Inanç sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14485 E. 2013/20820 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inanç sözleşmesi↗ ciro ve teslim↗ organsızlık↗ güven ilişkisi↗ yemin deliline dayanma↗ kayyım atanması↗ yemin teklifi↗ yokluk↗ kayyım↗ yemin delili↗ genel kurul kararının iptali↗ pasif husumet yokluğu↗ yemin↗ ciro↗ pay defteri↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ uyuşmazlık konusu↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ terkin↗ ibraz↗ teslim↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir anonim şirket olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olacağı, davalı şirket pay defterine göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, inanç sözleşmelerinin yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu ispat yükünün davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ... arasındaki güven ilişkisinin ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden organsız olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, anonim şirket ortaklığının tespiti, pay defterine yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü şirket paylarının, birleşen davanın davalılarının murisi ve şirketin hakim ortağına ait bulunduğunu, anonim şirket ortak sayısının tamamlanması ve davacının şirket yönetim kurulunda görev alabilmesi amacıyla davacıya inançlı işlemle devir edildiğini, daha sonra şirkette görev almak istememesi sonucu iade ettiğini, hak sahibi bulunmadığını savunmuştur. Pay defterindeki kayıtlardan davacıya ait olduğu anlaşılan uyuşmazlık konusu payların, 09.05.2008 tarihinde birleşen davanın davalıları murisine devredildiği açıklamasına yer verilmiştir. Davalılar bu devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi ibraz edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır. Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından yemin deliline de dayanmıştır.
Bu durum karşısında, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının yemin deliline de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.06.2003 Tarih, 2012/11362 Esas- 2013/13650 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4682 E. 2014/8010 K.
Ortak:kayyım atanması · yemin teklifi · kayyım · yemin delili · yemin · pay defteri · anonim şirket · ibraz
İncelediğiniz kararda2- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir «anonim şirket» olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı, davalı şirket «pay defterine» göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, «inanç sözleşmelerinin» yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ... arasındaki «güven ilişkisinin» ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden «organsız» olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla» malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar ver …
Benzer bu kararda… ında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
Davalılar devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi «ibraz» edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır.Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından «yemin deliline» de dayanmıştır.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14515 E. 2013/21000 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · kayyım atanması · yemin teklifi · yokluk · kayyım · yemin delili · genel kurul kararının iptali · pasif husumet yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir «anonim şirket» olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı, davalı şirket «pay defterine» göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, «inanç sözleşmelerinin» yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ... arasındaki «güven ilişkisinin» ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden «organsız» olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla» malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar ver …
2- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Benzer bu karardaMahkemece davalı şirket hisselerinin nama yazılı olduğu «pay defterinde»; davacıya ait 454 hissenin 09/05/2008'de ...'ya satıldığının kayıtlı olduğu, davacının 01/05/2008 tarihli genel kurula katıldıktan sonra hissesini devrettiğini ileri süren davalı tarafın bunu ispatlaması gerektiği ve ispatın ancak davacının cirosunu ihtiva eden «hisse senedi» ile olabileceği, pay senedi çıkarılmadığı durumlarda dahi nama yazılı hisselerin devrinin «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu ve BK.nun 163. maddesi hükmüne göre yazılı olmadıkça muteber olmayacağı dikkate alındığında dava konusu olayda başka bir delille ispata imkanın bulunmadığı, davalı taraf hisselerin davacıya sembolik olarak ve «inanç sözleşmesi» gereğince verildiği ve daha sonra iade edildiğini savunmuşsa da bunun 05/02/1947 tarih ve 20/6 sayılı İçt.Bir.K. doğrultusunda yazılı delille ispatlanabileceği, yazılılık unsurunun sadece bir ispat vasıtası değil aynı zamanda «geçerlilik şartı» olduğu, buna göre davalı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, davacının 454 paya sahip ortak olduğu, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız toplantı yapılabilmesi için bütün ortakların toplantıya asaleten veya vekaleten iştirak edip, toplantının çağrısız yapılmasına itiraz etmemiş olmaları gerektiği, anılan toplantıların davacının katılım olmadan yapıldığı bu nedenle davacıya çağrı yapılmadan, onun veya vekilinin katılımı olmadan yapılan genel kurulların yok hükmünde, alınan kararların da «yoklukla» malûl olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin 04/05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ...adına kayıtlı mevcut paylardan 454 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, «genel kurul kararlarının iptali» talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar asıl ve birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/06/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
2-Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçerlilik şartı · alacağın temliki · hisse senedi · temlik
Benzer bu karardaMahkemece davalı şirket hisselerinin nama yazılı olduğu «pay defterinde»; davacıya ait 454 hissenin 09/05/2008'de ...'ya satıldığının kayıtlı olduğu, davacının 01/05/2008 tarihli genel kurula katıldıktan sonra hissesini devrettiğini ileri süren davalı tarafın bunu ispatlaması gerektiği ve ispatın ancak davacının cirosunu ihtiva eden «hisse senedi» ile olabileceği, pay senedi çıkarılmadığı durumlarda dahi nama yazılı hisselerin devrinin «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu ve BK.nun 163. maddesi hükmüne göre yazılı olmadıkça muteber olmayacağı dikkate alındığında dava konusu olayda başka bir delille ispata imkanın bulunmadığı, davalı taraf hisselerin davacıya sembolik olarak ve «inanç sözleşmesi» gereğince verildiği ve daha sonra iade edildiğini savunmuşsa da bunun 05/02/1947 tarih ve 20/6 sayılı İçt.Bir.K. doğrultusunda yazılı delille ispatlanabileceği, yazılılık unsurunun sadece bir ispat vasıtası değil aynı zamanda «geçerlilik şartı» olduğu, buna göre davalı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, davacının 454 paya sahip ortak olduğu, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız toplantı yapılabilmesi için bütün ortakların toplantıya asaleten veya vekaleten iştirak edip, toplantının çağrısız yapılmasına itiraz etmemiş olmaları gerektiği, anılan toplantıların davacının katılım olmadan yapıldığı bu nedenle davacıya çağrı yapılmadan, onun veya vekilinin katılımı olmadan yapılan genel kurulların yok hükmünde, alınan kararların da «yoklukla» malûl olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine, davalı şirketin 04/05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ...adına kayıtlı mevcut paylardan 454 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, «genel kurul kararlarının iptali» talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar asıl ve birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/06/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14485 E. , 2013/20820 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2012 gün ve 2011/223-2012/46 sayılı kararı onayan Daire’nin 28/06/2013 gün ve 2012/11362-2013/13650 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava ve birleşen davada, davalı şirkette 40 pay sahibi olan müvekkilinin, 01.05.2008 tarihinde yapılan ve kendisinin yönetim kurulu üyesi seçildiği genel kurul toplantısı sonrasında yapılan 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarına çağrılmadığı için katılmadığını, daha sonra müvekkilinin ortak olmadığı için bu toplantılara katılmadığının öğrenildiğini, ancak müvekkilince paylarının kimseye devredilmediğini, anılan toplantıların TTK’nın 370. maddesi uyarınca çağrısız yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkette beheri 1.00 TL nominal değerde 5.000 pay sahibi olduğunun tespitini ve hükmün pay defterine kaydını, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunun belirlenmesini, yapılan organ seçimlerinin geçersiz olması nedeniyle 3 yıldır organsız olan ve fiili bir kurul tarafından yönetilen davalı şirkete TMK’nın 427/4.
maddesi uyarınca yönetim kayyumu atanmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davada davalı şirket ile davalılar vekili, müvekkili şirketin hakim ortağı olan dava dışı ... tarafından anonim şirkette beş ortak sayısını muhafaza etmek ve davacının yönetimde bulunmasını temin etmek için, inançlı bir işlemle davacıya dava konusu 40 adet hissenin verildiğini, davacının 01.05.2008 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna girmek istememesi üzerine yönetimden ayrıldığını ve sonrasında 09.05.2008 tarihinde dava dışı anılan ortağa onun adına elinde bulundurduğu 40 adet hisseyi devrederek 30.06.2008 tarihinde müvekkili şirketten ayrıldığını, davacının 01.05.2008 tarihli toplantıda yönetim kuruluna seçilmediğini, dava konusu genel kurul toplantılarının tüm hissedarların katılımı ile yapıldığını, müvekkili şirketin organsız kalmadığını belirterek davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir anonim şirket olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olacağı, davalı şirket pay defterine göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, inanç sözleşmelerinin yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu ispat yükünün davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ...
arasındaki güven ilişkisinin ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden organsız olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine;
birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen dava, anonim şirket ortaklığının tespiti, pay defterine yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü şirket paylarının, birleşen davanın davalılarının murisi ve şirketin hakim ortağına ait bulunduğunu, anonim şirket ortak sayısının tamamlanması ve davacının şirket yönetim kurulunda görev alabilmesi amacıyla davacıya inançlı işlemle devir edildiğini, daha sonra şirkette görev almak istememesi sonucu iade ettiğini, hak sahibi bulunmadığını savunmuştur. Pay defterindeki kayıtlardan davacıya ait olduğu anlaşılan uyuşmazlık konusu payların, 09.05.2008 tarihinde birleşen davanın davalıları murisine devredildiği açıklamasına yer verilmiştir. Davalılar bu devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi ibraz edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır.
Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından yemin deliline de dayanmıştır.
Bu durum karşısında, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının yemin deliline de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.06.2003 Tarih, 2012/11362 Esas- 2013/13650 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 28.06.2013 Tarih, 2012/11362 Esas-2013/13650 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın asıl ve birleşen davanın davalıları yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045880500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz