6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık sıfatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3068 E. 2012/2627 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık sıfatı güven ilişkisi ortaklıktan çıkma limited şirket ortaklığı delil değerlendirmesi hükümsüzlüğün tespiti şirketin feshi malvarlığına ilişkin dava genel kurul kararının iptali ortaklar kurulu kararı aktif husumet derdestlik ifa fesih tüzel kişilik ortaklık ilişkisi limited şirket ek tasfiye yetkisizlik kararı menfi tespit dava sebebi temsil husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 551

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 10.03.2008 tarihli Ortaklar Kurulunda alınan 2 nolu karar yönünden, araç satımının şirketin içinde bulunduğu durumun gereği olduğundan davacının kullandığı aracın satışa çıkarılmasında hukuka aykırılık olmadığı, kaldı ki, davacının müdürlük görevini icra etmesi zarfında araca gereksinim duyması halinde, şirketten talepte bulunarak kendisine araç tahsis edilmesini talep etmesinin mümkün olduğu, 3 nolu karar yönünden, davacının şirketi temsil yetkisinin sınırlandırılmasının TTK.m. 381’e aykırılık teşkil etmediği, 4 nolu karar yönünden, davacıdan talep edilecek meblağın ortaklar kurulunda belirtilenden farklı olarak ortaya çıkması ihtimalinde, duruma göre söz konusu kararın iptali veya davacıya şirket tarafından yöneltilecek ifa talebinin bir kısmî menfi tespit davasıyla karşılanmasının söz konusu olabileceği, 6 nolu karar yönünden, davacının ve diğer davalının müdürlük sıfatı muhafaza edildiğine göre, her bir müdüre şirketteki konumuna göre bir ücret tahakkuk ettirilmesi, eşitlik ilkesinin mutlak bir sonucu olduğu, bu açıdan, kararın iptale tabi olduğu, haklı sebebin varlığından söz edebilmek için, bu sebebin, davacıyla şirket arasındaki ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi adil kılacak nitelikte olması gerektiği, davacı tarafından ileri sürülen olgular ve tanık beyanları, taraflar arasındaki anlaşmazlıklara açıkça işaret etse de, bu anlaşmanın haklı sebeple çıkarılmaya veya feshe yol açmayacağı, davacının kendi kusuruyla söz konusu haklı sebebin (güven ilişkisinin zedelenmesinin) oluşumuna katkıda bulunduğu, her ne kadar genel kurul kararlarının iptali ve ortaklıktan çıkma ve şirket feshi davaları, bilirkişilerce belirtildiği gibi ortaklık tüzel kişiliğine yönetilmesi gerekirse de dava dilekçesinde davalı olarak ortaklık adı ile yöneticilerin adı da yazıldığından davaların ortaklık aleyhine açıldığının kabulünün gerektiği, asıl davada davalı şirketin 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulunun 6 nolu alınan kararın iptaline, aşan istemin reddine, birleşen davanın ise kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.

.../...

2010/3068

2012/2627 Sf-3-

1- Asıl dava, 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti, birleşen dava, davacının TTK 551/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesi, davacının hissesinin diğer ortaklar tarafından reel değeri karşılığında satın alınması, TTK 551/4. maddesine göre esas sermayeyi aşan şirket malvarlığından ödenmesi, bu mümkün olmaz ise şirketin fesih ve tasfiyesi, tasfiye sonucu ortaya çıkacak alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dairemiz tarafından yapılan mürafaa sırasında davalı vekili tarafından davacının şirketten çıkmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği ileri sürülmüş, davacı vekili ise kararın iptali hususunda açılan davanın derdest olduğunu savunmuştur. Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca ortaklık sıfatına bağlı olarak açılan iş bu davada ortağın bu sıfatının dava sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davacı ...’in davalı limited şirketteki ortaklığının sona erdiği yönündeki davalı tarafından sunulan deliller değerlendirilerek aktif husumet yönünden durum açıklığa kavuşturulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, alacaklı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13436 E. 2012/17315 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12323 E. 2014/14277 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3068 E.  ,  2012/2627 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVADA DAVACI ...

VEKİLİ Av. ... Özacak

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVADA DAVALILAR 1-Teknosite Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

2-...

3-...

VEKİLİ Av. ...

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2008/296-2009/489 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/02/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Ahmet Buhari ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, Teknosite Sağlık Hizmetleri Limited şirketinin % 25 hissedarı olduğunu, davalı iki ortağın da dava dışı şirkette % 25 ve % 50 paya sahip bulunduklarını, uzun süreden beri müvekkili ile diğer ortaklar arasında başgösteren uyuşmazlıkların düzelmediğini, davacının katılma haklarını kullanılması, hissesinin değerinin belirlenmesi ve gerektiğinde payını diğer ortaklara veya üçüncü bir kişiye devredilebilmesine yönelik istemlerinin dikkate alınmadığını, davalıların şirketin aldığı krediler için davacının rehnettiği iki taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması karşısında hisselerini devralma yönündeki isteklerini müvekkiline bildirdiklerini, bu oransız ve haksız istemin reddedildiğini, müvekkilinin şirketten uzaklaştırıldığını, haklarını izleyemez hale getirildiğini, müvekkilinin sağlık problemleri nedeniyle hazır olamadığı 10.03.2008 tarihli bir toplantı yapıldığını, bu toplantının davacıyı zarara uğratmak amacıyla gerçekleştirildiğini, yeni toplantı tarihinin davalılarca kabul edilmediğini, davacı tarafından gönderilen temsilcinin de toplantıya alınmadığını, dava tarihi itibariyle davacının son altı aydır davalılarca şirkete alınmadığını, 10.03.2008 tarihli toplantıda alınan kararların müvekkiline 17.03.2008 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak bu toplantıda 2, 3, 4 ve 6 ncı maddesinde alınan kararların hukuka uygun bulunmadığını ileri sürerek, 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın ortaklık aleyhine değil ortaklar aleyhine açıldığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, ortaklığın sulhen çözümünden yana bir yaklaşım göstermediğini, davacının hükümsüzlüğünü ileri sürdüğü 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların esasen davacının da olumlu oy verdiği 08.09.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının icrasına yönelik olduğunu, davacının ayrılmak payını önce 250.000 YTL, daha sonra da 187.500 YTL olarak talep ettiğini, halbuki davacının ayrılma payının reel olarak tespit edileceğini, şirket borçları düştükten sonra varsa alacağının kendisine ödeneceğini, müvekkil şirket ortaklar kurulunun 10.03.2008 tarihinde aldığı kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

.../...

2010/3068

2012/2627 Sf-2-

İşbu dava dosyası ile birleşen 2008/297 esas sayılı dosyada davacı ... Sendur Ülkenciler vekili, davacının dava dışı şirketin kuruluşundan bu yana ortağı olduğunu ve şirketin gelişimine büyük katkı sağladığını, buna karşılık şirketin 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacının tüm yetkilerinin elinden alındığını, davacıyla davalılar arasında uyuşmazlığın boyutunun artık giderilemez durumda olduğunu, davalıların bu tutum ve davranışlarıyla davacıyı şirketten uzak tuttuğunu ve 2007 Eylül ayından itibaren şirketle olan ilişkisini kestiğini, müvekkilinin son altı aylık süre içinde şirkete dahi alınmadığını, davacının şirketten kâr payı alamadığını ileri sürerek, davacının TTK 551/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, tasfiye işleminin müvekkil hissesinin diğer ortaklar tarafından reel değeri karşılığında satın alınmasına, TTK 551/4.

maddesine göre esas sermayeyi aşan şirket malvarlığından ödenmesine, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucu ortaya çıkacak alacağın ihtar tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline, 2007 Eylül ayından itibaren şirketin reel kârından müvekkil hissesine düşen kısmın hesaplanarak ödenmesine, ayrılma akçesinin sermayeyi aşan kısımdan ödenmesi söz konusu olmazsa, bu takdirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, şirkete dava dışı Hüseyin Kabakçı’dan satın alınan distrübütörlüğün şirketi zarara soktuğunu, davacının dava dışı Kabakçı ile birlikte şirket aleyhine faaliyet gösterdiğini, davacının başka şirketler adına ihale takipçiliği yaptığını, personel içinde huzursuzluk çıkardığını, şirkete yapılan hiçbir davete icabet etmediğini, şirketin aracına ceza kesilmesine yol açacak tavırlar içine girerek şirketi zarara uğrattığını, davacı yüzünden dava dışı şirketin bir çok müşteriyle ilişkisinin kopma noktasına geldiğini, davacının şirketin parasıyla seyahat ettiğini ve bu iş seyahatleri sonucunda şirkete rapor vermekten kaçındığını, davacının bilerek uyuşmazlık çıkardığını, hak etmediği halde şirketten payını alarak ayrılmaya gayret ettiğini, davacının şirketten ayrılmasının bir zaruret olduğunu, bununla birlikte haklı nedene istinaden bunu talep etme hakkının esasen şirkete ait olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 10.03.2008 tarihli Ortaklar Kurulunda alınan 2 nolu karar yönünden, araç satımının şirketin içinde bulunduğu durumun gereği olduğundan davacının kullandığı aracın satışa çıkarılmasında hukuka aykırılık olmadığı, kaldı ki, davacının müdürlük görevini icra etmesi zarfında araca gereksinim duyması halinde, şirketten talepte bulunarak kendisine araç tahsis edilmesini talep etmesinin mümkün olduğu, 3 nolu karar yönünden, davacının şirketi temsil yetkisinin sınırlandırılmasının TTK.m. 381’e aykırılık teşkil etmediği, 4 nolu karar yönünden, davacıdan talep edilecek meblağın ortaklar kurulunda belirtilenden farklı olarak ortaya çıkması ihtimalinde, duruma göre söz konusu kararın iptali veya davacıya şirket tarafından yöneltilecek ifa talebinin bir kısmî menfi tespit davasıyla karşılanmasının söz konusu olabileceği, 6 nolu karar yönünden, davacının ve diğer davalının müdürlük sıfatı muhafaza edildiğine göre, her bir müdüre şirketteki konumuna göre bir ücret tahakkuk ettirilmesi, eşitlik ilkesinin mutlak bir sonucu olduğu, bu açıdan, kararın iptale tabi olduğu, haklı sebebin varlığından söz edebilmek için, bu sebebin, davacıyla şirket arasındaki ortaklık ilişkisini sona erdirmeyi adil kılacak nitelikte olması gerektiği, davacı tarafından ileri sürülen olgular ve tanık beyanları, taraflar arasındaki anlaşmazlıklara açıkça işaret etse de, bu anlaşmanın haklı sebeple çıkarılmaya veya feshe yol açmayacağı, davacının kendi kusuruyla söz konusu haklı sebebin (güven ilişkisinin zedelenmesinin) oluşumuna katkıda bulunduğu, her ne kadar genel kurul kararlarının iptali ve ortaklıktan çıkma ve şirket feshi davaları, bilirkişilerce belirtildiği gibi ortaklık tüzel kişiliğine yönetilmesi gerekirse de dava dilekçesinde davalı olarak ortaklık adı ile yöneticilerin adı da yazıldığından davaların ortaklık aleyhine açıldığının kabulünün gerektiği, asıl davada davalı şirketin 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulunun 6 nolu alınan kararın iptaline, aşan istemin reddine, birleşen davanın ise kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.

.../...

2010/3068

2012/2627 Sf-3-

1- Asıl dava, 10.03.2008 tarihli ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti, birleşen dava, davacının TTK 551/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesi, davacının hissesinin diğer ortaklar tarafından reel değeri karşılığında satın alınması, TTK 551/4. maddesine göre esas sermayeyi aşan şirket malvarlığından ödenmesi, bu mümkün olmaz ise şirketin fesih ve tasfiyesi, tasfiye sonucu ortaya çıkacak alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dairemiz tarafından yapılan mürafaa sırasında davalı vekili tarafından davacının şirketten çıkmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği ileri sürülmüş, davacı vekili ise kararın iptali hususunda açılan davanın derdest olduğunu savunmuştur.

Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca ortaklık sıfatına bağlı olarak açılan iş bu davada ortağın bu sıfatının dava sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davacı ...’in davalı limited şirketteki ortaklığının sona erdiği yönündeki davalı tarafından sunulan deliller değerlendirilerek aktif husumet yönünden durum açıklığa kavuşturulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, alacaklı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı -Teknosite Sağlık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 23/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

27/02/2012 - S.C

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036851500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.