Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7290 E. 2024/3749 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 308/b↗ kazanç kaybı↗ belirsiz alacak davası↗ tazminat davası↗ denetime elverişlilik↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ alacak davası↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ ortalama tüketici↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda, davalının kullanımının davacının markası ile benzer olmadığının bildirildiği, davacının “İstanbul ... Festival”, “İstanbul ... ” ve “... Festival” markaları incelendiğinde, davacının logosunun bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak tırnaksız yazı karakteri kullanılarak, davalının logosunun ise siyah zemin üzerine beyaz şekilde bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak “İzmir”, alt fonda da “İzmir ... festival ...&chocolate” yazılarak oluşturulduğu, farklı yazı karakterlerinin kullanıldığı, davalı işaretinde “İzmir ... Festival” ibaresinin öne çıkarıldığı, “...&chocolate” ibarelerinin daha küçük ve alta yazılması nedeniyle ilk bakışta dikkati çekmediği, davacının “İstanbul ... Festival” markasının esas unsuru ile tek ortak sözcüğün “festival” sözcüğü olduğu, bu ibarenin de bir etkinliği tanımladığı, tek kişinin kullanımına tahsis edilemeyeceği, davacının diğer markalarının esas unsurları ile benzer bir sözcüğün kullanılmadığı, markalarda kelime unsurlarının ön planda olması nedeniyle daire şekli olarak algılanan bardak altında oluşan içecek lekesinin benzer olmasının markaların karıştırılmasına neden olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin markasının şekil unsurunun davalı tarafından birebir ve iltibasa yol açacak tarzda kullanıldığını, ortalama tüketici kavramının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının yüksek tanınmışlığa ulaştığını, haksız rekabet iddialarının denetime elverişli şekilde incelenmediğini, davalının eylemlerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının www.istanbulcoffeefestivali.com alan adı internet sitesindeki logonun, siyah zemin üzerine beyaz renkte kahve fincanının zeminde bıraktığı iz tasvir edilerek ve içerisinde büyük harflerle “İSTANBUL ... FESTIVAL” olarak, davalının internet sitesinde ise navigasyon/ banner bölümünde yer alan şekliyle “... FESTIVAL” ibaresi ile kullandığı, internet sitesi içindeki görsellerde daire içinde “İZMİR” ibaresi yazılı olarak dairenin dış çevresinde bardak altında kalan kahve lekesi şeklindeki tasarımı olduğu, davalının twitter sayfasında ise logo içerisinde “İZMİR” ibaresinin logo altında bulunan “... FESTİVAL ...&chocolate” ibaresinin üstünde kullanıldığı ve ... firmasına ait 500 markalı araç serisinin reklamının bulunduğu, “istanbul ... festival”, “... festival” ve “istanbul ... guide” markalarının davacı adına tescilli olduğu, “izmir ... festival”, “izmir kahve festivali” tescil başvurularının ise reddedildiği, davada, davacının logosunun bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş ve İstanbul ... Festival yazılarak oluşturulduğu ve uygulandığı, davalının logosunda ise siyah zemin üstüne beyaz şekilde bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak İzmir, alt fonda da “... festival ...&chocolate” yazılarak oluşturulduğu, farklı yazı karakterinin kullanıldığı, davalının web sitesi incelemesinde davalı markasının markasal kullanımın davacı markasından farklılık taşıdığı, davalının logo markasını oluşturan asli unsurun “... FESTİVAL” ibaresi olduğu, “İZMİR” ibaresinin etkinliğin yerini gösteren menşei işaret olarak kullanıldığı, iki markanın tüketici/ hizmet alıcılarının üzerinde bütünüyle bırakacağı genel intibanın farklı olarak algılanacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı isabet ise de, haksız rekabete ilişkin talebin gerekçede hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda; davalı aleyhine açılan haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, itibar tazminatı, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının “İzmir ... Festivali” markasını kullanarak müvekkilinin markasını taklit etmek suretiyle haksız kazanç sağladığını, kullandığı marka ve logonun davacının organizasyonunu yürüttüğü “İstanbul ... festival” etkinliği ile ayırt edilemez ölçüde benzerlik taşıdığını, böylece marka hakkına tecavüz etmiş sayıldığını, benzerlik sebebiyle birçok firma ve katılımcının etkinliğin müvekkilince düzenlendiğini düşünerek etkinliğe katıldığını, ancak amatörce hazırlanmış organizasyon sebebiyle memnun kalmadıklarını, bu durumun müvekkilinin ve markanın itibarını zedelediğini, kazanç kaybına sebebiyet verdiğini, davalının etkinlikte kullandığı tabelalar, stand görünümleri, ... arabasının müvekkilinin markası ile gerçekleştirilen organizasyondakilerin birebir taklidi olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı ve eksik tespitlere yer verildiğini, markalar hakkında bütünsel değerlendirme yapılmadığını, sadece görsel olarak değerlendirildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün durdurulması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3254 E. 2024/5835 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · denetime elverişlilik · olumsuz oy · alacak davası · marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin markasının şekil unsurunun davalı tarafından birebir ve «iltibasa» yol açacak tarzda kullanıldığını, «ortalama tüketici» kavramının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının yüksek tanınmışlığa ulaştığını, «haksız rekabet» iddialarının «denetime elverişli» şekilde incelenmediğini, davalının eylemlerinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… larının üzerinde bütünüyle bırakacağı genel intibanın farklı olarak algılanacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı isabet ise de, «haksız rekabete» ilişkin talebin gerekçede hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda; davalı aleyhine açılan haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, itibar tazminatı, maddi ve manevi «tazminat davalarının» ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… ğladığını, kullandığı marka ve logonun davacının organizasyonunu yürüttüğü “İstanbul ... festival” etkinliği ile ayırt edilemez ölçüde benzerlik taşıdığını, böylece «marka hakkına tecavüz» etmiş sayıldığını, benzerlik sebebiyle birçok firma ve katılımcının etkinliğin müvekkilince düzenlendiğini düşünerek etkinliğe katıldığını, ancak amatörce hazırlanmış organizasyon sebebiyle memnun kalmadıklarını, bu durumun müvekkilinin ve markanın itibarını zedelediğini, «kazanç kaybına» sebebiyet verdiğini, davalının etkinlikte kullandığı tabelalar, stand görünümleri, ... arabasının müvekkilinin markası ile gerçekleştirilen organizasyondakilerin b …
Benzer bu kararda… aların ve şahısların, bu etkinliğin davacının “İSTANBUL COFFEE FESTIVAL” etkinliğiyle ve davacıyla bağlantılı olduğunu düşündüklerini, İzmir’deki etkinlikte yaşanan «olumsuzluklar» ve amatörlükler nedeniyle davacının ve davacı markasının itibar kaybettiğini, davalının http://coffeefestivalizmir.com/ adresinde davacı adına tescilli marka ve logonun ayırt edilemez ölçüde benzerini kullanarak çıkar elde ettiğini ileri sürerek davalının davacının «marka hakkına tecavüz» niteliğindeki fiillerin durdurulmasına, «belirsiz alacak davası» olarak 50.000,00 TL itibar tazminatı, 50.000,00 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat ile karşı davada markanın hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece itibar edilen ve «denetime elverişli» bulunan raporlar uyarınca, davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalı markalarına tecavüzün bulunmadığı belirlendiğinden mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, mahkemece davacı-karşı davalıya ait "İstanbul Coffee Festival + Şekil" markasının markasal algı yaratmayan bir ibare olduğu, soyut ve somut «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, bu ibareyi gören ortalama düzeydeki tüketici kesiminin bu ibareyi kahve konusunda sosyal ve kültürel bir tanıtım ya da festival yerini gösteren bir işaret olarak algılayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tescil edilemeyecek bir ibare olduğu, markanın kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandırıldığının ispat edilemediği kanaatine varılarak (aksi yönde kanaat bildiren dosyadaki bilirkişi raporlarına itibar edilmeyerek) bu marka yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinde isabetsizliğin bulunmadığı, davacı-karşı davalıya ait "İstanbul Coffee Guide" markası yönünden ise; markada yer alan "İstanbul" ibaresinin yer adı olduğu, "COFFEE GUIDE" ibarelerinin İngilizce kelimeler olup, Türkçe karşılığının "kahve rehberi" olduğu, gerek "GUİDE" ibaresinin Türkçe anlamını markanın hitap ettiği «ortalama tüketici» tarafından yaygın olarak bilinmemesi, gerekse markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler için tanımlayıcı olmaması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı son …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · ayırt edicilik · dahili dava · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… anbul Coffee Festival + ŞEKİL markasının kısmen hükümsüzlüğü yönüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,İstanbul Coffee Festival markası, kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazanmış olması gerekçe gösterilerek Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescil edildiğini, TÜRKPATENT'in 10.02.2016 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) dosyada bulunduğunu, ancak ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, 16.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda markanın kullanım sonrası ayırt edicilik kazandığını ve dahi tanınmışlık sağladığını tespit edildiğini, 14.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda, tescil aşamasında markanın ayırt edicilik kazandığı hususunun açıkça tespit edildiğini, 15.11.2018 tarihli uzman görüşünde İSTANBUL COFFEE FESTİVAL markasının; gerek yazılı ve basılı medyada gerek tv ortamında gerek ise de sosyal platformlarda çok yüksek yer bulduğu ve geniş kitlelere ulaştığı, markanın 2014 yılından bu yana aktif kullanıldığı ve 2015 yılında kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış olduğunu, kullanım neticesi ayırt edicilik kazandığından, hükümsüzlüğünün istenemeyeceği kanaatine varıldığını, dosyada tanzim edilen 3. bilirkişi heyeti raporunda İSTANBUL adının coğrafi kaynak gösteren bir ibare sayılamayacağı, bu iddiaya itibar edilse dahi İSTANBUL COFFEE FESTIVAL markasının 01.04.2015 tarihli tescil başvurusu öncesi kullanım suretiyle ayırt edicilik kazandığı ve bu itibarla mülga 556 sayılı KHK 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tescilinin reddedilemeyeceğinin açıkça tespit edildiğini, tüm bilirkişi raporlarında müvekkil şirket markasının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olduğu hususunda tam bir görüş birliği oluştuğunu, davalı tarafça "İzmir Kahve Festivali", "İzmir Coffee Festival" biçiminde, tescilsiz kullanımlar ile gerçekleştirilen organizasyon, müvekkilin adına tescilli "İstanbul Coffee Festival" marka kullanımı ile 2014 yılından bu yana gerçekleştirmiş olduğu, çok sayıda ödül alan, her yıl en az 40.000 kişinin katılımıyla gerçekleşen organizasyon ile karıştırılma ihtimali yüksek bir organizasyon olduğunu, davalının haksız kullanımı, davacı müvekkilin tescilli marka kullanımı ile benzerlik ihtiva ettiğini ve markaya tecavüz unsurlarını bulundurduğunu, tüm bu hususların 16.04.2018 tarihli «bilirkişi raporunda denetime elverişli» şekilde açıkça tespit edildiğini, bu raporu hazırlayan heyette uzman organizatör bilirkişinin yer alması nedeniyle dikkate alınması gerektiğini, Ne yazık ki ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan «son» bilirkişi raporunda ulaşılan sonucun kopyacılığı, taklitçiliği, paraziterliği teşvik ve meşru kılmaktan başka bir şey olmayacağını, davalı müvekkile ait markayı ya …
… KEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın, markasal algı yaratmayan bir ibare olduğu, soyut ve somut «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, bu ibareyi gören ortalama düzeydeki tüketici kesiminin bu ibareyi kahve konusunda sosyal ve kültürel bir tanıtım ya da festival yerini gösteren bir işaret olarak algılayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tescil edilemeyecek bir ibare olduğu, markanın kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandırıldığının ispat edilemediği, aksi yönde kanaat bildiren dosyadaki bilirkişi raporlarına itibar edilmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, davacı-karşı davalı adına tescilli 2015 27821 numaralı "İstanbul Coffee Festival+ŞEKİL" markasının tescilli olduğu 41.sınıf mal ve hizmetlerden "spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri «dahil»)" hizmet sınıfları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı-karşı davalı adına tescilli 2015 27847 tescil numaralı "İstanbul Coffee Guide" mark …
… sınıftaki “spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri «dahil»)" alt hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
… orunlu olduğunu, markanın "istanbul" kelimesini içermesi nedeniyle coğrafi kaynak belirttiğini, "istanbul" ibaresine eklenen yardımcı unsurların oluşturulan markada «ayırt edicilik» unsurunu sağlayamadığını, markanın bir bütün ve düzenleme olarak, yazımsal, görsel ve işitsel özellikleri itibariyle değerlendirilmesinde de ayırt edici vasıf yara …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2042 E. 2024/4581 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · geçerlilik şartı · şekil şartı · bilirkişi raporuna itiraz · iş bölümü · üçüncü kişi · geçersizlik · eksik inceleme
Benzer bu kararda2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı «üçüncü kişiler» arasında adi yazılı şekilde yapılmış olan marka devir sözleşmesinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanmış bir sözleşme olmadığını, tescilli markalar için aranan bu şartın tescilsiz markalar için de aranmasının gerektiğini, bu yönden mahkeme kararında bir değerlendirme yapılmadığını, davacının, 2018/79779 sayılı "..." markasının tesciline yapmış olduğu itirazın ve dolayısıyla davanın dayanağı olan 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının somut olaya uygulanma koşullarının oluşmadığını, karşı yanın kullanımının yerelliği aşmadığını, davacının markayı kullandığını ispatlayamadığı hizmetler bakımından hükümsüzlük kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak yapılan 02.11.2020 tarihli «bilirkişi raporuna itirazları» değerlendirmeden «eksik inceleme» ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… tescilsiz biçimde kullanan dava dışı şirketlerle davacı arasındaki tescilsiz markanın devrine ilişkin 28.12.2017 tarihli sözleşmenin noter onaylı olmaması nedeniyle «geçersizliği» savunulmuş ise de 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki «geçerlilik şartının» tescilli markalara ilişkin olduğu, tescilsiz markaların devrine ilişkin ilgili Kanun'da bir hüküm yer almadığı ve bu itibarla tescilsiz markaların devrinin genel hükümlere tabi bulunduğu, buna göre tescilsiz markanın devrine ilişkin özel bir «şekil şartı» ön görülmediğinden 28.12.2017 tarihli sözleşmeye itibar edilmesi gerektiği gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilm …
… elgelerin bir bölümünün işbu başvurunun başvuru tarihinden sonraki faturalar olduğunu, dolayısıyla değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını, kaldı ki büyük bir «bölümü» üzerinde "Yeni Bi Fest" ibaresinin bulunmadığını, diğer belgelerin ise başvuru tarihinden 10 gün önceki belgeler olduğunu, bu belgelerin ise tek başına itiraz sahibi tarafından kullanıldığını tek başına göstermediğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tescilsiz işaret üzerinde hak elde edebilmek için «üçüncü kişinin» tescil başvurusunundan veya «rüçhan hakkının» doğumundan önce bu işareti kullanmak ve belli bir oranda tanınır hale getirmek gerektiğini, davacının sunduğu belgelerle gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığını i …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/776 E. 2012/7642 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin markasının şekil unsurunun davalı tarafından birebir ve «iltibasa» yol açacak tarzda kullanıldığını, «ortalama tüketici» kavramının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının yüksek tanınmışlığa ulaştığını, «haksız rekabet» iddialarının «denetime elverişli» şekilde incelenmediğini, davalının eylemlerinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… larının üzerinde bütünüyle bırakacağı genel intibanın farklı olarak algılanacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı isabet ise de, «haksız rekabete» ilişkin talebin gerekçede hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda; davalı aleyhine açılan haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, itibar tazminatı, maddi ve manevi «tazminat davalarının» ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… ğladığını, kullandığı marka ve logonun davacının organizasyonunu yürüttüğü “İstanbul ... festival” etkinliği ile ayırt edilemez ölçüde benzerlik taşıdığını, böylece «marka hakkına tecavüz» etmiş sayıldığını, benzerlik sebebiyle birçok firma ve katılımcının etkinliğin müvekkilince düzenlendiğini düşünerek etkinliğe katıldığını, ancak amatörce hazırlanmış organizasyon sebebiyle memnun kalmadıklarını, bu durumun müvekkilinin ve markanın itibarını zedelediğini, «kazanç kaybına» sebebiyet verdiğini, davalının etkinlikte kullandığı tabelalar, stand görünümleri, ... arabasının müvekkilinin markası ile gerçekleştirilen organizasyondakilerin b …
Benzer bu kararda… ON”, “LV”, “LV+şekil”,”şekil” ibareli markaları bulunduğu, “LOUISVUITTON” markasının tanınmış olduğu, festival tanıtım mekanlarında, toplantı yerlerinde, festivalde «dağıtılan» çantalarda, eşarplarda, festival davetiyelerinde, festival tanıtımı yapıldığı tramvay vagonlarında ve benzeri yerlerde davacının eşarp, çanta, el ve omuz çantaları emtialarını da kapsayan markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin kullanıldığı, her ne kadar bu ürünler ücretsiz olarak dağıtılmış ise de davalının, davacıya ait markaları davacının izni olmaksızın kullanarak festival tanıtım ve organizasyonu işi ile ilgili yaptığı sözleşme sonucunda gelir elde ettiği, şekil markalarının tanınmışlığından ve kalite sembolünden festival tanıtımlarında yararlanıldığı, davacının markalarının «ayırt ediciliğinin» ve imajının da zarar gördüğü gerekçesiyle eylemin 556 sayılı KHK’nun 61 ve 9. maddeleri kapsamında marka haklarına tecavüz olduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve tekrarının önlenmesine, davalının festivaldeki tanıtım organizasyon ve reklam hizmeti karşılığında elde ettiği gelirin davacı markalarının markasal kullanımdan kaynaklandığı, davalı tarafından elde edilen gelirin 100.000 USD karşılığı 129.750 TL olduğu gözetilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle 20.000 Euro tutarındaki «maddi tazminatın» döviz için uygulanan «ticari faizi» ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının, 556 sayılı KHK nun 62/1-b maddesi BK’nun 49. maddesi uyarınca 5000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, eylem aynı zamanda «haksız rekabet» olduğundan hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2) Ancak, davacı 556 sayılı KHK’nin 66/b bendine göre «marka hakkına tecavüz» edenin markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre «maddi tazminatın» hesaplanmasını istemiştir.
Ayrıca BK’nun 83. maddesi gereğince davacının zararı yabancı para cinsinden doğduğu takdirde aynı para cinsinden tazminatın tahsiline karar verilebilir ise de, mahkemece davacının zararının ne suretle “Euro” cinsinden doğduğu açıklanmadan «maddi tazminata» “Euro” cinsinden hükmolunması doğru olmamış, kabul şekli bakımından da kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · mahsup · kâr dağıtımı · protokol · ayırt edicilik · ilan
Benzer bu kararda… ON”, “LV”, “LV+şekil”,”şekil” ibareli markaları bulunduğu, “LOUISVUITTON” markasının tanınmış olduğu, festival tanıtım mekanlarında, toplantı yerlerinde, festivalde «dağıtılan» çantalarda, eşarplarda, festival davetiyelerinde, festival tanıtımı yapıldığı tramvay vagonlarında ve benzeri yerlerde davacının eşarp, çanta, el ve omuz çantaları emtialarını da kapsayan markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin kullanıldığı, her ne kadar bu ürünler ücretsiz olarak dağıtılmış ise de davalının, davacıya ait markaları davacının izni olmaksızın kullanarak festival tanıtım ve organizasyonu işi ile ilgili yaptığı sözleşme sonucunda gelir elde ettiği, şekil markalarının tanınmışlığından ve kalite sembolünden festival tanıtımlarında yararlanıldığı, davacının markalarının «ayırt ediciliğinin» ve imajının da zarar gördüğü gerekçesiyle eylemin 556 sayılı KHK’nun 61 ve 9. maddeleri kapsamında marka haklarına tecavüz olduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve tekrarının önlenmesine, davalının festivaldeki tanıtım organizasyon ve reklam hizmeti karşılığında elde ettiği gelirin davacı markalarının markasal kullanımdan kaynaklandığı, davalı tarafından elde edilen gelirin 100.000 USD karşılığı 129.750 TL olduğu gözetilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle 20.000 Euro tutarındaki «maddi tazminatın» döviz için uygulanan «ticari faizi» ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının, 556 sayılı KHK nun 62/1-b maddesi BK’nun 49. maddesi uyarınca 5000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, eylem aynı zamanda «haksız rekabet» olduğundan hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan muhasip bilirkişi, davalı şirketin dava dışı Aksav ile yaptığı 11.03.2008 tarihli «protokolde» davalıya ödenmesi kararlaştırılan 100.000 USD’den yapılan tahsilat ve harcamalar «mahsup» edildiğinde davalının 33.417,41 TL net gelir temin ettiğini bildirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7290 E. , 2024/3749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1214 Esas, 2022/1500 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/438 E., 2018/308 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün durdurulması ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaların reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “İstanbul ... festival”, “... festival”, “... fest”, “İstanbul ... guide” markalarının müvekkili ile özdeşleştiğini, “İstanbul ... festival” markası ile yürüttüğü etkinliğin ayırt edilemeyecek derecede benzerini, yine ayırt edilemeyecek şekildeki logoyla “İzmir ... Festivali” markasıyla takliden ve aynı hizmette kullanan davalının haksız kazanç sağladığını, davalının bu eyleminin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının düzenlediği etkinliğe katılan marka ve şahısların İzmir’de düzenlenen bu etkinliği “İstanbul ...
festival” ve müvekkili ile bağlantılı olduğunu düşündüklerini, bu sebeple etkinliğe katıldıklarını, davalının müvekkilinin saygınlığı üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, etkinlikte planlanan üç seminerden biri gerçekleştiğinden katılımcıların sinirlendiğini, temizliğin sağlanmadığını, aksaklıklar yaşandığını, etkinlikte yaşanan olumsuzluklar ve amatörlüklerin katılımcılar nezdinde davacı ve markasının itibar kaybetmesine yol açtığını ileri sürerek marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiillerin durdurulmasını, 50.000,00 TL manevi tazminat, 50.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın da dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini, talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili yargılama esnasındaki dilekçesinde; hizmetin karakteristik özelliği niteliğindeki “İzmir ... Festivali”, “İzmir ... Festival” gibi ibarelerin ve bu tarz organizasyonların tek kişinin tekeline bırakılması halinde rekabet imkanının sınırlanacağını, işaretler arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda, davalının kullanımının davacının markası ile benzer olmadığının bildirildiği, davacının “İstanbul ... Festival”, “İstanbul ... ” ve “... Festival” markaları incelendiğinde, davacının logosunun bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak tırnaksız yazı karakteri kullanılarak, davalının logosunun ise siyah zemin üzerine beyaz şekilde bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak “İzmir”, alt fonda da “İzmir ... festival ...&chocolate” yazılarak oluşturulduğu, farklı yazı karakterlerinin kullanıldığı, davalı işaretinde “İzmir ...
Festival” ibaresinin öne çıkarıldığı, “...&chocolate” ibarelerinin daha küçük ve alta yazılması nedeniyle ilk bakışta dikkati çekmediği, davacının “İstanbul ... Festival” markasının esas unsuru ile tek ortak sözcüğün “festival” sözcüğü olduğu, bu ibarenin de bir etkinliği tanımladığı, tek kişinin kullanımına tahsis edilemeyeceği, davacının diğer markalarının esas unsurları ile benzer bir sözcüğün kullanılmadığı, markalarda kelime unsurlarının ön planda olması nedeniyle daire şekli olarak algılanan bardak altında oluşan içecek lekesinin benzer olmasının markaların karıştırılmasına neden olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin markasının şekil unsurunun davalı tarafından birebir ve iltibasa yol açacak tarzda kullanıldığını, ortalama tüketici kavramının değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının yüksek tanınmışlığa ulaştığını, haksız rekabet iddialarının denetime elverişli şekilde incelenmediğini, davalının eylemlerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının www.istanbulcoffeefestivali.com alan adı internet sitesindeki logonun, siyah zemin üzerine beyaz renkte kahve fincanının zeminde bıraktığı iz tasvir edilerek ve içerisinde büyük harflerle “İSTANBUL ... FESTIVAL” olarak, davalının internet sitesinde ise navigasyon/ banner bölümünde yer alan şekliyle “... FESTIVAL” ibaresi ile kullandığı, internet sitesi içindeki görsellerde daire içinde “İZMİR” ibaresi yazılı olarak dairenin dış çevresinde bardak altında kalan kahve lekesi şeklindeki tasarımı olduğu, davalının twitter sayfasında ise logo içerisinde “İZMİR” ibaresinin logo altında bulunan “... FESTİVAL ...&chocolate” ibaresinin üstünde kullanıldığı ve ...
firmasına ait 500 markalı araç serisinin reklamının bulunduğu, “istanbul ... festival”, “... festival” ve “istanbul ... guide” markalarının davacı adına tescilli olduğu, “izmir ... festival”, “izmir kahve festivali” tescil başvurularının ise reddedildiği, davada, davacının logosunun bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş ve İstanbul ... Festival yazılarak oluşturulduğu ve uygulandığı, davalının logosunda ise siyah zemin üstüne beyaz şekilde bardak altında oluşan içecek lekesi şeklinde daire içine yukarı doğru hafif çevrilmiş olarak İzmir, alt fonda da “... festival ...&chocolate” yazılarak oluşturulduğu, farklı yazı karakterinin kullanıldığı, davalının web sitesi incelemesinde davalı markasının markasal kullanımın davacı markasından farklılık taşıdığı, davalının logo markasını oluşturan asli unsurun “...
FESTİVAL” ibaresi olduğu, “İZMİR” ibaresinin etkinliğin yerini gösteren menşei işaret olarak kullanıldığı, iki markanın tüketici/ hizmet alıcılarının üzerinde bütünüyle bırakacağı genel intibanın farklı olarak algılanacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı isabet ise de, haksız rekabete ilişkin talebin gerekçede hiç değerlendirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda; davalı aleyhine açılan haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, itibar tazminatı, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının “İzmir ... Festivali” markasını kullanarak müvekkilinin markasını taklit etmek suretiyle haksız kazanç sağladığını, kullandığı marka ve logonun davacının organizasyonunu yürüttüğü “İstanbul ... festival” etkinliği ile ayırt edilemez ölçüde benzerlik taşıdığını, böylece marka hakkına tecavüz etmiş sayıldığını, benzerlik sebebiyle birçok firma ve katılımcının etkinliğin müvekkilince düzenlendiğini düşünerek etkinliğe katıldığını, ancak amatörce hazırlanmış organizasyon sebebiyle memnun kalmadıklarını, bu durumun müvekkilinin ve markanın itibarını zedelediğini, kazanç kaybına sebebiyet verdiğini, davalının etkinlikte kullandığı tabelalar, stand görünümleri, ...
arabasının müvekkilinin markası ile gerçekleştirilen organizasyondakilerin birebir taklidi olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı ve eksik tespitlere yer verildiğini, markalar hakkında bütünsel değerlendirme yapılmadığını, sadece görsel olarak değerlendirildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün durdurulması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045648600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz