6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6350 E. 2024/3658 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gümrük vergisi kkdf (kaynak kullanımını destekleme fonu) katma değer vergisi (kdv) teminat mektubu tazmini 6183 sayılı kanun garanti kapsamı fer'i müdahale garanti sözleşmesi tazmin talebi gecikme faizi faiz başlangıç tarihi makul süre ön inceleme aşaması ba beyannamesi tebliğ tarihi 3095 sayılı kanun ihbar olunan hakkın kötüye kullanılması teminat mektubu lehtar teminat kapsamı 818 sayılı borçlar kanunu muacceliyet hisse devir sözleşmesi üçüncü kişi olumsuz oy tmsf garantörlük hak düşürücü süre fer'i müdahil ihbar temerrüt faizi ihtar asıl alacak yasal faiz dava sebebi eksik inceleme dahili dava avans faizi temerrüt zamanaşımı teminat kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, taraflar arasındaki ihtilafın garanti sözleşmesiyle dava dışı üçüncü kişinin borcunun limit dahilinde garanti edilip edilmediği, garanti sözleşmesi uyarınca davalının borcunun ne zaman muaccel hale geldiği (garanti edilen riskin hangi tarihte gerçekleştiği), hangi hususların sözleşme ile garanti kapsamında sayıldığı, davacı tarafından talep edilen meblağ içerisindeki ücret kalemlerinin garanti sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, uygulanması gerekli faizin nevi ve oranının ne olacağı, riskin daha önce gerçekleşmiş sayılması halinde davacının garanti verene makul sürede başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmaması halinde artan zarar bulunup bulunmadığı ve bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği hususlarında toplandığı belirtilerek, Mahkemece belirtilen hususlar bakımından değerlenme ve araştırma yapılmadan hüküm tesisi cihetine gidilmesi bozma sebebi yapılmıştır. Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen anılan hususlar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, davacı idare tarafından, lehtar şirkete vergi ve ceza tahakkuku yapılan tarih itibariyle teminat mektubuna konu riskin gerçekleştiği kabul edilerek, öncelikle, söz konusu tahahhuk işleminin yapıldığı tarih ile davacı yanca teminat mektubunun tazmini için davalıya başvuru tarihi olan 07.10.2011 tarihi göz önüne alınarak, davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmadığının kabulü halinde ise artan zarar bulunup bulunmadığının ve bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi, akabinde de, teminat mektubunda belirtilen limit dahilinde, riskin gerçekleştiği tahakkuk tarihi itibariyle teminat mektubuyla garanti altına alınan alacak kalemleri bakımından talep edilebilecek miktarın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin ve ihbar olunan TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, riskin gerçekleştiği tarihin ne olduğu belirlenerek davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı noktasında; bankacılık yönünden değerlendirme yapıldığı hususu da gözetilerek riskin gerçekleşme tarihinin, banka nezdinde teminat mektubunun oluşturulduğu tarih olan 26.08.1999 değil, PTT tebliğ kâğıdına göre ödeme talebinin muhatap davalı bankaya tebliğ tarihi olan 15.08.2011 olduğu; dava dışı şirket aleyhine açılan davanın Danıştay'ın 2005/4136 E., 2006/3166 K. sayılı kararı ile 31.10.2006 tarihinde kesinleştiği ve fakat teminat mektubunun paraya çevrilmesinin 15.08.2011 tarihinde talep edildiği, alacağın tahsili için yaklaşık 5 yıllık bir sürenin geçmiş olmasının makul bir süre olmadığı, aradan geçen süreden kaynaklı olarak oluşacak faiz miktarının davalı bankadan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talep edilen bedelin içinde asıl alacak kalemlerinin de olduğunu ve alacaklarına yönelik zamanaşımı veya hak düşürücü bir sürenin geçmediğini, makul sürede başvurulmadığı kabul edilse dahi artan zarar olup olmadığı tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiğini, Dairenin bozma ilamında da artan zarar olup olmadığının tespitine işaret edildiğini, kaldı ki talep edilen miktarın bu süreçte davalının aktifinden çıkmadığı ve değerlendirildiği, eş anlatımla bankanın henüz ödemediği bir bedel için artan zararından söz edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, garanti sözleşmesi mahiyetindeki teminat mektubuyla dava dışı üçüncü kişinin borcunun limit dahilinde garanti edilip edilmediği, garanti sözleşmesi uyarınca davalının borcunun ne zaman muaccel hale geldiği (garanti edilen riskin hangi tarihte gerçekleştiği), hangi hususların sözleşme ile garanti kapsamında sayıldığı, davacı tarafından talep edilen meblağ içerisindeki ücret kalemlerinin garanti sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, uygulanması gerekli faizin nevi ve oranının ne olacağı, riskin daha önce gerçekleşmiş sayılması halinde davacının garanti verene makul sürede başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmaması halinde artan zarar bulunup bulunmadığı ve bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) Kanun'un 19 uncu maddesi

3. Değerlendirme

Dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizce yukarıda anılan bozma ilamında, söz konusu tahahhuk işleminin yapıldığı tarih ile davacı yanca teminat mektubunun tazmini için davalıya başvuru tarihi olan 07.10.2011 tarihi göz önüne alınarak, davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmadığının kabulü halinde artan zarar bulunup bulunmadığının ve bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi, akabinde de, teminat mektubunda belirtilen limit dahilinde, riskin gerçekleştiği tahakkuk tarihi itibariyle teminat mektubuyla garanti altına alınan alacak kalemleri bakımından talep edilebilecek miktarın belirlenmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece anılan bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen anılan hususlar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki, Dairemiz bozma ilamında, öncelikle başvuru tarihi nazara alınarak davacının garanti veren davalı bankaya makul sürede başvuruda bulunup bulunmadığının belirlenmesi, makul sürede başvuru yapılmamışsa, başvurudaki gecikmenin zararın artışına sebep olduğu kabulüyle artan bu zarar yönünden davalıdan talepte bulunulamayacağı belirtilmiştir.

Şu halde Mahkemece, davacı İdareyle dava dışı; lehine garanti verilen arasında teminata konu işlemin iptali konulu davada idare mahkemesince verilen kararın 31.10.2006 tarihinde kesinleştiği, davacı İdarenin ise teminat mektubunun gereğini 15.08.2011 tarihinde talep ettiği dikkate alınarak; davanın kesinleştiği tarihten itibaren, uygulamada bu tür teminat mektuplarında zararın karşılanma süresinin makul olarak ne kadar olabileceği araştırılıp, tespit edilen makul süre için davalının teminat mektubuyla garanti altına aldığı alacaklar yönünden sorumlu olacağı gözetilerek, bu tarihte garanti altına alınan alacak miktarının alanında uzman bilirkişi eliyle belirlenmesi ve yapılacak bu belirlemeye göre davacının teminat mektubu limiti dahilinde talep edebileceği miktarın tespiti gerekirken, salt makul süre aşıldığından bahisle teminat mektubuyla karşılanması gereken makul süreye ilişkin faiz ve benzeri risk miktarının da nazara alınmaması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4599 E. 2019/1952 K.

    Ortak: · dava şartı · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Örtülü sermaye aktarımının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1506 E. 2020/1281 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/552 E. 2013/1602 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5332 E. 2011/6453 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6350 E.  ,  2024/3658 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/209 Esas, 2023/726 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Tekirdağ Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü'nce dava dışı ... Kaynak Elekt. ve Tel. San. A.Ş'ye ait 15.09.1998 tarih 98D1-3134 sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında tescilli 26.08.1999 tarih ve 1333 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaların gümrük vergilerine karşılık olmak üzere bu şirket adına davalı banka ve dava dışı başka bir banka tarafından 2 adet kesin ve süresiz teminat mektubu verildiğini, ... Kaynak Elekt. ve Tel. San. A.Ş'nin dahilde işletme belgesinde öngörüldüğü şekilde ithal ettiği emtiayı gümrük kanunu ve yönetmelikleri gereği işleyerek tekrar yurt dışına çıkışını ispat edemediği, bu nedenle hakkında gümrük ve vergi mevzuatı uyarınca işlem tesis edilerek, tahakkuk ettirilen vergi ve cezaları ödenmesinin ihtar edildiğini, söz konusu ihtara yapılan itirazın reddi üzerine ...

Kaynak Elekt ve Tel. San. A.Ş. tarafından 09.11.2004 tarihinde Tekirdağ Vergi Mahkemesi'nde dava açıldığını, açılan davanın müvekkili lehine sonuçlanması üzerine temyiz yoluna başvurulduğunu, Danıştay 7. Dairesi'nce verilen 31.10.2006 tarihli karar ile hükmün onandığını, bu kapsamda toplam 250.000,00 TL alacağın bulunduğunu, bu alacağın mükellef şirket tarafından ödenmemesi üzerine süresiz teminat mektubunun nakte çevrilmesi suretiyle alacağın tahsili için 15.08.2011 tebliğ tarihli yazı ile davalıya müracaat edildiğini, davalının 07.10.2011 tarihinde 30.000,00 TL ödemede bulunduğunu, geri kalan kısım yönünden ödemeye yanaşmadığını, ödenen meblağın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) uyarınca garameten taksiminin yapılmasıyla birlikte bakiye gümrük vergisi, gümrük vergisi faizi, KDV, KDV faizi, KKDF, KKDF ceza faizi toplamı olmak üzere 220.263,00 TL alacağın bulunduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 220.263,00 TL'nin değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince verilen teminat mektubuyla gümrük işlemine tabi olan mallar için gümrük vergisi ve fon ile katma değer vergisi için tahakkuk ettirilen 30.000,00 TL ve bunun yasal faizinin garanti edildiğini, diğer borçların ve teminat miktarını aşan kısmın teminat kapsamı dışında olduğunu, davacının tazmin talebine ilişkin yazısında riskin gerçekleştiği tarihin belirtilmediğini, Yargıtay uygulamalarına göre muhatabın lehtar-borçludan olan alacağını uzun süre takip etmemesinden kaynaklı artan zararını garanti verenden isteyemeyeceğini, verginin tahakkukundan ve sorumlusundan talep edilmesine rağmen rızaen ödenmeyeceği açılan davalar ile anlaşıldığı halde bu davaların kesinleşmesinin yıllarca beklenilmesi ve bu süre boyunca faiz talep edilmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, teminat mektubu metninde açıkça yasal faizden bahsedildiğini, davacının yaptığı hesaplamalarda faize faiz yürüttüğünü, dava konusu olayda 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Fer'i Müdahil TMSF vekili beyan dilekçesinde; davaya konu teminat mektubunda yer alan lehtar şirketin müflis olduğunu, davalının yükümlülüğünün teminat mektubunda belirtilen azami miktar ile sınırlı bulunduğunu, davacının dava dilekçesi ve talep yazılarında riskin gerçekleştiği tarihin, talep edilen faiz oranlarının ve faizin hangi dönemleri kapsadığının belirtilmediğini, riskin tazmin talebinden önce gerçekleşmesi halinde ancak riskin gerçekleştiği tarihe kadar olan birikmiş kanuni faiz ve gecikme faizinin talep edilebileceğini, faizli bakiyeye tekrar faiz yürütülmesine dair istemin yersiz olduğunu, teminat mektubunun verildiği tarih ve metni uyarınca kanuni faiz hükümlerinin uygulanacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME BOZMA İLAMINA UYULARAK VERİLEN KARAR, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 08.06.2017 tarih, 2015/567 E. ve 2017/480 K. sayılı kararı ile Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı Gümrük İdaresinin davalı bankadan 220.263,00 TL alacaklı olduğu, davacının bu alacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 2 nci maddesine göre, tazmin talebi bildirim tarihi olan 15.08.2011 tarihinden itibaren TCMB'nin belirlediği dönemler itibari ile değişen oranlarda avans faizi ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 220.263,00 TL'nin TCMB'nin belirlediği yıllara göre değişen oranlara göre avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekilleri ve TMSF vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 11.03.2019 tarih, 2017/4599 E. ve 2019/1952 K. sayılı kararıyla;

"1.İhbar olunan TMSF vekili, bozmadan sonra verdiği dilekçeyle, müvekkili ile Burgan Bank A.Ş (eski unvanı Eurobank Tekfen A.Ş) arasında imzalanan 30.06.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi gereğince anılan firmanın gayrinakdi risklerinin müvekkilince garanti altına alındığını, davanın davalı aleyhine sonuçlanması halinde müvekkili aleyhine sorumluluk doğabileceğini, bu nedenle davalı yanın davayı kazanmasında hukuki yararları bulunduğunu ileri sürerek, davalı yanında fer’i müdahil olarak davaya katılmak için talepte bulunmuş, Mahkemece bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmediği gibi, TMSF bir kısım duruşma zabıtlarında fer’i müdahil olarak gösterilmişken karar başlığında ise ihbar olunan sıfatıyla gösterilmiştir.

Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 66 ncı ve devamı maddelerinde düzenlenen fer’i müdahale kurumuna ilişkin hükümler gözetilerek anılan talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi ve TMSF’nin yargılamadaki sıfatının ne olduğu hususunda tereddüde sebep olunması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, taraflar arasındaki ihtilafın garanti sözleşmesiyle dava dışı üçüncü kişinin borcunun limit dahilinde garanti edilip edilmediği, garanti sözleşmesi uyarınca davalının borcunun ne zaman muaccel hale geldiği (garanti edilen riskin hangi tarihte gerçekleştiği), hangi hususların sözleşme ile garanti kapsamında sayıldığı, davacı tarafından talep edilen meblağ içerisindeki ücret kalemlerinin garanti sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, uygulanması gerekli faizin nevi ve oranının ne olacağı, riskin daha önce gerçekleşmiş sayılması halinde davacının garanti verene makul sürede başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmaması halinde artan zarar bulunup bulunmadığı ve bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği hususlarında toplandığı belirtilerek, Mahkemece belirtilen hususlar bakımından değerlenme ve araştırma yapılmadan hüküm tesisi cihetine gidilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen anılan hususlar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, davacı idare tarafından, lehtar şirkete vergi ve ceza tahakkuku yapılan tarih itibariyle teminat mektubuna konu riskin gerçekleştiği kabul edilerek, öncelikle, söz konusu tahahhuk işleminin yapıldığı tarih ile davacı yanca teminat mektubunun tazmini için davalıya başvuru tarihi olan 07.10.2011 tarihi göz önüne alınarak, davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmadığının kabulü halinde ise artan zarar bulunup bulunmadığının ve bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi, akabinde de, teminat mektubunda belirtilen limit dahilinde, riskin gerçekleştiği tahakkuk tarihi itibariyle teminat mektubuyla garanti altına alınan alacak kalemleri bakımından talep edilebilecek miktarın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin ve ihbar olunan TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, riskin gerçekleştiği tarihin ne olduğu belirlenerek davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı noktasında; bankacılık yönünden değerlendirme yapıldığı hususu da gözetilerek riskin gerçekleşme tarihinin, banka nezdinde teminat mektubunun oluşturulduğu tarih olan 26.08.1999 değil, PTT tebliğ kâğıdına göre ödeme talebinin muhatap davalı bankaya tebliğ tarihi olan 15.08.2011 olduğu; dava dışı şirket aleyhine açılan davanın Danıştay'ın 2005/4136 E., 2006/3166 K. sayılı kararı ile 31.10.2006 tarihinde kesinleştiği ve fakat teminat mektubunun paraya çevrilmesinin 15.08.2011 tarihinde talep edildiği, alacağın tahsili için yaklaşık 5 yıllık bir sürenin geçmiş olmasının makul bir süre olmadığı, aradan geçen süreden kaynaklı olarak oluşacak faiz miktarının davalı bankadan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; talep edilen bedelin içinde asıl alacak kalemlerinin de olduğunu ve alacaklarına yönelik zamanaşımı veya hak düşürücü bir sürenin geçmediğini, makul sürede başvurulmadığı kabul edilse dahi artan zarar olup olmadığı tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiğini, Dairenin bozma ilamında da artan zarar olup olmadığının tespitine işaret edildiğini, kaldı ki talep edilen miktarın bu süreçte davalının aktifinden çıkmadığı ve değerlendirildiği, eş anlatımla bankanın henüz ödemediği bir bedel için artan zararından söz edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, garanti sözleşmesi mahiyetindeki teminat mektubuyla dava dışı üçüncü kişinin borcunun limit dahilinde garanti edilip edilmediği, garanti sözleşmesi uyarınca davalının borcunun ne zaman muaccel hale geldiği (garanti edilen riskin hangi tarihte gerçekleştiği), hangi hususların sözleşme ile garanti kapsamında sayıldığı, davacı tarafından talep edilen meblağ içerisindeki ücret kalemlerinin garanti sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, uygulanması gerekli faizin nevi ve oranının ne olacağı, riskin daha önce gerçekleşmiş sayılması halinde davacının garanti verene makul sürede başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmaması halinde artan zarar bulunup bulunmadığı ve bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği noktasındadır.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) Kanun'un 19 uncu maddesi

3. Değerlendirme

Dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizce yukarıda anılan bozma ilamında, söz konusu tahahhuk işleminin yapıldığı tarih ile davacı yanca teminat mektubunun tazmini için davalıya başvuru tarihi olan 07.10.2011 tarihi göz önüne alınarak, davacının garanti verene makul süre içerisinde başvurup başvurmadığı, makul sürede başvuru yapılmadığının kabulü halinde artan zarar bulunup bulunmadığının ve bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi, akabinde de, teminat mektubunda belirtilen limit dahilinde, riskin gerçekleştiği tahakkuk tarihi itibariyle teminat mektubuyla garanti altına alınan alacak kalemleri bakımından talep edilebilecek miktarın belirlenmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece anılan bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen anılan hususlar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki, Dairemiz bozma ilamında, öncelikle başvuru tarihi nazara alınarak davacının garanti veren davalı bankaya makul sürede başvuruda bulunup bulunmadığının belirlenmesi, makul sürede başvuru yapılmamışsa, başvurudaki gecikmenin zararın artışına sebep olduğu kabulüyle artan bu zarar yönünden davalıdan talepte bulunulamayacağı belirtilmiştir.

Şu halde Mahkemece, davacı İdareyle dava dışı; lehine garanti verilen arasında teminata konu işlemin iptali konulu davada idare mahkemesince verilen kararın 31.10.2006 tarihinde kesinleştiği, davacı İdarenin ise teminat mektubunun gereğini 15.08.2011 tarihinde talep ettiği dikkate alınarak; davanın kesinleştiği tarihten itibaren, uygulamada bu tür teminat mektuplarında zararın karşılanma süresinin makul olarak ne kadar olabileceği araştırılıp, tespit edilen makul süre için davalının teminat mektubuyla garanti altına aldığı alacaklar yönünden sorumlu olacağı gözetilerek, bu tarihte garanti altına alınan alacak miktarının alanında uzman bilirkişi eliyle belirlenmesi ve yapılacak bu belirlemeye göre davacının teminat mektubu limiti dahilinde talep edebileceği miktarın tespiti gerekirken, salt makul süre aşıldığından bahisle teminat mektubuyla karşılanması gereken makul süreye ilişkin faiz ve benzeri risk miktarının da nazara alınmaması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043684100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.