Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5635 E. 2010/12634 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı mahkeme ilamı↗ münhasırlık↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ tebligat↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının tenfizi için aranan karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, Almanya Mahkemesi kararının Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, hükmün kamu düzenine aykırı olmadığı, davalıya duruşma gününün bildirildiği, kararın da tebliğ edildiği, böylece savunma haklarına riayet edildiği, tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır. Davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği net olarak anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Esasen tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kararın kesinleşmeyeceği, bu bağlamda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki yasanın 54. maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11993 E. 2013/10638 K.
Ortak:kamu düzeni · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının «tenfizi» için aranan karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, Almanya Mahkemesi kararının Türk Mahkemeleri'nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verildiği, hükmün «kamu düzenine» aykırı olmadığı, davalıya duruşma gününün bildirildiği, kararın da tebliğ edildiği, böylece savunma haklarına riayet edildiği, tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçe …
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, «tenfizi» istenen Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği net olarak anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir.
Benzer bu kararda… 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edildiği, kararın «kesinleştiği, ilamın» açıkça «kamu düzenine» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Bochum Asliye Hukuk Mahkemesinin 4 O 350/06 sayılı kararı ile «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmiştir: Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesinleşen ilam · eda davası · tespit davası · dosya masrafı
Benzer bu kararda… 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edildiği, kararın «kesinleştiği, ilamın» açıkça «kamu düzenine» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Bochum Asliye Hukuk Mahkemesinin 4 O 350/06 sayılı kararı ile «masraf» tespit kararının «tenfizine» karar verilmiştir: Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizce «tenfiz» davaları nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, düzeltilerek onanması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3660 E. 2010/9954 K.
Ortak:yabancı mahkeme ilamı · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · eksik inceleme · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının «tenfizi» için aranan karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, Almanya Mahkemesi kararının Türk Mahkemeleri'nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verildiği, hükmün «kamu düzenine» aykırı olmadığı, davalıya duruşma gününün bildirildiği, kararın da tebliğ edildiği, böylece savunma haklarına riayet edildiği, tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçe …
Davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, «tenfizi» istenen Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği net olarak anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle «tenfizi» istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, «yabancı ilamın» «tenfizinin» «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceğinin gözetilmesi gerektiği, bu istemle açılan davalarla ilgili verilen ret kararlarının TTK.nun 329 ve 405. maddelerine dayalı olarak onandığı, bu konuda artık güçlü bir içtihat oluşturulduğu, bu kararın tenfizi durumunda TTK.nun 329 ve 405. maddelerindeki amir hükümlerin aşılmış olacağı, bunun sonucu olarak şirketlerin sermayelerini koruyamaz hale geleceği, bu durumun ise açıkça «kamu düzenine aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» istemine ilişkin olup, davalı taraf savunma dilekçesinde tenfizi istenen «yabancı ilamın» Lahey Sözleşmesine uygun şekilde tebliğ edilmediğini savunmuş, mahkemece, bu savunma üzerinde durulmamış, doğrudan işin esasına girilerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, «tenfizi» istenen Berlin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak «tebligatların» hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, «yabancı ilamın» «tenfizinin» «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceğinin gözetilmesi gerektiği, bu istemle açılan davalarla ilgili verilen ret kararlarının TTK.nun 329 ve 405. maddelerine dayalı olarak onandığı, bu konuda artık güçlü bir içtihat oluşturulduğu, bu kararın tenfizi durumunda TTK.nun 329 ve 405. maddelerindeki amir hükümlerin aşılmış olacağı, bunun sonucu olarak şirketlerin sermayelerini koruyamaz hale geleceği, bu durumun ise açıkça «kamu düzenine aykırılık» teşkil edeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5635 E. , 2010/12634 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.12.2008 tarih ve 2008/276-2008/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete karşı Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı dava neticesinde, 34.512,20 EURO anaparanın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.04.2007 tarih 8 O 64/06 nolu kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının tenfizi için aranan karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, Almanya Mahkemesi kararının Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verildiği, hükmün kamu düzenine aykırı olmadığı, davalıya duruşma gününün bildirildiği, kararın da tebliğ edildiği, böylece savunma haklarına riayet edildiği, tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmamaktadır. Davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen Bochum Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği net olarak anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Esasen tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kararın kesinleşmeyeceği, bu bağlamda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki yasanın 54.
maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046878200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz