YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2042 E. 2024/4581 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rüçhan hakkı↗ geçerlilik şartı↗ şekil şartı↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ iş bölümü↗ üçüncü kişi↗ geçersizlik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/112 E., 2020/358 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulunun (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin "..." ibaresini 41. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı kuruma başvurduğunu, 2018/79779 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa "YENİ Bİ’ FEST" markası üzerinde müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkiline ait "YENİ Bİ’ FEST" ibaresinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce 2015 yılından bu yana her yıl düzenlenmekte olan bir festivalin ismi olarak kullanıldığını, davalı şirketin bu festival ile bir ilgisinin bulunmadığını, www.google.com alan adlı arama motoruna "yeni bi fest" ibaresi yazıldığında, davacı ile onun tüm haklarını devraldığı firmalar tarafından "YENİ Bİ’ FEST" adı altında düzenlenen festival haberlerine ve faaliyetlerine yönlendirme yapıldığını, "YENİ Bİ’ FEST" isimli festivale duyulan yoğun ilgi ve katılım ile ünlü sanatçıların organizasyonda yer alması nedeniyle festivalin yüksek düzeyde tanındığını, kısa sürede festival ve organizasyon sektöründe bilinir bir marka haline geldiğini, başvuruda bulunan davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2020-M-11 sayılı YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki koşullarının oluşmadığını, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, kurulduğu 2010 yılından beri Türkiye’de müzik, festival ve eğlence sektörüne yön verdiğini, davacının dava konusu "..." markası üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamında korunan bir hakka sahip olduğunu kanıtlayamadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının “YENİ Bİ’ FEST” ibaresi üzerinde dava konusu hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, başvurunun kötü niyetli yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-11 sayılı kararının iptaline, 2018/79779 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararında, savunmalarında belirttikleri hususlara değinilmeden eksik ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak "YENİ Bİ’FEST" ibaresi üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, zira mahkeme kararında, davacının sunmuş olduğu delillerin tek tek yazıldığını, ancak gerçek hak sahibi olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadan davacının "YENİ Bİ’ FEST" ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu sonucuna varıldığını, bir ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin, söz konusu ibareyi, başkası tarafından kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta ticaret alanında kullandığını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının sunmuş olduğu deliller ile gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı üçüncü kişiler arasında adi yazılı şekilde yapılmış olan marka devir sözleşmesinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanmış bir sözleşme olmadığını, tescilli markalar için aranan bu şartın tescilsiz markalar için de aranmasının gerektiğini, bu yönden mahkeme kararında bir değerlendirme yapılmadığını, davacının, 2018/79779 sayılı "..." markasının tesciline yapmış olduğu itirazın ve dolayısıyla davanın dayanağı olan 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının somut olaya uygulanma koşullarının oluşmadığını, karşı yanın kullanımının yerelliği aşmadığını, davacının markayı kullandığını ispatlayamadığı hizmetler bakımından hükümsüzlük kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak yapılan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna itirazları değerlendirmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının "..." ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, tescilsiz marka kullanımından doğan öncelik hakkının bulunduğu, zira, davacının söz konusu ibareyi, dava konusu başvuru tarihinden önce yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir biçimde kullandığı, bu kullanımın belirtilen maddede aranan nitelikte bir kullanım olduğu, davacının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı hizmetlerin, dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle aynı tür bulunduğu, dolayısıyla maddede aranan koşullarının somut olayda gerçekleştiği, her ne kadar söz konusu ibareyi daha önce tescilsiz biçimde kullanan dava dışı şirketlerle davacı arasındaki tescilsiz markanın devrine ilişkin 28.12.2017 tarihli sözleşmenin noter onaylı olmaması nedeniyle geçersizliği savunulmuş ise de 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki geçerlilik şartının tescilli markalara ilişkin olduğu, tescilsiz markaların devrine ilişkin ilgili Kanun'da bir hüküm yer almadığı ve bu itibarla tescilsiz markaların devrinin genel hükümlere tabi bulunduğu, buna göre tescilsiz markanın devrine ilişkin özel bir şekil şartı ön görülmediğinden 28.12.2017 tarihli sözleşmeye itibar edilmesi gerektiği gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek, devir sözleşmesinin onaylanmamış olması nedeni ile geçerli olmadığını, davacının sunmuş olduğu belgelerin bir bölümünün işbu başvurunun başvuru tarihinden sonraki faturalar olduğunu, dolayısıyla değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını, kaldı ki büyük bir bölümü üzerinde "Yeni Bi Fest" ibaresinin bulunmadığını, diğer belgelerin ise başvuru tarihinden 10 gün önceki belgeler olduğunu, bu belgelerin ise tek başına itiraz sahibi tarafından kullanıldığını tek başına göstermediğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tescilsiz işaret üzerinde hak elde edebilmek için üçüncü kişinin tescil başvurusunundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce bu işareti kullanmak ve belli bir oranda tanınır hale getirmek gerektiğini, davacının sunduğu belgelerle gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3254 E. 2024/5835 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · belirsiz alacak davası · denetime elverişlilik · olumsuz oy · alacak davası · marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… aların ve şahısların, bu etkinliğin davacının “İSTANBUL COFFEE FESTIVAL” etkinliğiyle ve davacıyla bağlantılı olduğunu düşündüklerini, İzmir’deki etkinlikte yaşanan «olumsuzluklar» ve amatörlükler nedeniyle davacının ve davacı markasının itibar kaybettiğini, davalının http://coffeefestivalizmir.com/ adresinde davacı adına tescilli marka ve logonun ayırt edilemez ölçüde benzerini kullanarak çıkar elde ettiğini ileri sürerek davalının davacının «marka hakkına tecavüz» niteliğindeki fiillerin durdurulmasına, «belirsiz alacak davası» olarak 50.000,00 TL itibar tazminatı, 50.000,00 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… anbul Coffee Festival + ŞEKİL markasının kısmen hükümsüzlüğü yönüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,İstanbul Coffee Festival markası, kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazanmış olması gerekçe gösterilerek Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından tescil edildiğini, TÜRKPATENT'in 10.02.2016 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) dosyada bulunduğunu, ancak ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, 16.04.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda markanın kullanım sonrası ayırt edicilik kazandığını ve dahi tanınmışlık sağladığını tespit edildiğini, 14.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda, tescil aşamasında markanın ayırt edicilik kazandığı hususunun açıkça tespit edildiğini, 15.11.2018 tarihli uzman görüşünde İSTANBUL COFFEE FESTİVAL markasının; gerek yazılı ve basılı medyada gerek tv ortamında gerek ise de sosyal platformlarda çok yüksek yer bulduğu ve geniş kitlelere ulaştığı, markanın 2014 yılından bu yana aktif kullanıldığı ve 2015 yılında kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış olduğunu, kullanım neticesi ayırt edicilik kazandığından, hükümsüzlüğünün istenemeyeceği kanaatine varıldığını, dosyada tanzim edilen 3. bilirkişi heyeti raporunda İSTANBUL adının coğrafi kaynak gösteren bir ibare sayılamayacağı, bu iddiaya itibar edilse dahi İSTANBUL COFFEE FESTIVAL markasının 01.04.2015 tarihli tescil başvurusu öncesi kullanım suretiyle ayırt edicilik kazandığı ve bu itibarla mülga 556 sayılı KHK 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tescilinin reddedilemeyeceğinin açıkça tespit edildiğini, tüm bilirkişi raporlarında müvekkil şirket markasının kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmış olduğu hususunda tam bir görüş birliği oluştuğunu, davalı tarafça "İzmir Kahve Festivali", "İzmir Coffee Festival" biçiminde, tescilsiz kullanımlar ile gerçekleştirilen organizasyon, müvekkilin adına tescilli "İstanbul Coffee Festival" marka kullanımı ile 2014 yılından bu yana gerçekleştirmiş olduğu, çok sayıda ödül alan, her yıl en az 40.000 kişinin katılımıyla gerçekleşen organizasyon ile karıştırılma ihtimali yüksek bir organizasyon olduğunu, davalının haksız kullanımı, davacı müvekkilin tescilli marka kullanımı ile benzerlik ihtiva ettiğini ve markaya tecavüz unsurlarını bulundurduğunu, tüm bu hususların 16.04.2018 tarihli «bilirkişi raporunda denetime elverişli» şekilde açıkça tespit edildiğini, bu raporu hazırlayan heyette uzman organizatör bilirkişinin yer alması nedeniyle dikkate alınması gerektiğini, Ne yazık ki ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan «son» bilirkişi raporunda ulaşılan sonucun kopyacılığı, taklitçiliği, paraziterliği teşvik ve meşru kılmaktan başka bir şey olmayacağını, davalı müvekkile ait markayı ya …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece itibar edilen ve «denetime elverişli» bulunan raporlar uyarınca, davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalı markalarına tecavüzün bulunmadığı belirlendiğinden mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, mahkemece davacı-karşı davalıya ait "İstanbul Coffee Festival + Şekil" markasının markasal algı yaratmayan bir ibare olduğu, soyut ve somut «ayırt ediciliğinin» bulunmadığı, bu ibareyi gören ortalama düzeydeki tüketici kesiminin bu ibareyi kahve konusunda sosyal ve kültürel bir tanıtım ya da festival yerini gösteren bir işaret olarak algılayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tescil edilemeyecek bir ibare olduğu, markanın kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandırıldığının ispat edilemediği kanaatine varılarak (aksi yönde kanaat bildiren dosyadaki bilirkişi raporlarına itibar edilmeyerek) bu marka yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinde isabetsizliğin bulunmadığı, davacı-karşı davalıya ait "İstanbul Coffee Guide" markası yönünden ise; markada yer alan "İstanbul" ibaresinin yer adı olduğu, "COFFEE GUIDE" ibarelerinin İngilizce kelimeler olup, Türkçe karşılığının "kahve rehberi" olduğu, gerek "GUİDE" ibaresinin Türkçe anlamını markanın hitap ettiği «ortalama tüketici» tarafından yaygın olarak bilinmemesi, gerekse markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler için tanımlayıcı olmaması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı son …
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat ile karşı davada markanın hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2042 E. , 2024/4581 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/168 Esas, 2022/1699 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/112 E., 2020/358 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulunun (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin "..." ibaresini 41. sınıfta marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı kuruma başvurduğunu, 2018/79779 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa "YENİ Bİ’ FEST" markası üzerinde müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkiline ait "YENİ Bİ’ FEST" ibaresinin, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce 2015 yılından bu yana her yıl düzenlenmekte olan bir festivalin ismi olarak kullanıldığını, davalı şirketin bu festival ile bir ilgisinin bulunmadığını, www.google.com alan adlı arama motoruna "yeni bi fest" ibaresi yazıldığında, davacı ile onun tüm haklarını devraldığı firmalar tarafından "YENİ Bİ’ FEST" adı altında düzenlenen festival haberlerine ve faaliyetlerine yönlendirme yapıldığını, "YENİ Bİ’ FEST" isimli festivale duyulan yoğun ilgi ve katılım ile ünlü sanatçıların organizasyonda yer alması nedeniyle festivalin yüksek düzeyde tanındığını, kısa sürede festival ve organizasyon sektöründe bilinir bir marka haline geldiğini, başvuruda bulunan davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2020-M-11 sayılı YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki koşullarının oluşmadığını, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, kurulduğu 2010 yılından beri Türkiye’de müzik, festival ve eğlence sektörüne yön verdiğini, davacının dava konusu "..." markası üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamında korunan bir hakka sahip olduğunu kanıtlayamadığını, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının “YENİ Bİ’ FEST” ibaresi üzerinde dava konusu hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, başvurunun kötü niyetli yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-11 sayılı kararının iptaline, 2018/79779 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararında, savunmalarında belirttikleri hususlara değinilmeden eksik ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak "YENİ Bİ’FEST" ibaresi üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, zira mahkeme kararında, davacının sunmuş olduğu delillerin tek tek yazıldığını, ancak gerçek hak sahibi olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadan davacının "YENİ Bİ’ FEST" ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu sonucuna varıldığını, bir ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin, söz konusu ibareyi, başkası tarafından kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta ticaret alanında kullandığını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının sunmuş olduğu deliller ile gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı üçüncü kişiler arasında adi yazılı şekilde yapılmış olan marka devir sözleşmesinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira devir sözleşmesinin noter tarafından onaylanmış bir sözleşme olmadığını, tescilli markalar için aranan bu şartın tescilsiz markalar için de aranmasının gerektiğini, bu yönden mahkeme kararında bir değerlendirme yapılmadığını, davacının, 2018/79779 sayılı "..." markasının tesciline yapmış olduğu itirazın ve dolayısıyla davanın dayanağı olan 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının somut olaya uygulanma koşullarının oluşmadığını, karşı yanın kullanımının yerelliği aşmadığını, davacının markayı kullandığını ispatlayamadığı hizmetler bakımından hükümsüzlük kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara dayanak yapılan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna itirazları değerlendirmeden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının "..." ibaresi üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, tescilsiz marka kullanımından doğan öncelik hakkının bulunduğu, zira, davacının söz konusu ibareyi, dava konusu başvuru tarihinden önce yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir biçimde kullandığı, bu kullanımın belirtilen maddede aranan nitelikte bir kullanım olduğu, davacının söz konusu ibareyi üzerinde kullandığı hizmetlerin, dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetlerle aynı tür bulunduğu, dolayısıyla maddede aranan koşullarının somut olayda gerçekleştiği, her ne kadar söz konusu ibareyi daha önce tescilsiz biçimde kullanan dava dışı şirketlerle davacı arasındaki tescilsiz markanın devrine ilişkin 28.12.2017 tarihli sözleşmenin noter onaylı olmaması nedeniyle geçersizliği savunulmuş ise de 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki geçerlilik şartının tescilli markalara ilişkin olduğu, tescilsiz markaların devrine ilişkin ilgili Kanun'da bir hüküm yer almadığı ve bu itibarla tescilsiz markaların devrinin genel hükümlere tabi bulunduğu, buna göre tescilsiz markanın devrine ilişkin özel bir şekil şartı ön görülmediğinden 28.12.2017 tarihli sözleşmeye itibar edilmesi gerektiği gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek, devir sözleşmesinin onaylanmamış olması nedeni ile geçerli olmadığını, davacının sunmuş olduğu belgelerin bir bölümünün işbu başvurunun başvuru tarihinden sonraki faturalar olduğunu, dolayısıyla değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını, kaldı ki büyük bir bölümü üzerinde "Yeni Bi Fest" ibaresinin bulunmadığını, diğer belgelerin ise başvuru tarihinden 10 gün önceki belgeler olduğunu, bu belgelerin ise tek başına itiraz sahibi tarafından kullanıldığını tek başına göstermediğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tescilsiz işaret üzerinde hak elde edebilmek için üçüncü kişinin tescil başvurusunundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce bu işareti kullanmak ve belli bir oranda tanınır hale getirmek gerektiğini, davacının sunduğu belgelerle gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044718800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz