Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10790 E. 2013/15951 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredili mevduat hesabı (kmh)↗ tüketici kredisi↗ ödeme planı↗ mevduat hesabı↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planının ibraz edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 10.11.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen görevsizlik kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 2 ayrı kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli kredi sözleşmesinin 1. maddesinde tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı bankaca talep edilen tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12021 E. 2014/1039 K.
Ortak:tüketici kredisi · mevduat hesabı · kredi sözleşmesi · ibraz · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli «kredi sözleşmesinin» 1. maddesinde «tüketici kredisi» açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 2 ayrı «kredi sözleşmesine» dayanılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesine dayalı olarak açıldığı, taraflar arasında yasaca tanımlanan «tüketici kredisi» sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği ve bu nedenle uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanun'un 10. maddesinin uygulama olanağının …
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla, davacının talebinin dayandığı sözleşmelerden birinin «tüketici kredisi» sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak bakımından «görevli» olan ve özel mahkeme niteliğinde bulunan tüketici mahkemesince, HMK'nın 30. maddesinde yer alan «usul ekonomisi» ilkesi de göz önünde bulundurularak, her iki talep yönünden de yargılama yapılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · usul ekonomisi
Benzer bu karardaDavacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla, davacının talebinin dayandığı sözleşmelerden birinin «tüketici kredisi» sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak bakımından «görevli» olan ve özel mahkeme niteliğinde bulunan tüketici mahkemesince, HMK'nın 30. maddesinde yer alan «usul ekonomisi» ilkesi de göz önünde bulundurularak, her iki talep yönünden de yargılama yapılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar ve …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8161 E. 2014/14460 K.
Ortak:tüketici kredisi · ödeme planı · mevduat hesabı · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · ibraz · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli «kredi sözleşmesinin» 1. maddesinde «tüketici kredisi» açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde «tüketici kredilerine» ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında «görevsizlik» kararı verilmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı ceza dosyasında davaya konu kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığının, hatta «kredi sözleşmesini» imzalamaya dahi bankaya gelmediklerinin, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığının belirlendiği, dolayısıyla açılan bu krediden davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10470 E. 2014/67 K.
Ortak:tüketici kredisi · ödeme planı · mevduat hesabı · görevsizlik kararı · ibraz · görevli mahkeme · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde «tüketici kredilerine» ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında «görevsizlik» kararı verilmesi mümkün değildir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 10.11.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen «görevsizlik» kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
… kullandırıldığı tarihte ve sonraki süreçte yetkili olan banka şubesi müdürü ve müdür yardımcısı tarafından borcun ödendiğine dair belge verildiği, bu belgeye rağmen «uyuşmazlık konusu» borcun ödenmediğini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı gibi banka şubesi yetkililerince söz konusu borcun ödenmemiş olmasına rağmen böyle bir belge verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, söz konusu banka «görevlileri» hakkında ceza davası açıldığı ve «zimmetlerine» para geçirmekten mahkumiyet kararı verildiği, banka müfettişlerince yapılan soruşturmanın da bu yönde olduğu, banka kayıtlarından borcun ödendiği sonucuna varıldığ …
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… kullandırıldığı tarihte ve sonraki süreçte yetkili olan banka şubesi müdürü ve müdür yardımcısı tarafından borcun ödendiğine dair belge verildiği, bu belgeye rağmen «uyuşmazlık konusu» borcun ödenmediğini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı gibi banka şubesi yetkililerince söz konusu borcun ödenmemiş olmasına rağmen böyle bir belge verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, söz konusu banka «görevlileri» hakkında ceza davası açıldığı ve «zimmetlerine» para geçirmekten mahkumiyet kararı verildiği, banka müfettişlerince yapılan soruşturmanın da bu yönde olduğu, banka kayıtlarından borcun ödendiği sonucuna varıldığ …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10790 E. , 2013/15951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 01/12/2011 tarih ve 2009/530-2011/1116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı ...'a, 10.11.1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesiyle 3.955,62 TL, aynı tarihli kredili mevduat sözleşmesiyle de 2.500 TL kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da her iki kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, davalıların kredi borcunu ödemediğini ileri sürerek tüketici kredisinden kaynaklanan 42.069,25 TL, kredili mevduat kredisinden kaynaklanan 45.262,62 TL olmak üzere toplam 87.331,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planının ibraz edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 10.11.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen görevsizlik kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde 2 ayrı kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli kredi sözleşmesinin 1. maddesinde tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı bankaca talep edilen tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038854500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz