6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Pay Devrinin İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1602 E. 2010/13165 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alım (iştira) hakkı pay defterine tescil rüçhan hakkı yönetim kurulu kararının iptali bilirkişi raporuna itiraz tanıma usuli kazanılmış hak sermaye artırımı hisse senedi hakkaniyet pay defteri kazanılmış hak kâr dağıtımı istirdat bilirkişi incelemesi yönetim kurulu kararı taahhütname teslim e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemize ait 17.02.2005 tarihli ilama dayanılarak, davalı şirketin "talep toplamaksızın satış" yöntemini uyguladığı ve bu yöntemin SPK mevzuatına uygun olduğu, payların satışında öncelik hakkının kime ait olacağı konusunda SPK tebliğlerinde açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak davalı şirketin hisse alma iradesini açıklayan ortaklardan yalnızca birine satış yaparak "eşit işlem ilkesine" aykırı hareket ettiği, dolayısıyla dava konusu hisse senetlerinin satışına ilişkin yönetim kurulu kararının hakkaniyete aykırı olduğu, davacının dava konusu hisse senetlerinin kendisine teslimine ve pay defterine tesciline dair taleplerinin de aynı şekilde eşit işlem ilkesine ve hakkaniyete aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı Cihankur İnş. A.Ş.'nin rüçhan haklarının kullanılmasından sonra kalan (3.146.666.000) TL karşılığı (3.146.666) adet hissenin Cihan Paz. A.Ş.'ne satılmasına ilişkin 26.02.2003 tarih ve 381 numaralı yönetim kurulu kararının iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı ...-Kur A.Ş.’nin sermaye artırımı sonucunda artırılan sermayeden ortakların yeni pay alma (rüçhan) haklarını kullanmalarından sonra artan ve halka arz suretiyle satılan payların, öncelikli alım hakkının davacıya ait olduğu iddiasına dayalı tespit, pay defterine tescil ve istirdat istemlerine ilişkindir.

HUMK.’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiştir. İşin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, verilen raporun yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HUMK.’nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak yeni bir rapor da alabilir.

Somut uyuşmazlıkta da Dairemize ait 17.02.2005 tarihli ilamda rüçhan hakkı kullanılmayan payların satışı sırasında uygulanması gereken SPK tebliğlerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi ve aralarında SPK uzmanları bulunan bilirkişi kurulu oluşturularak satış işlemlerinin SPK. mevzuatına uygun olup olmadığının ve öncelik hakkının kimde olduğunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, böylelikle incelemenin nasıl yapılacağı ve bilirkişi kurulunun kimlerden oluşması gerektiği konularında taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece alınan ve SPK. uzmanlarından oluşan ilk bilirkişi kurulu raporundaki çoğunluk görüşünde, davalı ... Kur AŞ. gibi halka açık şirketlerin yeni pay alma hakkının kullanılmasından sonra kalan payların satışı yönteminin SPK.’nun Seri: VIII, No: 22 sayılı Tebliğinde düzenlendiği, buna göre davalı şirketçe uygulanan yöntemin talep toplamaksızın satış yöntemi olduğu, davalı şirketin yayımladığı izahnamenin “diğer hususlar” başlıklı XI no’lu bölümünde “ortak olmak isteyen tasarruf sahiplerinin iştirak taahhütnamesini imzaladıktan sonra şirketle de mutabık kalınan pay bedellerini halka arz süresi içinde ödediklerine dair makbuzun bir örneğini şirkete tevdi edeceklerinin” belirtildiği, bu ifadelerin SPK.’nun standart izahnamesinde yer alan ifadeler olduğu, anılan yöntemde ihraççının bir talep toplama ve topladığı talepleri yatırımcılar arasında dağıtıma tabi tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, ihraççının belirlenen fiyattan dilediği yatırımcıya, dilediği miktarda hisse senedi satmakta serbest olduğu, davacının talebinin buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, rapora muhalif kalan hukukçu bilirkişi dahi aynı görüşlere katılmıştır. Ancak bu bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine açık olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira, anılan Tebliğin talep toplamaksızın satış yöntemini düzenleyen 5. maddesinde, sadece bu yöntemin sermaye piyasası araçlarının belirli bir fiyat tespit edilerek yatırımcılardan talep toplamaksızın halka arz yoluyla satışı olduğu tanımlanmış, başkaca bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda anılan tanımın ötesinde açıklanan görüşlerin dayanağının belirtilmesi gereklidir. Davacı tarafça da bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkemece yeni bir heyetten rapor alınmış ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuşsa da anılan heyet de bir hukukçu ve iki ekonomist bilirkişiden oluşmaktadır. Oysa yukarıda da açıklandığı gibi mahkemece ilk bilirkişi raporu yeterli görülmüyor ve yeni bir rapor alınmak isteniyorsa, bu heyetin de aralarında SPK. uzmanlarının bulunduğu bilirkişilerden oluşturulması zorunludur.

Bu durum karşısında mahkemece, aralarında SPK. uzmanlarının bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, öncelikle dayanakları da raporda gösterilmek suretiyle talep toplama ve talep toplamaksızın satış yöntemlerinin ve bu yöntemde öncelik durumunun daha ayrıntılı ve denetime açık bir şekilde açıklattırılması, daha sonra davalı ...-Kur A.Ş.’nin yaptığı dava konusu satışın SPK. mevzuatına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

2- Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının açıklanan bozma neden ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Hisse Devrinin İptali 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5015 E. 2011/7932 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6797 E. 2016/1108 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/74 E. 2013/88 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/1602 E.  ,  2010/13165 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.05.2008 tarih ve 2005/725 - 2008/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı taraf gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin % 38 oranında pay sahibi olduğu davalı Cihankur İnş. A.Ş.'nin 01.06.2002 tarihli genel kurulunda sermaye artırımı kararı alındığını, ortaklarca yeni pay alım hakkı kullanılmayan (3.146.666) adet hissenin, müvekkilinin talebine rağmen yönetim kurulu tarafından SPK ve TTK hükümlerine ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak iş ve eylem birliği içinde bulundukları diğer davalı ... Paz. A.Ş.'ne satıldığını ileri sürerek, anılan hisselerin mülkiyetinin müvekkiline aidiyetinin tespitini ve teslimini, satılmış ise satışa ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini ve anılan davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini ve pay defterine işlenmesini talep ve dava etmiştir.

Davaılar vekilleri, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemize ait 17.02.2005 tarihli ilama dayanılarak, davalı şirketin "talep toplamaksızın satış" yöntemini uyguladığı ve bu yöntemin SPK mevzuatına uygun olduğu, payların satışında öncelik hakkının kime ait olacağı konusunda SPK tebliğlerinde açık bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak davalı şirketin hisse alma iradesini açıklayan ortaklardan yalnızca birine satış yaparak "eşit işlem ilkesine" aykırı hareket ettiği, dolayısıyla dava konusu hisse senetlerinin satışına ilişkin yönetim kurulu kararının hakkaniyete aykırı olduğu, davacının dava konusu hisse senetlerinin kendisine teslimine ve pay defterine tesciline dair taleplerinin de aynı şekilde eşit işlem ilkesine ve hakkaniyete aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı Cihankur İnş.

A.Ş.'nin rüçhan haklarının kullanılmasından sonra kalan (3.146.666.000) TL karşılığı (3.146.666) adet hissenin Cihan Paz. A.Ş.'ne satılmasına ilişkin 26.02.2003 tarih ve 381 numaralı yönetim kurulu kararının iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı ...-Kur A.Ş.’nin sermaye artırımı sonucunda artırılan sermayeden ortakların yeni pay alma (rüçhan) haklarını kullanmalarından sonra artan ve halka arz suretiyle satılan payların, öncelikli alım hakkının davacıya ait olduğu iddiasına dayalı tespit, pay defterine tescil ve istirdat istemlerine ilişkindir.

HUMK.’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286. maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiştir. İşin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, verilen raporun yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HUMK.’nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor isteyebileceği gibi, 284. madde gereğince, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak yeni bir rapor da alabilir.

Somut uyuşmazlıkta da Dairemize ait 17.02.2005 tarihli ilamda rüçhan hakkı kullanılmayan payların satışı sırasında uygulanması gereken SPK tebliğlerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi ve aralarında SPK uzmanları bulunan bilirkişi kurulu oluşturularak satış işlemlerinin SPK. mevzuatına uygun olup olmadığının ve öncelik hakkının kimde olduğunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, böylelikle incelemenin nasıl yapılacağı ve bilirkişi kurulunun kimlerden oluşması gerektiği konularında taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece alınan ve SPK. uzmanlarından oluşan ilk bilirkişi kurulu raporundaki çoğunluk görüşünde, davalı ...

Kur AŞ. gibi halka açık şirketlerin yeni pay alma hakkının kullanılmasından sonra kalan payların satışı yönteminin SPK.’nun Seri: VIII, No: 22 sayılı Tebliğinde düzenlendiği, buna göre davalı şirketçe uygulanan yöntemin talep toplamaksızın satış yöntemi olduğu, davalı şirketin yayımladığı izahnamenin “diğer hususlar” başlıklı XI no’lu bölümünde “ortak olmak isteyen tasarruf sahiplerinin iştirak taahhütnamesini imzaladıktan sonra şirketle de mutabık kalınan pay bedellerini halka arz süresi içinde ödediklerine dair makbuzun bir örneğini şirkete tevdi edeceklerinin” belirtildiği, bu ifadelerin SPK.’nun standart izahnamesinde yer alan ifadeler olduğu, anılan yöntemde ihraççının bir talep toplama ve topladığı talepleri yatırımcılar arasında dağıtıma tabi tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, ihraççının belirlenen fiyattan dilediği yatırımcıya, dilediği miktarda hisse senedi satmakta serbest olduğu, davacının talebinin buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, rapora muhalif kalan hukukçu bilirkişi dahi aynı görüşlere katılmıştır.

Ancak bu bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine açık olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira, anılan Tebliğin talep toplamaksızın satış yöntemini düzenleyen 5. maddesinde, sadece bu yöntemin sermaye piyasası araçlarının belirli bir fiyat tespit edilerek yatırımcılardan talep toplamaksızın halka arz yoluyla satışı olduğu tanımlanmış, başkaca bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda anılan tanımın ötesinde açıklanan görüşlerin dayanağının belirtilmesi gereklidir. Davacı tarafça da bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkemece yeni bir heyetten rapor alınmış ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuşsa da anılan heyet de bir hukukçu ve iki ekonomist bilirkişiden oluşmaktadır.

Oysa yukarıda da açıklandığı gibi mahkemece ilk bilirkişi raporu yeterli görülmüyor ve yeni bir rapor alınmak isteniyorsa, bu heyetin de aralarında SPK. uzmanlarının bulunduğu bilirkişilerden oluşturulması zorunludur.

Bu durum karşısında mahkemece, aralarında SPK. uzmanlarının bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, öncelikle dayanakları da raporda gösterilmek suretiyle talep toplama ve talep toplamaksızın satış yöntemlerinin ve bu yöntemde öncelik durumunun daha ayrıntılı ve denetime açık bir şekilde açıklattırılması, daha sonra davalı ...-Kur A.Ş.’nin yaptığı dava konusu satışın SPK. mevzuatına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

2- Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının açıklanan bozma neden ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 27.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044369100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.