Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/416 E. 2013/17052 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasır yetki↗ münhasırlık↗ marka hakkına tecavüz↗ yetki↗ ortalama tüketici↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının kullanımının, dava tarihinden 1 yıl 2 ay önce yapılan tescil başvurusunun sonucunda TPE tarafından verilen 2009/32660 sayılı marka tesciline dayandığı, bu marka hükümsüz kılınmadıkça davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davacının markalarının bir kısmının SERA ibaresi ile başlamasına rağmen bu ibarenin seramik sektörü bakımından seramik emtiasını tanımlayıcı nitelikte olduğu, bu nedenle davacı markalarında yer alan SERA heceleri yönünden davacıya bir münhasır yetki verilemeyeceği, bu ibarenin tanımlayıcı olması nedeniyle seri marka algılamasının da ortaya çıkmayacağı, aynı nedenle işletmesel bağlantının da söz konusu olmayacağı, dolayısıyla karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 556 sayılı KHK'nın 8/1-b anlamında markalar arasında irtibatlandırma ihtimali bulunduğu ve ortalama tüketici nezdinde farklı işletmelere ait olduğunun anlaşılamayacağı ve karıştırma ihtimali bulunduğu sabittir.Nitekim sektör bilirkişi ayrık görüşünde de bu husus belirtilmiştir.Mahkemece hükümsüzlük iddiasının buna göre değerlendirilmesi gerekirken yerinde görülmeyen çoğunluk görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15699 E. 2013/21974 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · ıslah · kusur · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, dava konusu 3 adet serada 23.02.2009 tarihinde meydana gelen dolu yağışı nedeniyle «hasar» oluştuğu, yapılan «keşif» sonucu alınan bilirkişi raporlarında seralarda herhangi bir işçilik ve malzeme «kusuru» bulunmadığının anlaşıldığı, 30.12.2011 tarihli ek raporda davacının zararının 112.486,10 TL olarak tespit edildiği, davacının davasını bu miktar üzerinden «ıslah» ettiği, meydana gelen zararın davacının kusurundan kaynaklanmadığı, davalının poliçe kapsamında kalan zararları ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10695 E. 2013/13011 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ay önce yapılan tescil başvurusunun sonucunda TPE tarafından verilen 2009/32660 sayılı marka tesciline dayandığı, bu marka hükümsüz kılınmadıkça davalının eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» olarak değerlendirilemeyeceği, davacının markalarının bir kısmının SERA ibaresi ile başlamasına rağmen bu ibarenin seramik sektörü bakımından seramik emtiasını tanımlayıcı nitelikte olduğu, bu nedenle davacı markalarında yer alan SERA heceleri yönünden davacıya bir «münhasır yetki» verilemeyeceği, bu ibarenin tanımlayıcı olması nedeniyle seri marka algılamasının da ortaya çıkmayacağı, aynı nedenle işletmesel bağlantının da söz konusu olmayaca …
Benzer bu kararda… görsel olarak farklı algılanacağı ve bir ayniyet bulunmadığı bu nedenlerle davalı tarafça “SERAFRESSH” ibaresinin kullanımının, 556 sayılı KHK kapsamında davacının «marka hakkına tecavüz» niteliği taşımadığı, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetle» yapıldığına dair delil bulunmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükümsüz kılınıncaya kadar tescilli bir markanın kullanımının «haksız rekabet» oluşturmayacak bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · taşıyan · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu SERAFRESSH markasının yazılı olduğu şekilde eklerle kullanımının dava konusu markaya ayırtedicilik kattığından ve «kötüniyetli» bir başvuruda sözkonusu olmadığından hükümsüzlük istemi reddedilmiş ise de, 556 sayılı KHK'nın 6. maddesi uyarınca davacı adına tescilli "SERA" asıl unsurlu markalar hükümsüz kılınmadığı sürece, markanın asıl unsurunu oluşturan "SERA" ibaresi ile aynı ya da benzer işaretleri «taşıyan» daha sonraki marka başvurusu ya da tescil olunan markalara karşı korunması gerekmekte olup, esasen davacı markasının tescilli olduğu emtianın 29, 30, 31 ve 32. sınıfta olduğu da dikkate alınmak suretiyle, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu "SERAFRESSH" markasının davacı markası ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğunun kabulü gerekir.
… görsel olarak farklı algılanacağı ve bir ayniyet bulunmadığı bu nedenlerle davalı tarafça “SERAFRESSH” ibaresinin kullanımının, 556 sayılı KHK kapsamında davacının «marka hakkına tecavüz» niteliği taşımadığı, dava konusu marka başvurusunun «kötüniyetle» yapıldığına dair delil bulunmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/416 E. , 2013/17052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.05.2012 tarih ve 2010/144-2012/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin porselen ve seramik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, TPE nezdinde başta SERANİT olmak üzere pek çok marka tescilinin bulunduğunu ancak davalının SERANİSER ibareli marka tescil başvurusunu, müvekkilinin markasından ayrıt edilemeyecek kadar benzediğini ve bu başvuruya itiraz edildiğini, davalının SERANİSER adı altında üretim yaparak seramik ürünlerini satmaya başladığını, bunun 556 sayılı KHK ve TTK hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkiline ait SERANİT markasının tanınmış marka olduğunu davalının kullandığı SERANİSER SERAMİK ibaresinin müvekkilinin markasıyla iltibas yarattığını davalının bu eyleminin, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı şirketin SERANİSER SERAMİK markalı ürünleri üretmesinin durdurulmasını, bu markayı taşıyan mallara el konulmasını bunlar ve üretim araçları üzerindeki markanın silinmesini davalının, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalı tarafın SERANİSER SERAMİK ibaresini mallar üzerinde, yayın reklam broşür ve afişlerinde her türlü ticari evrak fatura ve basılı kağıtlarında, internette ve ürün ambalajlarında kullanmasının önlenmesini, bunların toplatılarak imhasını davalı tarafından yapılan 2009/32660 no'lu marka başvurusunun iptal edilmesini verilecek kararın gazetede ilanına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının SERANİT markasıyla müvekkilinin kullandığı SERANİSER markasının benzer olmadığını, iltibasa yol açmadığını, karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığını SERANİSER sözcüğünün anonim bir kelime olan seramik sözcüğünden üretildiğini GRANİSER markasının da tanınmış bir marka olduğunu, davacının markasından yararlanmak gibi bir ihtiyacının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının kullanımının, dava tarihinden 1 yıl 2 ay önce yapılan tescil başvurusunun sonucunda TPE tarafından verilen 2009/32660 sayılı marka tesciline dayandığı, bu marka hükümsüz kılınmadıkça davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davacının markalarının bir kısmının SERA ibaresi ile başlamasına rağmen bu ibarenin seramik sektörü bakımından seramik emtiasını tanımlayıcı nitelikte olduğu, bu nedenle davacı markalarında yer alan SERA heceleri yönünden davacıya bir münhasır yetki verilemeyeceği, bu ibarenin tanımlayıcı olması nedeniyle seri marka algılamasının da ortaya çıkmayacağı, aynı nedenle işletmesel bağlantının da söz konusu olmayacağı, dolayısıyla karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 556 sayılı KHK'nın 8/1-b anlamında markalar arasında irtibatlandırma ihtimali bulunduğu ve ortalama tüketici nezdinde farklı işletmelere ait olduğunun anlaşılamayacağı ve karıştırma ihtimali bulunduğu sabittir.Nitekim sektör bilirkişi ayrık görüşünde de bu husus belirtilmiştir.Mahkemece hükümsüzlük iddiasının buna göre değerlendirilmesi gerekirken yerinde görülmeyen çoğunluk görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043940500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz