İhtiyati Tedbir Talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7608 E. 2013/20990 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emri tebliği↗ franchise sözleşmesi↗ ödeme emri↗ ihtisas mahkemesi↗ marka hakkına tecavüz↗ iflas↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip konusu borcun sözleşmeden doğduğu, sözleşmenin davacıya ait markanın davalı tarafından
kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında görevli mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan franchise sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat ödeme emrinin tebliğinden önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada kötüniyetli olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4735 esas sayılı icra takip dosyasında davalının gerçekleştirmiş olduğu itirazın 2.615,97 TL asıl alacak için iptaline, takibin 2.615,97 TL için devamına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 18.01.2007 tarihli franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu belirtilerek davanın esasına girilmiş ve davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline ve kabul edilen kısım üzerinden davalı aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir. Ayrıca 5846 sayılı Yasa'dan doğan haklar ile 551, 555, 554 sayılı KHK'lardan doğan haklara ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevi de ihtisas mahkemelerine bırakılmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesi'nin 4.4 maddesi uyarınca kararlaştırılan aidat bedelinin ödenmediğini ve bu sebeple takibe girişildiğini açıklamıştır. Dosyada mevcut Franchise Sözleşmesi hükümleri ve dava dosyası içerisinde tarafların iddia ve savunmaları itibariyle, davacı tarafça sözkonusu sözleşme kapsamında 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan bir hak sahipliği veya marka hakkına tecavüzden ya da anılan KHK'da düzenlenen lisans vb. diğer hususlardan kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu ileri sürülmediği gibi, uyuşmazlığın niteliği itibariyle işbu davada 5846 sayılı FSEK ve 551, 554 ve 555 sayılı KHK hükümlerinin de uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözetilmeksizin işin esasına girilerek kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18160 E. 2015/3696 K.
Ortak:franchise sözleşmesi · ihtisas mahkemesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
Benzer bu kararda556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi "Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler." hükmünü amirdir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının taraflar arasındaki «franchise sözleşmesine» aykırı davrandığı, bu nedenle davacının «mahrum» kaldığı karı talep edebileceği, davacının «ticari itibarının zedelendiğinin», davalının davacıya ait sistemi başkalarına kullandırdığının, davalının siparişi üzerine davacı tarafından ithal edilen mallar nedeniyle oluşan zararın ispatlanamadığı, davacının «cezai şart» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 116.500,00 TL tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kâr mahrumiyeti · cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının taraflar arasındaki «franchise sözleşmesine» aykırı davrandığı, bu nedenle davacının «mahrum» kaldığı karı talep edebileceği, davacının «ticari itibarının zedelendiğinin», davalının davacıya ait sistemi başkalarına kullandırdığının, davalının siparişi üzerine davacı tarafından ithal edilen mallar nedeniyle oluşan zararın ispatlanamadığı, davacının «cezai şart» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 116.500,00 TL tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14404 E. 2016/222 K.
Ortak:franchise sözleşmesi · ihtisas mahkemesi · marka hakkına tecavüz · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın «franchise sözleşmesinden» kaynaklanmış olmasının davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi için yeterli olmadığı, 556 sayılı KHK nın uygulanmasını gerektiren bir talebin bulunmadığı, marka tesciline dayanılmadığı gibi «marka hakkına tecavüz» ya da marka lisansının da söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın çözümü için Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle; mahkemenin «görevsizliğine», talepte bulunması halinde dosyanın «görevli» Anadolu Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmünü amirdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu · icra takibine itiraz · görevsizlik kararı · teminat · e-defter
Benzer bu karardaDava konusu itirazın iptaline karar verilmesi istenen icra takibinde davacı tarafından, işletme için mal ve hizmet alımı nedeniyle olan gider ve işletme lisans bedeli, inşaat ve tesisat gideri, ekipman, mobilya, tabela, pano, bilgisayar, jeneratör v.s. giderleri, ayrıca sözleşme süresince işletmeye katılan işletme değeri ve haksız olarak nakde çevrilen «teminat mektubu» bedeli talep edilmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın «franchise sözleşmesinden» kaynaklanmış olmasının davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi için yeterli olmadığı, 556 sayılı KHK nın uygulanmasını gerektiren bir talebin bulunmadığı, marka tesciline dayanılmadığı gibi «marka hakkına tecavüz» ya da marka lisansının da söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın çözümü için Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle; mahkemenin «görevsizliğine», talepte bulunması halinde dosyanın «görevli» Anadolu Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, franchise (işletme lisans) sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Sisteminin .... ticaret ünvanı, hizmet markaları. restaurant binaları tasarımı, renk bileşimleri, işaretler, teçhizat yerleşimi, bazı gıda maddeleri için formüller ve şartnameler, stok ve faaliyet kontrolleri, yöntemler, «defter» tutma, muhasebe ve iş uygulamaları ve politikaları üzerinde mülkiyet haklarını ihtiva ettiği, davalının Türkiye'de ....
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7552 E. 2016/8186 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · marka hakkına tecavüz · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
Benzer bu kararda556 sayılı KHK'nın 71. maddesinde ve 554 sayılı KHK'nın 58. maddesinde, ''Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, ...
556 ve 554 sayılı KHK'lardan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · dava şartı yokluğu · kamu düzeni · komisyon · usulden reddi · görevsizlik kararı · haksız rekabet
Benzer bu kararda4 gereğince «ticari nitelikte» olduğu, davaya bakma görevinin anılan kanununu 5. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesine ait olduğu, ...'nın 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile ...'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olduğu gerekçesiyle davada göreve ilişkin dava «şartı yokluğundan» HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asıl dava, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
… nın teklifi üzerine belirler. '' şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca 556 ve 554 sayılı KHK'lardan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün «ihtisas» mahkemelerinin görevi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. ...'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile; fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin 5846 sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet «komisyonlarının» merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8367 E. 2016/7674 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
Benzer bu karardaDava, faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, 551 sayılı KHK'nın 146. maddesi uyarınca, bu davalarda «ihtisas» mahkemesi «görevlidir».
Aynı Yasa hükmü uyarınca asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, ...
551 sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin, işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · dava şartı yokluğu · komisyon · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca Patent davalarının «ticari nitelikte» olup, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, ...'nın 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile ...'de Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kurulduğu ve 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olmakla mahkemenin «görevsiz» hale geldiği gerekçesiyle, dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet «komisyonlarının» merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmiştir.
551 sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin, işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5883 E. 2016/6846 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
Benzer bu kararda551 sayılı KHK'nın 146. maddesinde, '' Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, ...
551 Sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · kamu düzeni · komisyon · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın «ticari nitelikte» olup davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu, ...'nın 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile ...'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olduğu, davada göreve ilişkin dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine», süresi içerisinde başvurulması halinde dosyanın «görevli» ...
… 846 sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı ... «komisyonlarının» merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır.
551 Sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6249 E. 2016/6847 K.
Ortak:ihtisas mahkemesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir.
… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
Benzer bu kararda551 sayılı KHK'nın 146. maddesinde, ''Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin «ihtisas» mahkemesi olarak «görevlendirileceği» ve bu mahkemelerin yargı çevresini,...
551 Sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari dava niteliği · kamu düzeni · komisyon · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan faydalı model belgesine tecavüzün tespiti davasının 6102 sayılı TTK m.4 ve m.5 gereği «ticari nitelikte» olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, HSYK'nun 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile ...'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olmakla, davada göreve ilişkin dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» dosya üzerinden karar verilmiştir.
… sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet «komisyonlarının» merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır.
551 Sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8043 E. 2011/570 K.
Ortak:franchise sözleşmesi · ihtisas mahkemesi · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… in davacıya ait markanın davalı tarafından kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında «görevli» mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan «franchise sözleşmesi» imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat «ödeme emrinin tebliğinden» önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada «kötüniyetli» olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27.
1- Dava, 18.01.2007 tarihli «franchise sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, «görevli» mahkeme «ihtisas» mahkemeleridir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunun taraflar arasındaki FÖY «franchise sözleşmesinin feshine» ilişkin olduğu, FÖY Franchise sözleşmeleri lisans ve isim hakkı kullanımına yönelik taleplerin FSEK kapsamında değerlendirilerek «ihtisas» mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatiyle mahkemenin «görevsizliğine», kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın talep halinde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan «franchise sözleşmesinin» haklı nedenlerle feshi istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki Franchise sözleşmesi dosya arasına alınmadan tensiple birlikte «franchise sözleşmesinin» lisans ve isim hakkı kullanımına yönelik talepleri içerdiğinden bahisle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · görevsizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunun taraflar arasındaki FÖY «franchise sözleşmesinin feshine» ilişkin olduğu, FÖY Franchise sözleşmeleri lisans ve isim hakkı kullanımına yönelik taleplerin FSEK kapsamında değerlendirilerek «ihtisas» mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatiyle mahkemenin «görevsizliğine», kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın talep halinde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki Franchise sözleşmesi dosya arasına alınmadan tensiple birlikte «franchise sözleşmesinin» lisans ve isim hakkı kullanımına yönelik talepleri içerdiğinden bahisle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava konusu «franchise sözleşmesi» dosya arasına getirtildikten sonra taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki niteliği belirlenerek görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7608 E. , 2013/20990 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.02.2013 tarih ve 2011/76-2013/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 18.01.2007 tarihinde 01.02.2007 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli Franchise Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4/4. maddesi uyarınca davalının her ay 100 USD+KDV’yi her ayın birinci iş günü döviz olarak ya da o günkü Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif satış kuru TL karşılığı olarak aidat bedelini ödemeyi borçlandığını, vadesinde aidat bedelinin iki ay üst üste ödenmemesi halinde o yıla ait aidat bedelinin muaccel olacağının kararlaştırıldığını, başlangıçta davalının kredi kartından tahsil edilmekte olan aidat bedellerinin bir süre sonra ödenmemeye başlandığını, son olarak Aralık 2008 dönemine ait aidat bedeline ilişkin 01.12.2008 tarihli 206,50 TL'lik fatura, Şubat 2009 dönemine ait aidat bedeline ilişkin 01.02.2009 tarihli 195,88 TL'lik ve Nisan-Aralık 2009 dönemine ait dokuz aylık ile Ocak-Şubat 2001 dönemine ait aidat bedeli ve temerrüd faizlerini içeren 02.12.2010 tarihli 3.241,46 TL'lik fatura bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine müvekkil tarafından davalıya karşı Ankara 27.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/4735 esas sayılı takip dosyasında 18.03.2011 tarihinde 3.643,84 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin borçlu davalıya 30.03.2011 tarihinde tebliğ olunduğunu, borçlunun borcun tamamına faize ve takip ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun takipten sonra 21.03.2011 tarihinde 973,00 TL ödeme yaptığını, davalının icradaki borca itirazının haksız olduğunu, alacağın likit bulunduğunu ifade ederek davalının anılan takip dosyasındaki 3.643,84 TL borca yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına takip konusu alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin anılan sözleşme uyarınca davacı tarafa ödemeler yaptığını, takip konusu alacağın müvekkilinin borcu olmadığını ifade ederek, davanın reddine ve %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip konusu borcun sözleşmeden doğduğu, sözleşmenin davacıya ait markanın davalı tarafından
kullanımını da düzenlediği, 556 sayılı KHK hükümlerinin düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan itirazın iptali davalarında görevli mahkemenin Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğu, taraflar arasında 28.01.2007 tarihinde marka kullanımını da konu alan franchise sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının davacıya her ay 100 USD veya karşılığını Türk Parası olarak ödeme borcu altına girdiği, davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı, davacının sözleşmenin devam ettiği süre zarfında yapılması gereken ödemelerin eksik yapıldığını iddia ettiği, davalının ise böyle bir iddiayı kabul etmediği, benimsenen ikinci bilirkişi raporu kapsamına göre, davacının davalıdan takip tarihinden evvel 3.588,97 TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktar için davalıya karşı icra takibinde bulunduğu, icra takibinden sonra ve fakat ödeme emrinin tebliğinden önce davalının davacıya 973,00 TL ödediği, borcun 2.615,97 TL’ye düştüğü ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının itirazda bulunduğu ve takibin durduğu, anılan miktar kadar davalının borçlu olduğu, itirazın iptali davasının yapılan ödeme gözetilerek ve ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden açılmasının gerektiği, şu hale göre davalının itirazının 2.615,97 TL için haksız olduğu, bu nedenle anılan miktar için itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin gerektiği, takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle İcra İflas Kanunu'nun 67.
maddesi uyarınca anılan alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilinin gerektiği, fazlaya yönelik istemin reddinin icap ettiği, ancak reddedilen miktar yönünden davacının icra takibi ve davada kötüniyetli olmadığı anlaşıldığı, davalının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4735 esas sayılı icra takip dosyasında davalının gerçekleştirmiş olduğu itirazın 2.615,97 TL asıl alacak için iptaline, takibin 2.615,97 TL için devamına karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 18.01.2007 tarihli franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu belirtilerek davanın esasına girilmiş ve davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline ve kabul edilen kısım üzerinden davalı aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 71/1 maddesi “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.” hükmüne amirdir. Ayrıca 5846 sayılı Yasa'dan doğan haklar ile 551, 555, 554 sayılı KHK'lardan doğan haklara ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevi de ihtisas mahkemelerine bırakılmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesi'nin 4.4 maddesi uyarınca kararlaştırılan aidat bedelinin ödenmediğini ve bu sebeple takibe girişildiğini açıklamıştır. Dosyada mevcut Franchise Sözleşmesi hükümleri ve dava dosyası içerisinde tarafların iddia ve savunmaları itibariyle, davacı tarafça sözkonusu sözleşme kapsamında 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan bir hak sahipliği veya marka hakkına tecavüzden ya da anılan KHK'da düzenlenen lisans vb. diğer hususlardan kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu ileri sürülmediği gibi, uyuşmazlığın niteliği itibariyle işbu davada 5846 sayılı FSEK ve 551, 554 ve 555 sayılı KHK hükümlerinin de uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözetilmeksizin işin esasına girilerek kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045564400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz