Şirket Ortaklığının Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4682 E. 2014/8010 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yemin deliline dayanma↗ kayyım atanması↗ yemin teklifi↗ kayyım↗ yemin delili↗ yemin↗ pay defteri↗ anonim şirket↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece asıl davanın kısmen, birleşen davanın ise kabulüne dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
...-Asıl ve birleşen dava, anonim şirket ortaklığının tespiti, pay defterine yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü şirket paylarının, birleşen davanın davalılarının murisi ve şirketin hakim ortağına ait bulunduğunu, anonim şirket ortak sayısının tamamlanması ve davacının şirket yönetim kurulunda görev alabilmesi amacıyla davacıya inançlı işlemle devir edildiğini, daha sonra şirkette görev almak istememesi sonucu iade ettiğini, hak sahibi bulunmadığını savunmuştur.
Davalılar devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi ibraz edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır.Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından yemin deliline de dayanmıştır.
Bu durum karşısında, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının yemin deliline de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 30...2013 tarih, 5483 Esas 23748 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14485 E. 2013/20820 K.
Ortak:kayyım atanması · yemin teklifi · kayyım · yemin delili · yemin · pay defteri · anonim şirket · ibraz
İncelediğiniz kararda… ında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
Davalılar devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi «ibraz» edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır.Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından «yemin deliline» de dayanmıştır.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Benzer bu kararda2- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket» ortaklığının tespiti, «pay defterine» yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
… edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının «yemin deliline» de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa «yemin teklif» etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken ya …
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir «anonim şirket» olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı, davalı şirket «pay defterine» göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, «inanç sözleşmelerinin» yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ... arasındaki «güven ilişkisinin» ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden «organsız» olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla» malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar ver …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · organsızlık · güven ilişkisi · yokluk · pasif husumet yokluğu · ciro · ispat yükü · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalı şirketin bir «anonim şirket» olup, payların nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre, nama yazılı hissenin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı, davalı şirket «pay defterine» göre, davacıya ait 40 hissenin 09.05.2008 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, «inanç sözleşmelerinin» yazılı delille ispatlanabileceği, davacı hisselerinin devralınmış olduğunu «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu, ancak payın ciro ve teslim edildiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, davalı tarafın, bu yolda gösterdiği delillerden tanık dinletme talebinin, ciro ve teslim olgusunun geçerlilik koşulu olması nedeniyle kabul edilmediği, benzer nedenle davacı ile dava dışı ... arasındaki «güven ilişkisinin» ispatına yönelik olarak kiralık kasalarla ilgili belgelerinin celbine de gerek görülmediği; dava konusu genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre ortaklardan birinin hazır bulunmaması veya itiraz etmesi durumunda çağrısız toplantı yapılmasının mümkün olmadığı gibi alınan kararların da geçerli olmayacağı, davalı şirketin kayden «organsız» olmadığı, davacının sahip olduğu kabul edilen hissesinin toplam hisse oranı dikkate alınarak bu konudaki talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının «yoklukla» malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi ... adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın «terkini» ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin «pasif husumet yokluğundan» reddine, fazlaya ilişkin istemin de reddine dair tesis edilen karar, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar ver …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4682 E. , 2014/8010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/.../2012 gün ve 2011/267-2012/336 sayılı kararı onayan Daire’nin 30/.../2013 gün ve 2013/5483-2013/23748 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, son olarak 01.05.2007 tarihinde yapılan genel kurula katıldığını, hissesini devretmediği halde 2009 ve 2010 yıllarında yapılan 2008 ve 2009 faaliyet yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarına çağrılmadığını ve katılmadığını, 2009 ve 2010 tarihli genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespitine, durumun pay defterine kaydına, 2008 ve 2009 faaliyet yıllarına ilişkin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili asıl ve birleşen davada, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kısmen, birleşen davanın ise kabulüne dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
...-Asıl ve birleşen dava, anonim şirket ortaklığının tespiti, pay defterine yazılması, genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü şirket paylarının, birleşen davanın davalılarının murisi ve şirketin hakim ortağına ait bulunduğunu, anonim şirket ortak sayısının tamamlanması ve davacının şirket yönetim kurulunda görev alabilmesi amacıyla davacıya inançlı işlemle devir edildiğini, daha sonra şirkette görev almak istememesi sonucu iade ettiğini, hak sahibi bulunmadığını savunmuştur.
Davalılar devre ilişkin geçerli bir devir sözleşmesi ibraz edemedikleri gibi, öncesinde inançlı işlemle davacıya devir edildiği yönündeki savunmalarını yazılı belgeyle de kanıtlayamamışlardır.Ancak, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği savunmasını ispat bakımından yemin deliline de dayanmıştır.
Bu durum karşısında, inançlı işlemle payların davacıya devir edildiği, gerçekte payların birleşen davanın davalıları murisine ait olduğu yönündeki savunmalarını kanıtlamakla yükümlü olan asıl ve birleşen davanın davalılarının yemin deliline de dayandıkları dikkate alınıp, bu savunmalarını ispat bakımından kendilerine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 30...2013 tarih, 5483 Esas 23748 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 30...2013 tarih 5483 esas 23748 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın asıl ve birleşen davanın davalıları yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davalılara iadesine, 29/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/471032800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz