6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15228 E. 2013/13014 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre ticaret sicili tescili hakkın kötüye kullanılması reeskont faizi ticaret unvanı ticaret sicili terkin ilan haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2012/15228 E.  ,  2013/13014 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2012 tarih ve 2010/11-2012/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 1987 yılında kurulan müvekkili şirketin "DİZAYN" adıyla onlarca tescilli markasının bulunduğunu, müvekkili markasının aynı zamanda TPE nezdinde tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı tarafın faaliyet olarak gösterdiği, makine, vida ve kovan emtialarında, müvekkili şirketin markalarının tescilli bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından istifade ederek, haksız kazanç elde ettiğini, tüketicilerin davalı şirketi müvekkili şirket ile bağlantılı olarak karıştırdığını ileri sürerek, marka tecavüzü suretiyle meydana getirilen haksız rekabetin önlenmesini, markaya tecavüz eylemlerinin durdurulmasını, tecavüze konu katalog, broşür vb. evraklara el konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın, reeskont faizi ile davalıdan tahsilini, davalının şirket adı olarak kullandığı "DİZAYN" adının ticaret sicilinden terkinini ve silinmesini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya ait marka, amblem, işaret veya bunlara benzer hiçbir belirleyici unsuru kullanmadığını ve üretmediğini, müvekkilinin tek başına dizayn adını kullanmadığını ve bu ad ile emtia üretmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki şirketin iştigal alanlarının farklı olduğu, davalının ticaret sicilinde tescilli şekliyle ticaret unvanını aynen kullandığı gibi, internet sitesindeki adının da Dizayn Vida olarak kullanıldığı, bu nedenle davacı şirket ile karışıklığa sebep olamayacağı, unvanlardaki baştaki ilk kelime ortak olsa dahi iştigal alanlarının farklı olması sebebiyle karıştırılmanın söz konusu olmayacağı, kaldı ki her iki şirketin de İstanbul'da faaliyet gösterdikleri, davalı şirketin 06.01.2006 tarihinde ticaret siciline tescilinin yapıldığı, 18.01.2006 tarihli ticaret sicil gazetesinde de tescil ilanının bulunduğu, davacının 4 yıl gibi bir süreyle dava açmayarak davalının dizayn ibaresini unvanında kullanmasına ses çıkarmadığı, sesiz kalmak suretiyle dava açma süresini geçirdiği, unvan terkini talepli dava açılmasının tescil ve ilan tarihinden itibaren makul süre olan 3 yıl içerisinde açılması gerektiği, davadaki tazminat talebinin ve haksız rekabet talebinin de yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar "DİZAYN" ibaresinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesine dayalı olarak davalıya ait ticaret unvanından terkini davasında, dava konusu unvanın ticaret siciline tescili tarihiyle davanın açıldığı tarih arasındaki 3 yıllık sürenin, 4721 sayılı Medeni Kanun’un 2. maddesi anlamında uzunca bir süre sessiz kalınması sonucu dava hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilmesi mümkün olamayacağından mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi isabetli olmamakla birlikte, tarafların ana sözleşmelerinde belirtilen iştigal alanlarının farklı olması nedeniyle anılan ibarenin ticaret unvanından terkinine yönelik davanın reddine dair kararın neticesi bakımından yerinde bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak, dosyaya sunulan broşür örneği ve internet sitesi çıktılarından, davalının www.dizaynvida.com alan adı ile birlikte anılan internet sitesinde ve broşüründe “DİZAYN” asıl unsurlu tanıtma işaretiyle vida ve kovan imal edip, satışını yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı adına tescilli “DİZAYN” asıl unsurlu 2004/8512 sayılı marka kapsamında da metalden mamul vida, vd. emtianın tescilli olması nedeniyle, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b, 9/1-b ve 9/1-e bentlerinin tartışılmaksızın yazılı gerekçeyle davalı kullanımının markasal bir kullanım niteliğinde bulunmadığından bahisle marka hakkına yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15989 E. 2013/22520 K.

    Ortak: · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13619 E. 2011/5925 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/15228 E.  ,  2013/13014 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2012 tarih ve 2010/11-2012/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 1987 yılında kurulan müvekkili şirketin "DİZAYN" adıyla onlarca tescilli markasının bulunduğunu, müvekkili markasının aynı zamanda TPE nezdinde tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı tarafın faaliyet olarak gösterdiği, makine, vida ve kovan emtialarında, müvekkili şirketin markalarının tescilli bulunduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından istifade ederek, haksız kazanç elde ettiğini, tüketicilerin davalı şirketi müvekkili şirket ile bağlantılı olarak karıştırdığını ileri sürerek, marka tecavüzü suretiyle meydana getirilen haksız rekabetin önlenmesini, markaya tecavüz eylemlerinin durdurulmasını, tecavüze konu katalog, broşür vb. evraklara el konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın, reeskont faizi ile davalıdan tahsilini, davalının şirket adı olarak kullandığı "DİZAYN" adının ticaret sicilinden terkinini ve silinmesini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya ait marka, amblem, işaret veya bunlara benzer hiçbir belirleyici unsuru kullanmadığını ve üretmediğini, müvekkilinin tek başına dizayn adını kullanmadığını ve bu ad ile emtia üretmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki şirketin iştigal alanlarının farklı olduğu, davalının ticaret sicilinde tescilli şekliyle ticaret unvanını aynen kullandığı gibi, internet sitesindeki adının da Dizayn Vida olarak kullanıldığı, bu nedenle davacı şirket ile karışıklığa sebep olamayacağı, unvanlardaki baştaki ilk kelime ortak olsa dahi iştigal alanlarının farklı olması sebebiyle karıştırılmanın söz konusu olmayacağı, kaldı ki her iki şirketin de İstanbul'da faaliyet gösterdikleri, davalı şirketin 06.01.2006 tarihinde ticaret siciline tescilinin yapıldığı, 18.01.2006 tarihli ticaret sicil gazetesinde de tescil ilanının bulunduğu, davacının 4 yıl gibi bir süreyle dava açmayarak davalının dizayn ibaresini unvanında kullanmasına ses çıkarmadığı, sesiz kalmak suretiyle dava açma süresini geçirdiği, unvan terkini talepli dava açılmasının tescil ve ilan tarihinden itibaren makul süre olan 3 yıl içerisinde açılması gerektiği, davadaki tazminat talebinin ve haksız rekabet talebinin de yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar "DİZAYN" ibaresinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesine dayalı olarak davalıya ait ticaret unvanından terkini davasında, dava konusu unvanın ticaret siciline tescili tarihiyle davanın açıldığı tarih arasındaki 3 yıllık sürenin, 4721 sayılı Medeni Kanun’un 2. maddesi anlamında uzunca bir süre sessiz kalınması sonucu dava hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilmesi mümkün olamayacağından mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi isabetli olmamakla birlikte, tarafların ana sözleşmelerinde belirtilen iştigal alanlarının farklı olması nedeniyle anılan ibarenin ticaret unvanından terkinine yönelik davanın reddine dair kararın neticesi bakımından yerinde bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak, dosyaya sunulan broşür örneği ve internet sitesi çıktılarından, davalının www.dizaynvida.com alan adı ile birlikte anılan internet sitesinde ve broşüründe “DİZAYN” asıl unsurlu tanıtma işaretiyle vida ve kovan imal edip, satışını yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı adına tescilli “DİZAYN” asıl unsurlu 2004/8512 sayılı marka kapsamında da metalden mamul vida, vd. emtianın tescilli olması nedeniyle, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b, 9/1-b ve 9/1-e bentlerinin tartışılmaksızın yazılı gerekçeyle davalı kullanımının markasal bir kullanım niteliğinde bulunmadığından bahisle marka hakkına yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039446600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.