Halefiyete dayalı rücu takibinde yetkili icra dairesinin belirlenmesi
İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi · 2024/38 E. 2024/465 K. ·
Kesin
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
İtirazın iptali↗ Halefiyet↗ Yetkili icra dairesi↗ Dava şartı↗ TTK 1472↗ HMK 10 - sözleşmenin ifa yeri↗ TBK 89 - para borcunda yetki↗ İİK 50↗
Gerekçe özeti
Halefiyete dayalı rücu davalarında (özellikle sigortacının, sigortalısına ödediği tazminatı taşıyandan tahsili istemlerinde) yetkili icra dairesi/mahkeme, sigortacının kendi adresine veya alacağın para alacağı olmasına dayanılarak seçimlik biçimde belirlenemez; halefiyet ilkesi gereği sigortacı, sigortalısının dava/takip açabileceği yetkili yer ile bağlıdır. Ayrıca HMK 10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili sayılabilmesi, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin ispatlanmasına bağlıdır; taraflar arasında akdi ilişki bulunmuyorsa (halefiyet nedeniyle üçüncü kişi konumundaysa) bu madde ile TBK 89 uygulanamaz ve yetkili icra dairesi genel kural gereği borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir.
Ele alınan sorunlar
İcra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, dava konusu borcun TBK 89 uyarınca bir para borcu olduğunu, bu nedenle hem davalının yerleşim yeri hem de alacaklının kendi yerleşim yeri icra dairesi/mahkemesinin yetkili olduğunu, alacaklıya seçimlik hak tanındığını ve müvekkilinin kendi yerleşim yerini seçtiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İtirazın iptali davalarında, yetkili icra dairesinde usulüne uygun icra takibi yapılmış olması özel dava şartıdır. Genel haciz yoluyla ilamsız takiplerde yetkili icra dairesi İİK 50/1 uyarınca HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir. HMK 10 uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili sayılabilmesi için, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğunun ispatlanması gerekir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki veya sözleşmenin varlığı alacaklı tarafça ispatlanamadığı takdirde, yetkili icra dairesi HMK 10 ve TBK 89 uyarınca belirlenemez; ayrıca alacaklı, alacağın dayanağı olan temel hukuki ilişkiyi ispatlayamıyorsa bu ilişkinin varlığına dayanarak kendi ikametgahında takip yapamaz. Bu durumda yetkili icra dairesi, genel kural gereği borçlunun ikametgahı olan yer icra dairesidir. Sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili istemli davalarda mahkemenin görevi ve yetkisi, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki temel ilişkiye göre belirlenir; halefiyet ilkesi gereği sigortalı hangi yetkili icra müdürlüğünde takip yapabilecekse, sigorta şirketi de aynı yetkili icra dairesinde takip yapabilecektir; aynı şekilde zarar gören hangi yer mahkemesinde dava açacaksa sigortacı da halefiyet gereği aynı yetkili mahkemede dava açmalıdır. Somut olayda davacı ile davalılar arasında akdi ilişki bulunmadığı ihtilafsız olup, davacı sigorta şirketinin halefiyet gereği, sigortalısının takip yapabileceği yetkili icra dairesinde takip yapması gerekir; davacının kendi adresi itibarıyla ya da BK 89 kapsamında seçimlik hak kullanarak takip başlatması mümkün değildir. Davalı takip borçlularının adresi, davalıların adresi ve sözleşmenin ifa yeri itibarıyla, takibin başlatıldığı icra müdürlüğü yetkili değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, sigortacının halefiyete dayalı rücu takiplerinde, sigortalısının tabi olduğu yetki kurallarıyla bağlı olduğunu ve akdi ilişkinin ispatlanamadığı hâllerde HMK 10 ile TBK 89'un uygulanamayacağını, yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yeri olacağını ortaya koyması bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Halefiyete dayalı rücu davalarında/takiplerinde yetkili icra dairesi/mahkeme, sigortacının değil sigortalısının tabi olduğu yetki kurallarına göre belirlenir; sigortacı, sigortalısının takip/dava açabileceği yetkili yerde takip/dava açabilir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığından HMK 10 (sözleşmenin ifa yeri) ve TBK 89 (para borcunda alacaklının yerleşim yeri) uygulanamaz; bu durumda yetkili icra dairesi genel kural gereği borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir.
- Dava şartı
- İtirazın iptali davasında icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmış olması özel dava şartıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/38
KARAR NO 2024/465
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ 21.11.2023
NUMARASI 2023/367 Esas - 2023/469 Karar
DAVA
İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle icra dairesinin yetkisiz olması nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Sigorta A.Ş.'nin sigortacılık işi ile iştigal eden Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, dava dışı müvekkili sigortalısı ... San. ve Tic. A.Ş'ye ait ... adlı kimyasal madde emtiasının taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirket sigortalısının ... Limited isimli firmadan ... isimli kimyasal madde emtiası satın aldığını, ... gemisine hasarsız bir şekilde yüklenerek 25.08.2021 tarihli ve ... numaralı konşimento tahtında Çin'den Türkiye'ye taşındığını, taşınan emtialar Dilovası/Kocaeli'nde bulunan Beldeport Limanı'nda tahliye edildiğini, söz konusu emtiaların bir kısmının taşıma esnasında patlamak/yırtılmak suretiyle hasarlandığını ve yırtılan çuvallar içerisindeki ürünün gemi içerisine tahliye alanına ve nakliye araçlarına döküldüğünü, hasarın gerçekleşmesi akabinde söz konusu hasarla ilgili olarak ekspertiz incelemesi gerçekleştirildiğini, 1 nolu davalının konşimentoyu düzenlemek ve taşıma işini fiilen gerçekleştirmek suretiyle somut olaya konu taşımada TTK madde 1191 gereğince fiili taşıyan sıfatına haiz olduğunu, 2 nolu davalının navlun faturasını düzenlediğini, emtiaya gelen hasardan akdi taşıyan olarak sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, 6102 sayılı TTK 1472.
maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu ve kanuni halef sıfatını kazandığını, taşıyan sıfatına haiz davalıların hem kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermediklerini hem de hasarın eşyanın kendi hakimiyetlerinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, TTK madde 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerle borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattıkları takibe borçlu/davalı tarafından yapılmış olan itirazın haksız olduğunu, kötü niyetli olarak alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına borçlu/davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamı ile haksız itirazla takibin durmasına sebebiyet veren borçlu/davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle;
öncelikli olarak davanın usulüne uygun ikame edilmediğini, yetki itirazı değerlendirilmeden dava ikame edilmiş olması nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davanın taraflar arasında alacak ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili için açılan icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğunu, davaya dayanak icra dosyası olan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız icra dosyası incelenmesinde davalı müvekkili şirket hakkında icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nde yapıldığını, taraflarınca süresinde borca, takibe, yetkiye ve faize itiraz edildiğini, yetkili icra dairesinin Kocaeli İcra Dairesi olduğunun itiraz dilekçesinde belirtildiğini, davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, işbu sebeple dosya kapsamında yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtildiği üzere davaya konu icra takibi İstanbul Anadolu İcra Dairesi'nde ikame edilmiş ise de huzurdaki davanın İstanbul Adliyesi'nde ikame edildiğini, itirazın iptali davalarında yetkili mahkemenin icra takibinin başlatıldığı yer mahkemesi olduğu göz önünde bulundurularak huzurdaki davanın yetkisiz ilçe/yer mahkemesinde ikame edildiğini, dosya kapsamında yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin somut ve belirli olmadığını, davacı tarafça meydana geldiğini iddia ettiği ve sigortalısına ödemekle mükellef olduğu bir sigorta bedeline dair müvekkili şirket hakkında icra takibi başlatmış ise de davacı tarafça hiçbir şekilde herhangi bir aşamada, ne icra dosyasına ne de huzurdaki dava dosyasına ödeme belgelerine ilişkin somut deliller ibraz edilmediğini, davacı tarafça talep edilen rücuen tazminat bedelinin ne kadar olduğu hiçbir şekilde somut belgelerle ileri sürülemediğini, davacı tarafça herhangi bir aşamada rücu edilen tazminat bedelinin somut ve kesin bir şekilde ortaya konulamamış olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, donatan/taşıyan firma ile herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmadığını, bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ...
şirketini temsil yetkisi bulunmadığını, davanın ... şirketi yönünden de husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı sigortalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde inceleme ve bildirim külfetinin yerine getirilmediğini, taşıyanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın dava dosyasına dayanak yapmış olduğu 04.12.2021 tarihli raporda hasar tespit tarihinin 06.11.2021 olarak belirtildiğini, dava dilekçesinde ek-8 olarak yer alan letter of protest başlıklı bildirim yazısının ise 11.11.2021 tarihinde tanzim edildiğini, işbu sebeple yasal süresi içerisinde bir hasar bildiriminde bulunulmadığının açıkça görüleceğini, davacı tarafın tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, taşıyanın somut olayda esasa ilişkin olarak da herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davacı tarafın haksız, hukuksuz ve usulsüz davasının usulden ve esastan reddine, İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra dosyası kapsamında takibin iptaline, davacı tarafça haksız ve kötü niyetli bir şekilde müvekkile şirket aleyhinde icra takibi başlatılmış olması nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin de davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, halefiyete istinaden açılmış olan; davacı sigortalısına ait emtiaların hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalılardan tahsili istemine ilişkin olup alacak esasen, dava dışı sigortalı ile davalılar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı dava ehliyetini halefiyet yolu ile elde etmiş olduğundan, sigortalı bakımından bağlayıcı olan tüm hususlar davacı bakımından da sonuç doğuracaktır. Bu kapsamda dava konusu alacak faturaya dayalı bir para alacağı olmadığından BK 89 düzenlemesi gereği davacı alacaklının yerleşim yeri icra daireleri ile mahkemelerinin yetkili olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır.
İİK 50 maddesi delaleti ile yetkili icra dairelerinin belirlenmesi HMK nın yetkiye ilişkin düzenlemelerine göre belirlenecektir. Bu kapsamda, HMK 15 maddesi de dikkate alınarak; HMK 10 maddesi gereğince sözleşmenin ifa edileceği yer yetkili kılındığından, davaya konu taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentoda dava konusu emtiaların Çin'den Kocaeli Dilovasına taşındığı ve Dilovasında dava dışı sigortalıya teslimi gerektiği görülmekle, sözleşmenin ifa yeri olan, ve aynı zamanda davalıların da adresi olan, Kocaeli icra dairelerinin yetkili bulunduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bununla birlikte HMK 6 ve HMK 7 maddeleri gereğince bir an için, hakkında dava açılmayan ancak dava konusu icra taikibinde borçlu olarak kayıtlı bulunan ...
AŞ nin takip talebinde belirtilen adresi itibarı ile Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olacağı düşünülse de, bu borçlu vekilince de süresi içerisinde İcra Müdürlüğüne sunulan borca itiraz dilekçesi ile borçlunun yerleşim yerinin Beşiktaş İstanbul olduğundan bahisle icra dairesi yetkisine itiraz edildiği görülmüş ve bu borçlu şirketin ticaret sicil kaydı dosya arasına alınmakla, şirket adresinin Beşiktaş-İstanbul olduğu hususu anlaşılmıştır. Bu kapsamda HMK 6 ve 7 maddeleri gereğince Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğundan bahsetmek de mümkün değildir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Hukuk Dairesi'nin 11/11/2021 tarihli 2021/1143 Esas ve 2021/1679 Karar numaralı kararında ve Yargıtay 11 Hukuk Dairesi yerleşik kararlarında belirtildiği hali ile; yabancı tacirin acentesinin bulunduğu yerde dava açılabileceği, aksine yapılan yetki sözleşmelerinin geçersiz olduğu, acentenin bulunduğu yer mahkeme ve icra dairesinin yetkisinin yabancı tacir bakımından münhasır yetkili sayıldığı da dikkate alındığında; İİK'nın 50.maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken HMK'nın yetki kuralları karşısında icra takibi, sözleşmenin ifa yeri olan Dilovası Limanının bulunduğu Kocaeli icra dairesinde yapılmadığından ve davalı borçluların adresi de Kocaeli olduğundan;
neticede takibin başlatıldığı İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün yetkisiz olduğu..." gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu borcun TBK'nın 89.maddesi uyarınca para borcu olup, hem icra dairesi hem de ilk derece mahkemesinin yetkili olduğunu, bu hususta çok sayıda Yargıtay kararı ve emsal mahkeme kararı mevcut olduğunu, dilekçe ekinde bunları da sunduklarını, davalının hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine ilişkin itirazının reddi gerektiğini, Huzurda görülen davanın, müvekkilinin sigortalısına ödediği bedelin rücusu amacıyla ikame edilen bir eda davasıdır ve davaya konu olan borç, ancak ve ancak para ile ifa edilebileceğini, zira müvekkilinin sigortalısına bir ödeme yapmış olup, karşılığında kendi zararının da para ile ifa edilmesi gerektiğini, bahsi geçen borcun para dışında başka şekilde (örneğin aynen ifa şeklinde) ifa edilebilmesi mümkün olmadığını, bu sebeple de dava konusu borcun bir para borcu olduğu konusu şüpheye mahal vermeyecek kadar açık olduğunu, alacaklının, BK'nın 89.maddesi uyarınca kendi yerleşim yerinde dava açabileceği gibi HMK uyarınca davalının yerleşim yerinde de dava açabileceğini, davacı ile davalılar arasında özel olarak kararlaştırılan bir mahkeme bulunmadığından, davacıya bu konuda seçimlik hak tanındığını ve müvekkili tarafından BK'nın 89.maddesi uyarınca kendi yerleşim yeri mahkemesi tercih edildiğini, bu konuda sayısız Yargıtay Kararı mevcut olduğunu ve dilekçe ekinde sunduklarını, borcun bir para borcu olduğuna kuşku bulunmadığını, zira para dışında başka şekilde ifa edilebilmesi mümkün olmayan bir borç olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca ayrıntısıyla izah edildiği üzere, böyle bir durumda alacaklı davasını genel ya da özel yetkili mahkemede açmak hususunda seçim hakkını kullanabileceğini, aynı durumun icra takipleri açısından da geçerli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen sigorta bedelinin TTK 'nın 1472. maddesi gereğince davalı fiili ve akdi taşıyacıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derce mahkemesince, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı gerekçesi ile dava şartı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yasal sürede istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Sigorta poliçesi kapsamında ödenen sigorta tazminatının rucüen tahsili istemli davalarda mahkemenin görevi ve yetkisi, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki temel ilişkiye göre belirlenir.
Halefiyet ilkesi gereği sigortalı hangi yetkili icra müdürlüğünde takip yapacak ise, sigorta şirketi de aynı yetkili icra dairesinde takip yapabilecektir. Aynı şekilde zarar gören hangi yer mahkemesinde davasını açacaksa, sigortacının da halefiyet gereği aynı yetkili mahkemede dava açması gerekmektedir. İtirazın iptali davalarında, yetkili icra dairesinde usulüne uygun icra takibi yapılmış olması özel dava şartıdır. İcra takibine yetki yönünden yapılan itiraz öncelikle incelenecektir. Davalılar , haklarında davacı yanca başlatılan ilamsız takipte icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmişlerdir. Genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde yetkili icra dairesi, İİK'nın 50/1 maddesinde düzenlenmiş olup, "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.
Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir." şeklinde hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı yasanın 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davalarda yetki düzenlenmiş, sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Ancak HMK' nın 10. maddesinde belirtilen sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkili olabilmesi için taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunun ispatlanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki veya sözleşmenin varlığı alacaklı tarafça ispatlanamadığı takdirde, yetkili icra dairesi HMK'nın 10.
maddesi ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca belirlenemeyecektir. Ayrıca alacaklı tarafça, alacağın konusunu teşkil eden temel hukuki ilişki ispatlanamaz ise, alacaklının bu hukuki ilişkinin varlığına dayanarak kendi ikametgahında icra takibi yapmasına da yasal olanak bulunmamaktadır. Bu durumda yetkili icra dairesi, genel kural gereği borçlunun ikametgahı olan yer icra daireleri olacaktır.Somut olayda, davacı sigorta şirketi tarafından, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının davalı takip borçlusu akdi ve fiili taşıyandan TTK'nın 1472. maddesi gereğince tahsili talep edilmiş olup, davacı halefiyete dayalı olarak takip ve dava açmıştır. Buna göre davacı ile davalılar arasında akdî ilişki bulunmadığı ihtilafsız olup, davacı sigorta şirketi halefiyet gereği sigortalısı hangi yetkili icra dairesinde takip yapabilecekse aynı yetkili icra dairesinde takip yapabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında gerek davalı takip borçluları adresi gerekse davalı adresi ile sözleşmenin ifa yeri itibariyle takibin yapıldığı İstanbul Anadolu Adliyesi icra müdürlükleri yetkili olmadığından verilen karar isabetli olup, davacı vekilinin sözleşmenin ifa edileceği yer kapsamında ve alacağın para alacağına ilişkin olması nedeniyle davacı sigorta şirketi adresi itibariyle takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1- HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve istinaf peşin harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042370800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz