Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9540 E. 2012/12015 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi↗ inanç sözleşmesi↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ yetkisiz temsil↗ temsil yetkisi↗ icazet↗ sözleşmeden doğan dava↗ maddi hata↗ infaz↗ ifa↗ içtihadı birleştirme kararı↗ istirdat↗ yetkisizlik kararı↗ yasal faiz↗ avans faizi↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye icazet verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen ifa edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı inanç sözleşmesini ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi temsile yetkisi olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, asıl dosya yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket ve ... Bayrak vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, sözleşmeden doğan borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nun 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nun 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın avans faizi uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda yasal faize karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece maddi hata olarak kabul edilmek
suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse içtihadı birleştirme kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14182 E. 2016/2176 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan icra takip miktarı kadar alacağı olduğu, davalının «icra takibine itirazının» haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden %20 «icra inkar tazminatının» davacı lehine hükmedilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının kabulüne, %20 «icra inkar tazminatına» davacı lehine hükmedilmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulüne % 30 icra inkar tazminatına davacı lehine hükmedilmesine ” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3104 E. 2019/436 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · sulh · terkin · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusunun tarafların üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri hususlara ilişkin olduğu, davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinde «sulh» yetkilerinin bulunduğu, bu nedenle davalı aleyhine açılan davanın HMK 315/1 maddesi uyarınca sulh nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, "davacı vekili yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.600,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar ekinde hesaplanacak «yargılama giderlerinin» davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak" Davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderle …
1-Dava, unvan «terkini» ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12573 E. 2014/2095 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal · zayi · keşideci · çek
Benzer bu karardaA.Ş. olan, Kuveyt Türk Katılım Bankası Kayseri Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 10.07.2012 keşide tarihli 59.332,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmiş iken gerekçeli kararda “davanın kabulü ile Şekerbank Ankara K.
Şubesi'ne ait, ... «çek» numaralı, 312002308 hesap numarasına ait, 31/12/2012 keşide tarihli 7.500,00 TL bedelli çekin «zayii nedeniyle iptaline»” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “davanın kabulü ile «keşidecisi» Ö.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13741 E. 2014/19679 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin «yetkisiz temsilci» tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye «icazet» verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu «sözleşmeden doğan» herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen «ifa» edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı «inanç sözleşmesini» ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi «temsile yetkisi» olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24 …
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · fatura · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teslim
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş iken gerekçeli kararda, davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine yer olmadığına ve «asıl alacak» miktarının %20'si oranında «kötüniyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirkete ait kargoların kendilerince taşındığı, taşıma bedellerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya «teslim» edildiği, buna rağmen «fatura» bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş ise de faturaların teslimine ilişkin belgedeki imzaların, davalı «temsilcisi» F..
Y..'ın eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, davacının davalıyla aralarındaki hukuki ilişkiyi ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, «asıl alacak» miktarının %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14257 E. 2018/7697 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı · yasal faiz · Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının maruz kaldığı ve davalıdan talep edeceği zarar tutarının 41.561,26 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41.561,26 TL’nin 16/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17923 E. 2014/18033 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı
İncelediğiniz kararda… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik iddiası · sahtelik · muacceliyet · kefil · temerrüt faizi · kredi sözleşmesi · ihtarname · temerrüt
Benzer bu karardaOtomotiv A.Ş'nin «kefil» sıfatı ile imzaları bulunduğu, davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle noter kanalıyla tüm borçlulara «muacceliyet» «ihtarnamesi» gönderildiği, ancak borcun buna rağmen ödenmediği, kredinin ödenmemesi nedeniyle davacının 72.710,93 TL alacağının olduğu, davalı M..
T..'nun «sahtelik iddiası» ile davalı S..
Y..'ın borcu ödediğine ilişkin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 72.710,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “Davacının davasının asıl alacağa dava tarihinden «temerrüt faizi» işletilmek suretiyle kabulüne” karar verilmiş iken gerekçeli kararda kısa karardan farklı olarak “Davacının davasının kabulü ile, 72.710,93 TL alacağın dava tarihi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17282 E. 2014/5056 K.
Ortak:infaz · içtihadı birleştirme kararı · avans faizi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Benzer bu kararda… östererek, davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı firmalara aktarıldığı, davacıların 01.11.1999 tarihinde 12.000,00 TL'lik hesap açtırdığı, bu hesap üzerinden «vade» tarihinde ödeme yapılmadığı, davacının hesabında bakiye 12.200,00 TL alacağının kaldığı, bu alacağa hesap açılış tarihinden itibaren «avans faizi» talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
… len kısa kararda ''davanın kısmen kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalıdan alınıp, davacılara verilmesine, 01/11/1999 tarihinden itibaren bu miktara «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine '' karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda ''davanın kabulüne, hesap bakiyesi olan 12.200,00 TL'nin davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · vade
Benzer bu kararda… östererek, davalı bankanın hakim hissedarlarının ortağı firmalara aktarıldığı, davacıların 01.11.1999 tarihinde 12.000,00 TL'lik hesap açtırdığı, bu hesap üzerinden «vade» tarihinde ödeme yapılmadığı, davacının hesabında bakiye 12.200,00 TL alacağının kaldığı, bu alacağa hesap açılış tarihinden itibaren «avans faizi» talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «feri müdahil» TMSF vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15684 E. 2012/20147 K.
Ortak:maddi hata · infaz · içtihadı birleştirme kararı · yasal faiz · avans faizi
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın «avans faizi» uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda «yasal faize» karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmek suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, korsan yayın yapıldığının kanıtlandığı, korsan yayınların «defterlerde» tam olarak gösterilmemesi ve tazminatın «kesin» olarak tespitinin mümkün olmaması nedeniyle bilirkişilerin bulduğu miktarın Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince uygun olduğu sonucuna varılarak, 57.211,26 TL'nin davalıdan alınmasına, eserlerin farklı tarihlerde yayınlanması ve davacının tek tek yayın tarihlerini bildirmemesi nedeniyle 07.08.2006 «ihtar» tarihinden itibaren 1.000 TL'lik dışındaki miktara «avans faizi» yürütülmesine, 1.000 TL'ye de «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hükmedilen alacağın tahsiline yönelik bir hüküm kurulmadığı gibi «faiz başlangıç tarihi» de gösterilmemiş “ekli kararda belirtilecek tarihten itibaren” denilmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararda gösterilen miktarların tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş ve faiz başlangıcı gösterilmiştir.Kısa kararda “alacağın tahsiline” şeklinde hüküm kurulmaması gerekçeli kararda mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmiş ise de kısa karar tahsil hükmünü içermediğinden yasaya uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı gibi kısa kararda faiz başlangıcının gösterilmeyip, bu hususun belirsiz bırakılarak gerekçeli kararda belirtilmesi suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
… açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · ihtar · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, korsan yayın yapıldığının kanıtlandığı, korsan yayınların «defterlerde» tam olarak gösterilmemesi ve tazminatın «kesin» olarak tespitinin mümkün olmaması nedeniyle bilirkişilerin bulduğu miktarın Borçlar Kanunu’nun 42 ve 43. maddeleri gereğince uygun olduğu sonucuna varılarak, 57.211,26 TL'nin davalıdan alınmasına, eserlerin farklı tarihlerde yayınlanması ve davacının tek tek yayın tarihlerini bildirmemesi nedeniyle 07.08.2006 «ihtar» tarihinden itibaren 1.000 TL'lik dışındaki miktara «avans faizi» yürütülmesine, 1.000 TL'ye de «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hükmedilen alacağın tahsiline yönelik bir hüküm kurulmadığı gibi «faiz başlangıç tarihi» de gösterilmemiş “ekli kararda belirtilecek tarihten itibaren” denilmiş, gerekçeli kararda ise kısa kararda gösterilen miktarların tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş ve faiz başlangıcı gösterilmiştir.Kısa kararda “alacağın tahsiline” şeklinde hüküm kurulmaması gerekçeli kararda mahkemece «maddi hata» olarak kabul edilmiş ise de kısa karar tahsil hükmünü içermediğinden yasaya uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı gibi kısa kararda faiz başlangıcının gösterilmeyip, bu hususun belirsiz bırakılarak gerekçeli kararda belirtilmesi suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması da yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse «içtihadı birleştirme» kararı uyarınca hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9540 E. , 2012/12015 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.01.2010 tarih ve 2007/133-2010/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı şirket ve... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.07.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, müvekkilleri tarafından finansal kiralama yoluyla davalı şirket adına ve hesabına alarak taksitlerini ödedikleri yolcu otobüslerinin işletilmesi ve gelirleri konusunda davalı ile yapılan sözleşme hükümlerinin davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek, müvekkillerinin davalı şirket adına otobüslere yaptıkları ödemelerin ve otobüslerin seferlerden sağladığı gelirlerin ödenmemesi nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ... vekili tarafından açılan birleşen davada ise müvekkili ile davalı ... Bayrak arasında akdedilen 24.01.2006 tarihli sözleşme ile müvekkilinin 34 DM 2104 plakalı otobüse ortak olması, kar payı verilmesi ve leasing sözleşmesinin bitiminde aracın müvekkiline ve diğer ortağa tescilinin kararlaştırıldığını, sözleşme tarihinde müvekkilinin ...’a 30.000,00 TL ödemede bulunulduğunu, davalı ...’ın parayı şirket adına aldığını ve sözleşmeyi şirket adına imzaladığını beyan etmiş ise de o tarihte şirketi bağlayıcı imza atıp atamayacağının belirsiz olduğunu, bu nedenle yasal olarak şahsen de sorumlu olabileceğini, sözleşmede belirtilen hiçbir yükümlülüğün davalılar tarafından yerine getirilmediğini, yapılan sözleşmenin resmi şekil şartlarına uygun olarak yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, davalılardan sorumlu olanın geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aldığı parayı geri ödemekle yükümlü bulunduğunu ileri sürerek, 30.000,00 TL’nın paranın verildiği 24.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan en yüksek temerrüt (avans) faiziyle birlikte davalılardan sorumlu olandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada davalı şirket ve davalı ... Bayrak vekili, dava konusu sözleşme ve araç ile müvekkili ... Bayrak’ın şahsi bir ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle davanın anılan davalı için husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacı tarafından müvekkillerine yapılan bir ödeme olmadığını, ödemenin finansal kiralama şirketine yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu 04.03.2006 tarihli sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından sözleşmeye icazet verilmediği, bu nedenle sözkonusu sözleşme davalı şirketi bağlamadığından davalının bu sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, birleşen davada 24.01.2006 tarihli sözleşmede öngörülmüş edimlerin ve şartların tamamen ifa edilmemiş olması nedeniyle davalının şarta bağlı inanç sözleşmesini ifa etmediği, B.K.’nun 151/II hükmü uyarınca şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde edimi alan kişinin sadece şeyi değil, baştan itibaren bundan elde ettiği bütün menfaatleri de iade etmek zorunda olduğu, davalı gerçek kişinin şirketi temsile yetkisi olmadığı halde temsilci sıfatıyla sözleşmeyi imzalaması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nın 24.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, asıl dosya yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket ve ... Bayrak vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, sözleşmeden doğan borcun yerine getirilmesi istemine, birleşen dava ise sözleşme uyarınca ödenen paranın sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nun 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nun 298/2.
maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda hüküm altına alınan alacağın avans faizi uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda yasal faize karar verilmiş, meydana gelen bu çelişki mahkemece maddi hata olarak kabul edilmek
suretiyle “yasal” ibaresi “avans” olarak düzeltilmiştir.Kısa kararda hüküm altına alınan alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmiş iken gerekçeli kararda bunun yasal faiz olarak gösterilmesi maddi hata niteliğinde olmayıp, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisini oluşturmakla bu hususun mahkemece kendiliğinden düzeltilmesi yerinde olmayıp, gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse içtihadı birleştirme kararı uyarınca hükmün yaratılan bu çelişki nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Hattutaş Turizm Seyahat San ve Tic. A.Ş. ve ... Bayrak'a iadesine, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062111000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz