Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7472 E. 2024/3366 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nisbiliği ilkesi↗ sözleşmenin nisbiliği↗ tereke↗ zararın ispatı↗ sözleşmenin ihlali↗ ispat külfeti↗ sözleşmeye aykırılık↗ eş rızası↗ tazminat davası↗ mirasçılık↗ ispat yükü↗ alacak davası↗ sulh hukuk mahkemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ sulh↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2015/1934 E., 2020/53 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.05.2002 tarihinde teyzesi... ile birlikte Ziraat Bankası'nda kasa kiraladıklarını, kiralık kasa sözleşmesinin 18. maddesinin “...kasayı birden fazla kişinin kiralaması halinde kiracıların her birinin tek başına kasayı açarak içeriğine tasarruf edebileceği" yönünde olduğu, davacı ile teyzesi kasayı birlikte kiraladıkları için her birinin münferiden yetkili olduğunu ve kasaya tek başlarına erişebilme haklarının olduğunu, ...'nun vefat ettiğini, davacının kasayı açmaya gittiğini, ancak davalı bankanın kendisinin vekil olduğunu gerekçe göstererek kasayı açmasına izin vermediğini, bu şekilde kiralık kasa sözleşmesinin ihlal edildiğini, bankanın daha sonra 26.07.2011 tarihinde kasa muhteviyatını ......’nun mirasçılarına teslim ettiğini, bunun üzerine davacının davalı banka aleyhine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2013/65 Tereke no.lu davayı ikame ederek “davacının kasayı münferiden kullanma hakkı olduğunun ve kasa içeriğinin davacıya ait olduğunun tespitini" talep ettiğini, davalı bankanın fiilinin hukuka aykırı olduğuna, kasa üzerinde davacı ve müteveffanın aynı haklarla kullanım hakları olduğunun tespitine ve davacının alacak davası açma hakkının saklı tutulmasına karar verildiğini, davalı bankanın kasa muhtevasında bulunan eşyayı davacıya teslim etmeyerek müvekkilini maddi zarara uğrattığını, müvekkilinin maddi zararına ek olarak, hakkını ispat mücadelesiyle geçen süre zarfında manevi olarak yıprandığını ileri sürerek kasa içeriğinin değeri tespit edilerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kasa kiralama sözleşmesinde yer alan ibare ve imzalar birlikte dikkate alındığında, kiracının ... olduğunu, davacının vekil olduğu, kasada tasarruf yetkisinin olmadığını, davacının, müteveffanın ölüm tarihinden bir gün sonra müvekkil banka şubesine başvurarak müteveffaya ait vadeli hesaptaki paranın tamamını vekaletname ile çekerek hesabı kapattığını, bu işlem müteveffanın vefatından 1 gün sonra yapıldığı için banka personelinin vefattan haberinin olmadığını, davacının aynı gün kiralık kasayı da açmak istediğini ancak kasanın sahibi olmaması sebebiyle izin verilmediğini, vefatın öğrenilmesinin ardından banka mevzuatı doğrultusunda kiralık kasanın banka yetkilileri, mirasçılar ve vergi dairesi memurları tarafından açıldığını, bu işleme ilişkin tutanak tutulduğunu, müvekkili bankanın mevzuattan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı kasada kendisine ait bir şeya olduğu iddiasında ise müteveffanın mirasçılarına husumet yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının takıları davacıya teslim etmemesinin borca aykırılık kabul edilebileceği, davacının bu borca aykırılık sonucu zararının varlığını ispat etmesi gerektiği, kasada saklanan takılar davacıya ait değil de diğer kiracı müteveffaya ait ise onların mirasçılarına teslim edilmiş olmasının davacı bakımından bir zarar oluşturmayacağı, mirasçılar terekeye ölüm anında malik olacağından ve bu takılar da ölene ait ise mirasçılara tesliminin bir zarar sebebi olarak kabul edilemeyeceği, saklanan eşyalara bakıldığında, nitelik olarak kadın eşyası olduğu ve davacının zararının doğumunu bu eşyalardaki hak sahipliğinin ispatı ile mümkün olabileceği, davacıya alacak davası açması için süre verildiği ancak alacak davasının açılmadığı, kasanın kiralanması ile içindeki ziynet eşyalarına malik olunmasının farklı kavramlar olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği, zararını ispat edemediği gibi davalının da kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, borçlar hukukuna hakim nispilik ilkesi gereği borç ilişkisinin sözleşmenin taraflarını bağlayacağını, davalı banka ile yapılan kiralık kasa sözleşmesinin tarafları olan müvekkili ile dava dışı ...... ile birlikte ortak olarak kiralık kasa sözleşmesi imzaladığını, kiralık kasa sözleşmesinin 18. maddesinde "kasa birden fazla kişi namına kiralanmış ise, aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadığı takdirde, kiracılardan her biri tek başına kasayı açarak muhteviyatına tasarruf edebilir ve banka bu hususta doğabilecek neticelerden hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz." düzenlemesine yer verildiğini, davalı bankanın, müvekkiliyle akdettiği ortak kiralık kasa sözleşmesini reddettiğini, kasa sahibinin vekili olduğunu ileri sürdüğünü, müvekkilinin kasanın ortağı olduğunu göz ardı ettiğini, davalı bankanın, kasanın diğer ortağı...'nun vefatından sonra müvekkilinin kendi yaptığı sözleşmeye göre kasanının ortağı olduğunu kabul etmiş olsaydı o anki koşullara göre kasayı müvekkilinin açmasında hiç bir beis görmeyeceğini, manevi tazminat talepleri konusunda karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, somut olayda, davacının davalı Ziraat Bankası ... şubesine giderek sözleşme imzaladığı ve 25 no.lu kiralık kasanın davacı ile ... teyzesi...'nun birlikte kiralandığı ve kullandıklarının taraflar arasındaki sözleşme ile İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen 2013/65 Tereke 2015/44 K. sayılı karar ile sabit olduğu, kasada bulunan altınların davalı banka tarafından müteveffanın mirasçılarına teslim edildiği, uyuşmazlığın, davalı bankanın altınları mirasçılara teslim etmiş olması nedeniyle davacının bir zararının oluşup oluşmadığı, davalı bankadan tahsilini talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesince tespit olunduğu üzere davalı bankanın konuya ilişkin miras intikal işlemleri ve tereke mahkemesi kararı olmaksızın müşterek kasada bulunan takıları davacıya teslim etmemesinin borca aykırılık olduğu ileri sürülse dahi, davacının altınlara ilişkin mülkiyet iddiasını öncelikle kiralık kasa müştereği olan müteveffanın mirasçılarına karşı ileri sürmesinin gerektiği, bunun neticesi ve tahsilin mümkün olmaması ve acziyete bağlanması halinde oluştuğu iddia edilen zarara karşı tazminat mukabili bankaya karşı dava açılabileceği, öncesinde açılan davanın mevsimsiz olduğu, bir an için bankaya karşı doğrudan dava açılabiliceğinin kabul edilmesi halinde ise, davacının kasadaki altınların kendisine aidiyetini ve bankanın kusurlu davranışı sonucu zarara uğradığını ispat etmesi gerektiği, kasada saklanan takıların davacıya ait olduğunun ispat edilememesi halinde, mirasın ölümün gerçekleşmesi ile doğrudan intikal edeceği nazara alındığında takıların adı geçenin mirasçılarına teslim edilmiş olmasında hukuka aykırı herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi kasada saklanan eşyalara bakıldığında genel olarak ziynet niteliğinde kadın eşyası olduğu, davacının zararının bu eşyalardaki hak sahipliğinin ispatı ile mümkün olabileceği, davacının takıların kendisine ait olduğunu ve zararının oluştuğunu mevcut deliller ile kanıtlayamadığı, tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı, ispat yükünün hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunana düştüğü, bu kapsamda davacıya alacak davası açması için süre verildiği ancak süreye rağmen alacak davasının açılmadığı, dolayısıyla davacının hak sahipliği iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği, kasa ortağı dava dışı kişinin vefatı sonrası, davalının müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi ihlal ederek borca aykırı davrandığını, İstanul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında, müvekkilinin... ile aynı haklara sahip olduğu gerekçeli kararı dikkate alındığında, kasa içeriğinin müvekkiline ait olduğundan bahisle dava açmak için ispat külfetinin müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin teknik görevini aşarak mahkemeyi yönlendirici dayanaksız tespitlerde bulunduığunu, bilirkişi tespitlerinin doğru olduğu düşünülse dahi, feminen tarz takının cinsiyet ayrımı olmaksızın kullanılabildiğini, ayrıca altının bir yatırım aracı olduğunu, müvekkilinin hakkının, mirasçıların hukuki halef olmadığı bir dönemde engellendiğini, mahkemenin davayı maddi tazminat davası olarak görüp borca aykırılık nedeniyle zarar oluşmadığından bahsile reddettiğini ancak dava dilekçesindeki taleplerinin, müvekkilinin hukuka aykırı olarak kasa kiracısı olduğunun reddedilmesi ve onun rızası dışında kasanın açılarak içeriğini mirasçılara verilmesi nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminat olduğu, bu talepleri hakkında hüküm kurulmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 561 inci maddesi gereği davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kiralık kasa sözleşmesine aykırılık sebebiyle açılan maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 561 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kiralık kasa sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6303 E. 2022/3577 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · ihtar · tebligat
Benzer bu kararda… in 8.1. maddesinde, ‘’ Banka, … gibi haller sebebiyle kasanın nakledilmesinin gerekmesi.… kasayı boşaltmasının noter marifetiyle bildirilmesine rağmen müşterinin bu «tebligatı» aldığı yahut almış sayılacağı tarihten itibaren 15 gün içinde şubeye gelerek kasayı boşaltmaması hallerinde müşteri hazır olmaksızın kasayı açmaya ve muhteviyatını ayrı bir yerde emanete almaya yetkilidir. ‘’ düzenlemesi yer almasına rağmen, davacılara gönderilen noter «ihtarının» üzerinden bir hafta geçmesi üzerine kasa açılmıştır.
Dava, kiralık kasa sözleşmesinden («saklama sözleşmesinden») kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2781 E. 2019/8 K.
Ortak:maddi tazminat · temerrüt
İncelediğiniz kararda… alep ettiğini, davalı bankanın fiilinin hukuka aykırı olduğuna, kasa üzerinde davacı ve müteveffanın aynı haklarla kullanım hakları olduğunun tespitine ve davacının «alacak davası» açma hakkının saklı tutulmasına karar verildiğini, davalı bankanın kasa muhtevasında bulunan eşyayı davacıya «teslim» etmeyerek müvekkilini maddi zarara uğrattığını, müvekkilinin maddi zararına ek olarak, hakkını ispat mücadelesiyle geçen süre zarfında manevi olarak yıprandığını ileri sürerek kasa içeriğinin değeri tespit edilerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt» faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… si kararında, müvekkilinin... ile aynı haklara sahip olduğu gerekçeli kararı dikkate alındığında, kasa içeriğinin müvekkiline ait olduğundan bahisle dava açmak için «ispat külfetinin» müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin teknik görevini aşarak mahkemeyi yönlendirici dayanaksız tespitlerde bulunduığunu, bilirkişi tespitlerinin doğru olduğu düşünülse dahi, feminen tarz takının cinsiyet ayrımı olmaksızın kullanılabildiğini, ayrıca altının bir yatırım aracı olduğunu, müvekkilinin hakkının, «mirasçıların» hukuki halef olmadığı bir dönemde engellendiğini, mahkemenin davayı «maddi tazminat davası» olarak görüp borca aykırılık nedeniyle zarar oluşmadığından bahsile reddettiğini ancak dava dilekçesindeki taleplerinin, müvekkilinin hukuka aykırı olarak kasa kiracısı olduğunun reddedilmesi ve onun «rızası» dışında kasanın açılarak içeriğini mirasçılara verilmesi nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminat olduğu, bu talepleri hakkında hüküm kurulmadığı, 6098 sayılı Türk B …
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı bankanın «ihtarnameyi» tebellüğ tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü ile, davaya konu eşyaların değerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle hesaplanan değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:değer kaybı · kâr kaybı · ihtarname · yasal faiz
Benzer bu kararda… kanıtlanamadığı için davacının var olduğunu iddia ettiği ziynet eşyalarının kasada olduğunun kabulü gerekeceği, bu ziynet eşyalarının güncel değerine davacı lehine «maddi tazminat» olarak hükmetmek gerektiği, ziynet eşyalarının kaybından dolayı duyulan üzüntü nedeniyle davacının aşırı zenginleşmesine ve davalının maddi «değer kaybına» uğramayacağı uygun bir miktara davacı lehine manevi tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 68.835,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Noterliği aracılığıyla davalı bankaya hitaben göndermiş olduğu 16.03.2004 tarihli «ihtarname» ile kiralık kasaya konulmuş olan eşyayı talep etmiş ve anılan ihtarname muhatap bankaya 22.03.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı bankanın «ihtarnameyi» tebellüğ tarihinde «temerrüde» düştüğünün kabulü ile, davaya konu eşyaların değerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle hesaplanan değere hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8219 E. 2013/22360 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kiraladığı kasaya ilişkin tanıtım kartının bulunmadığı, davacının şubede kayıtlı tasarruf hesabının bulunduğu ama en «son» işlem tarihinin 1993 yılında olup öncesi hareketlerin bulunmadığı, kasa tetkikinde gri 126 nolu kasanın olmayıp 121 numarada bittiği, davacının mal beyanında belir …
Davacı, davalı bankaya devredilen emniyet sandığı ile kiralık kasa sözleşmesi yaptığını ve kasa ücretini davalı bankaya ödediğini ileri sürüp belge «ibraz» etmiş, davalı banka da davalı tarafından ödenen ücretleri tahsil etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7472 E. , 2024/3366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2615 Esas, 2022/1324 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1.Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2015/1934 E., 2020/53 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.05.2002 tarihinde teyzesi... ile birlikte Ziraat Bankası'nda kasa kiraladıklarını, kiralık kasa sözleşmesinin 18. maddesinin “...kasayı birden fazla kişinin kiralaması halinde kiracıların her birinin tek başına kasayı açarak içeriğine tasarruf edebileceği" yönünde olduğu, davacı ile teyzesi kasayı birlikte kiraladıkları için her birinin münferiden yetkili olduğunu ve kasaya tek başlarına erişebilme haklarının olduğunu, ...'nun vefat ettiğini, davacının kasayı açmaya gittiğini, ancak davalı bankanın kendisinin vekil olduğunu gerekçe göstererek kasayı açmasına izin vermediğini, bu şekilde kiralık kasa sözleşmesinin ihlal edildiğini, bankanın daha sonra 26.07.2011 tarihinde kasa muhteviyatını ......’nun mirasçılarına teslim ettiğini, bunun üzerine davacının davalı banka aleyhine İstanbul 1.
Sulh Hukuk Mahkemesinde 2013/65 Tereke no.lu davayı ikame ederek “davacının kasayı münferiden kullanma hakkı olduğunun ve kasa içeriğinin davacıya ait olduğunun tespitini" talep ettiğini, davalı bankanın fiilinin hukuka aykırı olduğuna, kasa üzerinde davacı ve müteveffanın aynı haklarla kullanım hakları olduğunun tespitine ve davacının alacak davası açma hakkının saklı tutulmasına karar verildiğini, davalı bankanın kasa muhtevasında bulunan eşyayı davacıya teslim etmeyerek müvekkilini maddi zarara uğrattığını, müvekkilinin maddi zararına ek olarak, hakkını ispat mücadelesiyle geçen süre zarfında manevi olarak yıprandığını ileri sürerek kasa içeriğinin değeri tespit edilerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kasa kiralama sözleşmesinde yer alan ibare ve imzalar birlikte dikkate alındığında, kiracının ... olduğunu, davacının vekil olduğu, kasada tasarruf yetkisinin olmadığını, davacının, müteveffanın ölüm tarihinden bir gün sonra müvekkil banka şubesine başvurarak müteveffaya ait vadeli hesaptaki paranın tamamını vekaletname ile çekerek hesabı kapattığını, bu işlem müteveffanın vefatından 1 gün sonra yapıldığı için banka personelinin vefattan haberinin olmadığını, davacının aynı gün kiralık kasayı da açmak istediğini ancak kasanın sahibi olmaması sebebiyle izin verilmediğini, vefatın öğrenilmesinin ardından banka mevzuatı doğrultusunda kiralık kasanın banka yetkilileri, mirasçılar ve vergi dairesi memurları tarafından açıldığını, bu işleme ilişkin tutanak tutulduğunu, müvekkili bankanın mevzuattan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı kasada kendisine ait bir şeya olduğu iddiasında ise müteveffanın mirasçılarına husumet yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının takıları davacıya teslim etmemesinin borca aykırılık kabul edilebileceği, davacının bu borca aykırılık sonucu zararının varlığını ispat etmesi gerektiği, kasada saklanan takılar davacıya ait değil de diğer kiracı müteveffaya ait ise onların mirasçılarına teslim edilmiş olmasının davacı bakımından bir zarar oluşturmayacağı, mirasçılar terekeye ölüm anında malik olacağından ve bu takılar da ölene ait ise mirasçılara tesliminin bir zarar sebebi olarak kabul edilemeyeceği, saklanan eşyalara bakıldığında, nitelik olarak kadın eşyası olduğu ve davacının zararının doğumunu bu eşyalardaki hak sahipliğinin ispatı ile mümkün olabileceği, davacıya alacak davası açması için süre verildiği ancak alacak davasının açılmadığı, kasanın kiralanması ile içindeki ziynet eşyalarına malik olunmasının farklı kavramlar olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği, zararını ispat edemediği gibi davalının da kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, borçlar hukukuna hakim nispilik ilkesi gereği borç ilişkisinin sözleşmenin taraflarını bağlayacağını, davalı banka ile yapılan kiralık kasa sözleşmesinin tarafları olan müvekkili ile dava dışı ...... ile birlikte ortak olarak kiralık kasa sözleşmesi imzaladığını, kiralık kasa sözleşmesinin 18. maddesinde "kasa birden fazla kişi namına kiralanmış ise, aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadığı takdirde, kiracılardan her biri tek başına kasayı açarak muhteviyatına tasarruf edebilir ve banka bu hususta doğabilecek neticelerden hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz." düzenlemesine yer verildiğini, davalı bankanın, müvekkiliyle akdettiği ortak kiralık kasa sözleşmesini reddettiğini, kasa sahibinin vekili olduğunu ileri sürdüğünü, müvekkilinin kasanın ortağı olduğunu göz ardı ettiğini, davalı bankanın, kasanın diğer ortağı...'nun vefatından sonra müvekkilinin kendi yaptığı sözleşmeye göre kasanının ortağı olduğunu kabul etmiş olsaydı o anki koşullara göre kasayı müvekkilinin açmasında hiç bir beis görmeyeceğini, manevi tazminat talepleri konusunda karar verilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, somut olayda, davacının davalı Ziraat Bankası ... şubesine giderek sözleşme imzaladığı ve 25 no.lu kiralık kasanın davacı ile ... teyzesi...'nun birlikte kiralandığı ve kullandıklarının taraflar arasındaki sözleşme ile İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen 2013/65 Tereke 2015/44 K. sayılı karar ile sabit olduğu, kasada bulunan altınların davalı banka tarafından müteveffanın mirasçılarına teslim edildiği, uyuşmazlığın, davalı bankanın altınları mirasçılara teslim etmiş olması nedeniyle davacının bir zararının oluşup oluşmadığı, davalı bankadan tahsilini talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu, ilk derece mahkemesince tespit olunduğu üzere davalı bankanın konuya ilişkin miras intikal işlemleri ve tereke mahkemesi kararı olmaksızın müşterek kasada bulunan takıları davacıya teslim etmemesinin borca aykırılık olduğu ileri sürülse dahi, davacının altınlara ilişkin mülkiyet iddiasını öncelikle kiralık kasa müştereği olan müteveffanın mirasçılarına karşı ileri sürmesinin gerektiği, bunun neticesi ve tahsilin mümkün olmaması ve acziyete bağlanması halinde oluştuğu iddia edilen zarara karşı tazminat mukabili bankaya karşı dava açılabileceği, öncesinde açılan davanın mevsimsiz olduğu, bir an için bankaya karşı doğrudan dava açılabiliceğinin kabul edilmesi halinde ise, davacının kasadaki altınların kendisine aidiyetini ve bankanın kusurlu davranışı sonucu zarara uğradığını ispat etmesi gerektiği, kasada saklanan takıların davacıya ait olduğunun ispat edilememesi halinde, mirasın ölümün gerçekleşmesi ile doğrudan intikal edeceği nazara alındığında takıların adı geçenin mirasçılarına teslim edilmiş olmasında hukuka aykırı herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi kasada saklanan eşyalara bakıldığında genel olarak ziynet niteliğinde kadın eşyası olduğu, davacının zararının bu eşyalardaki hak sahipliğinin ispatı ile mümkün olabileceği, davacının takıların kendisine ait olduğunu ve zararının oluştuğunu mevcut deliller ile kanıtlayamadığı, tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı, ispat yükünün hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunana düştüğü, bu kapsamda davacıya alacak davası açması için süre verildiği ancak süreye rağmen alacak davasının açılmadığı, dolayısıyla davacının hak sahipliği iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği, kasa ortağı dava dışı kişinin vefatı sonrası, davalının müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi ihlal ederek borca aykırı davrandığını, İstanul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi kararında, müvekkilinin... ile aynı haklara sahip olduğu gerekçeli kararı dikkate alındığında, kasa içeriğinin müvekkiline ait olduğundan bahisle dava açmak için ispat külfetinin müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin teknik görevini aşarak mahkemeyi yönlendirici dayanaksız tespitlerde bulunduığunu, bilirkişi tespitlerinin doğru olduğu düşünülse dahi, feminen tarz takının cinsiyet ayrımı olmaksızın kullanılabildiğini, ayrıca altının bir yatırım aracı olduğunu, müvekkilinin hakkının, mirasçıların hukuki halef olmadığı bir dönemde engellendiğini, mahkemenin davayı maddi tazminat davası olarak görüp borca aykırılık nedeniyle zarar oluşmadığından bahsile reddettiğini ancak dava dilekçesindeki taleplerinin, müvekkilinin hukuka aykırı olarak kasa kiracısı olduğunun reddedilmesi ve onun rızası dışında kasanın açılarak içeriğini mirasçılara verilmesi nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminat olduğu, bu talepleri hakkında hüküm kurulmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 561 inci maddesi gereği davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kiralık kasa sözleşmesine aykırılık sebebiyle açılan maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 561 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042365300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz