Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17923 E. 2014/18033 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ sahtelik↗ muacceliyet↗ infaz↗ kefil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılar arasında imzalanan 27/01/2006 tarihli kredi sözleşmesine istinaden davalı M.. T..'ya davacı banka tarafından 41.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinde M.. T..'nun asıl borçlu, S.. Y.. ve ... Otomotiv A.Ş'nin kefil sıfatı ile imzaları bulunduğu, davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle noter kanalıyla tüm borçlulara muacceliyet ihtarnamesi gönderildiği, ancak borcun buna rağmen ödenmediği, kredinin ödenmemesi nedeniyle davacının 72.710,93 TL alacağının olduğu, davalı M.. T..'nun sahtelik iddiası ile davalı S.. Y..'ın borcu ödediğine ilişkin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ödenmeyen kredi borcunun davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının asıl alacağa dava tarihinden temerrüt faizi işletilmek suretiyle kabulüne” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulü ile, 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır. Bu durumda yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun, kısa kararla ve gerekçe ile çelişkili olmayan, kendi içinde tutarlı bir hüküm kurulması gerektiğinden kararın öncelikle bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3104 E. 2019/436 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · sulh · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusunun tarafların üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri hususlara ilişkin olduğu, davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinde «sulh» yetkilerinin bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine açılan davanın HMK 315/1 maddesi uyarınca sulh nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, "davacı vekili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.600,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar ekinde hesaplanacak «yargılama giderlerinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak" Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderle …
1-Dava, unvan «terkini» ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12573 E. 2014/2095 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · zayi · keşideci · çek
Benzer bu karardaA.Ş. olan, Kuveyt Türk Katılım Bankası Kayseri Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 10.07.2012 keşide tarihli 59.332,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile Şekerbank Ankara K.
Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 312002308 hesap numarasına ait, 31/12/2012 keşide tarihli 7.500,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile «keşidecisi» Ö.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14257 E. 2018/7697 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maruz kaldığı ve davalıdan talep edeceği zarar tutarının 41.561,26 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41.561,26 TL’nin 16/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13741 E. 2014/19679 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · fatura · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · temsil · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına ve «asıl alacak» miktarının %20'si oranında «kötüniyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Y..'ın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının davalıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «asıl alacak» miktarının %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9540 E. 2012/12015 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inanç sözleşmesi · yetkisiz temsil · temsil yetkisi · icazet · sözleşmeden doğan dava · maddi hata · ifa · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
1-Asıl dava, «sözleşmeden doğan» borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle «istirdadı» istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17282 E. 2014/5056 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · vade · avans faizi
Benzer bu kararda… östererek, davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı firmalara aktarıldığı, davacıların 01.11.1999 tarihinde 12.000,00 TL'lik hesap açtırdığı, bu hesap üzerinden «vade» tarihinde ödeme yapılmadığı, davacının hesabında bakiye 12.200,00 TL alacağının kaldığı, bu alacağa hesap açılış tarihinden itibaren «avans faizi» talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «feri müdahil» TMSF vekili temyiz etmiştir.
… len kısa kararda ''davanın kısmen kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalıdan alınıp, davacılara verilmesine, 01/11/1999 tarihinden itibaren bu miktara «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine '' karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda ''davanın kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15684 E. 2012/20147 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hükmedilen alacağın tahsiline yönelik bir hüküm kurulmadığı gibi «faiz başlangıç tarihi» de gösterilmemiş “ekli kararda belirtilecek tarihten itibaren” denilmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararda gösterilen miktarların tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş ve faiz başlangıcı gösterilmiştir.Kısa kararda “alacağın tahsiline” şeklinde hüküm kurulmaması gerekçeli kararda mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmiş ise de kısa karar tahsil hükmünü içermediğinden yasaya uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı gibi kısa kararda faiz başlangıcının gösterilmeyip, bu hususun belirsiz bırakılarak gerekçeli kararda belirtilmesi suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · maddi hata · ihtar · yasal faiz · avans faizi · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, korsan yayın yapıldığının kanıtlandığı, korsan yayınların «defterlerde» tam olarak gösterilmemesi ve tazminatın «kesin» olarak tespitinin mümkün olmaması nedeniyle bilirkişilerin bulduğu miktarın Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince uygun olduğu sonucuna varılarak, 57.211,26 TL'nin davalıdan alınmasına, eserlerin farklı tarihlerde yayınlanması ve davacının tek tek yayın tarihlerini bildirmemesi nedeniyle 07.08.2006 «ihtar» tarihinden itibaren 1.000 TL'lik dışındaki miktara «avans faizi» yürütülmesine, 1.000 TL'ye de «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hükmedilen alacağın tahsiline yönelik bir hüküm kurulmadığı gibi «faiz başlangıç tarihi» de gösterilmemiş “ekli kararda belirtilecek tarihten itibaren” denilmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararda gösterilen miktarların tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş ve faiz başlangıcı gösterilmiştir.Kısa kararda “alacağın tahsiline” şeklinde hüküm kurulmaması gerekçeli kararda mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmiş ise de kısa karar tahsil hükmünü içermediğinden yasaya uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı gibi kısa kararda faiz başlangıcının gösterilmeyip, bu hususun belirsiz bırakılarak gerekçeli kararda belirtilmesi suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17923 E. , 2014/18033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ERZURUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 25/06/2013
NUMARASI 2011/13-2013/629
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/06/2013 tarih ve 2011/13-2013/629 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. B.. O.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı M.. T..'nun asıl borçlu sıfatıyla müvekkili bankadan taşıt kredi sözleşmesine dayalı olarak 41.000,00 TL meblağlı kredi kullandığını, davalı S.. Y..'ın da kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine müvekkil bankaca tüm borçlulara muacceliyet ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, asıl borçlunun diğer borçlular ile birlikte kısmi ödemede bulunduklarını ancak bakiye miktar için herhangi bir ödemede bulunmadıkları gibi borçları olmadığına dair itirazda da bulunduklarını, davalıların geçerli bir sözleşmeyle borçlanmalarına rağmen borçlarını ödememeleri nedeniyle müvekkili bankanın zarara uğradığını ileri sürerek, yapılan ıslah sonucu 72.710,93 TL alacak miktarının asıl alacak miktarına dava tarihinden itibaren yıllık temerrüt faizi, BSMV faizi uygulanmak suretiyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
[…]. T.., ... Otomotiv yetkililerinin sahte vergi levhası çıkartarak üzerine olmayan bir aracı kaydettirdiklerini savunarak, davanın reddini istemiş; davalı S.. Y.. ise kendisinin M.. T..'ya kefil olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalılar arasında imzalanan 27/01/2006 tarihli kredi sözleşmesine istinaden davalı M.. T..'ya davacı banka tarafından 41.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinde M.. T..'nun asıl borçlu, S.. Y.. ve ... Otomotiv A.Ş'nin kefil sıfatı ile imzaları bulunduğu, davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle noter kanalıyla tüm borçlulara muacceliyet ihtarnamesi gönderildiği, ancak borcun buna rağmen ödenmediği, kredinin ödenmemesi nedeniyle davacının 72.710,93 TL alacağının olduğu, davalı M.. T..'nun sahtelik iddiası ile davalı S.. Y..'ın borcu ödediğine ilişkin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ödenmeyen kredi borcunun davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının asıl alacağa dava tarihinden temerrüt faizi işletilmek suretiyle kabulüne” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulü ile, 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır. Bu durumda yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun, kısa kararla ve gerekçe ile çelişkili olmayan, kendi içinde tutarlı bir hüküm kurulması gerektiğinden kararın öncelikle bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102311700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz