Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/294 E. 2024/3969 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin aralanması↗ tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ mal kaçırma↗ tasarrufun iptali↗ organik bağ↗ bsmv↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hile↗ müteselsil kefil↗ derdestlik↗ oy yasağı↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ esastan ret↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/610 E., 2020/578 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; banka ile davalı ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı Eko ... A.Ş.'nin sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, borcun zamanında ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine borçluların itiraz ettiklerini, bankanın alacağını tahsil edemediğini, dava dışı başka bir banka tarafından davalı ... A.Ş. ile dava dışı kefil Eko şirketi hakkında iflas yolu ile başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine iflas davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davalı ... şirketinin inşaat piyasasında bilinen ... markasını davalı Prekomoz şirketine alacaklılarından mal kaçırmak için devrettiğini, tasarrufun iptali için açılan davanın derdest olduğunu, ... şirketinin kurucu ortaklarından ... ve davalı ...'ın kardeş olduklarını, anılan şahısların başka ortaklarında katılımı ile başka firma adları altında da ticari hayatlarına devam ettikleri davalı Prekomoz şirketinin tek kurucu ortağı olan ...'ın ...'ın kızı olduğunu, şirketin kuruluşundan kısa süre sonra bu şahsın hisselerini ve şirketi temsil yetkisini amcası olan ...'a devrettiğini, açıklanan akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini, davalı gerçek kişilerin davalı şirket ortakları olduklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL'nin temerrüt faizi ve BSMV'si ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında derdest dava bulunduğunu, müvekkilleri arasında marka satış ve devrine ilişkin bir tasarruf işlemi olmadığını, markanın müvekkili ... A.Ş. adına tescil ve korumasının devam ettiğini, müvekkili Prekomoz A.Ş.'nin de aynı markayı aynı nice sınıfları için tescil ettirmesine muvafakat edildiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin mal varlığında bir azalmaya yol açmaya muvafakat işlemi nedeniyle davacının zarara uğratılmasının mümkün olmadığını, perdenin aralanması teorisine dayanılarak ortaklara gidilemeyeceğini, iki ayrı şirketin ortakları arasında akrabalık ilişkisi olmasının organik bağın varlığı için yeterli olmadığını, organik bağ teorisinin tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden farklı bir kuram olduğunu, alacaklının şirket ortağına gidebilmesine izin vermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için hileye başvurma, dürüstlük kuralına aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığının somut olarak ispatı gerektiği, olayda "..." markasının davalı ... ... A.Ş. tarafından davalı Prekomoz ... A.Ş.'ye satış ve devrinin söz konusu olmadığı, davalı ... A.Ş.'de tescilinin devam ettiği, marka üzerinde sınırlı bir süre kullanım hakkı verildiği, bu hususun davalı ... A.Ş.'nin mal varlığında bir azalmaya yol açtığı, davalı Prekomoz A.Ş.'nin mal varlığında artışa sebep olduğunun kanıtlanamadığı, davacıdan mal kaçırılması durumunun ispatlanamadığı, ticari kayıtlar itibariyle de marka devri yoluyla davalı ... şirketinin devamı niteliğinde davalı Prekomoz şirketinin işler yaptığının tespit edilemediği, tüzel kişilik perdesinin aralanarak borçtan borçlu şirket dışında davalı Prekomoz şirketinin ve ortakların sorumlu tutulmasına ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin kurucu ortaklarından ... ve ...'ın kardeş olduklarını, davalı Prekomoz A.Ş.'nin ise ...'ın tek ortaklığıyla davalı ... A.Ş.'nin faaliyet alanlarında çalışmak üzere kurulduğunu, şirket ortağının ...'ın kızı olduğunu, davalı Prekomoz A.Ş.'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ...'ın hisselerini ve şirketi temsil yetkisini amcası ...'a devrettiğini, akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağın açıkça görüleceğini, organik bağın temelinin tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi, hakkın kötüye kullanılması yasağı ve dürüstlük kuralı ilkesi olduğunu, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun şirket yöneticisi ve ortakları arasındaki akrabalık ilişkileriyle açıkça ortaya konulduğunu, şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin de bu nedenle aralanarak yakın akrabaların birlikte kurduğu iki şirket adı altında ticari faaliyetlerinin sürdürdüğü açık olduğundan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği yönetim kurulu üyelerinin şirketin borçlarından da sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, gerekçede kanıtlanamadığı belirtilen hususların uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, davanın marka devrinin ortaya çıkardığı zararın tazmini davası olmayıp, marka devride göz önünde bulundurularak taraflarınca ve bilirkişi tarafından tespit edilen diğer faktörler bir arada değerlendirilip, tüzel kişilik perdesinin aralanması, ortakların bu perde ardında ticari faaliyetlerini sürdürmesi sebebiyle tüzel kişi üzerinden girdikleri borçlarını ödemesi, borçtan sorumlu olduğunun kabulü davası olduğunu, inşaat piyasasında yıllardır davalı ... A.Ş. tarafından kullanılan ve tanınan "..." markasının davalı Prekomoz A.Ş. adındaki başka bir firma tarafından kullanılması için muvafakat verilmesinin başlı başına alacaklılar için zarar doğuran bir işlem olduğunu, bu işlemin neden olduğu başka bir zararın tespitine gerek bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme davacının tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için hileye başvurma, dürüstlük kuralına aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığını somut olarak ispatlayamadığı, davacıdan mal kaçırıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, ticari kayıtlar itibarıyla da davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin uygulanıp uygulanamayacağı, davacının davalı ... A.Ş.'den olan ve genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağını davalılardan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarı hususlarında toplanmaktadır.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tüzel kişilik perdesi aralanarak tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5148 E. 2017/7084 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · tüzel kişilik · Alacak
İncelediğiniz kararda… anlarında çalışmak üzere kurulduğunu, şirket ortağının ...'ın kızı olduğunu, davalı Prekomoz A.Ş.'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ...'ın hisselerini ve şirketi «temsil» «yetkisini» amcası ...'a devrettiğini, akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağın açıkça görüleceğini, organik bağın temelinin «tüzel kişilik perdesinin aralanmasında» olduğu gibi, «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» ve «dürüstlük kuralı» ilkesi olduğunu, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun şirket yöneticisi ve ortakları arasındaki akrabalık ilişkileriyle açıkça ortaya konulduğunu, şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin de bu nedenle aralanarak yakın akrabaların birlikte kurduğu iki şirket adı altında ticari faaliyetlerinin sürdürdüğü açık olduğundan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği «yönetim kurulu» üyelerinin şirketin borçlarından da sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, gerekçede kanıtlanamadığı belirtilen hususların uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, davanın marka devrinin ortaya çıkardığı …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» için «hileye» başvurma, «dürüstlük kuralına» aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığının somut olarak ispatı gerektiği, olayda "..." markasının davalı ... ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme davacının «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» için «hileye» başvurma, «dürüstlük kuralına» aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığını somut olarak ispatlayamadığı, davacıdan mal kaçırıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, ticari kayıtlar …
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · çek
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin tamamında ortak ve yetkili müdürün davalı ... olduğu, davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip olmakla birlikte aynı gerçek kişinin pay sahibi olduğu diğer şirketler bakımından da perdenin aralanması teorisinin uygulanması mümkün görüldüğü, böylece ayrılık ilkesinin arkasına sığınarak hukuk düzenince korunmayan «hakkın kötüye kullanımı» «yasağını» ihlal eden davranışın sorumluluk müeyyidesine bağlanabileceği, davalı ... yönünden ise, dava konusunun «tüzel kişiliklerinin perdesinin kaldırılması» ve borçtan «müteselsilen sorumlu» olduklarının tespiti olması gözetildiğinde, ayrıca TTK'nın sermaye şirketlerine dair hükümleri ve gerçek kişilerin buna nazaran durumu dikkate alındığında gerçek kişi davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulüne, bu tüzel kişiler arasındaki perdenin kaldırılmasına, davaya konu borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını tespitine, bu kapsamda davalı şirketler yönünden davanın toplam 70.771,03 TL üzerinden kabulüne, bu tutara dava tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmak suretiyle belirtilen 4 davalıdan tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı «tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak» tüm davalıların «çek» bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket «tüzel kişiliği» ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin «malvarlığının» birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hal …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4234 E. 2022/8380 K.
Ortak:tüzel kişilik perdesinin aralanması · tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · mal kaçırma · organik bağ · hakkın kötüye kullanılması · hile · oy yasağı · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz kararda… anlarında çalışmak üzere kurulduğunu, şirket ortağının ...'ın kızı olduğunu, davalı Prekomoz A.Ş.'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ...'ın hisselerini ve şirketi «temsil» «yetkisini» amcası ...'a devrettiğini, akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağın açıkça görüleceğini, organik bağın temelinin «tüzel kişilik perdesinin aralanmasında» olduğu gibi, «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» ve «dürüstlük kuralı» ilkesi olduğunu, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun şirket yöneticisi ve ortakları arasındaki akrabalık ilişkileriyle açıkça ortaya konulduğunu, şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin de bu nedenle aralanarak yakın akrabaların birlikte kurduğu iki şirket adı altında ticari faaliyetlerinin sürdürdüğü açık olduğundan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği «yönetim kurulu» üyelerinin şirketin borçlarından da sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, gerekçede kanıtlanamadığı belirtilen hususların uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, davanın marka devrinin ortaya çıkardığı …
A.Ş. ile dava dışı «kefil» Eko şirketi hakkında «iflas» yolu ile başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine iflas davası açıldığını, davanın «derdest» olduğunu, davalı ... şirketinin inşaat piyasasında bilinen ... markasını davalı Prekomoz şirketine alacaklılarından «mal kaçırmak» için devrettiğini, «tasarrufun iptali» için açılan davanın derdest olduğunu, ... şirketinin kurucu ortaklarından ... ve davalı ...'ın kardeş olduklarını, anılan şahısların başka ortaklarında katılımı ile başka firma adları altında da ticari hayatlarına devam ettikleri davalı Prekomoz şirketinin tek kurucu ortağı olan ...'ın ...'ın kızı olduğunu, şirketin kuruluşundan kısa süre sonra bu şahsın hisselerini ve şirketi «temsil» «yetkisini» amcası olan ...'a devrettiğini, açıklanan akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında «organik bağ» bulunduğunu, «tüzel kişilik perdesinin aralanması» gerektiğini, davalı gerçek kişilerin davalı şirket ortakları olduklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL'nin «temerrüt faizi» ve BSMV'si ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» için «hileye» başvurma, «dürüstlük kuralına» aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığının somut olarak ispatı gerektiği, olayda "..." markasının davalı ... ...
Benzer bu karardaGerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle «kanuna karşı hile» yapılması, ayrı «tüzel kişilik» kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonrada tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük ve kuralı «hakkın kötüye kullanılması» «yasağı» ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket ile asıl borçlu şirket arasında «organik bağ» olduğu, bu şirketlerin kurucularının faaliyet konularının ve adreslerinin aynı olduğu, dolayısıyla dava dışı borçlu Heta A.Ş.'nin borcundan dolayı «tüzel kişiliğin perdesinin aralanması» ilkesi gereğince davacının da sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Yine «muvazaa», «kanuna karşı hile» gibi durumlarda da bazen «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk ilkesi · cari hesap ekstresi · ilamsız takip · kanuna karşı hile · sorumluluktan kurtulma · sınırlı sorumluluk · borçlu olunmadığının tespiti · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu karardaA.Ş. arasında ticari mal satışına dair ilişki bulunduğu, davalının bu satışları «cari hesap ekstresi» ile izlediği, davalının sattığı malların bedelinin söz konusu dava dışı şirket tarafından ödenmemesi üzerine, davalı alacaklının bu şirket ile davacının da aralarında bulunduğu 3 şirket aleyhine «ilamsız takip» yaptığı, bu takip sırasında davacıdan 14.411,64 TL tahsil edildiği, oysa ki bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere her iki şirket «ticari defter» ve belgelerine göre taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin ve satışın olmadığı, davalı ile dava dışı başka şirket arasında bu ilişkinin bulunduğu, davalı …
Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve «sınırlı sorumluluk ilkelerinin» istisnası olan «tüzel kişilik perdesinin aralanması» teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir.
Dava, «ilamsız icra takibi» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacı şirket hakkında yapılan «ilamsız icra takibi», davacının itirazda bulunmaması üzerine kesinleşmiş olmakla davacı tarafından takipten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» talep edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/294 E. , 2024/3969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/92 Esas, 2022/1356 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/610 E., 2020/578 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; banka ile davalı ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı Eko ... A.Ş.'nin sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, borcun zamanında ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine borçluların itiraz ettiklerini, bankanın alacağını tahsil edemediğini, dava dışı başka bir banka tarafından davalı ... A.Ş. ile dava dışı kefil Eko şirketi hakkında iflas yolu ile başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine iflas davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davalı ... şirketinin inşaat piyasasında bilinen ... markasını davalı Prekomoz şirketine alacaklılarından mal kaçırmak için devrettiğini, tasarrufun iptali için açılan davanın derdest olduğunu, ...
şirketinin kurucu ortaklarından ... ve davalı ...'ın kardeş olduklarını, anılan şahısların başka ortaklarında katılımı ile başka firma adları altında da ticari hayatlarına devam ettikleri davalı Prekomoz şirketinin tek kurucu ortağı olan ...'ın ...'ın kızı olduğunu, şirketin kuruluşundan kısa süre sonra bu şahsın hisselerini ve şirketi temsil yetkisini amcası olan ...'a devrettiğini, açıklanan akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini, davalı gerçek kişilerin davalı şirket ortakları olduklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL'nin temerrüt faizi ve BSMV'si ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında derdest dava bulunduğunu, müvekkilleri arasında marka satış ve devrine ilişkin bir tasarruf işlemi olmadığını, markanın müvekkili ... A.Ş. adına tescil ve korumasının devam ettiğini, müvekkili Prekomoz A.Ş.'nin de aynı markayı aynı nice sınıfları için tescil ettirmesine muvafakat edildiğini, müvekkili ... A.Ş.'nin mal varlığında bir azalmaya yol açmaya muvafakat işlemi nedeniyle davacının zarara uğratılmasının mümkün olmadığını, perdenin aralanması teorisine dayanılarak ortaklara gidilemeyeceğini, iki ayrı şirketin ortakları arasında akrabalık ilişkisi olmasının organik bağın varlığı için yeterli olmadığını, organik bağ teorisinin tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinden farklı bir kuram olduğunu, alacaklının şirket ortağına gidebilmesine izin vermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için hileye başvurma, dürüstlük kuralına aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığının somut olarak ispatı gerektiği, olayda "..." markasının davalı ... ... A.Ş. tarafından davalı Prekomoz ... A.Ş.'ye satış ve devrinin söz konusu olmadığı, davalı ... A.Ş.'de tescilinin devam ettiği, marka üzerinde sınırlı bir süre kullanım hakkı verildiği, bu hususun davalı ... A.Ş.'nin mal varlığında bir azalmaya yol açtığı, davalı Prekomoz A.Ş.'nin mal varlığında artışa sebep olduğunun kanıtlanamadığı, davacıdan mal kaçırılması durumunun ispatlanamadığı, ticari kayıtlar itibariyle de marka devri yoluyla davalı ...
şirketinin devamı niteliğinde davalı Prekomoz şirketinin işler yaptığının tespit edilemediği, tüzel kişilik perdesinin aralanarak borçtan borçlu şirket dışında davalı Prekomoz şirketinin ve ortakların sorumlu tutulmasına ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin kurucu ortaklarından ... ve ...'ın kardeş olduklarını, davalı Prekomoz A.Ş.'nin ise ...'ın tek ortaklığıyla davalı ... A.Ş.'nin faaliyet alanlarında çalışmak üzere kurulduğunu, şirket ortağının ...'ın kızı olduğunu, davalı Prekomoz A.Ş.'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ...'ın hisselerini ve şirketi temsil yetkisini amcası ...'a devrettiğini, akrabalık ilişkileri dikkate alındığında davalı şirketler arasında organik bağın açıkça görüleceğini, organik bağın temelinin tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi, hakkın kötüye kullanılması yasağı ve dürüstlük kuralı ilkesi olduğunu, davalı şirketler arasında organik bağın bulunduğunun şirket yöneticisi ve ortakları arasındaki akrabalık ilişkileriyle açıkça ortaya konulduğunu, şirketler arasındaki tüzel kişilik perdesinin de bu nedenle aralanarak yakın akrabaların birlikte kurduğu iki şirket adı altında ticari faaliyetlerinin sürdürdüğü açık olduğundan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği yönetim kurulu üyelerinin şirketin borçlarından da sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, gerekçede kanıtlanamadığı belirtilen hususların uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, davanın marka devrinin ortaya çıkardığı zararın tazmini davası olmayıp, marka devride göz önünde bulundurularak taraflarınca ve bilirkişi tarafından tespit edilen diğer faktörler bir arada değerlendirilip, tüzel kişilik perdesinin aralanması, ortakların bu perde ardında ticari faaliyetlerini sürdürmesi sebebiyle tüzel kişi üzerinden girdikleri borçlarını ödemesi, borçtan sorumlu olduğunun kabulü davası olduğunu, inşaat piyasasında yıllardır davalı ...
A.Ş. tarafından kullanılan ve tanınan "..." markasının davalı Prekomoz A.Ş. adındaki başka bir firma tarafından kullanılması için muvafakat verilmesinin başlı başına alacaklılar için zarar doğuran bir işlem olduğunu, bu işlemin neden olduğu başka bir zararın tespitine gerek bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme davacının tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için hileye başvurma, dürüstlük kuralına aykırı davranma, hakkın açıkça kötüye kullanıldığını somut olarak ispatlayamadığı, davacıdan mal kaçırıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, ticari kayıtlar itibarıyla da davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin uygulanıp uygulanamayacağı, davacının davalı ... A.Ş.'den olan ve genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağını davalılardan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarı hususlarında toplanmaktadır.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tüzel kişilik perdesi aralanarak tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045916200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz