6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2391 E. 2013/20861 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vazgeçmiş sayılma ön inceleme duruşması kesin süre haksız rekabet ibraz kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK — HMK 140

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı firmanın "ZUHAIR MURAD" markasını davalının tescil tarihi olan 2007 yılından önce kullandığını gösterir dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, davacı markasının Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olduğunun sübuta ermediği, davacı şirketin tescil edilmiş veya daha önceden tescil başvurusu yapılmış markaları mevcut olmadığı için markaların ülkeselliği ilkesi gereği davacının iddia ettiği doğrultuda 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesinin davaya tatbikinin mümkün olmadığı, davalı markasının 2007 yılında tescil edilmesi nedeniyle haksız rekabetin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı vekili dava dilekçesiyle birlikte delillerini ibraz etmemiş ise de, dava dilekçesinde toplanmasını istediği delillerini açıkca bildirmiştir. Mahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17396 E. 2015/12127 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17048 E. 2014/5995 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/2391 E.  ,  2013/20861 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

(FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada Midyat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2012 tarih ve 2012/184-2012/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılında Beyrut'ta kurulduğunu, kişiye özel tasarım tekstil sektöründe tüm dünyaca tanımış "ZUHAIR MURAD" markasıyla hizmet verdiğini, markanın, yaratıcısı olan ünlü tasarımcı Zuhair Murad'ın kendi isminden hareketle yaratıldığını ve aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret ünvanının kök unsurunu oluşturduğunu, davalı adına 03 ve 25. sınıfta tescil 2007/10330 sayılı "ZUHAİR MURAD" markasının müvekkilinin markasının birebir aynısı olduğunu, müvekkkili şirketin önceye dayalı hakkı bulunduğunu, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu ileri sürerek, 2007/10330 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin sürekli alışveriş yaptığı Iraklı Zuhair Murad'ın kendi bölgesinde tanınmış olup, bu kişinin Türkiye'de tanınmış hale getirilmesi ve müvekkili firma ile bu isimde ortak işler yapmak istemesi üzerine, bu kişinin isteğiyle müvekkilince marka başvurusu yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı firmanın "ZUHAIR MURAD" markasını davalının tescil tarihi olan 2007 yılından önce kullandığını gösterir dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, davacı markasının Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olduğunun sübuta ermediği, davacı şirketin tescil edilmiş veya daha önceden tescil başvurusu yapılmış markaları mevcut olmadığı için markaların ülkeselliği ilkesi gereği davacının iddia ettiği doğrultuda 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesinin davaya tatbikinin mümkün olmadığı, davalı markasının 2007 yılında tescil edilmesi nedeniyle haksız rekabetin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı vekili dava dilekçesiyle birlikte delillerini ibraz etmemiş ise de, dava dilekçesinde toplanmasını istediği delillerini açıkca bildirmiştir. Mahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir.

Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045923700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.