Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7939 E. 2013/12905 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ maddi hatanın düzeltilmesi↗ maddi hata↗ sicilden terkin↗ infaz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ maddi ve manevi tazminat↗ terkin↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, karıştırılma ihtimali olmayan farklı sektördeki hizmetlerle ilgili olarak davalı markasının 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri, bilgisayar hizmetleri" yönünden hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, ancak davalı markasının tescilli olduğu diğer sınıflar ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalının TPE nezdinde tescilli markaya dayalı kullanımı sebebiyle markaya tecavüz, haksız rekabet ve tazminat talepleri ile ilgili koşulların oluşmadığı, maddi hatanın düzeltilmesi sebebiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri" alt grubu dışındaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2013 günlü ilamıyla davalı markası kapsamında yer alan müze hizmetleri ve kütüphane hizmetlerinin davacı markasının tescilli olduğu hizmetler ile ne şekilde benzer türden hizmetler olduğunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bu hizmetlere yönelik olarak davalı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki “mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri” alt grubu yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, diğer taleplerin reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri" alt grubu dışındaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında hükümsüzlüğüne karar verilen hizmetler yönünden çelişkili bir durum yaratılmıştır.Kısa kararın çelişki yaratan kısmının hakim tarafından düzeltilerek onaylanmasının tefhim edilen kararı ortadan kaldırması da mümkün olmadığından gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün bu nedenle bozulması gerekirken uyuşmazlığın esasına ilişkin nedenlerle bozulması doğru olmayıp, davalının vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3104 E. 2019/436 K.
Ortak:infaz · terkin
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı markasının hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
… ulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki “mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri” alt grubu yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini», diğer taleplerin reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki "mühendi …
Benzer bu kararda1-Dava, unvan «terkini» ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · sulh · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusunun tarafların üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri hususlara ilişkin olduğu, davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinde «sulh» yetkilerinin bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine açılan davanın HMK 315/1 maddesi uyarınca sulh nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, "davacı vekili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.600,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar ekinde hesaplanacak «yargılama giderlerinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak" Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12573 E. 2014/2095 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · zayi · keşideci · çek
Benzer bu karardaA.Ş. olan, Kuveyt Türk Katılım Bankası Kayseri Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 10.07.2012 keşide tarihli 59.332,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile Şekerbank Ankara K.
Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 312002308 hesap numarasına ait, 31/12/2012 keşide tarihli 7.500,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile «keşidecisi» Ö.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13741 E. 2014/19679 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · fatura · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temsil · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına ve «asıl alacak» miktarının %20'si oranında «kötüniyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Y..'ın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının davalıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «asıl alacak» miktarının %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9540 E. 2012/12015 K.
Ortak:maddi hata · infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… lik hizmetleri, bilgisayar hizmetleri" yönünden hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, ancak davalı markasının tescilli olduğu diğer sınıflar ve hizmetler yönünden «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, davalının TPE nezdinde tescilli markaya dayalı kullanımı sebebiyle markaya tecavüz, «haksız rekabet» ve tazminat talepleri ile ilgili koşulların oluşmadığı, «maddi hatanın düzeltilmesi» sebebiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sı …
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · yetkisiz temsil · temsil yetkisi · icazet · sözleşmeden doğan dava · ifa · istirdat · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
1-Asıl dava, «sözleşmeden doğan» borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14257 E. 2018/7697 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maruz kaldığı ve davalıdan talep edeceği zarar tutarının 41.561,26 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41.561,26 TL’nin 16/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17923 E. 2014/18033 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · sahtelik · muacceliyet · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · ihtarname · temerrüt
Benzer bu karardaOtomotiv A.Ş'nin «kefil» sıfatı ile imzaları bulunduğu, davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle noter kanalıyla tüm borçlulara «muacceliyet» «ihtarnamesi» gönderildiği, ancak borcun buna rağmen ödenmediği, kredinin ödenmemesi nedeniyle davacının 72.710,93 TL alacağının olduğu, davalı M..
T..'nun «sahtelik iddiası» ile davalı S..
Y..'ın borcu ödediğine ilişkin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının asıl alacağa dava tarihinden «temerrüt faizi» işletilmek suretiyle kabulüne” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulü ile, 72.710,93 TL alacağın dava tarihi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17282 E. 2014/5056 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · vade · avans faizi
Benzer bu kararda… östererek, davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı firmalara aktarıldığı, davacıların 01.11.1999 tarihinde 12.000,00 TL'lik hesap açtırdığı, bu hesap üzerinden «vade» tarihinde ödeme yapılmadığı, davacının hesabında bakiye 12.200,00 TL alacağının kaldığı, bu alacağa hesap açılış tarihinden itibaren «avans faizi» talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «feri müdahil» TMSF vekili temyiz etmiştir.
… len kısa kararda ''davanın kısmen kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalıdan alınıp, davacılara verilmesine, 01/11/1999 tarihinden itibaren bu miktara «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine '' karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda ''davanın kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7939 E. , 2013/12905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2011 gün ve 2007/86-2011/57 sayılı kararı bozan Daire’nin 05.02.2013 gün ve 2012/1501-2013/1936 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, 2002 yılında müvekkili şirketin ortağı adına tescil edilen 2002/11970 sayılı "Shaman World Music Club" markasının 31/08/2005 tarihinde müvekkiline devredildiğini, markanın 1999 yılından beri kullanılmak suretiyle tanınmış hale getirildiğini, davalının müvekkilinin tescilli markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan "Shaman & Oyun Dans Müzik Ritm Tiyatrosu Buluşma" ibareli markayı kendi adına tescil ettirerek 2006 senesi içerisinde "Shaman Kültür Merkezi" ismi altında müvekkilinin ticari çalışma alanına giren faaliyetlerde bulunduğunu, davalının bu tutumunun haksız rekabet ve müvekkili marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, iltibas oluşturduğunu belirterek, tecavüzün durdurulmasına, giderilmesine, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, markaya tecavüz sebebiyle 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Shaman kelimesinin kültürün bir parçası ve aynı zamanda evrensel bir kelime olduğunu, bu kelimenin kimsenin tekeline verilemeyeceğini, tarafların faaliyet konularının ve ticari alanlarının farklı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, karıştırılma ihtimali olmayan farklı sektördeki hizmetlerle ilgili olarak davalı markasının 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri, bilgisayar hizmetleri" yönünden hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, ancak davalı markasının tescilli olduğu diğer sınıflar ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalının TPE nezdinde tescilli markaya dayalı kullanımı sebebiyle markaya tecavüz, haksız rekabet ve tazminat talepleri ile ilgili koşulların oluşmadığı, maddi hatanın düzeltilmesi sebebiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri" alt grubu dışındaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2013 günlü ilamıyla davalı markası kapsamında yer alan müze hizmetleri ve kütüphane hizmetlerinin davacı markasının tescilli olduğu hizmetler ile ne şekilde benzer türden hizmetler olduğunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bu hizmetlere yönelik olarak davalı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2.
maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki “mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri” alt grubu yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, diğer taleplerin reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2004/21902 sayılı markanın 42. sınıftaki "mühendislik hizmetleri ile bilgisayar hizmetleri" alt grubu dışındaki mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer taleplerin reddine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında hükümsüzlüğüne karar verilen hizmetler yönünden çelişkili bir durum yaratılmıştır.Kısa kararın çelişki yaratan kısmının hakim tarafından düzeltilerek onaylanmasının tefhim edilen kararı ortadan kaldırması da mümkün olmadığından gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün bu nedenle bozulması gerekirken uyuşmazlığın esasına ilişkin nedenlerle bozulması doğru olmayıp, davalının vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 05.02.2013 günlü, 2012/1501 Esas-2013/1936 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılarak mahkemece verilen kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040369600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz