6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari faiz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/14066 E. 2013/16864 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari faiz hakkaniyet ciro zamanaşımı def'i def'i maddi ve manevi tazminat ıslah dosya masrafı maddi tazminat ilan haksız rekabet zamanaşımı

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 42 · TTK — TTK 57

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacının geçerli olan tasarım tescil ve faydalı model belgelerine tecavüzde bulunduğu, fiilin ayrıca TTK'nın 57/5. maddesi uyarınca haksız rekabet fiilini de oluşturduğu, bilirkişi tarafından lisans bedeli daha yüksek hesaplanmış ise de tasarıma ve faydalı modele konu ürünlerin büyük şehirlerde pek çok kuruluş ve iş yerinde çok sayıda kullanıldığı ve lisans işlem sayısının çok olabileceğinden dava tarihi itibariyle ve BK'nın 42. ve 43. maddeleri de nazara alınarak, her iki dosyada talep edilen miktarın 30.000,00 TL olarak kabulünün uygun olduğu, her iki davada her bir gerçek kişi davacı için toplam 2.000,00'er TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar... ve ... adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesi ile faydalı model belgesine davalının tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve re'fi ne, takdiren 30.000,00 TL maddi ve davacılar... ve ... için 2.000,00'er TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 28.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talepler ile diğer taleplerin reddine, karar kesinleştiğinde özetinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile ıslah istemine yönelik olarak davalı tarafından yasal süresi içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ine davacılar tarafından bu nedenle karşı çıkılmış olmasına göre, zamanaşımı def'inin reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığından taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl ve birleşen davalar, davacı gerçek kişiler adına tescilli endüstriyel tasarım ve faydalı model belgeleri ile koruma altına alınmış olan çay ocağı kazanı ürününe yönelik davalı tecavüzünün tespit edilerek men'i, maddi ve manevi tazminat ile diğer fer'i istemlere ilişkindir.

Davacılar, asıl ve birleşen davalara konu maddi tazminat istemlerinin 554 sayılı KHK'nin 52/c ve 551 sayılı KHK'nin 140/c maddelerinde düzenlenen tecavüzde bulunanın tasarım ve faydalı modeli lisans anlaşmasına dayalı olarak hukuka uygun olarak kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını talep etmiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Bu durumda lisans bedelinin tespiti için somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır. Mahkemece bu konuda alınan bilirkişi raporunda davacıların yıllık brüt satış miktarları (ciro) üzerinden lisans bedeli hesaplanmıştır. Hesaplamaya esas olan brüt satış miktarlarının ne kadarının davalının tecavüzüne konu ürün

-/-

-3-

olduğu konusunda bir incelemede de bulunulmamış, tüm brüt satış tutarları lisans bedeli hesaplamasına esas alınmıştır. Oysaki öncelikle davacıların yıllık brüt satış tutarlarının ne kadarlık kısmının davalının tecavüzüne konu ürüne ilişkin olduğunun açıklığa kavuşturulması, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra lisans bedeli hesaplamasının yapılması gerektiği gibi lisans bedelinin tespitinde sadece davacının cirosunun esas alınması da yerinde olmayıp; davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarının nazara alınması suretiyle davalının ticari iş ve işlem hacmine de uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, gerek davacının tecavüze konu ürüne ilişkin cirosuna, gerekse davalının tecavüze konu ürününün cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği veya edebileceği gelire göre ödemesi gereken, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan yapılan hesaplama sonucu bulunan miktardan takdire dayalı olarak yazılı şekilde maddi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından maddi tazminata ilişkin olarak verilen kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Öte yandan, asıl ve birleşen davalarda istenen maddi ve manevi tazminat miktarları için faiz isteminde bulunulmamış ise de davacı taraf yaptığı ıslah ile tüm tazminatlara tecavüz tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesini istemiş olup, temyiz isteminde de dava ile istenilen miktarlara dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüş olmasına göre, davacıların temyiz dilekçesindeki bu istemi doğrultusunda asıl ve birleşen davalarda hüküm altına alınan miktarlardan dava dilekçesi ile istenilen miktarlara dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. Bu durumda, hüküm altına alınan tüm maddi ve manevi tazminatlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de yerinde olmayıp, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Ayrıca, aynı maddi vakıalara dayalı olarak açılan asıl ve birleşen davalarda asıl ve birleşen davaların davacıları olan gerçek kişilerin asıl davada manevi tazminat olarak her biri için 500,00 TL'den toplam 1.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olmaları karşısında manevi tazminat istemi her biri için 500,00 TL ile sınırlandırılmıştır. Manevi zararlar niteliği gereği bölünmesi mümkün olmadığından manevi zararlara ilişkin olarak kısmi dava açılamaz. Bu durumda, davacılar ... ve...'ın manevi tazminat istemlerini asıl davada ileri sürmüş olmaları karşısında sadece asıl davada istenilen manevi tazminat istemi yönünden davacı gerçek kişiler yararına manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, anılan davacılar tarafından birleşen davada istenen manevi tazminatın da kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8982 E. 2013/12375 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6616 E. 2014/9325 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/14066 E.  ,  2013/16864 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

BİRLEŞEN DAVA

İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ 2009/205 ESAS

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.03.2011 tarih ve 2006/283-2011/70 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkilleri ... ve...'ın ortakları oldukları...Çay Ocağı Kazanları Gıda ve Teks. San. Tic. Ltd. Şti. ile...Kazan Mak. Bakır San. ve Tic. Ltd. Şti. vasıtasıyla “Meşale” markası adı altında çay ocağı kazanları üretim ve satışını yaptıklarını, söz konusu ürünlerin endüstriyel tasarım ve faydalı model belgeleri ile koruma altında olduğunu, davalı şirketin müvekkilleri adına tescilli bu ürünlerin taklitlerini üreterek “Star” markası adı altında pazarladığını, davalıya taklit ürünlerin üretiminden ve pazarlamasından vazgeçmesi amacıyla ihtarname çekilmesine rağmen bir sonuç alınamadığını, davalının müvekkili adına tescilli ürünleri üreterek satmasının 554 sayılı KHK ile 551 sayılı KHK'ye ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, müvekkillerinin davalının kanuna aykırı söz konusu haksız eylemlerinden dolayı maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, aynı iddialara dayalı olarak açılan birleşen davada ise haksız

-/-

-2-

rekabetin tespit ve önlenmesi ile müvekkilleri adına tescilli bulunan ürünlere yapılan tecavüzün men'ine, kararın ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 28.10.2010 tarihinde yapılan ıslah ile toplam 52.000,00 TL maddi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkili tarafından üretilen çay kazanlarının davacılar tarafından üretilen çay kazanlarından farklı olup, davacıların iddialarının yerinde olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiş, ıslaha konu istemlerin de zamanaşımına uğradığını belirterek, ıslah isteminin reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacının geçerli olan tasarım tescil ve faydalı model belgelerine tecavüzde bulunduğu, fiilin ayrıca TTK'nın 57/5. maddesi uyarınca haksız rekabet fiilini de oluşturduğu, bilirkişi tarafından lisans bedeli daha yüksek hesaplanmış ise de tasarıma ve faydalı modele konu ürünlerin büyük şehirlerde pek çok kuruluş ve iş yerinde çok sayıda kullanıldığı ve lisans işlem sayısının çok olabileceğinden dava tarihi itibariyle ve BK'nın 42. ve 43. maddeleri de nazara alınarak, her iki dosyada talep edilen miktarın 30.000,00 TL olarak kabulünün uygun olduğu, her iki davada her bir gerçek kişi davacı için toplam 2.000,00'er TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar...

ve ... adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesi ile faydalı model belgesine davalının tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve re'fi ne, takdiren 30.000,00 TL maddi ve davacılar... ve ... için 2.000,00'er TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 28.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talepler ile diğer taleplerin reddine, karar kesinleştiğinde özetinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile ıslah istemine yönelik olarak davalı tarafından yasal süresi içinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ine davacılar tarafından bu nedenle karşı çıkılmış olmasına göre, zamanaşımı def'inin reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığından taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl ve birleşen davalar, davacı gerçek kişiler adına tescilli endüstriyel tasarım ve faydalı model belgeleri ile koruma altına alınmış olan çay ocağı kazanı ürününe yönelik davalı tecavüzünün tespit edilerek men'i, maddi ve manevi tazminat ile diğer fer'i istemlere ilişkindir.

Davacılar, asıl ve birleşen davalara konu maddi tazminat istemlerinin 554 sayılı KHK'nin 52/c ve 551 sayılı KHK'nin 140/c maddelerinde düzenlenen tecavüzde bulunanın tasarım ve faydalı modeli lisans anlaşmasına dayalı olarak hukuka uygun olarak kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını talep etmiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Bu durumda lisans bedelinin tespiti için somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır. Mahkemece bu konuda alınan bilirkişi raporunda davacıların yıllık brüt satış miktarları (ciro) üzerinden lisans bedeli hesaplanmıştır. Hesaplamaya esas olan brüt satış miktarlarının ne kadarının davalının tecavüzüne konu ürün

-/-

-3-

olduğu konusunda bir incelemede de bulunulmamış, tüm brüt satış tutarları lisans bedeli hesaplamasına esas alınmıştır. Oysaki öncelikle davacıların yıllık brüt satış tutarlarının ne kadarlık kısmının davalının tecavüzüne konu ürüne ilişkin olduğunun açıklığa kavuşturulması, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra lisans bedeli hesaplamasının yapılması gerektiği gibi lisans bedelinin tespitinde sadece davacının cirosunun esas alınması da yerinde olmayıp; davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarının nazara alınması suretiyle davalının ticari iş ve işlem hacmine de uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, gerek davacının tecavüze konu ürüne ilişkin cirosuna, gerekse davalının tecavüze konu ürününün cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği veya edebileceği gelire göre ödemesi gereken, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan yapılan hesaplama sonucu bulunan miktardan takdire dayalı olarak yazılı şekilde maddi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından maddi tazminata ilişkin olarak verilen kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Öte yandan, asıl ve birleşen davalarda istenen maddi ve manevi tazminat miktarları için faiz isteminde bulunulmamış ise de davacı taraf yaptığı ıslah ile tüm tazminatlara tecavüz tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesini istemiş olup, temyiz isteminde de dava ile istenilen miktarlara dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüş olmasına göre, davacıların temyiz dilekçesindeki bu istemi doğrultusunda asıl ve birleşen davalarda hüküm altına alınan miktarlardan dava dilekçesi ile istenilen miktarlara dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. Bu durumda, hüküm altına alınan tüm maddi ve manevi tazminatlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de yerinde olmayıp, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Ayrıca, aynı maddi vakıalara dayalı olarak açılan asıl ve birleşen davalarda asıl ve birleşen davaların davacıları olan gerçek kişilerin asıl davada manevi tazminat olarak her biri için 500,00 TL'den toplam 1.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olmaları karşısında manevi tazminat istemi her biri için 500,00 TL ile sınırlandırılmıştır. Manevi zararlar niteliği gereği bölünmesi mümkün olmadığından manevi zararlara ilişkin olarak kısmi dava açılamaz. Bu durumda, davacılar ... ve...'ın manevi tazminat istemlerini asıl davada ileri sürmüş olmaları karşısında sadece asıl davada istenilen manevi tazminat istemi yönünden davacı gerçek kişiler yararına manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, anılan davacılar tarafından birleşen davada istenen manevi tazminatın da kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına; (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042307200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.