Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2391 E. 2013/20861 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vazgeçmiş sayılma↗ ön inceleme duruşması↗ kesin süre↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı firmanın "ZUHAIR MURAD" markasını davalının tescil tarihi olan 2007 yılından önce kullandığını gösterir dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, davacı markasının Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olduğunun sübuta ermediği, davacı şirketin tescil edilmiş veya daha önceden tescil başvurusu yapılmış markaları mevcut olmadığı için markaların ülkeselliği ilkesi gereği davacının iddia ettiği doğrultuda 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesinin davaya tatbikinin mümkün olmadığı, davalı markasının 2007 yılında tescil edilmesi nedeniyle haksız rekabetin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı vekili dava dilekçesiyle birlikte delillerini ibraz etmemiş ise de, dava dilekçesinde toplanmasını istediği delillerini açıkca bildirmiştir. Mahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17396 E. 2015/12127 K.
Ortak:vazgeçmiş sayılma · ön inceleme duruşması · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin «ibrazını» sağlamaya yönelik «kesin süre» verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön «inceleme duruşmasında», taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla …
Bu hususların verilen «kesin süre» içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan «vazgeçilmiş sayılmasına» karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir.
Bu durumda, davacı tarafın delillerinin «ibrazını» sağlamaya yönelik «kesin süre» verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil ve belgelerini 19.04.2013 tarihinde yapılan ön «inceleme duruşmasına» kadar «ibraz» etmediği, HMK'nın 140/5 maddesinde düzenlenen 2 haftalık «kesin süre» geçtikten sonra 11.07.2013 tarihinde davacı delillerinin sunulduğu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının delil ve belgelerini ön «inceleme duruşmasına» kadar «ibraz» etmediği, HMK'nın 140/5. maddesinde öngörülen iki haftalık «kesin süre» geçtikten sonra davacı delillerinin sunulduğu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 140/5. maddesinde, “Ön «inceleme duruşmasında», taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık «kesin süre» verilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · rücuen tazminat · taraf ehliyeti · usulden reddi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, «nakliyat sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının delil ve belgelerini ön «inceleme duruşmasına» kadar «ibraz» etmediği, HMK'nın 140/5. maddesinde öngörülen iki haftalık «kesin süre» geçtikten sonra davacı delillerinin sunulduğu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil ve belgelerini 19.04.2013 tarihinde yapılan ön «inceleme duruşmasına» kadar «ibraz» etmediği, HMK'nın 140/5 maddesinde düzenlenen 2 haftalık «kesin süre» geçtikten sonra 11.07.2013 tarihinde davacı delillerinin sunulduğu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17048 E. 2014/5995 K.
Ortak:kesin süre · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin «ibrazını» sağlamaya yönelik «kesin süre» verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön «inceleme duruşmasında», taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla …
Bu durumda, davacı tarafın delillerinin «ibrazını» sağlamaya yönelik «kesin süre» verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bu hususların verilen «kesin süre» içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan «vazgeçilmiş sayılmasına» karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı sigorta şirketinin nakliye emtia «sigorta poliçesi» kapsamında kapılarda meydana gelen «hasar» nedeniyle 23/08/2012 tarihinde toplam 20.231,23 TL olarak sigortalıya yaptığını iddia ettiği ödeme belgesinin dava dilekçesi ekindeki belgelerde bulunmadığı, verilen «kesin süre» içerisinde de bu belgenin mahkemeye «ibraz» edilmediği ve başka yerden getirtilmesi için gerekli açıklamanın yapılmadığı, davacı şirket sigorta bedelini sigortalıya ödediğini dava dilekçesine ekli belgelerle …
… ri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacı ile gereken açıklamayı yapmaları için duruşma tarihinden itibaren 2 haftalık «kesin süre» verilmesine kesin süre içerisinde belirtilen hususları tam olarak yerine getirmemeleri halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının davacı vekiline «ihtarına» (ihtar edildi)” şeklinde «ara» karar kurulmuş, takip eden celsede de davacı vekilince gerektiği takdirde ödeme belgesini sunabileceğine ilişkin beyanına rağmen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · ara karar · rücu · ihtar · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı sigorta «rücu» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı sigorta şirketinin nakliye emtia «sigorta poliçesi» kapsamında kapılarda meydana gelen «hasar» nedeniyle 23/08/2012 tarihinde toplam 20.231,23 TL olarak sigortalıya yaptığını iddia ettiği ödeme belgesinin dava dilekçesi ekindeki belgelerde bulunmadığı, verilen «kesin süre» içerisinde de bu belgenin mahkemeye «ibraz» edilmediği ve başka yerden getirtilmesi için gerekli açıklamanın yapılmadığı, davacı şirket sigorta bedelini sigortalıya ödediğini dava dilekçesine ekli belgelerle …
… ri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacı ile gereken açıklamayı yapmaları için duruşma tarihinden itibaren 2 haftalık «kesin süre» verilmesine kesin süre içerisinde belirtilen hususları tam olarak yerine getirmemeleri halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının davacı vekiline «ihtarına» (ihtar edildi)” şeklinde «ara» karar kurulmuş, takip eden celsede de davacı vekilince gerektiği takdirde ödeme belgesini sunabileceğine ilişkin beyanına rağmen davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkemece davacı vekiline verilen «ihtarda» açıkça ödeme belgesinin sunulmasından bahsedilmediğinden verilen ihtar usulüne uygun olmayıp, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2391 E. , 2013/20861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Midyat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2012 tarih ve 2012/184-2012/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılında Beyrut'ta kurulduğunu, kişiye özel tasarım tekstil sektöründe tüm dünyaca tanımış "ZUHAIR MURAD" markasıyla hizmet verdiğini, markanın, yaratıcısı olan ünlü tasarımcı Zuhair Murad'ın kendi isminden hareketle yaratıldığını ve aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret ünvanının kök unsurunu oluşturduğunu, davalı adına 03 ve 25. sınıfta tescil 2007/10330 sayılı "ZUHAİR MURAD" markasının müvekkilinin markasının birebir aynısı olduğunu, müvekkkili şirketin önceye dayalı hakkı bulunduğunu, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu ileri sürerek, 2007/10330 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sürekli alışveriş yaptığı Iraklı Zuhair Murad'ın kendi bölgesinde tanınmış olup, bu kişinin Türkiye'de tanınmış hale getirilmesi ve müvekkili firma ile bu isimde ortak işler yapmak istemesi üzerine, bu kişinin isteğiyle müvekkilince marka başvurusu yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı firmanın "ZUHAIR MURAD" markasını davalının tescil tarihi olan 2007 yılından önce kullandığını gösterir dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, davacı markasının Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olduğunun sübuta ermediği, davacı şirketin tescil edilmiş veya daha önceden tescil başvurusu yapılmış markaları mevcut olmadığı için markaların ülkeselliği ilkesi gereği davacının iddia ettiği doğrultuda 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesinin davaya tatbikinin mümkün olmadığı, davalı markasının 2007 yılında tescil edilmesi nedeniyle haksız rekabetin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafın herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, davacı vekili dava dilekçesiyle birlikte delillerini ibraz etmemiş ise de, dava dilekçesinde toplanmasını istediği delillerini açıkca bildirmiştir. Mahkemece, davacı vekiline dava tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK uyarınca delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmediği gibi, yargılama aşamasında ilk duruşma tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 140/5. maddesindeki "Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir.
Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir." hükmüne uygun şekilde de kesin süre verilmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın delillerinin ibrazını sağlamaya yönelik kesin süre verilmeksizin mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045923700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz