Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10142 E. 2013/14010 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredili mevduat hesabı (kmh)↗ tüketici kredisi↗ mevduat hesabı↗ sulh hukuk mahkemesi↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 13.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir sözleşmede sunulmadığı, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılacağı, tüketici mahkemesinin görevli bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesi kapsamında alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın istek halinde İstanbul asliye hukuk mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın geçici 1. maddesinde, bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağı düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlık yönünden dava tarihi ve talep edilen asıl alacak tutarı dikkate alındığında, dosyanın dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 8. maddesi kapsamında talep halinde sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/412 E. 2012/5819 K.
Ortak:mevduat hesabı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 13.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir sözleşmede sunulmadığı, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup somut uyuşmazlıkta davacı tarafından, davalı Banka şubesi nezdinde açılmış bir «mevduat hesabı» bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif özen yükümlülüğü · re'sen gözetilme · bankacılık işlemleri · özen yükümlülüğü · ara karar · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının olayda kusurlu olduğunun kanıtlanamadığını, davalı Bankanın «objektif özen yükümlülüğünü» yerine getirmemesinden dolayı kusurlu bulunduğunu bu nedenle davanın kabulü ile 4.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup somut uyuşmazlıkta davacı tarafından, davalı Banka şubesi nezdinde açılmış bir «mevduat hesabı» bulunmaktadır.
Görev hususunun yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, açıklanan gerekçeyle işbu davaya asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmasına ilişkin bir «ara» kararı verilerek, uyuşmazlığın yukarıda belirtilen yasa hükümleri çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılarak sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5418 E. 2013/4582 K.
Ortak:görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 13.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir sözleşmede sunulmadığı, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve tarafların sıfatı göz önüne alındığında uyuşmazlığın 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 1, ... ve .... maddesi kapsamında «tüketici işlemine» ilişkin olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın «görevli» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · tüketici işlemi
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve tarafların sıfatı göz önüne alındığında uyuşmazlığın 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 1, ... ve .... maddesi kapsamında «tüketici işlemine» ilişkin olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın «görevli» ...
… .../e maddesinde tüketicinin, "Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi", ... (h) bendinde «tüketici işleminin» "mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı- sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi" ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunu …
Somut olayda, davalı aleyhine açılan dava, 6762 sayılı ...'nın 4. ve 6102 sayılı ...'nın 5. maddesi hükmü gereğince «mutlak ticari» davalardan olup 4077 sayılı yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12021 E. 2014/1039 K.
Ortak:tüketici kredisi · mevduat hesabı · kredi sözleşmesi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 13.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir sözleşmede sunulmadığı, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin «görevsizliğine», istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesi» kapsamında alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın istek halinde İstanbul asliye hukuk mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesine dayalı olarak açıldığı, taraflar arasında yasaca tanımlanan «tüketici kredisi» sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği ve bu nedenle uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanun'un 10. maddesinin uygulama olanağının …
Bu itibarla, davacının talebinin dayandığı sözleşmelerden birinin «tüketici kredisi» sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak bakımından «görevli» olan ve özel mahkeme niteliğinde bulunan tüketici mahkemesince, HMK'nın 30. maddesinde yer alan «usul ekonomisi» ilkesi de göz önünde bulundurularak, her iki talep yönünden de yargılama yapılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar ve …
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · usul ekonomisi · ibraz
Benzer bu karardaDavacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla, davacının talebinin dayandığı sözleşmelerden birinin «tüketici kredisi» sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak bakımından «görevli» olan ve özel mahkeme niteliğinde bulunan tüketici mahkemesince, HMK'nın 30. maddesinde yer alan «usul ekonomisi» ilkesi de göz önünde bulundurularak, her iki talep yönünden de yargılama yapılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar ve …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10142 E. , 2013/14010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 01/12/2011 tarih ve 2009/669-2011/1125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında 13.11.1998 tarihinde akdedilen kredili mevduat hesabı kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin ödenmediğini, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını belirterek şimdilik ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 2.513,53 TL asıl alacak, 40.711,02 TL işlemiş faiz ve 2.035,55 TL BSMV olmak üzere toplam 45.260,10.TL alacağın ana paraya dava tarihinden itibaren işleyecek %153 faiz ve BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 13.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiği ileri sürülmediği gibi buna ilişkin bir sözleşmede sunulmadığı, 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığa genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılacağı, tüketici mahkemesinin görevli bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, istek halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesi kapsamında alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın istek halinde İstanbul asliye hukuk mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın geçici 1. maddesinde, bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağı düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlık yönünden dava tarihi ve talep edilen asıl alacak tutarı dikkate alındığında, dosyanın dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 8. maddesi kapsamında talep halinde sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040025900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz