6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme ilamının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3660 E. 2010/9954 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı mahkeme ilamı kamu düzenine aykırılık kamu düzeni tenfiz tebligat eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı ilamın tenfizinin kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceğinin gözetilmesi gerektiği, bu istemle açılan davalarla ilgili verilen ret kararlarının TTK.nun 329 ve 405. maddelerine dayalı olarak onandığı, bu konuda artık güçlü bir içtihat oluşturulduğu, bu kararın tenfizi durumunda TTK.nun 329 ve 405. maddelerindeki amir hükümlerin aşılmış olacağı, bunun sonucu olarak şirketlerin sermayelerini koruyamaz hale geleceği, bu durumun ise açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekillleri temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, davalı taraf savunma dilekçesinde tenfizi istenen yabancı ilamın Lahey Sözleşmesine uygun şekilde tebliğ edilmediğini savunmuş, mahkemece, bu savunma üzerinde durulmamış, doğrudan işin esasına girilerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen Berlin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Esasen tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kararın kesinleşmeyeceği, bu bağlamda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki yasanın 54. maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.

Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yabancı mahkeme ilamının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5635 E. 2010/12634 K.

    Ortak: · Yabancı mahkeme ilamının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/3660 E.  ,  2010/9954 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2008/241-2008/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, Almanya Berlin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davalının müvekkiline 36.007.73 EURO ve % 5 puan faiz ödemesine karar verildiğini ileri sürerek, 31 Ekim 2006 tarihli kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yabancı mahkemenin usulüne aykırı bir şekilde gıyapta hüküm kurduğunu, kararda temyiz süresini açıklamadığını, yabancı ilamın Lahey Sözleşmesine göre tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, yabancı ilamın maddi ve usul hukukumuzdaki kamu düzeni kurallarına aykırı olduğunu, Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlar ile çeliştiğini, yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda tesis edildiğini, kararın kanuna karşı hile yolu ile sözkonusu ilamı elde ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı ilamın tenfizinin kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceğinin gözetilmesi gerektiği, bu istemle açılan davalarla ilgili verilen ret kararlarının TTK.nun 329 ve 405. maddelerine dayalı olarak onandığı, bu konuda artık güçlü bir içtihat oluşturulduğu, bu kararın tenfizi durumunda TTK.nun 329 ve 405. maddelerindeki amir hükümlerin aşılmış olacağı, bunun sonucu olarak şirketlerin sermayelerini koruyamaz hale geleceği, bu durumun ise açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekillleri temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, davalı taraf savunma dilekçesinde tenfizi istenen yabancı ilamın Lahey Sözleşmesine uygun şekilde tebliğ edilmediğini savunmuş, mahkemece, bu savunma üzerinde durulmamış, doğrudan işin esasına girilerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen Berlin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalıya nasıl tebliğ edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamamakta olup, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiştir. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Esasen tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kararın kesinleşmeyeceği, bu bağlamda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki yasanın 54.

maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.

Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin öncelikle araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde, anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, tenfizi istenilen kararın anılan yasa uyarınca tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031981100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.