Iktisapta ağır kusur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6825 E. 2011/16772 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iktisapta ağır kusur↗ kötüniyetli iktisap↗ takas-mahsup↗ delil değerlendirmesi↗ ağır kusur↗ kefalet sözleşmesi↗ takas↗ derdestlik↗ kefalet↗ mahsup↗ hamil↗ keşideci↗ istirdat↗ çek↗ kötüniyet↗ kusur↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu çekteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanı ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, icra yoluyla haksız olarak ödenmek zorunda kalındığı ileri sürülen çek bedelinin istirdadı istemine, karşı dava ise kefalet sözleşmesi uyarınca davalı-karşı davacı tarafından ödenen kredi borcunun asıl borçlusundan tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu çek üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, dosyaya ibraz olunan 13.06.2005 tanzim tarihli vekaletname uyarınca dava dışı Ali İhsan Gümüş’ün davacı adına vekaleten çek imzalama yetkisi olduğundan ve davaya konu çeki ismi anılan bu kişinin vekaletnameye dayalı olarak bankadan teslim alarak 30.08.2006 tarihinde keşide ettiği dosya içeriğiyle sabit bulunduğu gibi somut olayda TTK 704. maddesindeki hal de mevcut değildir. Zira, davacı, çek elinde bulunan davalının (hamil), dava konusu çeki kötüniyetle iktisap ettiği yada iktisapta ağır kusuru bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Bu itibarla istirdat davasının reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, karşı davanın konusunu oluşturan talep için mahkeme gerekçesinin aksine derdest bir dava mevcut değildir. Dosya içeriğinden tespit edildiği üzere, aynı Mahkemenin 2008/24 esas sayılı dosyasında işbu davanın davalısı taraf olmayıp, takas mahsup şartlarının oluşmadığı yönündeki gerekçe de yerinde değildir.
Bu durumda, karşı davanın konusunu oluşturan kefalet akdine dayalı olarak yapılan ödemenin istirdadı için davalı-karşı davacı tarafından açılan ayrıbir dava mevcut olmadığından ve tarafları farklı diğer dava dosyasının işbu davayı etkilemesi de mümkün bulunduğundan gerektiğinde anılan dosyanın akıbeti beklenerek karşı davaya konu istem yönünden taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstirdat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2845 E. 2012/12040 K.
Ortak:keşideci
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu çekteki «keşideci» imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanı ise reddine karar verilmiştir.
Davaya konu «çek» üzerindeki «keşideci» imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu çekteki «keşideci» imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine dair verilen kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 12.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6825 E. , 2011/16772 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.10.2009 tarih ve 2008/89 - 2009/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili aleyhine 5.000,00 TL tutarlı çek için icra takibi başlatılarak cebri tahsilat sağlandığını, oysa bu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın müvekkiline ait olmadığını davalının da bildiğini zira çeki dava dışı .....’den aldığını, icra mahkemesindeki imzaya itirazın da kabul edilerek takibin iptal edildiğini ancak bu karar öncesi tahsilatın davalı tarafından yapılmış bulunduğunu ileri sürerek, ödenmek zorunda kalınan 7.038,00 TL’nın davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacının aynı imzayı taşıyan önceki çekleri ödediği halde anlamsız bir şekilde bu çekteki imzaya itiraz ettiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiş ve karşı davasında ise, davacı adına kefillik nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı kredi borcu 12.920,00 TL’nın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu çekteki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanı ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, icra yoluyla haksız olarak ödenmek zorunda kalındığı ileri sürülen çek bedelinin istirdadı istemine, karşı dava ise kefalet sözleşmesi uyarınca davalı-karşı davacı tarafından ödenen kredi borcunun asıl borçlusundan tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu çek üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, dosyaya ibraz olunan 13.06.2005 tanzim tarihli vekaletname uyarınca dava dışı Ali İhsan Gümüş’ün davacı adına vekaleten çek imzalama yetkisi olduğundan ve davaya konu çeki ismi anılan bu kişinin vekaletnameye dayalı olarak bankadan teslim alarak 30.08.2006 tarihinde keşide ettiği dosya içeriğiyle sabit bulunduğu gibi somut olayda TTK 704. maddesindeki hal de mevcut değildir. Zira, davacı, çek elinde bulunan davalının (hamil), dava konusu çeki kötüniyetle iktisap ettiği yada iktisapta ağır kusuru bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Bu itibarla istirdat davasının reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, karşı davanın konusunu oluşturan talep için mahkeme gerekçesinin aksine derdest bir dava mevcut değildir. Dosya içeriğinden tespit edildiği üzere, aynı Mahkemenin 2008/24 esas sayılı dosyasında işbu davanın davalısı taraf olmayıp, takas mahsup şartlarının oluşmadığı yönündeki gerekçe de yerinde değildir.
Bu durumda, karşı davanın konusunu oluşturan kefalet akdine dayalı olarak yapılan ödemenin istirdadı için davalı-karşı davacı tarafından açılan ayrıbir dava mevcut olmadığından ve tarafları farklı diğer dava dosyasının işbu davayı etkilemesi de mümkün bulunduğundan gerektiğinde anılan dosyanın akıbeti beklenerek karşı davaya konu istem yönünden taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040782000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz