Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8161 E. 2014/14460 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredili mevduat hesabı (kmh)↗ tüketici kredisi↗ ödeme planı↗ mevduat hesabı↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı ceza dosyasında davaya konu kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığının, hatta kredi sözleşmesini imzalamaya dahi bankaya gelmediklerinin, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığının belirlendiği, dolayısıyla açılan bu krediden davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planının ibraz edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12021 E. 2014/1039 K.
Ortak:tüketici kredisi · mevduat hesabı · kredi sözleşmesi · ibraz · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı ceza dosyasında davaya konu kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığının, hatta «kredi sözleşmesini» imzalamaya dahi bankaya gelmediklerinin, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığının belirlendiği, dolayısıyla açılan bu krediden davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesine dayalı olarak açıldığı, taraflar arasında yasaca tanımlanan «tüketici kredisi» sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği ve bu nedenle uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanun'un 10. maddesinin uygulama olanağının …
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Maddesinde düzenlenen «tüketici kredisi» sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat sözleşmesi · usul ekonomisi · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBu itibarla, davacının talebinin dayandığı sözleşmelerden birinin «tüketici kredisi» sözleşmesi olması nedeniyle, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak bakımından «görevli» olan ve özel mahkeme niteliğinde bulunan tüketici mahkemesince, HMK'nın 30. maddesinde yer alan «usul ekonomisi» ilkesi de göz önünde bulundurularak, her iki talep yönünden de yargılama yapılması gerekirken, anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar ve …
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklarının bir kısmının tüketici «kredi sözleşmesinden» bir kısmının da kredili «mevduat sözleşmesinden» kaynaklandığını ileri sürmüş, bunlara ilişkin olarak 13/11/1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesi ile 13/11/1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesini dosyaya «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10470 E. 2014/67 K.
Ortak:tüketici kredisi · ödeme planı · mevduat hesabı · görevsizlik kararı · ibraz · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · uyuşmazlık konusu · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… kullandırıldığı tarihte ve sonraki süreçte yetkili olan banka şubesi müdürü ve müdür yardımcısı tarafından borcun ödendiğine dair belge verildiği, bu belgeye rağmen «uyuşmazlık konusu» borcun ödenmediğini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı gibi banka şubesi yetkililerince söz konusu borcun ödenmemiş olmasına rağmen böyle bir belge verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, söz konusu banka «görevlileri» hakkında ceza davası açıldığı ve «zimmetlerine» para geçirmekten mahkumiyet kararı verildiği, banka müfettişlerince yapılan soruşturmanın da bu yönde olduğu, banka kayıtlarından borcun ödendiği sonucuna varıldığ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10790 E. 2013/15951 K.
Ortak:tüketici kredisi · ödeme planı · mevduat hesabı · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · ibraz · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı ceza dosyasında davaya konu kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığının, hatta «kredi sözleşmesini» imzalamaya dahi bankaya gelmediklerinin, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığının belirlendiği, dolayısıyla açılan bu krediden davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli «kredi sözleşmesinin» 1. maddesinde «tüketici kredisi» açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde «tüketici kredilerine» ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.08.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında «görevsizlik» kararı verilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili «mevduat hesabı» sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında «tüketici kredisi» sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri «ödeme planının» «ibraz» edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 10.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istek halinde dosyanın «görevli» ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8161 E. , 2014/14460 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ 30/10/2013
NUMARASI 2009/561-2013/1738
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 30/10/2013 tarih ve 2009/561-2013/1738 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı M.. A..'a 20.10.1998 tarihli kredi sözleşmesi ile 2.500 TL'lik kredi kullandırıldığını, diğer davalının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcu teminat altına aldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlulara ihtarname gönderilerek kredi borcunun faiz ve ferileriyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, 67.472,84 TL alacağa fazlaya ve hesap hatasına ilişkin her türlü hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 05/10/2009 tarihinden itibaren %153 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, BSMV'nin de sözleşme gereği davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
[…]. K.. vekili, müvekkilinin davacı bankadan kredi kullanmadığını, bu durumun Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava ile de tespit edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/360 Esas sayılı ceza dosyasında davaya konu kredinin bu davalılarca alınıp kullanılmadığının, hatta kredi sözleşmesini imzalamaya dahi bankaya gelmediklerinin, işlemlerin banka çalışanlarınca tamamlandığının belirlendiği, dolayısıyla açılan bu krediden davalı şahısların hukuken sorumlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planının ibraz edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu nedenle davacı banka ile davalılar arasında anılan Yasa'nın 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102169900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz