Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1906 E. 2013/19116 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz↗ mükerrerlik↗ hakkaniyet↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ olumsuz oy↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların kullandığı markada esas unsurun "KAFKAS" ibaresi olduğu, markalar arasında bağlantı kurulması mümkün olup iltibas oluşturacak kadar benzer oldukları, kuyumculuk sektöründe KAFKAS ibaresini ilk kullanan ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu ancak davalının markasının esaslı unsurlarını yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı gözetildiğinde davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenmesinin MK’nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olacağı, davalı tarafça marka ve unvanının tescil edildiği biçimde değil, davacının marka ve ticaret unvanıyla benzeşmeye yol açacak biçimde "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanıldığı, bu kullanımın hakkaniyete uygun olmayıp davacının markasına ve ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu, davalı tarafın kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanımının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet olduğunun tespitine, davalı adına tescilli "... KAFKAS KUYUMCULUK" ibareli 2008 51684 nolu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin istemin MK’nın 2. maddesi nazara alınarak reddine, bu kapsamda davacı tarafın markasına tecavüzün tespiti isteminin reddine, toplam 16.493,00 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 11.493,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tarafça davaya konu markasının tescil ettirildiğinden farklı biçimde kullanıldığı ve bu kullanmanın da davacı tarafın tescilli 2004/38145 sayılı markasına tecavüz niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin dava, davalı tarafça markasının esaslı unsurlarının yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı ve davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, hükümsüzlük isteminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olacağı gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak, asıl olan markada tescil ve öncelik ilkesi olup 556 sayılı KHK hükümleri itibariyle önceki markayla aynı veya benzer olan işaretlerin mükerrer olarak sicile tescili kural olarak mümkün değildir. Kaldı ki, davacıya ait marka 23.11.2004 tarihinde ve davalıya ait marka tescil tarihi olan 01.09.2008 tarihinden önce tescil edilmiş olup somut davanın sicile tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı ve davacı tarafın, tescilli markasının kendisine verdiği hak ve yetkileri kullanabilecek durumda bulunduğu da dikkate alındığında, dava hakkının kullanılmasının TMK’nın 2. maddesine aykırılık oluşturduğundan söz edilmesi mümkün değildir.
3- Ayrıca, dava dilekçesinde, davalı tarafça yapılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitinin yanı sıra hükümsüzlük kararının sicile işlenmesinin de talep edilmiş olduğu halde bu konularda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5293 E. 2019/6513 K.
Ortak:hak düşürücü süre · iltibas · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların kullandığı markada esas unsurun "KAFKAS" ibaresi olduğu, markalar arasında bağlantı kurulması mümkün olup «iltibas» oluşturacak kadar benzer oldukları, kuyumculuk sektöründe KAFKAS ibaresini ilk kullanan ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu ancak davalının markasının esaslı unsurlarını yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı gözetildiğinde davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenmesinin MK’nın 2. maddesi kapsamında «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı, davalı tarafça marka ve unvanının tescil edildiği biçimde değil, davacının marka ve ticaret unvanıyla benzeşmeye yol açacak biçimde "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanıldığı, bu kullanımın «hakkaniyete» uygun olmayıp davacının markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturduğu, davalı tarafın kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanımının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu ve «haksız rekabet» olduğunun tespitine, davalı adına tescilli "...
… marka 23.11.2004 tarihinde ve davalıya ait marka tescil tarihi olan 01.09.2008 tarihinden önce tescil edilmiş olup somut davanın sicile tescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı ve davacı tarafın, tescilli markasının kendisine verdiği hak ve yetkileri kullanabilecek durumda bulunduğu da dikkate alındığında, dava hakkını …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı-karşı davalıya ait KAFKAS ibareli markaların, davalı-karşı davacıya ait ''BURKAFKAFKASGOLD'' ve ''KAFKASYALI'' ibareli markalarla birbirine benzemediği, markaların tescilli sınıflardaki hedef tüketici kitlesi yönünden yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığından «iltibas» oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
3- Karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde «kötüniyetli» tescil nedeniyle markanın hükümsüzlüğü istemli davalarda dava açmak için belirli bir süre öngörülmemiş iken, diğer nisbi nedenlerle hükümsüzlük istemli davaların markanın tescili tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılması öngörülmüştür.
Bu tür davalardan «hak düşürücü süre» taraflarca ileri sürülmese bile, hukuki niteliği gereği mahkemelerce re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · ayırt edicilik · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı-karşı davalıya ait KAFKAS ibareli markaların, davalı-karşı davacıya ait ''BURKAFKAFKASGOLD'' ve ''KAFKASYALI'' ibareli markalarla birbirine benzemediği, markaların tescilli sınıflardaki hedef tüketici kitlesi yönünden yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığından «iltibas» oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
3- Karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde «kötüniyetli» tescil nedeniyle markanın hükümsüzlüğü istemli davalarda dava açmak için belirli bir süre öngörülmemiş iken, diğer nisbi nedenlerle hükümsüzlük istemli davaların markanın tescili tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılması öngörülmüştür.
Somut olayda; davalı-karşı davacı öncelik hakkına ve benzerlik hukuki «sebebine» dayalı olarak davacı-karşı davalıya ait 2004/38145 nolu ve ''KAFKAS JEWELLERY'' ve 2001/02613 nolu ''M.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/257 E. 2023/7077 K.
Ortak:ticaret unvanı · hak düşürücü süre · iltibas · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların kullandığı markada esas unsurun "KAFKAS" ibaresi olduğu, markalar arasında bağlantı kurulması mümkün olup «iltibas» oluşturacak kadar benzer oldukları, kuyumculuk sektöründe KAFKAS ibaresini ilk kullanan ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu ancak davalının markasının esaslı unsurlarını yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı gözetildiğinde davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenmesinin MK’nın 2. maddesi kapsamında «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı, davalı tarafça marka ve unvanının tescil edildiği biçimde değil, davacının marka ve ticaret unvanıyla benzeşmeye yol açacak biçimde "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanıldığı, bu kullanımın «hakkaniyete» uygun olmayıp davacının markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturduğu, davalı tarafın kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanımının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu ve «haksız rekabet» olduğunun tespitine, davalı adına tescilli "...
… marka 23.11.2004 tarihinde ve davalıya ait marka tescil tarihi olan 01.09.2008 tarihinden önce tescil edilmiş olup somut davanın sicile tescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı ve davacı tarafın, tescilli markasının kendisine verdiği hak ve yetkileri kullanabilecek durumda bulunduğu da dikkate alındığında, dava hakkını …
Benzer bu karardaİkinci Bozma Kararı Dairemizin 21.10.2019 tarih, 2018/5293 E. ve 2019/6513 K. sayılı kararıyla asıl dava yönünden markalar arası «iltibas» riskinin olduğu gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğuna ve karşı dava yönünden «hak düşürücü süre» yönünden inceleme yapılmadan hüküm kurmanın eksikliğine işaret edilerek bozulmuştur.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 11.11.2015 tarih, 2015/4127 E. ve 2015/11886 K. sayılı kararıyla «hak düşürücü süre» içerisinde hükümsüzlük davası açıldığı durumlarda sessiz kalma yolu ile hak kaybından bahsedilemeyeceğine işaret edilerek ve sair husular incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 26.06.2018 tarih, 2017/735 E. ve 2018/270 K. sayılı kararı ile markalar arası «iltibas» olmuşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, asıl ve karşı davada davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacı-karşı davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve karşı davada «vekalet ücretlerinin» hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17699 E. 2015/6295 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların kullandığı markada esas unsurun "KAFKAS" ibaresi olduğu, markalar arasında bağlantı kurulması mümkün olup «iltibas» oluşturacak kadar benzer oldukları, kuyumculuk sektöründe KAFKAS ibaresini ilk kullanan ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu ancak davalının markasının esaslı unsurlarını yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı gözetildiğinde davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak «kaybına» uğradığı, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenmesinin MK’nın 2. maddesi kapsamında «dürüstlük kuralına» aykırı olacağı, davalı tarafça marka ve unvanının tescil edildiği biçimde değil, davacının marka ve ticaret unvanıyla benzeşmeye yol açacak biçimde "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanıldığı, bu kullanımın «hakkaniyete» uygun olmayıp davacının markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» oluşturduğu, davalı tarafın kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanımının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu ve «haksız rekabet» olduğunun tespitine, davalı adına tescilli "...
3- Ayrıca, dava dilekçesinde, davalı tarafça yapılan «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespitinin yanı sıra hükümsüzlük kararının sicile işlenmesinin de talep edilmiş olduğu halde bu konularda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiş olması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… beri kayıtlı olduğu kuyumculuk adresini de değiştirdiği, oysa davacıya ait işletmenin adresinin 25.12.1990 tarihinden beri aynı olduğu, bu anlamda taraflar arasında «adi ortaklığın» sona ermesi ile birlikte işletikleri işyerinin davacıya kaldığı, bu bakımdan davacının sahip olduğu kuyumculuğun "işletme adı" bakımından korunmaya değer bir durumda olduğu işyerlerinin yanyana olmasının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya yönelik tecavüzünün ve «haksız rekabetinin» önlenmesine, davalının adının Ticaret sicilindeki C.
Dava «haksız rekabetin» önlenmesi maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bu nedenle mahkemece, davalının dava konusu unvanı kullanmasına ilişkin eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturmadığı düşünülerek davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi ortaklık · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «adi ortaklığın» 2002 yılında «tasfiye» ile sona erdirildiği hususu uyuşmazlık dışıdır.
Taraflar «adi ortaklık» halinde ticari faaliyette bulundukları sırada ayrı ayrı "C." asıl unsurlu ünvan ile «ticaret siciline» kayıtlı bulunduklarına göre, "C." ibaresi üzerinde müştereken hak sahibi olduklarından birbirlerine karşı bir üstün hakları bulunmamaktadır.
… beri kayıtlı olduğu kuyumculuk adresini de değiştirdiği, oysa davacıya ait işletmenin adresinin 25.12.1990 tarihinden beri aynı olduğu, bu anlamda taraflar arasında «adi ortaklığın» sona ermesi ile birlikte işletikleri işyerinin davacıya kaldığı, bu bakımdan davacının sahip olduğu kuyumculuğun "işletme adı" bakımından korunmaya değer bir durumda olduğu işyerlerinin yanyana olmasının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya yönelik tecavüzünün ve «haksız rekabetinin» önlenmesine, davalının adının Ticaret sicilindeki C.
Davalı tarafça söz konusu «adi ortaklığın» sona ermesinden sonra sicildeki unvan değişikliğinde aynı ibareyi muhafaza ederek "Ö..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1906 E. , 2013/19116 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 19.07.2012 tarih ve 2010/101-2012/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 23.11.2004 tarihli 2004/38145 tescil numaralı "KAFKAS JEWELLERY" markasının sahibi olduğunu ve "KAFKAS" markası ile tanınır hale geldiğini, müvekkilinin markasıyla aynı sınıflarda tescilli olan davalı adına kayıtlı "... KAFKAS KUYUMCULUK" markasının tüketici nezdinde karışıklığa yol açtığı, müvekkilinin tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar verdiğini, markalar arasında iltibas oluştuğunu ileri sürerek davalı adına tescil edilmiş olan 2008/51684 tescil numaralı "... KAFKAS KUYUMCULUK" markasının hükümsüz kılınmasını ve hükümsüzlük kararının sicile işlenmesini, marka hakkına tecavüzün tespitini ve önlenmesini, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini, hükmün ilanını, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000.00 TL maddi tazminat ile 2.000.00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 19.07.2012 tarihinde maddi tazminat istemini 16.493,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1991 yılından itibaren “KAFKAS KUYUMCULUK - ...” unvanını ile faaliyette bulunduğunu, 1996 yılında da bu unvanla Ticaret Odasına kaydının yapıldığını, davacının bu süre içinde sessiz kaldığı için davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça tescilli markasının tescil edildiği şekilde kullanması halinde dava konusu marka ile arasında bir iltibasın oluşmayacağını, "Kafkas" ibaresinin bir çok firmaca kullanıldığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların kullandığı markada esas unsurun "KAFKAS" ibaresi olduğu, markalar arasında bağlantı kurulması mümkün olup iltibas oluşturacak kadar benzer oldukları, kuyumculuk sektöründe KAFKAS ibaresini ilk kullanan ve gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu ancak davalının markasının esaslı unsurlarını yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı gözetildiğinde davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, davalı markasının hükümsüzlüğünün istenmesinin MK’nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olacağı, davalı tarafça marka ve unvanının tescil edildiği biçimde değil, davacının marka ve ticaret unvanıyla benzeşmeye yol açacak biçimde "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanıldığı, bu kullanımın hakkaniyete uygun olmayıp davacının markasına ve ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu, davalı tarafın kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafın "KAFKAS KUYUMCULUK" olarak kullanımının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet olduğunun tespitine, davalı adına tescilli "...
KAFKAS KUYUMCULUK" ibareli 2008 51684 nolu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin istemin MK’nın 2. maddesi nazara alınarak reddine, bu kapsamda davacı tarafın markasına tecavüzün tespiti isteminin reddine, toplam 16.493,00 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 11.493,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tarafça davaya konu markasının tescil ettirildiğinden farklı biçimde kullanıldığı ve bu kullanmanın da davacı tarafın tescilli 2004/38145 sayılı markasına tecavüz niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin dava, davalı tarafça markasının esaslı unsurlarının yaklaşık 14 yıldır tescilsiz kullandığı ve davacı şirketin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, hükümsüzlük isteminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nın 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olacağı gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak, asıl olan markada tescil ve öncelik ilkesi olup 556 sayılı KHK hükümleri itibariyle önceki markayla aynı veya benzer olan işaretlerin mükerrer olarak sicile tescili kural olarak mümkün değildir. Kaldı ki, davacıya ait marka 23.11.2004 tarihinde ve davalıya ait marka tescil tarihi olan 01.09.2008 tarihinden önce tescil edilmiş olup somut davanın sicile tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı ve davacı tarafın, tescilli markasının kendisine verdiği hak ve yetkileri kullanabilecek durumda bulunduğu da dikkate alındığında, dava hakkının kullanılmasının TMK’nın 2.
maddesine aykırılık oluşturduğundan söz edilmesi mümkün değildir.
3- Ayrıca, dava dilekçesinde, davalı tarafça yapılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitinin yanı sıra hükümsüzlük kararının sicile işlenmesinin de talep edilmiş olduğu halde bu konularda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.239,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043954200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz