.2019 tarihli ilamının; " Birden bire, bir çırpıda bir işletmenin tüm personelinin ayartılması halinde de, ayartma eylemi dürüstlük kuralına aykırı olarak görülmektedir. İşletmenin tüm çalışanlarının değil de büyük çoğunluğunun hep bir anda ayartılması halinde, ayartanın, ilgili işletmenin bu durum karşısında felce uğraması halinden faydalanarak piyasadaki konumunu güçlendirmeye ya da piyasadaki pastadan aldığı büyütme amacı güttüğü kabul edildiğinde dürüstlük kuralına aykırı gerçekleştirilen bir ayartma eyleminden bahsedilir.

(Prof Dr. ... -İşletme personelinin ayartılması meselesinin TTK 56 vd.maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ).... Somut olayda süynı tarihte işçilerin hep birlikte işveren davacıya ihtarname keşide ettikleri ve 2.davalı .... de çalışmaya başladıkları gözönüne alındığında davalıların birlikte hareket ederek davacı işçilerini haklı sebeple hizmet akdini feshetmeye yönlendirdikleri ve feshin akabinde davacının işçilerinin devşirildiği ,bu eylemin de hüsnüniyet kaidelerine aykırı olduğu açıktır. Yukarıda değinildiği üzere toplu olarak çalışanların devşirilmesi neticesinde davacının iktisadi bir zarara uğradığı açıktır.” şeklinde olduğunu, Prof.Dr. ...'ın İşletme Personelinin Ayartılması Meselesinin Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi adlı eserinin 196.sayfasında;

“Bu sebeple, ayartma fiilinin haksız rekabet teşkil edebilmesi için, ayartan, ayartılan Bersonel ve ayartma fiilinden etkilenen işletme sahibinin ekonomik menfaatlerinin göz önüne alınması, tartılması ve değerlendirilmesi gerekir. Bir çok olayda, ayartılan personel, işletme açısından vazgeçilmez bir kişiliktir. Zira, bu kişiler, bazı görevleri tek başına yapıyor olabilir veya işletme faaliyeti açısından lüzumlu bilgilere tek başına sahip bulunabilir ve gene tek başına müşteri çevresiyle ilişki içersinde olabilir. Bütün bu özelliklere işletmede çalışan tek bir personel değil; personel grubuftimi) da sahip olabilir. Nitekim, günümüzde de ayartma eylemi, tek işçi yerine daha çok rakip firmanın bir servisinde çalışan timin elde edilmeye çalışılması suretiyle vuku bulmaktadır.

Ekonomik açıdan meseleye bakıldığında, çalışan ya da çalışanların kaybı, işvereni açısından bir know-how'un kaybıdır. Ancak, çalışanın ayartılması, işletme açısından, sadece, bu kişilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübelerin kaybı anlamına gelmez. İşverenin, çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğu ihtimali de göz önüne alındığında, çalışanın işletmeden ayrılması, bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu da beraberinde getirecektir.” dendiğini, davalı şirket, birisi genel müdür yardımcısı 4 adet çalışanın proje için kilit konumda olduğunu bildiğinden salt müvekkili rekabette zayıflatmak kendisini ise müvekkil aleyhine güçlendirmek amacı ile anılan proje grubunun hepsini ayarttığını, yine Prof.Dr.

...'ın İşletme Personelinin Ayartılması Meselesinin Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi adlı eserinin 201.sayfasında; "ayartan, işinde ehil, uzman, bilgi ve yetenekli bir çalışanı kendisine çekmekle rekabet gücünü arttırırken, ayartılanın önceki işvereni olan şahsın rekabet gücünü zayıflatmaktadır." şeklinde tespitlere yer verildiğini, Prof.Dr. ...'ın Haksız Rekabet ve Rekabet Yasağı adlı eserinin 116.sayfasında; "Haksız rekabetten bahsedilebilmesi için kusura gerek olmadığı gibi, haksız rekabetten doğan eylem dolayısıyla başkasının ekonomik yönden zarar görmüş ve zarar görme tehlikesine maruz kalması da şart değildir. Ayartma eyleminin de haksız rekabet teşkil edip etmediği söz konusu evlemin doğruluk ve dürüstlük kurallarını ihlal edecek surette yapılıp yapılmadığına verilecek cevaba göre belirlenir.

Ayartma eylemi, doğruluk ve dürüstlük kurallarını ihlal ediyorsa, haksız rekabet teşkil edecektir.” denildiğini, yine yerel mahkeme'nin 17.06.2020 tarihli duruşmasında “davaya konu edilen ... şirketine ait etkinliğin teknik olarak ne kadar sürede hazırlanabileceği, davacı şirket ile dava dışı ... arasındaki yapılan yazışmalar nazar alınarak ... etkinliği için hangi aşamaya gelindiği, etkinliğin gerçekleştirildiği tarih ile davacı ve dava dışı ... arasında yapılan en son yazışmalar arasında ne zaman geçtiği, yine etkinliğin gerçekleştiği tarihin ne olduğu” şeklinde ara karar alındığını, ancak bu ara kararın ek bilirkişi raporunda yerine getirilmediğini, mahkemenin de kendi kararı yerine getirilmeyerek hazırlanan ek bilirkişi raporunu bu anlamda yeterli bulduğunu, Olayda ayrıca, davalılar eliyle gerçekleştirilmiş parazit haksız rekabetin söz konusu olduğunu, mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde ifade edildiği üzere, davaya konu ...

projesi için müvekkili Şirketin dava dışı ... ile anlaşmaya vardığını ve bu anlaşma uyarınca çalışmalara başladığını, müvekkili tarafından aylar boyunca çalışılan ve belli bir aşamaya getirilen davaya konu ... projesinin davalılar tarafından çalındığını, ezcümle, davalıların, müvekkilin aylardır didinip, emek sarf edip belirli bir aşamaya getirdiği projeyi çaldıklarını, bu hususun açıkça parazit haksız rekabeti oluşturduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/396 E., 2010/371 K. Sayılı ve 07.07.2010 tarihli ilamının; “Ekonomik ve ticari hayatta herkes, ahlak ve objektif iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde hareket ederek, ancak kendi emek ve gayreti ölçüsünde bir kazançla yetinmelidir.

Bir tacirin, kendi emek ve gayretine dayanan kazancı, gerek ahlaki gerekse kanuni yönden meşrudur. Fakat, bir kimsenin en ufak bir yorgunluğa ve zahmete girmeden bir başkasının yıllar yılı didinip alın teri ve göz nuru dökmek suretiyle ancak meydana getirdiği ve tamamen kişisel emek ve gayretinin ürünü olan çalışmasına ortak olması hali, hem ahlak kurallarına bir aykırılık oluşturur ve hem de haksız rekabeti meydana getirir. Bu şekildeki bir haksız rekabet, "parazit-tufeyli” rekabet olarak nitelendirilir. Bir başkasının yıllarca çalışmak suretiyle ancak elde edebildiği emek ve şöhretine elatmak suretiyle -deyim yerindeyse- onun sırtından para kazanmak isteyen kimsenin hareketi, kendi emeğine dayanmadığı için, ahlak kurallarına ve kanun hükümlerine göre, haksız rekabettir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 3.Baskı, Cilt 1, Ankara 1990, Sahife 314- 318)”şeklinde olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2000/3080 E., 2000/4008 K.

Sayılı ve 08.05.2000 tarihli ilamının; “davacının büyük giderler yaparak kurduğu şifreli yayınlardan, davalının hiçbir harcama yapmadan yararlanması, haksız rekabetin bir türü olan parazit (tufeyli) rekabeti oluşturduğuun kabulü gerekir. "şeklinde olduğunu, İleri sürerek, arz ve izah olunan nedenlerle ve dairemizce resen öngörülecek nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne ve İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/725 Esas, 2021/573 Karar sayılı ve 06/10/2021 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetin tespiti ve engellenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın zararın giderilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davacı şirketin etkinlik ve organizasyon alanında faaliyet gösterdiğini, 2012 yılından itibaren müşterisi ... frmasına ait League Of Legend ... etkinliğinin davacı şirket tarafından organize edildiğini, davalı ...'in de 2006 yılında davacı şirkette işte başladığını ve 2011 yılından itibaren davacının müşteri protföyü ve ticari sırlarını haiz üst düzey yönetici olarak çalıştığını, ...'in 2017 yılı League Of Legend TBF projesinin de davacı tarafından gerçekleştirilmesi için davacı ile dava dışı ...

arasında mutabakata varıldığını, bu amaçla beş ay süre boyunca hazırlıklar yapıldığını, projenin aşında da davalı ... ile davacı şirketten ayrılan dava dışı ... ve ...'ün bulunduğunu, hatta ... ve ...'nın 2017 projesi için fikir ve teknik bilgi edinmek üzere 2016 yılı League Of Legend Los Angeles etkinliğini seyretmek üzere davacı tarafından ABD'ye gönderildiklerini, davacının 2017 ... Projesi için tedarikçilerle görüştüğünü, organizasyonun gerçekleşeceği mekan olan ...'ın kiralanması için ilgili şirket ile yazışmalar yaptığını, ... yetkilisi ile alanda keşif yapıldığını, etkinlik alanında faaliyet göstermeyen ve reklam hizmetleri alanında faaliyet gösteren davalı şirketin ise davacı çalışanları ..., ...

ve ...'i ayarttığını ve onlarla kötü niyetli işbirliği içine girdiğini, projenin ilerleyen aşamalarında davalı ...'in maaşlarıın ödenmediği yönündeki haksız gerekçe ile iş sözleşmesi 16/05/2017 tarihli ihtarname ile haksız olarak feshettiğini ve 18/05/2017 tarihinde işten ayrıldığını, akabinde yaklaşık on iki gün sonra davalı şirkette davacı şirket ile aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, akabinde dava dışı ... şirketi tarafından 2017 projesinin davacı ile yapılmasından vazgeçildiğini ve işin davalı şirkete verildiğini, bu gelişmeler sırasında davacı şirketin kardeş Şirketi olan ... şirketine bordrolu ancak davacı şirkette istihdam edilen ... ve ...'ün de 05/06/2017 tarihinde istifa ettiklerini, ...'nın davalı şirkette, ...'in dava dışı ...

isimli şirkette işe başladığını, davalı şirketin 2016 yılında davacı ... satın almak istemesi üzerine yapılan görüşmelerde davalı ... ile tanışmış olduğunu, ayrıca davalı şirketin satın alma görüşmelerinde davacının tüm ticari sıralarına da vakıf olduğunu, buna ilişkin gizlilik anlaşması yapıldığını, davalı şirketin davacı ... satın almaktan vazgeçtiğini, ancak henüz davacı çalışanları işten ayrılmadan önce onları ayartan davalının şirketin hem 2017 ... Projesi ile ilgili bilgileri edindiğini, hem de onların işten ayrılmalarını sağlayarak ... Projesinin davalı şirkete aktarılmasını sağladığını, davacının beş aya yayılan emeğinin projenin davalı şirkete aktarılması suretiyle davalılarca TTK'nun 54/2, 54/1-b ve 54/1-c bentleri uyarınca haksız rekabet teşkil edecek şekilde çalındığını, nitekim davacı şirketin ...

ve ...ce isimli iki çalışanının da 30/03/2017 tarihinde işten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, davalıların, davalı ...'in sahip olduğu bilgileri kullanarak ... dışındaki davacı ... müşterilerini de ayarttıklarını ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve men'i ile bundan ötürü uğranılan maddi ve manevi zararın tahsilini talep etmiştir. Davalı ... tarafından, davalı şirketin 1999 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiği ve uluslararası işbirlikleri olduğu, davacının, davalı şirketin yalnızca reklam alanında faaliyet gösterdiği iddiasının gerçek dışı olduğu, öncelikle davacı ile dava dışı ... arasında 2017 yılı projesinin davacı tarafından gerçekleştirileceğine dair bir sözleşme veya anlaşma bulunmadığı, ayrıca dava konusu eden 2017 League Of Legend Projesinin davalı şirket tarafından değil, dava dışı ...

isimli şirket tarafından üstlenildiğini, ... Şirketi'nin davalı şirketten danışmanlık hizmeti talep ettiği, davalının da bu teklifi kabul ettiği, davacı şirketin çalışanlarının ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle şirketten haklı sebeplerle ayrıldıklarını, iş sözleşmesi ve yazılı rekabet yasağı olmayan davacı çalışanlarının bir kısmının davalı şirkette çalışmaya başlamalarında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, kaldı ki ... dışındaki diğer çalışanların tamamının dava dışı ... şirketi işçisi oldukları, davacının davalı şirket bünyesinde işe başlamayan ve haklı sebeplerle işten ayrılan çok fazla sayıda çalışanı olduğu, davalı şirketin ne davacı çalışanlarını ne de müşterilerini ayartmadığı, bu iddiaları ispata yarar hiçbir delil sunulmadığı, dava dışı ...

Şirketi'nin davacı şirkete 2017 projesini vermemesinin sebebinin davalı şirketle ilgili bulunmadığı, davalı şirketin dava dışı ... Şirketi'nden gelen danışmanlık teklifini kabul etmesinin ticari faaliyet kapsamında kaldığı, davacı tarafından satın alma görüşmeleri sırasında davalı şirkete ticari sırların verildiğine dair hiçbir delil sunulmadığı, davacı şirketin ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle satın alınmadığı, davacı tarafından sunulan e-maillerin hiçbirinin iddiaları ispata elverişli olmadığı savunulmuştur. Davalı ... tarafından; davacı şirkette maaşlı çalışan olan davalının ücretlerini ve işçilik alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği, buna ilişkin mail yazışmalarının dosyaya sunulduğu, davacıdan işçilik ücretlerini alamayan bir çok çalışanın gerek davalıdan önce gerekse sonraki tarihlerde iş sözleşmelerini feshettiklerini, davacı ile yazılı iş sözleşmesi ve rekabet yasağı anlaşması olmayan davalının hayatını idame ettirebilmek için davalı şirkette işe girmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ...

ve ...'in de benzer gerekçelerle işten ayrıldıkları, davacı ile dava ... arasında 2017 projesinin yapılması hususunda bir sözleşme yapılmadığı, nitekim projenin ... tarafından dava dışı ... isimli firmaya verildiği, ... firmasının bu proje için davalı şirketten danışmanlık hizmeti almak istediği, kendisinin de davalı şirket çalışanı olarak bu çerçevede işin içinde yer aldığı, davacının dosyaya sunduğu bir kısım e-maillerin bu proje ile ilgisi bulunmadığı, davalının bizzat davacı tarafından gerçekleştirilen ...'un KMF 2017 projesi ile ilgili dava dışı ... yetkilisi ile yaptığı yazışmaların sanki Leauge Of Legend Projesine aitmiş gibi dosyaya sunulduğu, kendinin kimsenin ayartmadığı, kendisinin de ne ...

Şirketi'ni ne de davacının diğer müşterilerini ayartmadığı savunulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dava dilekçesinde ismi bildirilen davacı çalışanları ..., ..., ..., ... ve ...'in SGK hizmet döküm cetvelleri, ayrıca davacı şirketin tüm çalışanlarına ilişkin SGK bilgileri ile dava dışı ... Turizm firmasının çalışanlarına ilişkin SGK bilgileri celbedilmiş, uyuşmazlık konusu şirketlerin sicil kayıtları getirtilmiş, dava dışı ... firmasından, dava konusu edilen Leauge Of Legend ... 2017 Projesine ait dava dışı ... firması ile yapılan sözleşmenin asılları celbedilmiş, taraf tanıkları dinlenilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mali müşavir bilirkişi, hukukçu ve organizasyon alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak kök rapor alınmış, davacı yanın rapora itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınmış, tahkikat bitirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesindeki tüm iddiaların tekrarı ile mahkemenin 17/06/2020 tarihli celsede verdiği ara karar kararlar kapsamında değerlendirme yapılmayan ek rapora dayalı hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, kök rapor ile ek rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden ve bu yöndeki itirazları karşılanmadan hüküm kurulduğu, bilirkişi kök ve ek raporu ile dava dışı ... yetkilisi ile dava dışı ... arasında yapılan 06/02/2017 tarihli e-mail kapsamına göre, 2017 projesinin gerçekleşmesi hususunda davacı ile ...'un mutabakata vardıkları sabit olmasına rağmen, mahkemece aksi yönde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, davacının dava dışı ... dışındaki müşterilerin de ayartıldığı yönündeki iddialarının mahkemece değerlendirilmediği yönündedir.

Mahkemece aldırılan kök ve ek bilirkişi raporlarında davacı çalışanı olduğu belirtilen kişilerin davacı şirketten hangi tarihlerde hangi sebeplerle ayrıldıklarının ve bunlardan hangilerinin hangi tarihte davalı şirkette çalışmaya başladıklarının davacı iddiasının aksine değerlendirildiği, öte yandan kök ve ek raporda hukukçu bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerin mahkemeyi bağlamadığı, hukuki tavsif ve dosyadaki delilleri, bu arada davacı tarafından dosyaya sunulan e-mail yazışmalarını değerlendirme yetkisinin HMK'nun 33 ve 266 maddeleri gereği münhasıran mahkemeye ait bulunduğu, dolayısıyla bilirkişi kök ve ek raporlarında yer alan ve birbirleri ile çelişkili görünen hukuki değerlendirmelerin giderilmesi için başka bir hukukçu bilirkişiye başvurulamayacağı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere dava dışı ...

firmasının 2017 yılı Leauge Of Legend ... etkinliğinin gerçekleştirilmesi hususunda dava dışı ve sicil kayıtlarına göre de davalı şirket ile ilgisi yahut organik bağı bulunmayan ... Anonim Şirketi ile anlaştığı, buna ilişkin sözleşme asıllarının da dosyaya sunulduğu, davacı şirketin bu proje için ... şirketi ile yaptığı yazılı bir sözleşme bulunmadığı, öte yandan bir an için 06/02/2017 tarihli e-mail içeriğine ve davacı şirketin proje için ön hazırlık yapmak üzere tedarikçi firma ve ...nın kiralanması için ilgili şirket çalışanı ile yaptığı yazışmalara göre taraflar arasında bir ön anlaşmanın var olduğu kabul edilse dahi, sözleşme davalı şirket ile yapılmadığından, ne davalı şirket ne de davalı ...'in davacı müşterisi ...'un haksız rekabet teşkil edecek şekilde ayarttıklarının kabul edilemeyeceği, kaldı ki ne dinlenen tanık anlatımları ne de dosyaya sunulan e-mail yazışmaları içeriğinde davalı şirketin davacı çalışanlarını ve ...

firmasını ayarttığını ispata yarar delil bulunmadığı, yine taraf şirketlerin incelenen defter ve kayıtları kapsamından, davacı ile davalı şirketin 2017 yılından önce de ... dışında ortak müşterilerinin bulunduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin, davalı ...'i işe aldıktan sonra da bu müşteriler ile çalışmaya devam etmesinin, davalı şirketin davacı işçilerini ayartarak onlardan davacı müşterilerine ilişkin bilgiler aldığını ve bu müşterileri kendisine aktardığını ispata yetmeyeceği, davalı ...'in iş sözleşmesini ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı sebeple feshettiği, davacı yanın bu fesih ihtarına karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı, kaldı ki davalı ...'in cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulan e-mail yazışmalarında davacı şirket muhasebecisi tarafından fesih tarihinden önce ödenmemiş ücret alacaklarının bulunduğunun davalı ...'e bildirildiğinin görüldüğü, dava dışı ...'ün davalı şirkette çalışmadığı, dava dışı çalışanlar ...

ve ...'in ise 2017 yılı Mart ayrında davacı şirketten ayrıldıkları, davalı şirkette çalışmaya başlamalarının 2017 yılı Haziran ayını bulduğu, bu çalışanların hiçbirisinin rekabet yasağı anlaşmaları bulunmadığı gibi, davalı şirket tarafından ayartıldıklarını gösterir bir delil de bulunmadığı, davalı şirketin dava dışı ... şirketine 2017 ... Projesi için danışmanlık hizmeti vermesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, kaldı ki davacı şirketin bu proje için önceki yıllarda veya 2017 yılı içerisinde birlikte çalıştığı tedarikçilerinin tamamının davalı şirket veya davalı ... tarafından dava dışı ... Şirketi'ne yönlendirildiklerine dair delil bulunmadığı, yine davalıların 2017 ... projesinin, davacı zararına, dava dışı ...

şirketine verilmesini sağlamaya çalıştıklarına dair delil de mevcut olmadığı, davacı yanın TTK'nun 54/2, 55/1-b ve c bentleri koşullarının oluştuğunu ispatlayamamış olması nedeniyle, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.380,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 952,4‬0-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1.

maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047532700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.